Gündem

Atatürk ve darbe

‘Darbe’ heveslisi içinde olanlar Atatürk’ü ve yaptıklarını mı örnek alıyor? Türker Alkan, Radikal'deki köşesinde bu soruya yanıt verdi.

20 Mart 2009 02:00

80 yıl sonra bugün, hala Kürt sorununun  yaşanmasının temelinde Atatürk devrimleri mi var? ‘Darbe’ heveslisi içinde olanlar Atatürk’ü ve yaptıklarını mı örnek alıyor? ‘Devrimler’i halka rağmen mi yaptı? Radikal gazetesi yazarı Türker Alkan, bugünkü köşesinde (20 Mart 2009) bu sorulara yanıt verdi. İşte Alkan’ın o yazısı.


Atatürk ve darbe

Balbay’ın yazdığı söylenen günlüklerle ilgili yazısında Ahmet Altan askeri darbelerden söz ederken, suçluyu da parmağıyla işaret ediyor: Atatürk! “Atatürk yaptıklarını ‘halka rağmen’ yapmasaydı, bugün Kürt meselesi de, din meselesi de olmazdı bu ülkede. O meseleleri hallederek ilerlerdik. Belki Atatürk iktidarda o kadar uzun süre kalmazdı, o zaman ama burası daha doğal ve daha mutlu bir toplum olabilirdi. Bugün Atatürk’ü örnek aldıklarını söyleyen bu darbecilere baktığımızda...”

Nereden başlamalı bilmiyorum. Atatürk’ün daha uzun süre iktidar olmak için reformları yaptığı iddiasını ciddiye almak zor. Gerçekten bu işleri koltuk için yapsa, ‘halka rağmen’ değil, ‘halkın alkışlayacağı’ işler yapması daha doğru olmaz mıydı? Atatürk’ün dini sömürerek iktidarda kalmasını engelleyecek bir güç var mıydı?

İkincisi, 80 yılı aşkın bir cumhuriyet tarihimiz var.

Bu sürenin sadece 15 yılında Atatürk iktidar olmuştur. Geri kalan zamanda çoğu kez tutucu ve dindar iktidarlar ülkeyi yönetti, Şimdikiler gibi.

Demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, ekonomik kalkınma, etnik ve kimlik sorunları gibi hâlâ çözüm arayan pek çok sorunu, neden durup durup Atatürk’ün hanesine yazarlar, neden daha sonra gelen yönetimlerin sırtını sıvazlarlar, anlamak mümkün değil.

Üçüncüsü, Atatürk, hiçbir zaman askerlerin siyasete müdahalesini onaylamadı. İttihat ve Terakki döneminde de, Cumhuriyet kurulduktan sonra da bu tavrını sürdürdü.

Onaylamadığını açıkça söylediği bir şey için durup durup Atatürk’ü suçlamak neden?

Dördüncüsü, Atatürk bir diktatör müydü? Evet, bir diktatördü. Fakat sağ ve sol totaliter rejimlerin kol gezdiği bir dönemde, bazı temel reformları gerçekleştirmenin bir aracı olarak gücünü kullandı. Kendisinin bir diktatör olarak nitelenmesinden hiç hoşlanmadı, hep bir demokratik düzen özlemiyle yaşadı.

Beşincisi, siyasal yönetim biçimleri ve rejimler bir boşlukta oluşmaz, bazı toplumsal, kumsal, kültürel, ekonomik temellere dayanmaları gerekir. “Atatürk niye demokrasiyi gerçekleştirmedi” diyenlere sormak gerekmez mi, neden Menderes, Demirel, Özal ve çok parti döneminin diğer liderleri demokrasiyi gerçekleştirme konusunda yeterli çaba göstermediler?

Altıncısı, Atatürk devrimi uzun dönemde demokrasiyi engellemediği gibi, tam tersine, demokrasinin temelini oluşturacak ortamı hazırlamıştır. Şeriat hukukunun geçerli olduğu, kadınların sokağa çıkmasının bile sorgulandığı, halkın yüzde 90’ının okur-yazar olmadığı
ve köylerde yaşadığı, iş bölümünün ve uzmanlaşmanın yaygın olmadığı, kişi başına ulusal gelirin 45 doları bulduğu, bitmeyen savaşların perişan ettiği, ekmeğin karneyle satıldığı bir ülkede demokrasi olmaz mıydı, demeyin. Olurdu elbet. Suudi Arabistan’da ve Afganistan’da olduğu kadar bizde de olurdu.

İkide bir “Türkiye en gelişmiş ve demokratik İslam ülkesidir” diye övünüyorsak, bunun arkasında Atatürk’te simgeleşen ‘Türk Devrimi’ yatmaktadır.

Yedincisi, Türk Devrimi’nin en temel özelliği, tam bir ‘modernleşme hareketi’ olmasıdır. Bu devrim hareketinde çok önemli bir yeri olsa da, Atatürk tek önder değildir. İkinci Mahmut, Abdülmecit, İsmet İnönü... Hatta isterseniz Turgut Özal bile bu modernleşme hareketinin parçaları olarak görülebilir. Bundan sonraki aşamalarında AB’ye giriş ve demokrasinin olgunlaşma süreci yaşanabilir.

Atatürk ve Atatürkçülük, ancak modernleşmenin genel şeması içinde anlamlı bir yere oturtulabilir.

“Atatürk devrimlerini korumak için askeri darbe yapalım” diyenlere gelince... Biraz tarih ve sosyoloji bilselerdi böyle konuşmazlardı.

ETİKETLER

haber