DİĞER
"Sinemacılığı kendi kendine öğrenen Kim Ki-duk, üzerinde en fazla tartışılan Koreli yönetmenlerdendir. Kendini hep mukayese edildiği ve bir kısmını fazlaca entelektüel bulduğu meslektaşlarından ayrı tuttu. Filmlerinin konusu zaman zaman rahatsız edici bulundu, kadına ve kadın-erkek ilişkisine bakışı, şiddetten kaçınmayışı yüzünden eleştirildi, ama tekniği nedeniyle de övgü aldı."
"Maradona, oyunculuk ve teknik direktörlük kariyerinin büyük kısmında, bozgun yönetti. Kendi bozgununu... Başarısı, tartışılır. Ama denedi, hem de defalarca. Sezai Karakoç’un Yahya Kemal için söylediği gibi, durmadan 'bozgunda fetih düşü' kurdu. Maradona’nın ethos’u, budur."
"Jaeggy herkesin kolaylıkla benimseyeceği, el üstünde tutacağı türden bir yazar değil. İtalyancanın en soğuk, insanı tecrit edilmiş, etrafı kapalı metinlerinin yazarıdır Jaeggy. Bir benzeri daha var mıdır? Jaeggy Zürihlidir ama bir dünya şehri sayılan Zürih Türkçeye çevrilen her iki kitabında da pek yer tutmaz. Daha içe kapalı St. Gallen kantonunun paralelinde olan Appenzell’dir onun yazar olarak ilgisini çeken ana mekân."
"Plath sırça fanusun ardında romantik ve melankolik hayallere dalan bir yazar değil, soğuk cam fanusun içinde öfkeyle ve radikal jestlerle hareket etmeye çalışan bir yazardı. Plath’in bu daha tehlikeli ve patlayıcı yazısını bir 'sırça fanusa' hapsedip ehlileştirmek tam da nefret ettiği 'cam fanusu' yeniden yaratmak olur."
“Bu kulağa komik gelebilir, çünkü kitap yapmak oldukça önemli bir şey, ama işimden çok fazla şey beklersem çok yaratıcı olmayacağını anladım. Yaratıcı olmak için biraz dikkatsiz, biraz serbest hareketli olmanız ve işlerin nasıl sonuçlanacağı konusunda çok fazla endişelenmemeniz gerektiğini keşfettim."
"Yaşar Kemal, 6 Ekim 1923'te bugün, (bazı kayıtlarda 1926) Osmaniye’nin Kadirli ilçesine bağlı Hemite köyünde doğdu. Üç yıl sonra Cumhuriyet ile birlikte onun da 100. yaşını kutlayacağız."
"Erdal Öz Edebiyat Ödülü Seçici Kurulu 27 Eylül 2020 günü toplanarak, bu yılın ödülünü akademisyen, eleştirmen Jale Parla’ya verme kararı almıştır. Seçici Kurul, Jale Parla’ya bu ödülü 'Akademi ile edebiyat dünyasını bir araya getirme konusundaki başarısı, Türk edebiyatı üzerine özgün çözümlemeleri ve edebiyat eğitimine katkılarıyla, eleştiri geleneğini kültürel inceleme ve karşılaştırmalı edebiyat yönünde zenginleştiren yeni alanlar açması nedeniyle' vermiştir."
"Kendini 'filozofik yazar' olarak tanımlayan Pirandello sonuçta felsefeci olmasa da hem metinlerinde hem de tiyatro oyunlarında o zamana kadar denenmemiş bir şekilde metinlerin sınırlarını aşar. Romanları ve oyunları 'ben'in kim olduğunun, kimin kim olduğunun, neyin oyun neyin gerçek olduğunun muğlaklaştığı çok şaşırtıcı ve eğlenceli biçimlere bürünür."
"Birol Ünel’in halinde ‘punch’a hakkını veren ‘punk’lık, bir poz ve tarz olarak çivili deri ceket giymek değil, çivili ceketin ta kendisi olmaktır: Hırpani bir kahverengi kumaş ceketin görünmez çivileridir. Kırılan şişelerden kesilen ellerin kanının yüze sürülmesi ve o kanlı yüzle sahneye çıkılmasıdır. ‘Skinhead’lere kafa atmaktır. Sabah uyanınca içilen bira ve sigaradır. Perişan cazibedir."
En etkili ve popüler sol düşünürlerden antropolog David Graeber henüz 59 yaşında beklenmedik bir şekilde öldü. Akademisyendi, Occupy hareketinin etkili eylemcilerindendi, karmaşık konuları herkesin okuyabileceği şekilde yazabilen popüler bir yazardı, kışkırtıcı ve spekülatif bir teorisyendi...
“Türkiye’de kaç aile, bilhassa hemen her şeyin ‘devrimler’in gölgesinde filizlenip çiçeklendiği 30’lı yıllarda, çocuğuna Latin harfli yeni Türkçe ile birlikte Arap harfli eski Türkçeyi de öğretmiştir acaba? Hem de Fuzuli Divanı’nın en çetin ceviz metinlerinden Gül Kasidesi yahut Cevdet Paşa’nın neredeyse unutulmuş bulunan kitabı Kısas-ı Enbiya üzerinden. Babası Mehmet Mihri Bey’deki –şiirden edebiyata, felsefeden spora, müzikten tarihe uzanan– ufuk genişliği, Selahattin Hilav gibi bir insanın yetişmesine imkân hazırlayabiliyor demek ki.”
"Kendi içlerine doğru yol kat etmeye çabalayan saat ustaları, şoförler, otelciler... Ömer Kavur filmlerinin karakterleri mekânlara veya zamana asılı kalmış gibidir, söz konusu mekân ve zamanlara eğreti dururlar, yabancılaşmaları ve bu eğretilik karşılıklı çalışır. İçsel arayışları, mutsuzlukları, başka bir hayatın peşinde oluşları bitmez."
Daha Fazla
© Tüm hakları saklıdır.
↑ Yukarı çık