Dünya

Almanya'dan notlar...

24 Mart 2009 02:00

Gürsel Köksal bildiriyor

Almanya İslam Konferansı sallanıyor. Almanya'daki etkin İslam örgütlerinden İslam Toplumu Milli Görüş (İGMG) ve Almanya İslam Toplumu'nun (İGD) yöneticilerine yönelik suç örgütü oluşturmak, yolsuzluk ve yasa dışı yollarla edinilen paralarla aşırı dinci grupları desteklemek gibi suçlarla yürütülen soruşturmanın yankıları sürüyor. Konuya geniş yer veren Frankfurter Rundschau ve Süddeutsche Zeitung'daki haberlerde, her iki örgütün üyesi olduğu İslam Konferansı’nın geleceğinin ve inanırlığının riske girdiği belirtiliyor. Frankfurter Allgemeine Zeitung’da yayınlanan bir yazı da, İGMG ve İGD'nin Federal İçişleri Bakanlığı’nın himayesinde faaliyet gösteren konferanstan çıkarılması gerektiği belirtildi. „Suçlamaların güç kazanması halinde her iki örgütün de İçişleri Bakanı Schaeuble tarafından oluşturulan İslam Konferansı’nı terketmeleri gerekir. Artık bir güven temeli kalmamıştır“ denildi. Tüm gazeteler İGMG Genel Sekreteri Oğuz Üçüncü’nün iddiaları yalanladığı ve asılsız olduklarını ileri sürdüğü açıklamasını yayınladı. Benzer bir çağrı da sosyal demokrat Federal Milletvekili Lale Akgün tarafından yapıldı. Frankfurter Rundschau'ya göre, Akgün'ün radikal görüşleri savunan bu derneklerle görüşmelerin kesilmesi yolunda çağrısı Federal İçişleri Bakanlığı'nca reddedildi. Soruşturmayla tartışmalı hale gelen bir diğer oluşum da aralarında DİTİB'in (Diyanet İşleri Türk İslam Birliği) de yer aldığı işbirliği girişimi KRM (Almanya Müslümanları Koordinasyon Konseyi). Dört örgütün temsilcileri tarafından dönüşümlü olarak temsil edilen ve Alman makamlarının karşısına Almanya'da yaşayan tüm Müslümanların temsilcisi olarak çıkma iddiasındaki KRM, 2007 yılında kurulmuştu. Hatırlanacağı gibi geçen hafta Münih Başsavcılığı’nın 2007’den bu yana yürüttüğü soruşturma kapsamında, İGMG Genel Sekreteri Oğuz Üçüncü, İGD Başkanı İbrahim el – Zayad ile 5 dernek yönetisinin Alman ve Belçika’daki ev, işyeri ve bürolarına baskın yapılmış, çok sayıda belge ve bilgisayara el konulmuştu. Siyasi-dini amaçlarını gerçekleştirmek amacıyla uzun yıllardır bir yasadışı yapılanmanın sözkonusu olduğundan hareket eden başsavcılık, soruşturmada terör değil, ekonomik suça ağırlık verildiğini açıklamıştı. Bu arada sanıklardan, suç örgütünün başı olduğu ileri sürülen, Erbakan ailesinin damadı İbrahim El Zayad’ın Mısır’daki radikal İslam örgütü „Müslüman Kardeşler“in Almanya'daki gizli lideri olduğu ileri sürülüyor.

„Cami tartışmaları, Almanya'yı değiştiriyor!“ Almanya'da göç çok kültürlülük gibi konuların önde gelen uzmanlarından siyaset bilimci Prof. Dr. Claus Leggewie, cami inşaatlarıyla ilgili tartışmaların yaygın bir biçimde yapılmasının toplumu dönüştüreceğini savundu. Frankfurter Rundschau'nun sorularını yanıtlayan Prof. Leggewie, barışçı bir tarzda yürütülen tartışmaların entegrasyonu ilerleteceğini belirterek, „İnşa eden, kalıcıdır. Ve bu buradakiMüslümanların hukuki ilkeler gibi yaşam standartlarına uyduğu anlamına gelir“ dedi. Almanya'daki Müslümanların, din özgürlüğünün sadece anayasada garanti altına alındığını değil, aynı zamanda uygulanabileceğini de gördüklerini savunan Leggwie, artık camilerin görülür bir biçimde inşa edilmesiyle 60'lı, 70'li yıllardaki göçmen tavırlarının değişeceğine işaret etti, Sosyolog Necla Kelek ve Yazar Ralph Giordano gibilerin „İslam entegre olamaz“ iddiasının Müslümanları köktendincilerin kucağına ittiği ve „liberal Müslümünların idam fermanı“ anlamına geldiği eleştirisinde bulundu. Aynı gazetede Prof. Leggewie'yle Frankfurt'tan din bilimci Baerbel Beinhauer-Köhler'in birlikte yazdıkları „Almanya'da Camiler“ başlıklı kitap tanıtıldı. Herbert Quandt Vakfı tarafından tarafından desteklenen çalışmaların sonucu niteliğindeki kitapta, Almanya'da cami inşaatları çeşitli boyutlarıyla ele alınıyor, inşaatın gerçekleşmesi için en iyi yollar öneriliyor.

„Dinler dağılır, imparatorluklar yıkılır, bilim kalır.“ Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ), nevruz vesilesiyle portre köşesinde, Timur İmparatorluğu’nun 4’ncü sultanı olmasından çok, çalışmaları ve bulgularıyla halen çok önemli olan bir matematikçi ve gökbilimci olan Uluğ Bey tanıtıldı. Yazıda, Orta ve Ön Asya’da yılbaşı olarak kabul edilen nevruzun (daha sonra da namaz saatlerinin, ramazan başlangıcının, kıble yönünün bulunması) hesaplama çabalarıyla bağlantılı olarak gökbilimde önemli ilerlemeler kaydedildiğine işaret ediliyor. Özbek yazar Adil Yabukow’un yaşam öyküsünden hareketle kaleme aldığı romanında „Müslümanların Galillesi“ olarak tanımladığı Uluğ Bey'in portresi, FAZ’ın Türkiye ve İslam dünyası uzmanı Wolfgang Günter Lerch tarafından kaleme alınmış. Lerch, Uluğ Bey’den „Dinler bulutlar gibi kendi kendine dağılır, imparatorluklar kendi kendi yokeder, ama bilim adamlarının çalışmaları hep kalır“ alıntısını yaptıktan sonra, „Uluğ Bey’in sonu, Galille’ninkinden çok daha kötü oldu“ diyor ve öz oğlu tarafından öldürtülüşünü anlatıyor.

Almanya'da Türkçe olimpiyatları. Finalleri Türkiye'de gerçekleştirilecek olan Türkçe olimpiyatlarının Almanya finalleri Darmstadt'ta gerçekleştirildi. Daha önce çeşitli kentlerdeki ilk turlarla, Berlin ve Wuppertal'deki yarı finallere katılan 2.500 gençten finale kalanların yarıştığı finali 1.500 kişi izledi. Frankfurter Runschau gazetesi, 7'nci kez düzenlenen ve dünyanın 110 ülkesini kapsadığı belirtilen olimpiyatların Almanya finaline geniş yer verdi. Türkçe öğrenip, yarışa katılan Alman gençlerin de tanıtıldığı haberde, „Bu uluslararası yarışma aynı zamanda halklar arasındaki anlayışın geliştirilmesini hedefliyor“ denildi.

Merkel'den enerjik çıkışlar. Almanya'nın en çok izlenen TV moderatörlerkinden Anne Will'in konuğu olan Federal Şansölye Angela Merkel, kendisine çeşitli çevrelerden yönelen eleştirileri yanıtladı. Bir yandan liberallerin (FDP) ekonomik önlemlere ilişkin itirazlarını yanıtlayıp, sosyal demokratlarla (SPD) üzerinde anlaştıkları bu önlemleri savunurken, diğer yandan da eylül ayındaki seçimlerden sonra SPD'yle koalisyona devam etmek istemediğini, buna karşılık FDP'yle ortak bir hükümet kurmayı hedeflediğini açıklayan Merkel, seçimlere kadar büyük koalisyonun politikalarını uygulayacağını da vurguladı. Papa'ya yönelik çıkışından, devletleştirme kararına, Polonya'yla ilişkilerden, ekonomik kriz nedeniyle zora düşen şirketlere yardım arayışlarına, çeşitli konulardaki soruları yanıtlayan Merkel, gözlemcilerden olumlu notl aldı.

Tekellerin ağırlığı daha artıyor. Almanya'da büyük grupların ekonomik yaşamdaki ağırlığı giderek artıyor. Federal İstatistik Dairesi'nin bulgularına göre 2007 yılında Almanya'da 449 şirketin toplam cirosu 1.664 milyar euroyu buldu. Sözkonusu şirketler, ülkedeki vergi yükümlüsü tüm şirketlerin üçte ikisini oluşturuyor. Almanya'daki toplam şirket sayısı ise 3 milyonu aşıyor.

Almanlar silahlarını bırakıyor! Almanya'da kısa bir süre önce Stuttgart yakınlarındaki Winnenden kentinde çoğu öğrenci 16 kişinin vurularak ölümüne neden olan amok koşusu, bazı kişilerin ruhsatlı silahlarını resmi makamlara gönüllü olarak teslim etmesine yol açtı. Frankfurter Rundschau'nun haberine göre olayın meydana geldiği bölgeye yakın Rems-Murr kasabasında evlerindeki 30 silah ve tabancayı kaymakamlığa teslim edenlerin hepsi de gerekçe olarak ölümlü amok koşusunu gösterdi. Öte yandan amok koşusu, nedeniyle Stuttgart'ta 3-5 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilecek olan Uluslararası Silah Fuarı (IWB) iptal edildi. Saldırının meydana gelmesinin hemen ardından Nürnberg kentinde açılan silah fuarına yoğun ilgi dikkatleri çekmişti. Yine Stuttgart yakındaki Sindelfingen kentinde planlanan silah fuarına karşı kent yönetiminin yasaklama kararı ise mahkemede iptal edilmişti. Bu arada bazı Alman süpermarket zincirleri ağır şiddet içerikli bilgisayar oyunlarının satışını durdurup, mağazalardaki oyunları kaldırma yoluna giderek, korkunç olaydan kendilerine düşen görevi çıkardıklarını gösterdiler.

Springer'in başkanından müze. Almanya'nın en büyük medya kuruluşlarından Axel Springer Grubu'nun Başkanı Döpfner'in Postdam'da bir süredir hazırlıkları süren müzesi, Kasım ayında Doğu ve Batı Berlin'i ayıran duvarın yıkılışının 20'nci yıldönümünde açılacak. Döpfner'in mülkiyetindeki tarihi Schöningen Villası'nda açılacak müzede, binanın yakınlarındaki Glienicker Köprüsü'nün tarihi de sergilenecek. Soğuk savaş yıllarında çok sayıda ajan değiştokuşunun gerçekleştirildiği köprü, dolayısıyla o dönemi işleyen birçok sinema filminde de yer almış, ajan değiş tokuşunun simgesi haline gelmişti.

Google'dan klasik medyaya bir darbe daha! Google ile Avrupa Basın Fotoğraf Ajansı (epa) arasındaki yeni işbirliği anlaşmasının gazete, dergi ve diğer klasik medyaların geleceği için tehdit teşkil ettiği ileri sürülüyor. Sözkonusu anlaşma Google'a epa'ya dahil 11 haber ajansından 8'inin haber ve fotoğraflarını yayınlama hakkı tanıyor. Bu yolla elde edilen ilan gelirlerinin Google ve epa arasında paylaştırılacak. Ancak bu paylaşımın hangi esasa göre gerçekleştirileceği bilinmiyor. Avrupa'nın önde gelen haber ajanslarının birleşmesiyle 2003 yılında kurulan epa'yla yapılan anlaşmayı savunan Google yetkilileri, ajans haberlerinin hemen peşinden, aynı haberlerle ilgili diğer medyaların yayınlarının linklerini de verdiklerini hatırlatarak, „Birçok gazete ve diğer haber medyasının internet portalının 'tık'lama sayısı bu sayede artacak“ diyorlar. Epa'yı oluşturan en büyük ajanslardan dpa (Alman Haber Ajansı) ise „Biz haber toptancısıyız. Doğrudan okuyucuya servis yapmıyoruz“ gerekçesiyle yeni girişimin dışında kaldı. AFP (Agence France Presse) ve AP (Associated Press) ise iki yıl önce Google'la benzer işbirliği için anlaşmaya varmıştı.

Die Zeit'ın sahtesi piyasada. Almanya'nın en saygın gazetelerinden haftalık Die Zeit, perşembe günleri piyasaya çıkar. O nedenle gazetenin cumartesi günü çıkan ve sokaklarda dağıtılan son sayısı, ortalığı karıştırdı. Gerçi gazetenin fiyatının yer aldığı köşedeki „tüm dünyada 0 euro“ ibaresi ve „1 Mayıs 2010“ tarihi ilginç bir şakaya işaret ediyordu, ancak durumu tam olarak anlayabilmek için önce gazetedeki haberlere, sonra da gazetenin künyesine bir göz atmak gerekiyordu. Ve durum anlaşıldı da. Alman kamuoyu, geçen kasım ayında Amerika'da gerçekleştirilen „sahte New York Times“ operasyonunun bir benzeriyle karşı karşıyaydı. Gerçek Die Zeit'ın sayfa düzeni esas alan sahtesinde, tıpkı „New York Times“ da olduğu gibi tamamen „olumlu haberler“ yer alıyordu. Örneğin, Opel fabrikası çalışanların eline geçmişti, bankalar devletleştiriliyor, NATO dağıtılıyordu, lobilerin siyasi süreçlere etkisine sınır getirilmişti, gen teknolojisinden vazgeçiliyor, otomobil sanayii çevreyi kirleten ürünleri nedeniyle 1.5 milyar dolar tazminat cezasına çarptırılmıştı, gazeteciler meslek ahlakını ciddiye almadıkları için kendilerini eleştiriyorlardı, tüm dünyada geçerli olacak yeni bir para birimi planlanıyordu... Bu girişimin aktörlerini bulmak için sözkonusu haberlerdeki imzalar yeterliydi elbette. Hepsi de gerçekten çeşitli gazetelerde çalışan gazetecilerdi, aralarında gerçek Die Zeit'tan olanlar bile vardı. Ama gazetenin künyesi tüm bunların ardındaki örgütlenmeyi gösteriyordu. Gazete Attac örgütü tarafından çıkarılmıştı. Attac, cumartesi günü Almanya'nın 90 kentinde, sokaklarda elden 150.000 adet, pazartesi günü de Tageszeitung (TAZ) içinde ek olarak 100.000 adet dağıtılan sahte Die Zeit'la „Gerçekleşmesi mümkün bir geleceği tarif etmeye çalıştıklarını“ duyuruyordu. Gerçek Die Zeit gazetesinin yöneticileri de ilk şaşkınlıklarını attıktan sonra, bir yandan „elbette bunu onaylamamız mümkün değil“ derken, diğer yandan da sahte gazeteyi takdir ettiklerini ve sempatilerini de, bu arada kendi gazeteleri için mükemmel bir reklamın gerçekleşmiş olduğu sevincini de saklamıyorlardı. Emek verenlerin karşılıksız çalışması nedeniyle organizatörlere sadece 15.000 euroya mal olan gazeteyi oluşturulan internet portalından da (http://www.die-zeit.net) izlemek ve bir miktar bağış karşılığında sipariş etmek mümkün.

Hatırlanacağı gibi Kasım ayında Amerika'da benzer bir durum yaşanmıştı. Ülkenin çeşitli kentlerinde sokaklarda dağıtılan 1.2 milyon adet 4 Temmuz 2009 tarihli (Amerikalıların en büyük bayramına atfen) New York Times sanat, mizah ve protest eğilimlerinin örgütü „The Yes Men“ tarafından hazırlanmıştı. Gerçek New York Times da başta „Irak savaşı sona erdi. Amerikan askerleri ülkelerine geri dönüyor...“ manşeti olmak üzere „Yayınlanması umut edilen tüm haberleri içeren“ sahtesine karşı hukuki bir önlem yoluna gitmemişti. 

gürsel.koksal@dogan-media.com
Dogan Media International / Frankfurt 



23 Mart 2009
21 Mart 2009
20 Mart 2009
18 Mart 2009
17 Mart 2009
12 Mart 2009
11 Mart 2009
10 Mart 2009
6 Mart 2009
5 Mart 2009
27 Şubat 2009
25 Şubat 2009
24 Şubat 2009
20 Şubat 2009
19 Şubat 2009
18 Şubat 2009
17 Şubat 2009

ETİKETLER

haber