Dünya

20 Nisan basın özetleri

20 Nisan 2009 03:00

İNGİLİZ BASINI

Guardian, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in ardından Kanada, Avustralya ve Hollanda'nın da bugün Cenevre'de başlayacak ırkçılıkla mücadele konferansını boykot edeceğini yazıyor.

Gazeteye göre bunun bir nedeni, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ve diğer İslam ülkesi liderlerinin, Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen konferansı, İsrail'e saldırı ya da Yahudi soykırımının gerçekliğini sorgulama platformuna dönüştürmesi kaygısı.

Guardian, bu kaygıların yerinde olup olmadığının Ahmedinejad'ın bugün konferansta yapacağı konuşmayla ortaya çıkacağını belirtiyor.

Gazete, Ahmedinejad'ın daha önce Yahudi soykırımının bir efsaneden ibaret olduğunu söylediğini ve 2006'da soykırımı sorgulayan bir konferansa ev sahipliği yaptığını anımsatıyor.

Financial Times gazetesine göre, Batılı ülkelerin konferansı boykot etmesinin bir başka nedeni ise sonuç bildirisi taslağıyla ilgili tartışmalar.

Gazeteye göre bugünkü zirve, 2001'de Güney Afrika'nın Durban kentinde yapılan ırkçılık konferansının devamı niteliğinde.

Sekiz yıl önce bu konferansta İsrail Filistinlilere yönelik muamelesi nedeniyle ırkçılıkla suçlanmış, ABD ve İsrail, toplantıyı terk etmişti. Bu zirvenin sonuç bildirisi taslağında İsrail'in adı hiç geçmiyor ancak 2001'deki deklarasyona atıf yapılıyor.

Gazeteler İngiltere Maliye Bakanı Alastair Darling'in Çarşamba günü parlamentoya sunacağı bütçe taslağını farklı yönleriyle değerlendiriyor.

Financial Times'a göre, Darling ilk kez bankaları kurtarmak için verdikleri paranın tamamını geri alamayacaklarını ve 60 milyar sterlinlik bir faturayla karşılaşabileceklerini kabul ediyor.

Gazete Maliye Bakanlığı'nın 180 milyar dolara kadar çıkabilecek bir açık öngördüğünü, ulusal gelirin yüzde 12'sine karşılık gelen bu rakamın barış dönemindeki en büyük bütçe açığı olduğunu belirtiyor.

Times gazetesi ise manşetinde bütçe taslağındaki kamu harcamalarıyla ilgili kalemlere odaklanmış. Gazeteye göre, Maliye Bakanı kamu harcamalarının kontrolden çıktığı yolundaki uyarılar üzerine yeni bütçede kamu harcamalarında 15 milyar sterlinlik kesintiye gidecek.

'İngiltere ekonomisi seneye büyüyecek'

Guardian da bütçeyle ilgili haberinde Darling'in resesyonla ilgili öngörülerine yer veriyor.

Buna göre, Maliye Bakanı, bütçeyi sunarken resesyonun bu yıl içinde sona ermesini ve İngiltere ekonomisinin gelecek yıl yüzde bir oranında büyümesini beklediklerini açıklayacak. Ancak bakan bu tahminlerin dünya ekonomisinin gidişatıyla paralel olarak değişebileceğini de vurgulayacak.

'İşçi Partisi'nin Sanayi Devrimi'

Independent gazetesinin manşeti ise "İşçi Partisi'nin Sanayi Devrimi"... İş dünyasından sorumlu bakan Peter Mandelson'la yapılan bir mülakata yer veren gazete, 12 yıl önce iktidara gelen partinin, hükümetin geleceğin sanayi kollarına teşvik sağlayacağı müdahaleci bir strateji açıklayarak piyasa güçlerine destekten vazgeçeceğini yazıyor.

Independent'a göre, Bakan Mandelson, hazırladıkları yeni planın yüksek teknoloji ve düşük karbon sanayilerinde 10 yıl içinde yüz binlerce kişiye istihdam olanağı sağlayacağını söylüyor ve "Eğer piyasalar başarısız olur ya da gerektiği gibi çalışamazsa mali piyasalarda olduğu gibi hükümet devreye girmeli" diyor.

Gazete, "yeşil sanayinin" desteklenmesi için vergi mükelleflerinin parasından milyonlarca sterlin harcanacağını belirtiyor:

"Finansman sağlanabilecek alanlar arasında dalga ve rüzgar enerjisi, nükleer santraller, elektrikli veya hibrid otomobiller, dijital iletişim, ilaç, canlı bilimi, uzay endüstrisi ve plastik elektronik de var. Hükümet bu çerçevede, yüksek teknoloji şirketlerine, ihracatçılara parlak fikirlerin üstün ürünlere dönüştürülmesini sağlayacak projelere mali destek sağlayacak ve üniversitelerde yapılan araştırmaları fırsata çevirecek.

'Çin karbon salımında hedef belirleyecek'

Guardian gazetesi, bir özel haberinde Çin'in ilk kez karbon salımlarını azaltmak için hedef belirleyebileceğini aktarıyor. Haberde şöyle deniyor.

"Çin dünyada atmosfere en fazla karbondioksitin salındığı ülke. Küresel çapta, karbondioksit salımlarının yüzde 24'ünden Çin sorumlu. Çin'i yüzde 22 ile Amerika Birleşik Devletleri ve yüzde 12'yle Avrupa Birliği izliyor. "

"Çin'in iklim değişikliğiyle mücadele müzakerelerine katılan heyetinden Su Wei, hükümetin 2011-2016 yıllarını kapsayacak beş yıllık planda emisyonları azaltmak için ulusal hedef belirlemeyi değerlendirdiğini söylüyor. Su, 'Çin henüz salımlarını azaltma noktasında değil. Ancak enerji yoğunluğunu ve karbon yoğunluğunu azaltabiliriz. Mevcut enerji azaltma hedeflerimizi kolaylıkla karbondioksit sınırlamasına dönüştürebiliriz' diyor."

"Başka bir hükümet danışmanı da Çin'in ancak 2020'den itibaren toplamda karbon salımlarını azaltmaya başlayabileceğini söylüyor."

Gazete, yakın bir zamanda bu konuda nihai karar beklenmemesine rağmen, ilk kez dile getirilen bu görüşlerin hükümetin müzakere pozisyonuyla tezat oluşturduğuna dikkat çekiyor.

Pekin hükümeti şimdiye kadar karbon salımlarına tavan getirilmesi ya da kesintiye gidilmesine karşı çıkıyor, ana önceliğinin halkının yaşam standardını yükseltmek olduğunu söylüyordu.

'Kıbrıs'ta İngiliz askerlere anıt'

Daily Telegraph Kıbrıs'ta 50 yıl önce EOKA tarafından öldürülen 400'e yakın İngiiz asker için Girne'de bir anıt yapılacağını aktarıyor.

Habere göre, Rumlar, anıtın güneye yapılmasına izin vermediler.

Bunun üzerine Türk yetkililerle anıtın Girne'deki İngiliz mezarlığına yapılması konusunda anlaşma sağlandı.

Anıtın mezarlıkta yapılamamasının nedeni, askeri mezarlığın Ada'yı ikiye ayıran tampon bölgede kalması.

Ancak anıt, Kıbrıs'ın bir gün yeniden birleşmesi olasılığına karşı taşınabilir şekilde inşa edilecek. (BBC Türkçe)

ALMAN BASINI

BM Irkçılıkla Mücadele Konferansı’nın yarattığı tartışma, Alman Sosyal Demokrat Parti’nin seçim programı, ekonomik krizde bankaların durumu ve bugün başlayan Hannover Sanayi Fuarı, basında öne çıkan konuları oluşturuyor

Frankfurter Allgemeine Zeitung, İsrail karşıtı ülkelerin boy göstermesiyle Almanya dâhil pek çok Batılı ülke tarafından boykot edilen BM Irkçılıkla Mücadele Konferansı’nı ele alıyor ve AB ülkelerinin tek ses olamamalarını eleştiriyor:

“Dünya politikalarında sözde büyük bir rol oynayan AB, sadece kâğıttan bir kaplan olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu. AB üyesi 27 ülkenin ortak tutum sergileyeceği açıklanmamış mıydı? Ortak tutum, Ahmedinejad ve diğer ‘zat-ı muhteremlerin’ İsrail konusundaki açıklamaları karşısında huzursuzluktan ibaret kalıyorsa, bu Avrupa dış politikasının içler acısı durumunu gösterir. Bu durum ancak, AB ülkelerinin uluslararası sahnede tamamen kıyıda kaldığını görmesiyle değişebilir.”

Almanya'da Sosyal Demokrat Parti (SPD) seçim programını belirleyerek, seçim kampanyasını resmen başlattı. Partinin Başbakan adayı Frank Walter-Steinmeier, sosyal piyasa ekonomisi ile yeni bir başlangıç vaadinde bulunarak ekonomi dünyasında ölçüsüzlük ve hırs döneminin geride kalmasını ve insana hizmetin öne çıkmasını istedi. Bild gazetesinin konuyla ilgili yorumu şöyle:

“Federal Meclis seçimlerine beş ay kala Sosyal Demokrat Parti, seçim mücadelesini başlatan ilk parti oldu. Sosyal Demokratlar, parti içinde kanatlar arasında mücadeleye sahne olmadan belirlenen bir seçim programına ve net bir vizyonla iktidara oynayan bir adaya sahip. Eylül’deki seçimler için bunun anlamı, kampanyanın da hem içeriksel hem de bireysel açıdan net olacağı. Hristiyan Birlik Partileri ile Sosyal Demokratlar arasında yeterince farklılık mevcut. Seçmenler bu kadar fazla seçeneği yıllardır görmemişti. Sosyal Demokratlar, anketlere göre Hristiyan Birlik Partileri'nin gerisinde de olsa, muhafazakârların daha ortak bir seçim programında uzlaşması gerekiyor. Sosyal Demokratlar, 2005 yılında seçimlerin hemen öncesinde de gerilerde seyrediyordu. Ancak Steinmeier, eski lider Schröder’den çok şey öğrendi. Ve bunların arasında savaşmak da var.”

Düsseldorf merzkezli ekonomi gazetesi Handeslblatt ise ekonomik kriz döneminde bankaların durumunu ele alıyor:

“Bankacılık krizinin sonunu mu yaşıyoruz acaba? Goldman Sachs, JP Morgan ya da Citigroup olsun, hepsi geçtiğimiz hafta piyasadaki beklentilerin üzerine çıkmayı başardı. Ancak coşkuya kapılmak için de erken. Yılın ilk çeyreğinde kaydedilen milyarlarca dolarlık kârın kısa ömürlü olduğuna dair yeterince işaret var. Bu arada, Almanya’da da bankalar yakında bilançolarını açıklayacak. Çoğu geleneksel kredi işinde aktif. Bu alanda beklentiler kötü. Konut alanında geçtiğimiz yıl risk primlerinin yükseltilmesiyle kayıpların karşılandığını düşünenler, kötü bir uyanışla karşı karşıya kalacak.”

Heilbronner Stimme gazetesi ise bugün başlayan Hannover Sanayi Fuarı’nı ele alıyor yorumunda.

“Konjonktür krizi, dünyanın en büyük sanayi fuarını da gölgeledi. Fuar, vereceği sinyaller açısından da sanayide öncü rol oynayacak. Genel hava olumlu olur ve fuardan güçlü siparişler çıkarsa ekonomik krizde taban noktası aşılmış demektir. Ama fuarda hayal kırıklığı öne çıkarsa bu, ekonomide güven kaybının daha da artmasına yol açabilir. Buna rağmen fuarda temalar bu yıl doğru seçilmiş görünüyor. Ağırlık noktası olarak belirlenen enerji verimliliği konusu özellikle de Alman ekonomisine, ne kadar üretken olduğunu kanıtlama imkânı sunacak. (Deutsche Welle Türkçe)







ETİKETLER

haber