T24 Haber Merkezi
Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da tutuklu isimler arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB davasının ilk duruşmasının 33. günü sona erdi. Bugünkü duruşmada İmamoğlu, firari olan ve örgüt yöneticiliği ile suçlanan Murat Gülibrahimoğlu'na ait Kuzey İstanbul şirketinin 2024 yerel seçimlerinden önce AKP'nin İBB adayı Murat Kurum'un kampanyasını yapan şirkete 41 milyon 660 bin lira gönderdiğini söyledi ve "Rakibimin kampanyasına ödeme yapan kişiyi benim örgütümde yönetici yaptılar. Türk adaletini bu duruma düşürüyorlar" dedi.
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması 33. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki 1 No'lu salonda görüldü.
Zülfü Livaneli, İBB duruşmasını izliyor
İmamoğlu, duruşmayı takip etmek için gelen sanatçı Zülfü Livaneli’ne teşekkür etti, “'Ey özgürlük' diye bağırıyoruz” dedi. Duruşma, Volkan Ateş’in savunmasıyla başladı. Dün tutuklu Hakan Karanis, Hasan Tahsin Sönmez ve Tugay Tokdemir’in savunmaları alındı ve sorguları yapılmıştı.
Volkan Ateş, savunmasında, kantar sorumlusu olduğunu, aracın geçmesiyle sorumluluğunun bittiğini söyledi. "Her gün Sultangazi Belediyesi zabıtasının, belediye başkan yardımcısının, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın İstanbul Valiliği'nin uğradığı bir yerde kaçak işlem yapılacağını hiç düşünmedim" diyen Ateş, "Benim söyleyeceklerim bu kadar" dedi.
İmamoğlu: 560 milyarlık bir yolsuzluk diyerek bir operasyon yapıldı
Ateş'in savunmasının ardında duruşma savcısı "Ayda ortalama kaç TIR gelirdi?" diye sordu. Ateş, yazın 5 bin, kışın 3 bin 500 civarında TIR geldiğini söyledi. Savcının ardından konuşan İmamoğlu, şunları söyledi:
"Sayın Başkan, Sayın Heyet; şimdi büyük bir yalan ve iftirayla oluşturulan bir suç isnadıyla karşı karşıyayım. '560 milyarlık yolsuzluk' diye savcılık kaynaklı açıklamalar yapılarak bir operasyon düzenlendi. Bakınız tekrar ediyorum: 560 milyarlık bir yolsuzluk diyerek bir operasyon yapıldı. Sonra bu 560 milyar diye mart ayında anons eden savcılık, dosyayı, yani iddianameyi önünüze yollarken 160 milyar liralık bir dosyaya rakam koydu, tespit yaptı. Bu 160 milyar liralık rakamın 110 milyarı, şu anda burada gördüğünüz Volkan Bey kardeşimizin savunma yaptığı konunun muhatabı. 110 milyarın 80 milyarı orada yerin altındaki madenler yok edilmiş gibi yazmışlar. Yani dünyanın en ucube uydurmasıdır. 30 milyar da kaçak hafriyat yapılmış, oradan uydurulmuş. Şimdi Cebeci meselesi üzerinden 'asrın uydurması' şeklinde organize edilen ve koordine edilen 110 milyarlık bir eylem yarattılar.
"2018 yılında burası maden bölgesi ilan edilmişken bunun muhatabının Volkan Ateş olarak kabul edilmesi kadar kötü bir soru olamaz"
İddia makamının sorduğu sorunun ne kadar absürt olduğunu söyleyeyim. 'Neden' derseniz; 2018 yılında burası maden bölgesi diye kanunla ilan edilmişken bunun muhatabının Volkan Ateş olarak kabul edilmesi kadar kötü bir soru olamaz. Ben de sizden acil bir talep olarak; Cebeci meselesinin temel sorumluları olarak; izin belgelerini veren, denetleyen, hesap soran, meselenin sahibi olan dönemin valilerinin, MAPEG Genel Müdürü'nün, TEÜAŞ yani ilk dökümün buraya yapılmasını talep eden genel müdürünün, ilgili vali yardımcılarının -yani burada bu firmanın faaliyetlerinde yüksek memnuniyetini bizzat bana anlatan vali ve vali yardımcılarının- Sultangazi Belediye Başkanı'nın, Sultangazi Kaymakamlığı'nın, Sultangazi İlçe Emniyet Müdürü'nün, ilçe emniyet sorumlularının, Orman Bakanlığı Bölge Müdürü ya da sorumlularının, en temel sorumlu, bu kanunun sahibi ve bu alanın sahibi olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nı acil dinlemek ve çağırmak zorundasınız Sayın Başkan, Sayın Heyet. Acil talebimdir. Mahkemeye niye çağırmak zorundasınız biliyor musunuz? Yoksa şu dinlediğiniz masumlarla bir adım dahi ileri atılamaz burada.
"Bu masum insanları bir an önce evine yollayın"
Uydurmadır, saçmadır ve bu uydurmanın, bu saçma hesap kitabın altında yatan da 'Biz 560 milyar dedik, 560 kuruş bulamadık. Ya şuraya bir 160 milyar yazalım, bunun 110 milyarını da Cebeci'ye yedirelim, boca edelim' anlayışıdır. Bu kötü akıl ve bu kötü zihniyete karşı sıraladığım bu makamları buraya davet etmediğiniz sürece, böyle bir eylem yok hükmündedir. Yazık etmeyin lütfen, bu masum insanları bir an önce evine yollayın.”
Ateş: Savcı "Her şeyi itiraf edecektin, hiçbir şey anlatmamışsın" diye bağırdı
Ateş, 9 Temmuz'da bilgisine başvurulmak üzere adliyeye çağrıldığını söyledi ve "Bir dakika sonra durum değişti. Savcı dışarı çıkıp bağırdı, 'Her şeyi itiraf edecektin, hiçbir şey anlatmamışsın' dedi. Bir anda kelepçe getirdiler, hakimlik adli kontrolle serbest bıraktı. Sonraki süreçte kızım arayıp 'Baba geldiler' dedi. Gözaltına alındım, tutuklandım" ifadelerini kullandı.
Ateş'in avukatından Ergenekon ve Balyoz operasyonları benzetmesi: Osmanımlar devam edecek gibi duruyor
Ateş'in avukatı Oğuzcan Bahar'ın savunması başladı. Bahar, 2007 itibariyle başlayan Ergenekon, Balyoz, Şike gibi operasyonların, TSK'ya yönelik bir saha açma çabası için yapıldığını, bugün de ana muhalefet partisi ve İmamoğlu'na yönelik aynı şeyin yapıldığını söyledi. Av. Bahar, "Ergenekon'da 22 dosya birleşmişti, burada da birleşmeye başladı. Burası bir çatı davası olacak sanırım. Orada bir Osmanım vardı. Alpaslan Arslan’ın azmettiricisi. Kendisi hem gizli tanık hem sanık. Bizde de hem itirafçı hem sanıklar var. Benzer şekilde Osmanımlar devam edecek gibi duruyor" dedi.
"Madem burası ruhsatsızdı, 5 yıl boyunca nasıl döküm yapılmasına izin verildi?"
Müvekkilinin kantarların başında durduğunu, maaşlı çalışan olduğunu ancak 110 milyar liradan sorumlu tutulduğunu ifade eden Bahar, "Ağzında dişi yok, çocuklarının eğitimi yarıda kaldı. Evine haciz geldi. Böyle bir parayla muhatap olan bir kişi bu ekonomik düzeyde mi olur mu?" dedi. Alanın MAPEG tarafından ruhsatlandırıldığını, dökümün de bu ruhsattan alınan izne tabi olduğunu söyleyen Bahar, "Madem burası ruhsatsızdı, 5 yıl boyunca nasıl döküm yapılmasına izin verildi?" diye konuştu. Av. Bahar, müvekkilinin çalıştığı yerde işçi ve işveren ilişkisi olduğunu söyleyerek, tutukluluk halinin sonlanmasını talep etti.
Yeşilyurt: Bir şirkette çalışmak; örgüte üye olmak, örgütten haberdar olmak anlamına gelir mi?
Ateş'in avukatının savunmasının ardından tutuklu Yağmur Cansu Yeşilyurt savunmasına başladı.
Yeşilyurt, iddianamede Murat Gülibrahimoğlu’nun şirketinde genel müdür olduğunun sehven yazıldığını belirterek, harita mühendisi olduğunu söyledi. Yeşilyurt, Gülibrahimoğlu’nun bakanlıklar ve kamu kurumlarıyla koordineli bir şekilde çalıştığını ifade etti. İmamoğlu’nu ilk kez 9 Mart’ta Silivri mahkemesi nezarethanesinde ve duruşmalarda gördüğünü söyleyen Yeşilyurt, İmamoğlu'yla hiçbir toplantıya katılmadığını belirtti.
"Bir şirkette çalışmak; örgüte üye olmak, örgütten haberdar olmak anlamına gelir mi?" diye soran Yeşilyurt, "Müdahil olmadığım bir işte kamu makamlarının herhangi bir delile dayandırmadan beni suçlamalarını kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı. Yeşilyurt ayrıca, "Ben kayyımla 4 ay çalıştım. Çağlayan'dan ifadeye çağırdılar, gittim. Sonra tekrar çağırıp ertelediler. En sonunda da evimden şafak operasyonuyla gözaltına alındım ve tutuklandım" dedi.
Babasının terör gazisi olduğunu ifade eden Yeşilyurt, cezaevi koşullarının zorlu olduğunu da belirtti. Mağduriyetinin sona erdirilmesini ve tahliyesini talep eden Yeşilyurt'un savunması sona erdi.
İmamoğlu: Geçen hafta şablon çöktü, şimdi 110 milyar liralık kamu zararı iddiası çöküyor
İmamoğlu duruşma salonundan ayrılırken, Zülfü Livaneli'ye ve seyircilere seslendi. İmamoğlu, "Zülfü Abi sizi çok seviyorum, iyi ki varsınız. 'Ey özgürlük' derken kendi adıma değil, millet adına diyorum. Dünden daha güçlüyüm. Ben hakikatim, geçen hafta şablon çöktü. Şimdi 110 milyar liralık kamu zararı iddiası çöküyor. Şablonla yola çıkanların balonları tek tek patlıyor" dedi.
Mahkeme başkanı duruşmaya öğle arası verdi.
"İnsanların ifadelerinin tehditle alındığının altını çizmek zorundayım"
Ara sona erdi, duruşma başladı. Duruşma savcısının Yağmur Cansu Yeşilyurt'a sorularının ardından Ekrem İmamoğlu söz aldı. "İnsanların ifadelerinin bana göre tehditle alındığının altını çizmek zorundayım" diyen İmamoğlu, "İnsan haklarını çiğneyen durumlar olunca geriliyorum. Ben de insanım" ifadelerini kullandı.
Akit'e gönderilen 5 milyon lirayı sordu
İmamoğlu, Yeşilyurt'a, "Denetim raporunda Kuzey İstanbul firmasından bir basın kuruluşuna 10 milyon 700 bin lira gibi bir para gönderildiğini görüyorum. Güney'den de 19 Mart'tan sonra Akit'e 5 milyon gönderildiğinden bilginiz var mı?" diye sordu. Yeşilyurt, "Maalesef yok" yanıtını verdi. İmamoğlu bunun üzerine örgüt yöneticisi olduğu ileri sürülen Gülibrahimoğlu'na atıfta bulunarak, "Liderine düşmanlık yapanları besleyen bir örgüt varsa bu nasıl örgüttür?" ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, Gülibrahimoğlu'nun şirketlerinden AKP'li Esenler, Sultangazi gibi belediyelere defalarca para transferi olduğunu söyledi. "Bu paralar ilçe belediyelerine neden gönderilir?" diyen İmamoğlu'na Yeşilyurt, "Ben teknik personel olduğumu belirttim. Hangi kapsamda gönderildiğini bilemem" yanıtını verdi. İmamoğlu ise, "Bu belediyelere işlem yapılması gerekiyorsa neden yapılmadı, ne zaman yapılacağını sormak istiyorum" dedi.
"Murat Kurum'un kampanyasını yapan şirkete 41 milyon 660 bin lira gönderdi, rakibimin kampanyasına ödeme yapan kişiyi benim örgütümde yönetici yaptılar"
İmamoğlu, Kuzey İstanbul şirketinin 2024 yerel seçimlerinden önce AKP'nin İBB adayı Murat Kurum'un kampanyasını yapan şirkete 41 milyon 660 bin lira gönderdiğini söyledi ve "Rakibimin kampanyasına ödeme yapan kişiyi benim örgütümde yönetici yaptılar. Türk adaletini bu duruma düşürüyorlar" dedi. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın söylediği ve iddianamede de yer alan "ahtapotun kolları" sözüne de atıf yapan İmamoğlu, "Bu sözleri, söyleyenlere iade ediyorum" dedi.
Gülibrahimoğlu'nun iktidara yakınlığıyla bilinen İlim Yayma Vakfı'na 2 milyon bağış yaptığını da ifade eden İmamoğlu, "Neden İBB'ye ait vakıflara değil de buralara yaptılar? Döküm yerleriyle ilişkileri var diye mi yapıldı? Bununla ilgili duyumunuz oldu mu?" diye sordu. Yeşilyurt, "Olmadı, olamaz da" yanıtını verdi.
Yeşilyurt: Toprak dökülüyor diye maden yok olmaz, maden çukurlarına hafriyat döküldüğünü de görmedim
İmamoğlu'nun ardından Fatih Keleş söz aldı. Keleş'in, "Herhangi bir belge için oğlum Mustafa Keleş'i yönlendirdim mi?" sorusuna Yeşilyurt, "Bizzat ben sizinle ilgileniyordum" yanıtını verdi.
Keleş, Yeşilyurt'a itirafçılardan Sarp Yalçınkaya'yla kendisini hiç beraber görüp görmediğini de sordu. Yeşilyurt, "Sizinle hiç yan yana geldiğini hatırlamıyorum" ifadelerini kullandı. Keleş ayrıca, üzerine toprak döküldüğü için 80 milyar lira değerindeki madenin yok olduğu iddiasını da Yeşilyurt'a sordu. Yeşilyurt, "Toprak dökülüyor diye maden yok olmaz. Ben maden çukurlarına hafriyat döküldüğünü de görmedim" dedi.
Gülibrahimoğlu'nun avukatı Abdullah Kaya, "Bölgede kontrol hangi kurumda?" diye sordu. Tutuklu sanık Yağmur Cansu Yeşilyurt ise "Proje Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın. Kontrol süreci İstanbul Valiliği'nde" yanıtını verdi.
Kuzey İstanbul şirketi, Vali Gül'ün akrabalarının şirketi Gül Hafriyat'la iş yapardı"
Keleş'in avukatı Baran Kaya, "Kuzey İstanbul şirketi, İstanbul Valisi Davut Gül'ün akrabalarının şirketi Gül Hafriyat'la iş yapar mıydı?" diye sordu. Yağmur Cansu Yeşilyurt'un yanıtı, "İş makinaları vardı, iş yapıyorlardı" şeklinde oldu.
İmamoğlu'nun avukatı Pekin'nden "Kurum'la ilgili bir katılım kararı verildi mi?" sorusu
MAPEG'in avukatı Esra Zorlu Ekşi'nin soruları sırasında, imamoğlu'nun avukatı Tora Pekin, mahkeme başkanına "Kurum'la ilgili bir katılım kararı verildi mi?" diye sordu. Mahkeme başkanı "Karar vermedik henüz" dedi. Bunun üzerine Pekin, MAPEG avukatının soru sormasının usule aykırı olduğunu ifade etti.
Avukat Onur Büyükhatipoğlu, Yeşilyurt'a "etkin pişmanlık" teklifi nedeniyle azlettiği avukat Selcen Akar'ın kendisine kimi tavsiye ettiğini sordu. Yeşilyurt, "etkin pişmanlık"tan yararlanan Semih Bilgin'in avukatı olan Akar'ın, Kuzey İstanbul'a atanan kayyım tarafından yönlendirildiğini söyledi.
"Avukat Selcen Akar, müvekkilime etkin pişmanlık için sözleşme imzalatmak istedi"
Yeşilyurt'un sorgusu sona erdi. Avukat Metin Çetinbaş'ın savunması başladı.
Müvekkili Yeşilyurt'un İstanbul Büyükşehir Belediyesi çalışanı olmadığını, sanıklardan neredeyse hiçbirini tanımadığını ifade eden avukat Çetinbaş, "SGK'lı olarak Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketinde harita mühendisi olarak çalışmaktadır" dedi. Davada, anayasadaki ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğini söyleyen Çetinbaş, avukat Selcen Akar'ın müvekkiline etkin pişmanlık için sözleşme imzalatmak istediğini söyledi.
"Amaçları müvekkilimi itirafçı olmaya zorlamak"
Müvekkilinin savcılıkta tehdit edildiğini, bir gün sonra da kayyım tarafından işten çıkartıldığını ifade eden avukat Çetinbaş, "Tekrar gözaltına alındığında Savcı, 'Daha kaç kere geleceksin buraya?' diyerek bağırıyor. Her çağrıldığında giden genç bir kadına karşı savcının hitap şekli yasalara ve meslek etiğine ne kadar uygun?" dedi. Çetinbaş, "Amaçlarının ne olduğu bellidir. Müvekkili itirafçı olmaya zorlamaktır" dedi.
Müvekkiline iki defa keyfi gözaltı işlemi yapıldığını söyleyen Çetinbaş, "Yağmur Cansu Yeşilyurt hakkında itirafçıların bir beyanı yok. Tanık beyanı, sanıkların aleyhte beyanı yok, rapor yok. Bu rağmen müvekkilim keyfi olarak 7 aydır tutuklu" dedi. "Bu iddianame ve soruşturmanın savunulacak bir yanı olmadığı bellidir" diyen avukat Çetinbaş, "Müvekkilimin savunma hakkını açıkça kısıtladınız" ifadelerini kullandı.
Avukat Çetinbaş, 26 yıl hâkimlik yaptığını ifade ederek, "Bu salonlarda kasılarak hakimlik, sâvcılık taslayan, herkese tepeden bakan, kendini dokunulmaz sanan kumpas davasının hakim ve sâvcılarının başına gelen sonları size hatırlatmak isterim" ifadelerini de kullandı.
Av. Çetinbaş'ın savunması devam ederken mahkeme başkanı araya girerek oturumu sonlandırdı. Duruşma yarın 34. günde Çetinbaş'ın savunmasıyla devam edecek.
İBB davasında şu ana kadar neler oldu?15 kişi daha tahliye edildi; tutuklu sanık sayısı 77'ye düştüİstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti, tutuklu sanıklar Emrah Yüksel, İsmet Korkmaz, Mehmet Çağlar Kuru, Ulaş Yılmaz, Yusuf Utku Şahin, Çağlar Türkmen, Adem Soytekin, Seyhan Özcan, Nuri Cem Ceylan, Esma Bayrak, Murat Keleş, Fatih Özçelik, İsmail Akkaya, Harun Cengiz Beğenmez ve Mehmet Kaya hakkında tahliye kararı verdi. 414 kişinin yargılandığı dosyada önceki tutukluluk incelemesinde 18, son tutukluluk incelemesinde ise 15 kişinin tahliye edilmesiyle tutuklu sanık sayısı 77'ye düştü. Adem Soytekin'in savunması öne alındıMahkeme başkanı, "etkin pişmanlık" hükümlerinden yararlanan ancak tutukluluk hali devam eden ve savunmaların alınması için hazırlanan listede 105. sırada bulunan Adem Soytekin'in, savunmasının öne alınmasını kabul etti. Savunma yapacak son kişi olan Soytekin'in savunması, Pehlivan'dan sonraya alınmıştı. Soytekin, savunmasının alınmasının ardından yapılan tutukluluk incelemesinde tahliye edildi. Soytekin şu ana kadar 8 kez "etkin pişmanlık"tan yararlanmak üzere ifade vermişti. Bir kere tahliye edilen Soytekin, verdiği ifadeler tutarsız bulunduğu için yeniden tutuklanmıştı. Soytekin'in verdiği ifadeyle Pehlivan tutuklanmış; Pehlivan’ın avukat yönlendirmesi yapmasıyla "Soytekin'i 'etkin pişmanlık'tan vazgeçirmeye çalıştığı" iddia edilerek Pehlivan'a "örgüt üyeliği" iddiası yöneltilmişti. "Örgüt üyeliği" iddiası bulunmayan tutukluların telefon sınırlaması kaldırılsın müzekkeresiÖnceki gün İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, haklarında "örgüt üyeliği" ve "örgüte yardım" suçlaması yöneltilmeyen tutuklular yönünden mevcut tedbir uygulamalarını yeniden değerlenirdi. Mahkeme heyetince, aralarında CHP eski milletvekili Aykut Erdoğdu, Ekrem İmamoğlu’nun korumalarından Çağlar Türkmen ve İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar’ın da bulunduğu toplam 27 kişi hakkında uygulanan "iletişim kısıtlaması"nın kaldırılması için ilgili ceza infaz kurumlarına müzekkere yazıldı. Müzekkerede, "isimleri yazılı tutuklu sanıkların haklarında örgüt üyeliği veya örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme suçu kapsamında sevk bulunmadığından kurumunuzca uygulanan tedbirlerin bu husus gözetilerek değerlendirilmesi hususlarında gereği rica olunur" denildi. Böylelikle, bu kapsamdaki 27 tutuklunun telefon görüşmelerinde uygulanan süre sınırlamasında değişikliğe gidilecek. İnan Güney'in dosyası birleştirildi, sanık sayısı 414'e çıktıBeyoğlu Belediyesi'ne yönelik suçlamalara ilişkin olarak aralarında Başkan İnan Güney'in de olduğu, 3'ü tutuklu 7 kişi hakkındaki dosyanın bu davayla birleştirilmesi kararı sonrasında, davadaki sanık sayısı, 92'si tutuklu 414'e çıkmıştı. |
414 sanık yargılanıyorBeyoğlu Belediyesi'ne ilişkin olarak aralarında Başkan İnan Güney'in de olduğu, 3'ü tutuklu 7 kişi hakkındaki dosyanın bu davayla birleştirilmesi kararı sonrasında, davadaki sanık sayısı, 92'si tutuklu 414'e çıktı. İddianamede; İmamoğlu hakkında "örgütün kurucusu ve lideri" ifadeleri kullanılarak 142 ayrı suçtan cezalandırılması talep edildi. İmamoğlu hakkında 142 ayrı eylemden, 828 ila 2 bin 352 yıla kadar hapsi istendi. Duruşmalar nisan ayı sonuna kadar devam edecekDuruşmada salonda yer alacak basın mensubu sayısı ile sanıklara müdafi sınırı getirilmişti. Duruşmalar nisan ayı sonuna kadar haftanın 4 günü olacak şekilde yapılacak ve ay sonuna kadar tutuklu sanıkların savunması alınacak. Mahkemenin nisan ayının sonuna kadar tutukluluklar yönünde de bir değerlendirmeler yapması bekleniyor. |
T24'ün İBB iddianamesine ilişkin dosyasıİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında yer aldığı 105 kişinin tutuklu bulunduğu, İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturmasını tamamladı. 3 bin 700 sayfayı aşan, 402 kişinin sanık olarak yer aldığı iddianamede, İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı'ndan itibaren "sistem" kurarak, bu sistem sayesinde, önce İstanbul Belediye Başkanı seçildiği, ardından CHP'yi ele geçirdiği, ardından da CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı olarak fon oluşturduğu belirtildi ve 142 ayrı eylemden, 828 ila 2 bin 352 yıla kadar hapsi istendi. "Ekrem İmamoğlu suç örgütü" adı verilen yapıda yer aldığı öne sürülen örgüt yöneticileri, örgüt üyeleri ve örgüte yardım eden isimlerin, "suç örgütü kurma", "suç örgütü yönetme", "rüşvet alma", "rüşvet verme" suçlarını işledikleri öne sürüldü. İddianamede, iş insanlarından para toplanmasına dayalı olduğu iddia edilen "sistem" için, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın da sıkça kullandığı "ahtapotun kolları gibi" ifadesi dört kez kullanıldı. Özgür Özel'i CHP Genel Başkanı olarak seçen ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nu partiden uzaklaştıran ismin İmamoğlu olduğunun öne sürüldüğü iddianamede, CHP yönetiminin de suç yoluyla elde edilen gelirleri kullandığı ve bütün eylemlerden haberdar olduğu iddia edildi. İki CHP'li vekil de İmamoğlu'nun örgütünde olmakla suçlandı ve dokunulmazlıklarının kaldırılması istemiyle fezleke hazırlandı. Başsavcılık, anayasadaki parti kapatma maddelerine atıf yaparak, söz konusu eylemleri "ihbar" yazısıyla Yargıtay Başsavcılığı'na da bildirdi. İddianamede, oluşan kamu zararının 160 milyar TL ve 24 milyon dolar olduğu öne sürülerek, İmamoğlu ve oğlu ile çok sayıda kişinin şirketlerine, CHP İl Başkanlığı binasına el konulması talep edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan iddianamede 15 gizli tanığın ifadeleri de yer alıyor. İddianamede "etkin pişmanlık"tan yararlananların sayısı 76 kişi olarak açıklandı. 7 bölümden oluşan iddianamenin birinci bölümünde "suç örgütünün genel yapısı ve özellikleri" ikinci bölümde, "soruşturmanın genel özeti", üçüncü bölümde "örgüt lideri" olarak nitelendirilen İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde ilçedeki eylemleri yer aldı. Dördüncü bölümde İmamoğlu'nun İBB Başkanı olduğu dönemde "örgütün tıpkı bir ahtapotun kolları gibi İstanbul geneline yayılan eylemlerinden" bahsedildiği belirtildi. Beşinci bölümde İBB iştirakleriyle ilgili suçlamalar yer alırken, son bölümde de hakkında kamu davası açılan şüphelilerin üzerine atılı eylemlerle ilgili suç tasnifleri ve sevk maddelerine yer verildi. İstanbul il binasının alınması sırasındaki para görüntüleri, "örgüt faaliyeti ile ilgili sızan ilk görüntüler" diye nitelendirildi. GÖKÇER TAHİNCİOĞLU'NUN ANALİZİ İBB iddianamesinde "örgüt" çabası: Sadece İmamoğlu değil CHP de yargılanıyor! İBB'ye yönelik "yolsuzluk" iddianamesinde İmamoğlu'na 2 bin 352 yıla kadar hapis istemi: İşte tüm detaylar, suçlamalar, istenen cezalar... |


