Dünya

Almanya'dan notlar...

20 Mart 2009 02:00

Gürsel Köksal bildiriyor...

>> Sultan’ın hoşgörüsü. Türkiye’deki Hıristiyanların durumu, Alman Protestanlığının en üst düzey temsilcisi, Piskospos Wolfgang Huber’in İstanbul ziyareti vesilesiyle Almanya gündemine yeniden taşındı. Frankfurter Allgemeine Zeitung, birinci ve üçüncü sayfaların manşetin verdiği haberde, Türkiye’de Hıristiyanlar açısından din özgürlüğünün sınırlı olduğu vurgulanıyor. Birinci sayfadan orjinali İstanbul’daki Patrikhane’de bulunan ve Fatih Sultan Mehmet’i Patrik II. Gennadios’la birlikte gösteren tarihi mozaiği yayınlayan gazetenin haberi, „Sıkıştırılan Hıristiyanlar. İslam’ın ne kadar hoşgörülü olduğu Almanya’yı hem iç, hem de dış ilişkilerinde meşgul ediyor.

Konu yeni değil. Konstantinopol’un 1453’te düşmesinin ardından Fatih Sultan Mehmet, Patrik II. Gennadios’u Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ortadoks Rum Hıristiyanların patriği olarak tanımıştı. İstanbul’da Patrikhane’nin giriş salonundaki bir mozaik Gennadios’un halefi I. Bartholomeos’a Türk devletiyle günlük ihtilaflarda güç veriyor“ sözleriyle başlıyor. İstanbul’daki Patrik’in „Ne kadar hızlı olursa, o kadar iyi olur“ diyerek, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne hızla üye olması umudunu dile getirdiği ve bu durumda Türkiye’deki Hıristiyanların durumunun büyük bir hızla iyileşeceğine inandığı belirtiliyor.

Almanya Protestan Kilisesi Konseyi Başkanı Prof. Huber’in Heybelida’daki Papaz okulunu ziyaretine ağırlık verilen haberde, Patrik’in bunu bir „destek ve teselli“ jesti olarak gördüğü vurgulanıyor. 1971’de Türk yetkililer tarafından kapatıldığı belirtilen ve 38 yıldır her an faaliyete geçecek şekilde açık tutulduğuna dikkat çekilen okulun Türkiye’de insan hakları ve din özgürlüğü engellerinin sembolü haline geldiği ileri sürülüyor.

Yazıda, Türkiye’deki Hiristiyanların karşı karşıya olduğu sorunların Kemalist temele dayanan devletten kaynaklandığı savunulurken, Huber'in de Türkiye’ye dini devlet aracılığıyla örgütlemek yerine, tarafsızlığı destekleme çağrısına yer veriliyor. İstanbul’daki Alman Protestan Kilisesi Rahibi Holger Nollmann’ın yayınlanan açıklamaları da bu doğrultuda. „Aslında Türkiye’de hükümet bir çeşit muhalefet. Devleti ordu yönetiyor“ diyen Nollmann, Türkiye’yle ilgili iyimserliğini ise AKP’ye dayandırıyor.

Erdoğan hükümetinin koşulları iyileştirdiğini savunan Nollmann, kiliselerin sorunlarının temelini daha çok laik Kemalizm kaynaklı milliyetçilikte görüyor. Nollmann'ın Türkiye’deki Avrupa Birliği üyeliği özlemine ilişkin yaklaşımı da oldukça ilginç: „Aslında Hürriyet Avrupa Birliği’nin tavuk çiftliklerindeki kuluçka işlemleriyle ilgili yönetmeliğin tamamını birinci sayfadan bir yayınlasa, Türkiye’deki AB üyeliği beklentisi yıkılacaktır.“

>> Almanya’ya sığınan Iraklılar. Almanya sonunda Irak’tan sığınmacı almaya başladı. Hıristiyan ya da diğer dini azınlıklardan oldukları için Irak’ta baskılarla karşı olan ve halen Irak’a komşu ülkelerde sığınmacı olarak yaşayan Iraklılardan 122 kişilik ilk kafile Almanya’ya geldi. Almanya’daki oturma süreleri şimdilik üç yılla sınırlandırılan sığınmacılar, önce kendileri için hazırlanan kamplarda entegrasyon kurslarından geçtikten sonra, ülke içinde dağıtılacaklar. Sığınmacıların daha sonra Almanya’da kalıp kalmayacakları bilinmiyor. Irak’tan Almanya’ya sığınmacı tartışması birkaç yıl önce başladığında, Irak’a askeri müdahaleye fiilen katılmayan Almanya’nın bu operasyona büyük ölçüde maddi katkıda bulunduğuna işaret edilerek, „Batı dünyası Irak’a, bu ülkeyi halkı için yaşanılır hale getirme iddiasıyla müdahale etti. Sığınmacıların kendi ülkelerine dönmeleri esas olmalıydı“ yolunda itirazlar gelmişti.

>> Alman erkekleri, daha modern, daha dindar. Almanya’da dinin erkekler için önemi artıyor. Protestan ve Katolik kiliselerinin gerçekleştirdiği araştırmaya göre 1998’de kiliseyle arasına mesafe koyan erkeklerin oranı % 52 iken, 10 yıl sonra bu oran % 41 olarak tespit edildi. Yine 1998’de kendilerini dindar olarak tanımlayanlar % 37’yken, geçen yıl bu oran % 39’a çıktı. Aynı araştırmada erkeklerin aile ve birlikteliklerde kadın-erkek rolü üzerine yaklaşımlarının olumlu bir gelişme tespit ediliyor. 1998’de çocuk yetiştirmede kadınların daha yetkin olduğunu düşünen erkeklerin oranı % 65 iken, 2008’de % 54 bu görüşü savunuyor. Yine ev işlerinin kadın ve erkekler tarafından paylaşılması gerektiğini düşünen erkeklerin oranı da aynı süre içinde % 54’ten % 58’e yükselmiş.

>> Afganistan Almanya’ya pahalıya patlıyor. Almanya’nın geçen yıl ülke dışındaki askeri operasyonlar için harcadığı para 1 milyar euroyu yaklaşıyor. Toplam 917 milyon euroluk harcamanın yarısından fazlası (536 milyon euro) Afganistan’daki Alman askeri varlığının ihtiyaçlarına harcanmış. Almanya’nın 1992’den bu yana ülke dışındaki askeri operasyonlara harcadığı toplam para aise 11 milyar euroyu buluyor.

>> Bakan'ın şaşkınlığı şaşırtıyor! Almanya'da gençlik içinde aşırı sağcı ve yabancı düşmanı eğilimlerin arttığına işaret eden araştırmayı değerlendiren Sol Parti Federal Milletvekili Sevim Dağdelen, Federal İşçileri Bakanı Schaeuble'nin bu sonucu şaşırtıcı bulmasına şaşırdığını açıkladı. Sorunun sadece toplumun gençliğe yeterince sahip çıkmadığı türünden genel saptamalarla açıklanamayacağını belirten Dağdelen, “Şaşırtıcı olan gelişmenin kendisi değil, Bakan'ın araştırma sonuçları karşısında şaşırmasıdır” diyor. Dağelen'in şöyle devam ediyor: “Schäuble, Aşağı Saksonya Kriminolojik Araştırmalar Enstitüsü'nün araştırma sonuçlarının şaşırtıcı ve ürkütücü olduğunu söylüyor.

Oysa Sayın Bakan'ın şaşırmasına gerek yok. Çünkü bu gelişmenin yönü uzun süredir biliniyordu. Uzmanların yaptığı tüm uyarılara rağmen, gençlere yönelik eğitim hizmeti sunan gençlik merkezleri tasarruf politikalarına kurban edildi. Kaynak yoksunluğundan yakınan Gençlik Daireleri'nin yardım çağrılarına kulaklar tıkandı. Böylece NPD gibi partilerin etki alanlarını genişletmelerinin yolu açıldı. Kısıtlamalar nedeniyle kapısına kilit vuran gençlik merkezlerinin yerini bu tür partilerin doldurmaya çalışmasının hiçbir şaşırtıcı yönü yoktur.” Almanya Türk Toplumu Başkanı Kenan Kolat da konuyla ilgili bir açıklama yaparak, araştırma sonuçlarını yorumladı. Kolat, araştırmanın ırkçılık ve antisemitizmin Almanya için marjinal bir gelişme değil, toplumun tabanına yaygın bir eğilim haline geldiğini gösterdiğini vurguladıktan sonra, “Almanya'da ayrımcılıkla mücdale kültürünü geliştirmemiz gerekiyor” dedi.

gürsel.koksal@dogan-media.com
Dogan Media International / Frankfurt 



19 Mart 2009
18 Mart 2009
17 Mart 2009
12 Mart 2009
11 Mart 2009
10 Mart 2009
6 Mart 2009
5 Mart 2009
27 Şubat 2009
25 Şubat 2009
24 Şubat 2009
20 Şubat 2009
19 Şubat 2009
18 Şubat 2009
17 Şubat 2009

ETİKETLER

haber