Gündem
BBC Türkçe

Ankara Üniversitesi akademisyenlerinden ihraçlara tepki

Son OHAL KHK'sı ile Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde 117 akademisyen ihraç edildi. Bazı akademisyenler, öğrenciler ve milletvekillleri Cebeci Kampüsü'nde buluşarak ihraç kararlarını protesto etti.

09 Şubat 2017 21:32

Türkiye'de olağanüstü hâl (OHAL) kapsamında Salı gecesi yayımlanan yeni Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile toplam 4 bin 464 kişi kamu görevinden atıldı. KHK ile binlerce kamu görevlisinin yanı sıra 330 akademisyen de üniversitelerden ihraç edildi.

Böylece OHAL KHK'ları ile üniversitelerden ihraç edilen akademisyen sayısı 4 bin 808'e yükseldi.

157 yıllık Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde (Mülkiye) 117 akademisyen ihraç edildi.

KHK ile yeni ihraçlar: 4 bin 464 kamu görevlisi işten atıldıOHAL'de ihraç edilen akademisyenler: 'Nitelik o binalarla sınırlı değil'

Bazı akademisyenler, öğrenciler ve milletvekillleri Çarşamba günü Cebeci Kampüsü'nde buluştu ve ihraç kararlarını protesto etti. Twitter üzerinden canlı yapan Mülkiyeli akademisyenler ve mezunlar, fakülteye yönelik ihraçlara karşı eylem birliği gerektiğini söylüyor.

Mülkiye'nin, aralarında ihraç edilen akademisyenlerin de bulunduğu çok sayıda öğretim görevlisi ise Dekan Vekili Kadir Gürdal ile görüştü ve Rektör Erkan İbiş'i yazılı olarak istifa davet etmek istediklerini belirtti.

Ankara Üniversitesi akademisyenleri KHK'ların yayımlanmaya başladığı 1 Eylül'den bu yana ihraçlardan, 2012'de göreve gelen Erkan İbiş'in sorumlu olduğunu ve İbiş yönetiminin demokrat akademisyenleri hedef aldığını savunuyor.

BBC Türkçe, Rektör Prof. Erkan İbiş'le de görüşmek istedi ancak ekibinden, kendisinin yurtdışında olduğu gerekçesiyle bu görüşmenin mümkün olamayacağı yanıtını aldı.

Mülkiyeliler Birliği Yönetim Kurulu da ihraçlar ile ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamada Mülkiye için, 'Unutulmamalıdır ki 12 Mart ve 12 Eylül darbecilerinin dağıtmaya çalıştığı bu gelenek 157 yıldır varlığını sürdürüyor ve sürdürmeye devam edecektir' ifadeleri yer aldı.

BBC Türkçe'ye konuşan YÖK Basın Müşaviri Şener Aslan, üniversitelerde yapılan ihraç listelerinin üniversite yönetimleri tarafından kurulan komisyonlarca belirlendiğini, YÖK'ün bu listelere müdahalesinin olmadığını söylemişti.

YÖK: İhraçlarda inisiyatif üniversitelerde

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi akademisyenlerinden Barış Ünlü ise ihraç edileceğini beklediğini çünkü bir süredir beklediği yıllık iznini alamadığını söylüyor.

Ünlü de, Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde barış için akademisyenler bildirisine imza atan akademisyenlerin hedef alındığını belirtiyor:

"İhraçların süreceğini beklesek de bu çapta bir şeyi beklemiyordum. Bugün atılan 20'den fazla akademisyenle beraber siyasalda toplamda yaklaşık 100 imzacı tümüyle tasfiye edilmiş oldu."

Ankara Üniversitesi'nden ihraç edilen akademisyenlerin ortak kanaati, rektör Erkan İbiş'in göreve başladığı 2012 yılından beri üniversitede anti demokratik politikaların arttığı yönünde.

Ünlü de konuştuğumuz diğer akademisyenler gibi, üniversiteden yüzlerce akademisyenin ihraç edilmesinde Erkan İbiş'in rolü olduğunu söylüyor:

"Erkan İbiş, Türkiye'deki üniversiteler içinde bu tasfileyerin en önde gelen uygulayıcısı durumunda. Göreve geldiğinden bu yana muhalif akademisyenlere, siyasala ve İLEF'e büyük baskı uyguladı. Siyasalda İbiş'ten sonra akademisyenlere 60'dan fazla soruşturma açıldı.

"Barış bildirisine imza atmamızdan önce başlayan bu süreçte kraldan fazla kralcı olarak, rektörler arasında öncü oldu. Ankara Üniversitesi'nin sonu kendi rektörüyle getirildi."

Ünlü, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin Türkiye'nin en eski siyasal kurumlarından biri olduğunu hatırlatarak, "Fakülte 160 yıllık tarihindeki en büyük darbeyi aldı. Özellikle Siyasal ve İLEF, Türkiye'nin düşünsel ve entellektüel çöl ortamında az bulunan özgürlükçü bir vahadır. Fakat iktidarın bu vahaya bile tahammülü bile yok" diyor.

Türkiye'nin en köklü ve çok sayıda gazeteci yetiştirmiş iletişim fakültelerinden Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde (İLEF) son ihraçlarla beraber 24 akademisyenin görevine son verildi.

İhraç edilen akademisyenlerin hemen hepsi sol görüşlü, Eğitim-Sen üyesi ve "Barış İçin Akademisyenler" bildirisine imza atmış kişiler.

'Barış İçin Akademisyenler' bundan sonra ne yapacak?

İLEF akademisyenlerinden Funda Başaran da, rektör Erkan İbiş'in akademisyenlere yönelik baskılarının özellikle 1 Eylül'de başlayan KHK'larla birlikte ihraçlar boyutuna taşıdığını anlatıyor:

"1 Eylül KHK'sından beri zaten özellikle barış için akademisyenler bildirisine imza atmış arkadaşlar ihraç ediliyor. Rektör Erkan İbiş ondan önce de çok yoğun baskılarla, soruşturmalarla, yıllık izinlerimizi vermeyerek ve derslerimi kapatarak mobbing uyguluyordu. En son fakültenin İnsan Hakları Merkezi'ni ve araştırma merkezlerini rektörlüğe bağlayıp bizden uzaklaştırdı."

Başaran, İLEF'e 1996 yılında girdiğini ve o zamandan bu yana mensubu olmaktan gurur duyduğunu fakat fakültenin ihraçlarla büyük darbe yediğini anlatıyor:

"Artık İLEF diye bir yerin kalmaması beni çok üzüyor. Şu andan itibaren Ankara Üniversitesi'ne rengini veren fakülteler sadece dört duvardan ibaret. O dört duvara nasıl fakülte denecek, Ankara üniversitesine nasıl üniversite denecek bilmiyorum. Kendi durumumdan çok üniversitenin geleceğinden kayıgılıyım."

Her sene yüzlerce gazetecilik öğrencisine eğitim veren fakültede şu an yas havası hakim.

Başaran, "Malum medya ortamında öğrencileri gazeteci olmaya motive edecek zaten çok faktör kalmıştı. Bizler gerçek gazeteciliğin nasıl olması gerektiğini anlatarak onları motive etmeye çalışıyorduk" diyor.

1 Eylül'den bu yana KHK'larla akademide yapılan ihraçların gerekçesi ve soruşturma süreçleri merak ediliyor.

Binlerce akademisyen, gerekçenin ne olduğunu bile bilmeden, çoğunlukla gece yarısı yayımlanan KHK listelerinde ismini bulup meslekten ihraç edildiğini öğreniyor.

Eylül'den bu yana ihraçlara yönelik sessizliğini koruyan ve resmi bir açıklamada bulunmayan YÖK, dün BBC Türkçe'ye 'ihraçlardan üniversite yönetimlerinin sorumlu olduğunu ve tüm yetkinin üniversitelere verildiğini' açıkladı. YÖK Basın Müşaviri Şener Aslan, 'İhraçlara yönelik tüm inisiyatif üniversitelerde. Kişileri üniversiteler belirliyor ve YÖK'ün bununla ilgili bir takibi yok' dedi.

Aslan'ın verdiği bilgiye göre, ihracı konusunda haksızlığa uğradığını düşünen bir akademisyen, itirazını yine kendi okuluna sunmak zorunda.

YÖK, haksızlığa uğradığına inanan akademisyenler için üniversitelerde ya da kendi bünyesinde bir denetim mekanızması kurmadı.

Aslan, "Biz neden üniversitelerdeki 'ihraç etme ve itiraz kabul etme' aşamalarının nasıl işlediğini takip edelim ki? Hem 'Üniversitelere dokunmayın, YÖK üniversiteleri özgür bıraksın diyorlar, hem de YÖK neden üniversiteleri denetlemiyor diyorsunuz" dedi.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden ihraç edilen başka bir akademisyen Dinçer Demirkent, ihraçların fakültenin geleceğini nasıl etkileyeceğini sorduğum anda Demirkent, "Artık fakülte kalmadı" diyor.

Mülkiye'de ortak kanaat, fakültenin yüzyıllık özgürlükçü geçmişine ve ruhuna yönelik bir kıyım gerçekleştirildiği yönünde.

Demirkent de, "Yeni bir Mülkiye inşa etmek için eskisinin içini boşaltıyorlar. Bu KHK'nın ötesinde Mülkiye'ye karşı daha kapsamlı bir harekatın yapıldığını düşünüyorum" diyor ve ekliyor:

"Biz bunun olacağını öngörmüştük. Bu kadar büyük çapta ve hemen olacağını düşünmemiştik sadece. Fakülte hala fakülteyken, akademik kurullarda tartıştığımız konulardı bunlar."

Dinçer Demirkent, Siyasal'da yaklaşık 3 bin lisans ve yüksek lisans öğrencisi bulunduğunu ve tamamının öğreniminin etkilececeğini söylüyor:

"Bizim fakültemiz Türkiye'nin en önemli siyasal bilimler fakültelerinden biridir. Çok fazla sayıda ve her bölümden lisans üstü öğrencileri var ve akademisyen yetiştirir. Dolayısıyla birçok yüksek lisans öğrencisi şu an danışmansız kaldı.

"Lisans öğrencileri de önemli oranda etkilenecek. Mesela benim bugün bir sınav yapmam gerekiyordu ama artık yapılamayacak."

Mülkiye, her siyasi dönemde devlete insan yetiştiren bir kurum.

Dinçer Demirkent de, 2001 yılında Mülkiye'ye öğrenci olarak girdiğini ve kurdukları öğrenci derneğinde Mülkiye'nin "devletli" yapısını eleştirdiklerini söylüyor:

"Mülkiye, Osmanlı modernleşmesi içerisinde önemli bir kurum olarak kuruldu. O dönemden başlayarak çok sayıda devlet adamı, bürokrat, siyasetçi yetiştirdi. Ve diğer yandan da başka bir eleştirel gelenek var. İşin ilginci o eleştirel gelenek de neredeyse kuruluş döneminde başlıyor."

"Mülkiye, hem devlet bürokrasisine insan yetiştiren hem de eleştirel düşünceyle gerçek anlamda bir üniversite idealini kendi içerisinde oluşturabilmiş bir kurum. Bu nedenle 1980 darbesinde de en ciddi zulme maruz kalmış bir fakülteydi, bugün de topyekün yok edilen fakülte."

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştir