Gündem

16 YAŞINDAN ÖNCE EVLİLİĞE İZİN YOK ANKARA (A.A)

04 Ocak 2011 14:19

-16 YAŞINDAN ÖNCE EVLİLİĞE İZİN YOK ANKARA (A.A) - 04.01.2011 - Yargıtay, erken yaşta evlilikler ile ilgili davalarda, mahkemelerin, Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddelerine uyması gerektiğine hükmetti. Bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin kararında, bir annenin henüz 16 yaşını doldurmamış kızının evlenmesine izin verilmesi istemiyle açtığı davada, babanın icazeti de alındı. İstemi yerinde bulan yerel mahkemenin kararı, temyiz edilmeyince kesinleşti. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı hükmün ''kanun yararına bozulması'' isteminde bulundu. İstemi görüşen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 124/2. maddesi uyarınca ''Ancak, hakimin olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple 16 yaşını doldurmuş olan erkek ve kadının evlenmesine izin verebileceğine, olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasinin dinlenmesi gerektiğine'' dikkati çekti. Evlenmesine izin verilmesi istenilen genç kızın dava ve hüküm tarihinde 16 yaşını doldurmadığı vurgulanan kararda, ''Mahkemece, yasal şartın oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken Medeni Kanunun 124/2. maddesi hükmüne aykırı olarak evlenmeye izin verilmesi usul ve yasaya aykırıdır'' denildi. Daire bu gerekçelerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin kabulüne, hükmün sonuca etkili olmamak üzere bozulmasına oy birliğiyle karar verdi. -''EVLAT EDİNMEDE RIZA OLMALI''- Resmi Gazete'de yayımlanan bir diğer Yargıtay kararında da, evlat edinmeyle ilgili bazı kriterler belirledi. 2008'de açılan bir davada, evlat edinme istemini kabul eden asliye hukuk mahkemesinin kesinleşen kararı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ''hükmün kanun yararına bozulması'' isteminde bulunması üzerine Yargıtay'a geldi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin kararında, evlat edinme davalarında, asliye hukuk mahkemesinin görevi, aile mahkemelerinin kuruluşuyla sona erdiğinden, davaya mahkemece ''Aile Mahkemesi'' sıfatıyla bakılması gerekirken bu hususa dikkat edilmemesinin doğru bulunmadığı belirtildi. Kararda, Medeni Kanun'daki, ''evlat edinmeye, ancak esaslı sayılan her türlü durum ve koşulların kapsamlı biçimde araştırılmasından, evlat edinen ile edinilenin dinlenmelerinden ve gerektiğinde uzmanların görüşünün alınmasından sonra karar verilir'' ve ''Ayırt etme gücüne sahip olan küçük, rızası olmadıkça evlat edinilemez'' hükümlerine vurgu yapıldı. Bu hükümler gereğince, küçüklerin mahkemece dinlenmeleri, ilköğretim çağında olmaları nedeniyle ayırt etme gücüne sahip olup olmadıkları gözlenerek evlat edinilmeye rıza gösterip göstermediklerinin sorulması gerekirken, duruşmaya da katıldıkları halde beyanları alınmadan davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulundu. Daire, bu gerekçelerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemini yerinde buldu. -YABANCI MAHKEMELERİN KARARININ TANINMASI- Yabancı bir mahkeme tarafından verilen boşanma kararının Türkiye'deki bir aile mahkemesince tanınması ve kesinleşmesi üzerine de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ''kanun yararına bozma'' isteminde bulundu. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin bu konudaki kararında da, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 36. maddesi uyarınca, diğer eşe husumet yöneltilmesi, tanıma talebini içeren dilekçenin bu kanun hükümlerine uygun olarak duruşma günü ile birlikte karşı tarafa tebliğ edilmesi, duruşma gününde de basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenerek karara bağlanması gerektiği belirtildi. Mahkemece, anılan hükümlere aykırı olarak, taraf teşkili yapılmaksızın duruşma açılarak karşı tarafa savunma imkanı sağlanmadan davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu, bu gerekçeyle hükmün sonuca etkili olmamak üzere bozulmasına oy birliğiyle karar verildiği bildirildi. -''YAŞ DÜZELTMESİYLE İKİZ''LİK YARGITAY'DAN DÖNDÜ- Yargıtay, doğum tarihinin düzeltilmesi için açılan davada istemi yerinde bulan yerel mahkemenin kararıyla ikiz haline gelen kardeşlerle ilgili de ''kanun yararına bozma'' kararı verdi. İki oğullarından birisi adına doğum tarihinin düzeltilmesi için dava açan anne-babanın bu istemi yerinde bulununca, her iki çocuğun doğum tarihleri gün, ay ve yıl olarak aynı oldu. Bu karar da temyiz edilmeyince kardeşler ikiz haline geldi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kararı kanun yararına temyiz etmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, doğum tarihinin düzeltilmesine ilişkin davaların, diğer kayıt düzeltme davaları gibi kamu düzeni ile yakından ilgili bulunduğuna, hakimin istemle bağlı kalmayarak kendiliğinden de yapacağı araştırma ile elde edeceği bulgulara göre ve diğer kayıtlarla çelişki meydana getirmeyecek şekilde karar vermek durumunda olduğuna dikkati çekti. Doğum tarihinin düzeltilmesine karar verilmesiyle iki çocuğun ikiz durumuna geldiğine işaret edilen kararda, mahkemece, yaşının tashihi istenilen kardeşlerin birlikte bir sağlık kuruluşuna sevk edilerek, ikiz olup olmadıkları ve yaşları hususunda alınacak raporla durumun aydınlatılması gerekirken, eksik araştırma ile karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtildi. Yargıtay, bu gerekçeyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazını yerinde bularak hükmün sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına bozulmasına karar verdi.