DİĞER
"Kitabın alt başlığı, Bazı Toplumsal Kalkınma Planlarının Başarısızlık Hikâyeleri, yazarın perspektifini muzipçe ifade ediyor aslında. Çok iyi hesaplanmış, çok iyi planlanmış bir doğa, bir toplum, bir kent, bir devrim veya rejim nasıl olur da başarısız olur? Hani modern hümanist projeler insanlığı ileriye taşıyacaktı, toplumları refaha ulaştıracaktı?"
"Shields anlatmak, sorunsallaştırmak istediği meseleler için çok değişik yerlerden çıkar yola: magazin, spor haberleri, film eleştirisi, kitap kritiği, gündelik hayat, karısıyla olan duygusal ve düşünsel ilişkisi, üniversite yılları, anne-babasının mesleklerinin kendi üzerindeki etkisi, çocukluk anıları ve cinsellik deneyimleri..."
"Hikmet Hükümenoğlu Atmaca’da bireysellikle toplumsallık arasındaki gelgitli, etkileşimli bağa dikkat çeken bir hikâye anlatıyor. Öfkenin kişisel nedenlerinin yanında, siyasal-toplumsal ortamla nasıl yakın ilişkisi olduğu berraklık kazanıyor. Romanda yirmi yıl öncesinin ya da bugünlerin gündelik hayatından seçilen ayrıntılardaki zenginlik de mutlaka vurgulanmalı."
Sinan Aral'ın kaleme aldığı Hype Machine, sosyal medya uygulamalarının artık büyük bir toplumsal tehdit haline geldiğini belgeliyor. Peki bu büyük tehlikeyi bertaraf etmek hâlâ mümkün mü? Aral'a göre, evet.
"Mikhail’in bütün çabası bir tür 'kültürel aşağılık duygusuna' dayanıyor. Buna göre Osmanlı tarihi ancak bir şekilde Amerikan tarihiyle ilintilendirilebilirse değerli addolunabilir. Bu da Mikhail’i 'Selim’in Reformasyonları', 'Amerikalı Selim' gibi, 16. yüzyıldan bir Osmanlı padişahını Amerikalı neo-liberal girişimcilerin öncüsü bir şahsiyete dönüştüren alçaltıcı bölüm başlıkları üretmeye sevk ediyor."
Geçenlerde Yunus Nadi Öykü Ödülünü Kadri Öztopçu'nun Kimsenin Bilmediği İnsanlar kitabıyla paylaşan Murat Çelik’in Eve Dönmeyen Hayvan’ında bitmeyen, bitmek bilmeyen şeylerin gürültüsü…
Girish Shambu Hindistan'dan Amerika’ya göç ettikten sonra sinema sevgisini, aşkını ve tutkusunu kurduğu bir blog aracılığıyla diğer sinefillerle paylaşmaya başlamış, sonra da bu yaptığı işin anlamı üzerine düşünüp bunun üzerine de yazılar yazmış ve nihayet Yeni Sinefili’de bu düşüncelerini bir araya getirmiş. Yort Kitap’ın sinema serisinden çıkan bu çalışma, adına “sinematografi sonrası” denen bu yeni dönemde, sinefili ve sinefil kavramlarını tartışmak için hazırlanmış bir kılavuz…
"Bir hayli kategorik ve toptancı tespitler bunlar. Hatırı sayılır bir miktar yergi, hatta nefret dozu da taşıdıkları söylenebilir. Doğrusu bu tür tespitleri Cem Kozlu profilinde birinden duymak ilginç. Böyle sözler genellikle ya marjinalleşmiş –ve biraz kavruk– entelektüellerden, ya da toplum tarafından kenara itilmiş veya –göçmenler gibi– toplumsal bünyeye hiç alınmamış kesimlerden gelir; en azından onların dilinde ve üslubunda daha tanıdık durur."
“İktidarın dışına düşen kimlikleri temsil etmenin tek yolu, baskılandıkları ölçüde onları sahiplenmektir. Fakat bu hoşgörü sahte bir 'dışarısı' mantığı ile kol kola ilerler. Otoritenin ne kadar alçakça davrandığını devamlı tekrar etmek temel bir insani görev olsa da, doğrudan ataerkillikle savaşmak, eli kolu çoktan kırılmış bir düşmana saldırmak ve bu baskıcı düalizmi yeniden onaylamak anlamına gelebilir.“
"Romanın tarihsel arka planı, II. Dünya Savaşı sonrasında Japonya’da yaşanan değişim sürecinin etkilerini yansıtır. Bu yansıtma doğrudan olmasa da, özellikle deniz metaforu ve romanın başkarakterlerinin temsil ettiği kavramlar/değerler üzerinden dolaylı bir şekilde okura iletilir."
"İçi boş bu dünyanın yeniden ele geçirilmesi, düzenlenmesi, yeryüzü düzenine gerçek bir müdahale olarak eski bir kahramanın kurban olarak taçlandırılması ve yaşamaktan özgürleştirilmesi... Hayatın iç boşluğu, bütün evreni önüne katıp sürecek güçlerle dolu olan ama elinden kedi yavrusu öldürmek gelen çocuklar çetesinin çocuksu eylemleriyle dolacak gibi değildir."
"Hastalığa birtakım anlamlar yüklemek ve metaforik bir dille onu içimizde büyütmek, Sontag’ın vurguladığı gibi, nereye gittiği belli olmayan bir akıntının içinde sürüklenmemize yol açar. Oysa hastalığı Barrera Tyszka’nın romanlarındaki gibi sadece yaşamın bir parçası olarak görmeyi başardığımızda, akıntıya kapılıp giden kimi parçalar da gün yüzüne çıkacaktır."
Daha Fazla
© Tüm hakları saklıdır.
↑ Yukarı çık