İklimkurgudan iklimbilimcilere…

K24’ün 5. yaşına bastığı, artık varlığını pek az kimsenin sorguladığı bir iklim krizinin içinde yaşadığımız günlerde yayınlanan bu dosya, krize dair kitapların kuşbakışı bir derlemesini içeriyor.

“Deniz kıyısında düz ovada yükselen bir ur gibiydi başkent. İskender Herkül’ün başkenti. Ama ne başkent doğrusu… Uzaktan çirkin ve doğal boyutları aşmış, mantarlaşmış bir görünümü vardı. Tolon’un daha ilk görüşte midesi burulur gibi oldu. Kentin ortasında kale biçiminde bir başka yapılar topluluğu göze çarpıyordu. Burada aşılması güç duvarlar içinde ve duvarlara yaslanarak yükselen gökdelen biçimi beton yapılar fışkırmış gibiydi düzensiz.” (s. 22)

Bugünün metropollerinde yaşayan bizlere çok tanıdık gelen bir manzarayı tasvir eden bu satırlar, Orhan Duru’nun 1982 yılında yayımlanan Yoksullar Geliyor adlı kitabındaki aynı adlı uzun öyküye ait. “Sık sık kıtlıkların patlak verdiği, enerji kaynaklarının çoğunun tükendiği bir dünyada” (s. 9), Kuzey’de Şirket vardır, Güney’de Yoksullar… Şirket’e karşı tek örgütü, Güney’de Yalvaç’ın adamları oluşturmaktadır.

Güzeller güzeli Anuk’un savaşçı Tolon’a anlattıklarına göre, sanayileşmiş ülkelerle geri kalmış ülkeler arasındaki farkın kapanmasını istemeyen çok uluslu şirketlerin eseridir bu dünya. Ve kaynakların oburca tüketilişinin…

 “O zamanlar şirketlerin sayısı çok muydu?” diye sorar Tolon.

“Evet.. Sonradan hepsi bir araya geldiler ve bugünkü Şirket’i oluşturdular. Böylece kesin ayrım çıktı ortaya…” (s. 42)

Yoksul sürüleri umutsuzca kentlere saldırır, aç susuz dövüşleri kazansalar da yağmaya girişirler, düzenli savaşamazlar. Yalvaç sayesinde Yoksul sürülerinin Kuzey’e karşı bir şansı olacak mıdır?

Devrik cümlelere çokça rastlayacağınız, terim yepyeni olduğu için bilgisayarın her yerde “bilgi-sayar” diye geçtiği bu arı duru metni yazan, bilimkurgu teriminin isim babası Orhan Duru iklimkurgunun adını koymadıysa bile, Türkçe edebiyattaki bilinen ilk örneğini vermiştir, denebilir.

Yoksullar Geliyor, ilk kez Ada Yayınları tarafından 1982'de basılmıştı. Öykünün içinde yer aldığı derleme olan Sarmal 1996'da YKY tarafından basıldı. Şu anda her iki kitabın da baskısı yok.

Orhan Duru'yu yad ettikten sonra devam edebiliriz. 1982’de ayrıksı olan, günümüzde edebiyatın ana damarlarından biri olmaya doğru gidiyor: Son yıllarda yaygınlaşan ve edebiyatta dikkate değer bir eğilim haline gelen iklimkurgu eserlerini Can Semercioğlu derledi: Edebiyatta yeni bir yönelim: İklimkurgu

Çevre ve iklim konularında bir klasik sayılan James Lovelock'un Gaia hipotezi, Gaia: Dünyadaki yaşama arkaik bir bakış adlı yazıda tartışmaya açılıyor. Gaia fikrinin artık bir ayakbağı haline geldiğini düşünenlerin sayısı az değil.

Öte yandan ünlü Fransız entelektüel Bruno Latour hâlâ Gaia fikrini evirip çevirmekten hoşlanır görünüyor. Latour ile Jean Birbaum tarafından yapılan söyleşiyi İlksen Mavituna çevirdi: “Bildiğimiz gibi yaşamaya devam etmek için beş gezegen daha olması gerekiyor”

Sıla Tanilli iklim kriziyle ilgili külliyat için ayrıntılı bir kılavuz hazırladı:
İklim krizini okumak: Literatüre genel bir bakış

Ömer Madra Dahr Jamail’in The End of Ice [Buzun Sonu] adlı kitabı için bir güzelleme kaleme aldı.

K24’ün 5. yaşına bastığı, artık varlığını pek az kimsenin sorguladığı bir iklim krizinin içinde yaşadığımız günlerde yayınlanan bu dosya, krize dair kitapların kuşbakışı bir derlemesini içeriyor. Hem kurgu hem de kurgu dışı eserleri içeren derlemenin Türkçeye çevrilmiş ya da Türkçe yazılmış belli başlı bütün kitapları içermesine dikkat ettik – sadece içerdiği bilgiler açısından güncelliğini yitirmiş ya da baskısı olmayan bazı kitapları dışarıda bıraktık. Türkçeye henüz çevrilmemiş ama çevrilmesini gerekli gördüğümüz kitaplardan söz etmeye çalıştık.

Zaman içinde dosyaya yeni yazılar da ekleniyor: Gökhan Arslan, Buket Uzuner'in Türkçedeki ilk iklimkurgu örneklerinden biri olan Tabiat Dörtlemesinin üçüncü kitabı Hava üzerine yazdı: Bir iklimkurgu ve çevresel eleştiri olarak Buket Uzuner'in Hava romanı

Sıla Tanilli, İstanbul Politikalar Merkezi'nden hekim ve akademisyen Ümit Şahin’le 68’den bugüne üç kuşak aktivizmi, toplumsal hareketlerin kırılma noktalarını ve bugün çocukların örgütlediği “yeni dalga” iklim hareketini konuştu: Geleceği kurmak: Küresel iklim hareketinde yeni dalga aktivizm

Dosya çerçevesinde, sanatçının izniyle Selim Birsel’in eserlerini kullandık. Birsel’in Yalıtılmış Bir Bakış adlı, bu resimlerin de yer aldığı kişisel sergisi, 7 Mart 2020’ye kadar Öktem & Aykut’ta görülebilir. Sergi kataloğundan yapılmış aşağıdaki alıntı, bu dosyada neden Birsel'in eserlerinin kullanıldığını açıklar sanırız:

“Dünyamızın her anlamda bir karanlığa doğru sürüklendiğini ifade eden Birsel, ona bir an dışarıdan, uzaktan bakabilmenin; ileride bizi bekleyen karanlıkla baş edebilmek için tarihteki benzer düğümlerle nasıl yüzleşilmiş olunduğuna göz atmanın önemine işaret ediyor. Bütün yıpranma ve çöküşlerin ardından olduğu gibi, en baştan kendi bahçemize odaklanmaya, çuvalımızın içindekilerle bahçemizi yeniden düzenlemeye ve yeşertmeye başlamamızı öneriyor. Bunun için de hem çuvalımızın içindekileri, hem de bahçemizi yeniden tanımlamalı, iyimserlikle sebat etmeliyiz.” 

 •

 

RESİM:

 

Selim Birsel, Ruh Kaçtı II, 2019
kâğıt üzerine mürekkep, 10x44 cm, 19x52,5 cm