Gündem

Alper Görmüş: Şimdi ses çıkaranlar ordu hukuku çiğnediğinde neredeydi?

Taraf yazarı Alper Görmüş, Berlin'de yayımlanan Der Tagesspiegel gazetesinde Ahmet Şık'ın

09 Haziran 2011 03:00

T24 - Taraf yazarı Alper Görmüş, Berlin'de yayımlanan Der Tagesspiegel gazetesinde Ahmet Şık'ın Ergenekon davasından tutuklanmasının medyada "büyütülmesini" eleştirdi. "Nokta dergisine baskın yaptırdığında neredeyse hiç kimse bunu protesto etmedi" diyen Görmüş, devlet ve ordu hukuku çiğnediğinde medyanın sessiz kaldığını dile getirdi.

Alper Görmüş Taraf gazetesindeki "Medyaironik" adlı köşesinde gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener'in tutuklanmasını protesto edenleri eleştirdiği "Susamam çünkü Ergenekon benim de davam" başlığı ile yayımlanan 27 Mayıs 2011 tarihli yazısında "Diyebilirsiniz ki, Ahmet Şık senin arkadaşın; susabilirsin. Ben de diyorum ki, hayır, susamam, çünkü Ahmet Şık benim arkadaşımsa, Ergenekon da benim davamdır" sözleriyle tepki çekmişti.


Alper Görmüş, Der Tagesspiegel'de yayımlanan metnin çevirisinde sapmalar olduğu gerekçesiyle gazetede Almanca yayımlanan yazısının Türkçe orjinal metnini yolladı


Görmüş'ün "Tutuklu gazeteciler diyarı Türkiye" başlığı ile Der Tagesspiegel'de yayımlanan (3 Haziran 2011) yazısının Türkçe çevirisi şöyle:

Türkiye yüzlerce gazetecinin hükümeti eleştirdiği için mahkemeye çıkartıldığı bir ülke gibi görülüyor. Halbuki Türkiye'de asıl tehlikeli olan hükümeti değil orduyu eleştirmektir.

Üstünkörü bir bakışla Türkiye yüzlerce gazetecinin hükümeti eleştirdikleri için mahkemeye verildiği bir ülke gibi görünüyor. Gerçekten de Türkiye'de birkaç yüz gazeteci dava edilmiştir. Ama çoğu kendisini hükümet muhalifi olarak niteleyen gazetelere yazmıyor - hükümete yakınlığıyla tanınan gazetelerde ve televizyonlarda çalışıyorlar. Okurlarımın kafasını biraz daha karıştırayım: Bu gazeteciler, Ergenekon çetesi üyesi askerlerle sivillerin darbe teşebbüsleri hakkında yazdıkları için dava ediliyor.

Savcılar ve hakimler yasakçı bir zihniyetle işe girişip gazetecilere karşı dava sayısını artırıyorlar. Sistem askerin egemenliği altında ve yargı bu sistemde ordunun en önemli müttefiki. Böylece bir taşla iki kuş vurmuş oluyorlar: Bir yandan kamuoyunu Ergenekon'un darbe teşebüsleri hakkında bilgilendirmek isteyen gazetecileri sindiriyorlar. Öte yanda hükümeti, gazetecilere dava üzerine dava açtırdığı izlenimini yaygınlaştırıp karalamış oluyorlar.

Bu karalama harekatının nasıl da iyi çalıştığı gazeteci Ahmet Şık'ın tutuklanmasına gösterilen tepkilerle ortaya çıkmıştır. Tutuklamalar eleştirel basını susturma çabasının zirvesi olarak lanse edildi. Şık soruşturmasında Fethullah Gülen hareketi hakkındaki bir kitap söz konusu olduğundan, hükümetin yanında Gülen hareketi de hedef tahtasına oturtuldu. Şık'ın kitabı bir terör örgütünün belgesi olduğu savıyla yasaklandığı için Batı'da, Türkiye' de basın özgürlüğünün en karanlık günlerini yaşadığı izlenimi pekişti. Bu yanlış izlenim olaylara yüzeysel bakmaktan ileri geliyor.

Şık'ın kitabı, Ergenekon soruşturması kapsamında izlenmekte olan bir internet sayfası tarafından yüklenmiştir. Savcının ifadesine göre metnin kenarındaki notlar, Ergenekon'un yazarı yönlendirdiğine işaret etmektedir. Ayrıca savcı metni bir terör grubunun dökümanı olarak değerlendirmiştir ve mahkemeden resmi yasak kararı çıkarttırmıştır. Kitabın, Gülen hareketinin sözde karanlık yüzü hakkında yeni kanıtlar içerdiği savıyla yasaklandığı iddiası sonunda kof çıkmıştır: Metin internette yaygınlaştırıldığında yeni bir şey içermediği hemen anlaşılmıştır.

Ahmet Şık'ın hikayesi basın özgürlüğü açısından tabii ki sorunludur. Ama Türkiye'de olayları hep siyasi motiflerle yorumlamak yönünde güçlü bir eğilim vardır. Ben Ahmet Şık'ın tutuklanmasının, hükümetteki Ak Parti ve Gülen hareketini devlet düşmanı olarak gösterme çabalarına çok iyi malzeme sağladığı için büyütüldüğünü düşünüyorum. 2007 yılında bir askeri mahkeme benim o zamanlar yayın yönetmeni olduğum ve Ahmet Şık'ın da çalıştığı Nokta dergisine baskın yaptırdığında neredeyse hiç kimse bunu protesto etmedi. (...) Şimdi hükümetin ve polisin Şık'ın tutuklanmasında hukuku nasıl çiğnediğinden dem vuran medya, devlet ve ordu hukuku çiğnediklerinde ne yazıkki sessiz kalıyor. Böyle önemli püf noktalarını bilmeden Türkiye'de basın özgürlüğü meselesi anlaşılamaz.

Yazar Türk bir gazetecidir. Nokta dergisinin yayın yönetmeniydi. Yazı işleri ordunun darbe planlarını haber yaptığında arandı, yayınevi sahibi derginin yayınına son verdi.



ETİKETLER

haber