Gündem
Deutsche Welle

25.09.2014 - Alman basınından özetler

Alman basınında, ABD Başkanı Barack Obama’nın BM Genel Kurulu'ndaki konuşması ve bir Alman mahkemesinin türban kararıyla ilgili yorumlar dikkat çekiyor.

25 Eylül 2014 00:35


Berlin merkezli Die Welt gazetesi, Başkan Obama’nın BM’de yaptığı konuşmaya ilişkin olarak “Obama tereddütlü bir baş komutan” değerlendirmesini yapıyor. Yorumda görüşler dikkat çekiyor:

“Başkan Obama, Amerika'ya askerlerini geri çekme, barış ve uzlaşmaş vaatlerinde bulunmamış mıydı? Ancak şimdi -istese de istemese de- Amerika, karar vermesi gereken bir dünya gücü olduğunu idrak etmek zorunda. Güncel durumun belirginsizliği, gelişmelerin korkunç dinamiğinin hafife alınması, fanatizmin yaygınlaşma tehlikesi, tümü birlikte acı sonuçları olacak bir kararsızlığı gündeme getirdi. Obama artık el kolu bağlı oturamaz. Ama aynı zamanda baba George Bush’un 1990/91 yıllarında, birinci Körfez Savaşı sırasında uyguladığı diplomasiyi izlemesi ve tüm girişimlerin Batı'nın Araplara karşı ya da köşeye sıkışmış İsrail’i korumaya yönelik bir savaş izlenimini vermemesi gerekir.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung da aynı konuyu hukuksal açıdan ele alarak yorum sütunlarına taşımış:

“Devletler hukukunu noktası virgülüne kadar benimseyenler, ABD’nin bu saldırılarının BM Güvenlik Konseyi’nden izin almadan düzenlendiği yönünde şikayette bulunabilirler. Peki ama terör örgütünün sürekli ilerleyişi ve cinayetleri başka nasıl durdurulabilirdi? Rusya’nın dikkafalılığı ile mi? Obama teröristlere karşı büyük bir koalisyon oluştuğundan övgü ile söz ediyor. Bu koalisyona çok sayıda Arap ülkesinin katılmış olması askerî girişimlere meşruiyet kazandırıyor. Tabii ki bu koalisyonun ömrünün ne kadar olacağı kestirilemiyor. Özellikle de operasyonların uzaması ve hava operasyonlarının yeterli olmaması durumunda. Nihayetinde tüm Sünni Müslümanlar ‘İslam Devleti’ adlı örgütü yeryüzündeki en kötü grup olarak da görmüyor. Bundan dolayıdır Başkan Obama’nın bu savaşta oluşturulan koalisyonun niteliğini öne çıkartması anlaşılır bir durum.”

Almanya’nın Erfurt kentindeki Federal İş Mahkemesi, Almanya’da kiliselere bağlı kuruluşların Müslüman çalışanlarına türban yasağı uygulayabileceğine karar verdi. Bochum kentinde kiliseye bağlı bir hastanede yıllarca çalışan 36 yaşındaki Müslüman bir hemşire, annelik izni ve hastalık sürecinin ardından işine türbanla dönüş yapmış, hastane ise hemşirenin türbanla çalışamayacağına karar vermişti. Süddeutsche Zeitung, Federal İş Mahkemesi’nin kararına ilişkin yorumunda şu görüşleri savunuyor:

“Mahkeme yargıçları, geleneksel olarak Alman anayasasının 'Her dinî cemaat kendi alanını bağımsız olarak belirler ve yönetir” şeklindeki hükmüne atıfta bulunur. Kiliseler konusunda da Erfurtlu yargıçlar şu ya da bu durumu nasıl buldukları konusunda da genelde bir değerlendirmede bulunmazlar. Bu konu anayasada yer aldığı ve kiliseler hayır kurumu olarak işlev gördükleri içindir ki, yargıçlar ticarî kurumların iş verenleri için onaylamadıkları özgürlükleri kiliselere tanırlar. Başka bir soru ise kiliseye üye sayısı gittikçe azalan bir toplumda bu anayasa maddesinin ne ölçüde dayanak bulduğudur. Kiliseler son çıkan karardan memnun olabilirler. Ancak uzun vadede türban konusunun sınırlarını aşan bir tartışmanın alevleneceğini de bilmek zorundalar.”

Der Tagesspiegel gazetesinin aynı konudaki görüşleri ise farklı:

“Devlet kiliselere ilişkin çalışma hukukunu garanti edebilir. Ancak kiliselerin özerk statülerini gelecekte nasıl kullanacakları ise başka bir soru! En hayırlısı, eğer bir hemşire işine türban ile gelmek istiyorsa, kiliselerin bu durumu bir drama dönüştürmemesi olacaktır. Hastalar için zaten kimin, nasıl işe geldiği önemli değil. Asıl dramlar başka yerlerde cereyan ediyor!”

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştirDeutsche Welle