Dünya

20 Mart dünya basını

20 Mart 2009 02:00

İNGİLİZ BASINI

İngiliz gazeteleri bugün farklı konuları manşetlerine çekmişler. Independent'ın manşeti: İsrail'in Gazze'deki kirli sırları.

Gazete, İsrail'in Gazze'de 22 gün süren harekatına katılan askerlerin, bir akademide operasyonun değerlendirildiği panelde yaptıkları açıklamaları aktarıyor.

Önce İsrail'in Haaretz gazetesinde yayınlanan açıklamalara bakılırsa, İsrail askerleri masum Filistinlileri öldürmüşler, onların evlerini ve çiftliklerini de yakmışlar.

Independent, askerlere, silahsız Filistinli sivillere ateş açma izni verildiğini, hatta bu iznin bazen emre de dönüştüğünü bildiriyor. Gazete başyazısında da, İsrail askerlerinin yaptıkları açıklamaların, bağımsız bir soruşturma gerektirdiğini vurguluyor. Independent'a göre İsrail, yozlaştırıcı bir etken olarak gördüğü ordu vahşetinin kökünü kazımalı.

Fritzl psikiyatri biriminde tutulacak

Times'ın manşetindeyse Avusturya'da öz kızını 24 yıl boyunca evinin bodrumunda hapseden, ona tecavüz eden ve yedi çocuk sahibi olan Josef Fritzl var. Fritzl dün ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı.

Times, Josef Fritzl'ın hayatını en tehlikeli suçluların kaldığı bir psikiyatri biriminde geçirmesinin neredeyse kesin olduğunu belirtiyor. Bugün bazı gazetelerde, Fritzl'in 14 yıl sonra serbest kalmasının ihtimal dahilinde olduğuna dair haberlere rastlamak mümkün. Times'ın, açıklamasını aktardığı mahkeme sözcüsüyse, bunun sadece teorikte ihtimal dahilinde olduğunu söylüyor. 14 yıl sonra, yaşarsa 87 yaşında olacak Fritzl'ın, hapishaneye alınarak af kapsamına girmesi için psikiyatri uzmanlarının onayı gerekiyor.

'Brown, uyarıyı görmezden geldi'

Financial Times, Ulusal Hesap Denetleme Bürosu'nun bugün yayınlayacağı bir raporda, İngiltere Başbakanı Gordon Brown'un, Hazine'nin 2004'te yaptığı bir uyarıyı görmezden gelmekle suçlanacağını bildiriyor. Gordon Brown, o dönem maliye bakanıydı.

Financial Times'ın duyurduğu rapora bakılırsa, Ulusal Hesap Denetleme Bürosu İngiltere hükümetini, emlak kredi bankası Northern Rock'un batışını idare etme konusunda, çok hazırlıksız olduğu yolunda uyarmış.

Hazine yetkilileri 2004'te, Brown'un, mali kuruluşların denetimi için oluşturduğu yapıda ciddi eksiklikler olduğunu söylemiş. Brown ise bunu, sorunların çözümünde "öncelik" olarak görmemiş. Northern Rock, 2007'de iflas etmiş, geçen yıl da kamulaştırılmıştı.

Barclays'e vergi kaçakçılığı suçlaması

Guardian'ın manşetindeyse, henüz kriz ortamında İngiliz hükümetinden yardım almasa da, bunun pazarlıklarını yapan Barclays bankasına yönelik bir suçlama var.

Gazete bankanın, Cayman Adaları ve Lüksemburg'daki bazı deniz aşırı paravan şirketler üzerinden yapılan anlaşmalarla vergi kaçırdığını ve yaklaşık 1 milyar sterlin kar elde ettiğini iddia ediyor.

Barclays yetkilileri ise iddiaları reddediyor. Bankaya yönelik iddialar mahkemeye taşınmış durumda. Guardian gazetesi ise bu hafta, Barclays'in avukatlarının itirazı sonucu mahkeme kararıyla, bankaya ait bazı iç yazışmaları ve belgeleri internet sitesinden kaldırmıştı.

Muhafazakarlardan vergi tavanını artırma vaadi

Daily Telegraph, ana muhalefetteki Muhafazakar Parti'nin lideri David Cameron'ın dünkü açıklamasını manşetine çekmiş.

Cameron, seçim bildirgelerinde, yılda 150 bin sterlinden fazla kazananlara yönelik vergi oranı tavanını yüzde 45'e çıkarma sözü olacağını söylemişti.

Daily Telegraph'a göre Cameron'ın açıklaması, bu oranının yüzde 40'da kalması gerektiğini savunan, partisi içindeki "geleneksel" olarak nitelendirilen kesimi üzecek.

Ancak gazete, Cameron'ın bu manevrasıyla, iktidardaki İşçi Partisi'nin, Muhazafakarları sadece zengin kesimle ilgilenmekle suçlamasını önleyeceği kanısında.

AB Zirvesi Brown'un umudunu azalttı

İngiliz gazetelerinin birinci ya da iç sayfalarında geniş yer ayırdıkları gelişmelerin başında ise Brüksel'de dün başlayan ve bugün sona erecek Avrupa Birliği Zirvesi geliyor. Zirvede, küresel mali kriz ele alınıyor. Birlik üyesi ülkeler arasında, Amerika Birleşik Devletleri gibi, devletin ekonomiyi canlandırmak için para harcaması konusunda, anlaşmaya varılabilmiş değil.

Independent'a göre Gordon Brown'un, 2 Nisan'da Londra'da yapılacak G20 Zirvesi'nde ekonomik krizle mücadele için anlaşmaya varılması yönündeki umutları, AB Zirvesi'nde azaldı.

Guardian ilk sayfasında, İngiltere Başbakanı Gordon Brown'un ve Obama Yönetimi'nin, yeni ekonomi paketleri açıklanması çağrısının, Almanya tarafından reddedildiğini belirtiyor. Gazeteye göre Almanya Başbakanı Angela Merkel'in bu tavrı, Berlin'in, Washington ve Londra'yla arasını açacak nitelikte.

Financial Times ise İngiltere'nin, başka bir konu yüzünden de Fransa ve Almanya'yla arasının açılmak üzere olduğunu duyuruyor.

Gazetedeki habere bakılırsa, İngiltere Avrupa Birliği ülkelerindeki tüm mali kurumların denetimi için, bağımsız uzmanlardan oluşacak bir kurum oluşturulmasını talep ediyor. Fransa ve Almanya ise İngiltere'nin aksine söz konusu kurumun, birlik üyesi ülkelerin temsilcilerinden oluşmasını ve nitelikle çoğunlukla karar almasını istiyor.

Times'ın Brüksel'deki zirveyle ilgili haberinin başlığı "AB liderleri büyük reformları reddederken, yeni bir dünya ekonomisi vizyonu da kayıp gidiyor."

Gazete, İngiltere Başbakanı Gordon Brown'un, dün başlayan AB Zirvesi sonrası G20 Zirvesi'ne yönelik beklentileri de düşürmeye başladığını duyuruyor. Times'a göre, Brown'un G20 Zirvesi'ni, 1944'te Bretton Woods'ta yapılan toplantıya benzetmeyi bırakması, bunun işareti. Bretton Woods'ta, 2. Dünya Savaşı sonrası oluşturulacak yeni küresel mali sistem belirlenmişti.

'Türkiye'ye tavır, Obama'nın sözüyle çelişiyor'

Times, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama'nın, 31 Ocak'ta çıkacağı, Türkiye'yi de kapsayacak Avrupa turuna değiniyor. Obama, G20 Zirvesi için İngiltere'ye, NATO Zirvesi için Fransa'ya gidecek, Çek Cumhuriyeti'ndeki AB-ABD Zirvesi sonrası, 5 Nisan'da Ankara'da olacak. Times'ın Washington muhabiri Tom Baldwin, Obama'nın gezisiyle ilgili olarak şunları yazmış:

"Başkan Obama, gezisinin son ayağında, Müslüman dünyasına yönelik merakla beklenen konuşmasını da yapabileceği Türkiye'ye gidiyor. Obama, İslam'a "el uzatma" sözü vermişti. Ancak geçmişte sürekli Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği için yaptığı başvuruya karşı çıkan Fransa ve Almanya'nın, Türkiye'nin suratına kapıyı kapatmaları, Obama'nın bu sözüyle çelişiyor." (BBC Türkçe)

ALMAN BASINI

Avusturya’da “Yüzyılın davası” olarak nitelenen ensest davası, AB’de ekonomik kriz zirvesi ve Dünya Su Forumu, bugünkü Alman basınında öne çıkan yorum konularını oluşturuyor.

Avusturya’da “Yüzyılın davası” olarak nitelenen ensest davasında karar dün açıklandı. Kızına 24 yıl boyunca tecavüz eden Josef Fritzl zorla alıkoyma, tecavüz ve ölüme sebebiyetten ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Sanık ve savcı, kararı itiraz etmeden kabul ettiklerini için Josef Fritzl'ın temyiz olanağı bulunmuyor. Süddeutsche Zeitung gazetesinin kararla ilgili yorumu şöyle:

“İnsan bu denli bir kişilik bölünmesi vakası karşısında ne yapacağını bilemiyor. Ancak kızının mahkemede on bir saat süren ifadesi cani babanın zırhını kırmış ve insani duygularını harekete geçirmiş olması mümkün. Kararı hiçbir itiraz olmadan kabul etmiş olması bunun ispatı olabilir. Bu da muazzam bir çaresizlik denizinde küçücük bir umut damlasıdır.”

Berliner Zeitung gazetesi ise ensest davasında verilen ömür boyu hapis kararına farklı yaklaşıyor:

“Fritzl'a verilebilecek en yüksek ceza verilmeliydi. En yüksek ceza cinayete biçildiği için de Josef Fritzl cinayet suçuyla yargılandı. Aslında gerçeklerin bununla tam örtüşmediği söylenebilir. Zira doğumundan hemen sonra ölen oğlu doğrudan Fritzl yüzünden değil tüm dünyayı kontrol edemediği, her yere ve her şeye yetişemediği için öldü. Ancak mahkeme bu çelişkiyi görmezden gelmeyi tercih etti. Bunun müsebbibi de sanıktır. Fritzl cinayetten sorumlu olduğu yönündeki iddiaları kabul etti ancak ortada gerçek bir itiraf yok. Mahkemedeki hâkimler, jüri üyeleri, savcılık hatta iddia makamı bile sanığın itirafıyla adeta rahatladılar, memnun oldular. Böylece Josef Fritzl son defa olayların ve işleyişin hâkimi oldu.”

Leipziger Volkszeitung gazetesinin aynı konudaki yorumuysa şöyle:

“Josef Fritzl’e işlediği suçlardan dolayı verilip, dünyayı yeniden düzene sokabilecek bir ceza var mı? Bu arayışta olanlar, sanığın suç dünyasına benzer bir boyuta kaymış olur: Hücresinin anahtarını bir kenara atıp, zincire vurmak yada her gün kızının ifadelerini tekrar tekrar dinletmek…Bu türden istek ve düşünceler için hukuk devletini riske atmaya gerek yok. İstense bile 73 yaşındaki birine, kızından ve çocuklarının hayatından çaldıklarına denk gelebilecek bir ceza verilemez. Dün verilen karar da bu istek doğrultusundaydı. En azından Fritzl’e ömür boyu hapis cezası verilmeliydi. Ki bu yüzden de Fritzl cinayetten yargılandı.”

AB devlet ve hükümet başkanları, küresel krizle mücadele yöntemlerini tartışmak için dün Brüksel'de bir araya geldi. İki günlük zirvede liderler, 2 Nisan’da Londra’da yapılacak olan Dünya Finans Zirvesi için ortak bir tutum belirlemeye çalışıyor. Augsburger Allgemeine Zeitung gazetesinin Brüksel’deki toplantıyla ilgili yorumunda şu satırlar dikkat çekiyor:

“Almanya Başbakanı ve Avrupalı merkez bankası başkanları neyse ki her fırsatta ekonomiye para pompalayan Amerikalıları örnek almadılar. Oysa ABD’de bu durumun sorumluları bu sayede bir başarıdan diğerine koşuyor. Faizler neredeyse “sıfır” seviyesine çekildi. Merkez bankası yetkililerinin şimdiki yönelimi yeni para basımında ancak böylece uzun vadede yeni ekonomi balonlarına yol açılmış olacak. Bu riskli adımdan çıkarılacak tek sonuç çaresizliktir. Başbakan Merkel, Almanya Ekonomi Bakanı Gutenberg ve Federal Maliye Bakanı Steinbrück bu konuda daha tedbirli davranıyor. Zira kriz daha da derinleşecek olursa ellerinde oynayacak yeni kozları kalıyor. Amerikalılarsa tüm kartlarını açmış durumda.”

Dünya genelinde yaşayan bir milyardan fazla kişi temiz su bulamıyor. Su sıkıntısı çekenlerin sayısı yüz milyonlarla ifade ediliyor. Dünya üzerindeki en önemli yaşam kaynaklarından su ve suyun geleceğiyse İstanbul'da düzenlenen 5. Dünya Su Forumu’nda ele alınmaya devam ediyor. Braunschweiger Zeitung gazetesi de Dünya Su Forumu’nu taşımış yorum sütunlarına:

“Dünya genelinde her 20 saniyede bir çocuk içecek temiz su bulamadığı için hayatını kaybederken bizler, içme suyunda yüzüyoruz. Dünya çapında su gün geçtikçe azalıyor, bunun için de pahalanıyor ve savaş unsuru oluşturuyor. Daha şimdiden hayati önem taşıyan su kaynakları için anlaşmazlıklar yaşanıyor. Gelecekte su için savaşlar yaşanmaması, susuzluk çeken insanların yurtlarını terk etmemesi için Dünya Su Forumu’ndaki tartışmalar suya sabuna dokunmadan yapılmamalı. Dünyanın kurallara ihtiyacı var. Ve şimdi sağanak yağmurdan şikâyetçi olmak yerine tenimize değen her damlacığın tadını çıkarmalıyız.” (Deutsche Welle Türkçe)

ETİKETLER

haber