İBB davasında 22. gün | İmamoğlu ile jandarma arasında gerginlik yaşandı; 90 yaşındaki amcası da duruşmaya katıldı: Senin layık olduğun yer burası değil!
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

İBB davasında 22. gün | İmamoğlu ile jandarma arasında gerginlik yaşandı; 90 yaşındaki amcası da duruşmaya katıldı: Senin layık olduğun yer burası değil!

İmamoğlu Silivri

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB davasının 22. günü, tutuklu sanıkların savunmasıyla devam ediyor. Duruşmayı, İmamoğlu'nun 90 yaşındaki amcası da izledi. Duruşma arasında amcasının, “Senin layık olduğun yer burası değil” demesi üzerine İmamoğlu, "Ellerinden öpüyorum. Ben olmam gereken yerdeyim, milletin kalbindeyim. Bu ülkede herkes her zaman layık olduğu yeri bulur” dedi.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması 21. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda, devam ediyor.

Duruşmada, tutuklu KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt’un avukatlarından Şeref Dede’nin savunmasında, iddianamenin kapsamı, delil yapısı ve yargılama sürecine ilişkin kapsamlı eleştirilerde bulundu.

Dede, iddianamenin 3 bin 738 sayfadan oluştuğunu belirterek, “İnsan istese bu hacimde bir romanı dahi zor yazar. Sayın Başkan, ‘Eylem 13’ için ‘Biz anlayamadık, anlatın’ demiştiniz. Eğer o eylemin sanıkları susma hakkını kullansaydı, beraatten başka bir karar verilemezdi. Çünkü ortada anlaşılabilir, somutlaştırılmış bir isnat yok” diye konuştu.

Dosyada 400’ün üzerinde sanık bulunduğunu hatırlatan Dede, yargılama sürecinde 18 sanığın arasından sorgu ve savunmaları dahi alınmadan tahliye edilenlere dikkati çekti. Bu durumun çelişkili bir tablo ortaya koyduğunu ifade eden Dede, bazı sanıkların uzun süre sonra ilk kez hakim karşısına çıkarıldığını belirtti.

Yargılamanın, Ceza Muhakemesi Kanunu’na uygun yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Dede, mahkemenin yalnızca kanunla ve vicdanla bağlı olduğunu ifade etti. Geçmişteki tartışmalı davalara da değinen Dede, "Bu davanın o davalara benzememesi gerekir" dedi.

Mahkeme heyetinin önceki celsede sanık lehine değerlendirmeler içeren bazı tespitlerinin önemli olduğunu belirten Dede, toplumda oluşan baskı algısına da dikkati çekti. “İnsanlar ‘Bugün kim alınacak?’ endişesiyle yaşıyor” diyen Dede, bu durumun, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını söyledi. Dosyada çok sayıda eylemin birleştirildiğini ve sanıklar arasında çoğu durumda bağ bulunmadığını savunan Dede, yargılamanın makul sürede tamamlanması gerektiğini ifade etti.

Ali Kurt hakkında ileri sürülen iddialara değinen Dede, KİPTAŞ projeleri üzerinden yapılan suçlamaların somut verilerle desteklenmediğini savundu. 43 proje arasında yalnızca sınırlı sayıda projede Adem Soytekin’in yer aldığını ifade eden Dede, iddiaların genelleştirildiğini iddia etti. İddianamede yer alan “düşük bedelle satış” iddialarına ilişkin de dosyada somut bir örnek bulunmadığını söyleyen Dede, herhangi bir tanık beyanı ya da belge olmadığını da kaydetti.

“Hesaplar bloke, maaş yok, eşe dosta muhtaç hale geldi”

Ali Kurt’un yaşadığı maddi sıkıntılara da değinen avukat Dede, müvekkilinin uzun yıllar kamuya hizmet etmiş bir bürokrat olduğunu belirterek, "15 yılını devlete vermiş, kamu malını korumak için görev yapmış bir bürokrat, bugün hesaplarına konulan blokeler nedeniyle ciddi bir mağduriyet yaşamaktadır. Dün de mahkeme huzurunda ifade ettiği üzere, hesapları fiilen sıfırlanmış, tüm malvarlığı üzerinde tasarruf edemez hale getirilmiştir” dedi.

Müvekkilinin maaşına ve birikimlerine erişemediğini, günlük yaşamını sürdürebilmek için dahi ciddi zorluklar yaşadığını belirten Dede, “Eşe dosta muhtaç hale geldiğini açıkça dile getirdi. Ailesinin geçimi, temel ihtiyaçların karşılanması noktasında büyük bir sıkıntı içerisindedir. Bu durum yalnızca hukuki değil, aynı zamanda insani bir meseledir” ifadelerini kullandı.

Dede, tüm dijital materyallerin incelendiğini ve herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığını da belirterek, “Ortada suç teşkil eden bir veri yokken, hem özgürlüğünden mahrum bırakılması hem de ekonomik olarak bu denli ağır bir tabloyla karşı karşıya kalması kabul edilemez” diye konuştu.

Ali Kurt’un yaklaşık 11 aydır cezaevinde bulunduğunu hatırlatan Dede, “Ailesinden, çocuklarından ayrı bir şekilde yaşamını sürdürüyor. Bu sürecin daha fazla uzatılmasının insani bir karşılığı yoktur” ifadelerini kullandı.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun savcılara, hem lehe hem aleyhe delilleri toplama yükümlülüğü verdiğini hatırlatan Dede, bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini öne sürdü. 

Savunmasının sonunda örgüt iddiasına da değinen Dede, dosyada bu iddiayı destekleyecek unsurlar bulunmadığını belirterek, “Hiyerarşi yok, süreklilik yok, organik bağ yok. Sanıklar birbirlerini dahi tanımıyor. Tek ortak nokta, aynı kurumda çalışmaları. Bu durum suç örgütü varlığını göstermez” değerlendirmesini yaptı.

İmamoğlu: İktidar mensupları da gelip izlemeli ama gelemezler. Seçime gidemedikleri gibi benim de karşıma gelemezler

Ardından duruşmaya ara verildi. Araya giderken avukatlarıyla konuşan Ekrem İmamoğlu'na jandarma personeli acele etmesini söyleyerek müdahale etti. İmamoğlu salondan çıkarken, "Bakın ben ters davranmıyorum ama terslik istiyorsanız ona göre davranırım” diyerek tepki gösterdi.

İmamoğlu daha sonra duruşmayı izleyen 90 yaşındaki amcasına, "Amcam hoşgeldin, nasılsın?" diye sordu. Amcası "Senin layık olduğun yer burası değil" deyince Ekrem İmamoğlu, "Senin çektiğin çilenin yanında bu nedir ki? Ellerinden öpüyorum. Ben olmam gereken yerdeyim, milletin kalbindeyim. Bu ülkede herkes her zaman layık olduğu yeri bulur" dedi.

Son olarak izleyicilere dönen İmamoğlu, "Sizin buradaki varlığınız çok değerli. Herkes gelsin izlesin, ister vatandaş ister aile yakını ister İBB çalışanı… Hatta iktidar mensupları da gelip izlemeli ama gelemezler. Seçime gidemedikleri gibi benim de karşıma gelemezler" diye konuştu.

İmamoğlu'nun tutuklu koruması Akın:  

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu yakın koruması Mustafa Akın savunmasında, otellerde örgütsel gizli toplantılar yapıldığı, jammer kullanıldığı, kameraların kapatıldığı iddialarına yanıt verdi. İddialara konu olan belediyenin elinde bulunan jammer cihazlarının, rahmetli Kadir Topbaş döneminde alınan jammer cihazları olduğunu belirten Akın, şunları söyledi:

"Bu otelin tepesinde ve etrafında dört tane baz istasyonu var. Otelin tepesindeki baz istasyonu da İstanbul'un en büyük baz istasyonlarından bir tanesi. Burada, bu cihazları kullanmanız mümkün değil. Çünkü baz istasyonlarının özellikleri, bu tür cihazların çalışmasını engeller. Kameraların bantlanma olayına gelecek olursak; bu durum, sadece Sayın Başkan’ın toplantı öncesi ya da sonrası üzerinde kıyafet değiştirdiği alana bakan kameranın kapatılması olayıdır. Yani Sayın Başkan’ın özel hayatının gizliliğini ve itibarını korumak için, yaşadığımız daha evvelki olaylardan dolayı bu kararı aldık. Bunlara da kısaca bir örnek vereyim size; Balıkçı Kahraman, The Marmara Oteli… Ayrıca İsmail Küçükkaya olayı, hepiniz basından biliyorsunuzdur. Oradaki görüntülerin de nasıl alındığı da ayrıca vahim bir olaydır. Bunlar, kamuoyunda Sayın Başkan’ın itibarını sarsacak yanlış algılamalara yöneltecek, maksatlı belli medya mensupları tarafından kullanıldığı için, biz bu tedbirleri, koruma ekibi olarak, özellikle ve özellikle toplantı yaparak, bundan sonra uygulamalarımızı ona göre gerçekleştirdik. Tüm koruma arkadaşlarımız, polis arkadaşlarımız bu konuları bilirler; isterseniz herhangi birisini davet edip sorabilirsiniz.

"Gizli bir durum mevcut olsa, devlet erkanının toplantı için sık sık kullandığı bu otel mi tercih edilirdi?"

Ayrıca iddia edildiği üzere, toplantı ve toplantıya katılanların gizlenmesi gibi bir amaç ile hareket edilmiş olsa, otelin giriş-çıkış kısmına bakan kameralar da kapatılmaz mıydı Sayın Başkanım? Biz otele çakarlı arabalarla geliyoruz. Yanımızda iki tane resmi polis ve Valilik onayıyla bizimle beraber çalışan güvenlik görevlisi koruma arkadaşlarımız, özel kalemimiz, saha koordinatörü arkadaşımız var. Otele girerken bir tek davul zurna eksik. Öyle gizli bir toplantı olur mu Allah aşkına? Mümkün değil, hayatın olağan akışına aykırı. Ayrıca keza gizli bir durum mevcut olsa, devlet erkanının toplantı için sık sık kullandığı bu otel mi tercih edilirdi? Gizli bir durum olsa, bahsi geçen otelin dördüncü katında bulunan VIP girişinden girilmez miydi? Gizli bir toplantı yapacak olan VIP girişinden girer; kimse sizi görmez, özel karşılanırsınız, asansöre binersiniz ve ineceğiniz yere gidersiniz."

“Üzerimizde herhangi bir kamu malının kalmaması için gerekli hassasiyet gösterilmiştir”

Mustafa Akın, başkanlık konutuna ilişkin kamera kayıt cihazı iddiasına da yanıt verdi. Ekrem İmamoğlu'nun, 15 Mart'ta yeni konutuna taşınmasının planlandığını ancak yeni konutta meydana gelen su kaçağı nedeniyle tadilat sürecinin uzadığını anlatan Akın, şunları kaydetti:

"Bu nedenle taşınma gerçekleşememiştir. Akabinde 19 Mart tarihinde gözaltı süreci yaşanmıştır. Sayın Başkan’ın gözaltına alınmasının ardından, konutta bulunan ekip olarak bir değerlendirme yaptık. Konutun artık kullanılmayacağı anlaşılmıştır. Bu nedenle, İBB envanterine ait tüm eşyaların ilgili birimlere teslim edilmesi yönünde karar aldık. Sayın Başkan’ın 23 Mart’ta tutuklanmasıyla birlikte koruma kararı da sona ermiştir. Bu doğrultuda, zimmetimizde bulunan tüm ekipmanlar —araçlarda bulunan silahlar dahil— ilgili birimlere eksiksiz şekilde teslim edilmiştir. Aynı şekilde konutta bulunan ve kuruma ait olan tüm eşyalar da kalması gerekenler hariç, ilgili birimlere iade edilmiştir. Üzerimizde herhangi bir kamu malının kalmaması için gerekli hassasiyet gösterilmiştir. Nitekim sehven Sayın Başkan’ın yeni adresine götürülen iki adet kettle dahi fark edildiği anda geri alınıp resmi lojmana teslim edilmiştir. Bu örnek dahi, kamu malına gösterdiğimiz özeni açıkça ortaya koymaktadır."

“Hayatını Emniyet Teşkilatı’na adamış bir insan olarak, bu muamele benim için mesleki bir kırılma noktası”

Korum müdürü Mustafa Akın, hayatını Emniyet Teşkilatı’na adamış bir insan olarak, sabahın erken saatlerinde, bir davetle ifade vermeye çağrılmak yerine evinden, ailesinin yanından gözaltına alınmasının kendisi için yalnızca kişisel değil, aynı zamanda mesleki bir kırılma noktası olduğunu dile getirdi. 

Hayatı boyunca ne bir suç örgütüyle ne de şiddet ya da yasa dışı herhangi bir eylemle anıldığını, hayatının tamamının devlet görevi, disiplini ve kamu hizmetinde geçtiğini anlatan Akın, "Buna rağmen, sanki çok ağır suçlar işlemişim gibi bir işlemle karşı karşıya kalmamı kabul etmekte zorlanıyorum. Silahlarıma el konulması, üzerimde sanki bir suç şüphesi varmış gibi balistik inceleme süreçlerinin başlatılması da benim mesleki geçmişimle bağdaşmamaktadır" dedi.

 "Yıllarca terörle mücadele etmiş, operasyonel görevler yürütmüş bir polisim"

Bu ülkede yıllarca terörle mücadele etmiş, operasyonel görevler yürütmüş bir polis olarak, hangi süreçlerin nasıl işlediğini bildiğini, bu nedenle, kendisini uygulanan sürecin ağırlığını ve orantısızlığını daha derinden hissettiğini anlatan Akın, şöyle konuştu:

"Burada şunu özellikle vurgulamak isterim: Benim kimseyle kişisel bir çatışmam, husumetim ya da yasa dışı bir ilişkim yoktur. Hakkımda ileri sürülen iddiaların hiçbir somut dayanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle, suç isnatlarını kabul etmem mümkün değildir. Beni en çok yaralayan hususlardan biri de, bu süreçte insan onurunu zedeleyen muamelelerdir. Ancak buna rağmen, görevini yapan kamu görevlilerine karşı genelleme yapmaktan özellikle kaçınıyorum. Bu süreçte görevini insani bir şekilde yerine getiren kadın polis memuruna ayrıca teşekkür etmek isterim. Devletin polisi, devletin üniformasını taşıyan herkes benim için saygıdeğerdir. Ben devlet terbiyesiyle yetişmiş bir insanım. Bu nedenle yaşananları kişiselleştirmeden, hukuki zeminde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Ancak şunu da açıkça ifade ediyorum: Bana yöneltilen suçlamalar ne mesleki geçmişimle ne de hayatın olağan akışıyla bağdaşmaktadır. Sonuç olarak; hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum. Bu süreçte gerçeklerin ortaya çıkacağına ve hakkaniyetin sağlanacağına inanıyorum. Bu vesileyle, başta koruma ekibinde birlikte görev yaptığım ve halen benimle birlikte tutuklu bulunan arkadaşım Çağlar Türkmen olmak üzere; iddianameleri dahi henüz tamamlanmamış sürücü arkadaşlarım Zekai Kırat ve Recep Cebeci’nin de tahliyesini ve beraatini talep ediyorum.

"Bu davada adaletin tecelli edeceğine inanıyorum"

Sizin ve heyetinizin ne kadar ağır bir görev yürüttüğünün farkındayım. Yaklaşık kırk yıla yakın askerlik ve devlet hizmeti geçmişi olan bir insan olarak, bu yükün ne kadar zor olduğunu yürekten hissediyorum. Bu nedenle size ve heyetinize saygım tamdır. Ancak şunu da ifade etmek isterim: Bu süreci anlamak için yalnızca dosyaya değil, insan hayatına da bakmak gerekir. Çünkü burada yalnızca sanıklar değil, aileler de vardır. Benim de bir ailem var. Yaşlı anne babam artık hayatta değil; Allah rahmet eylesin. Ama geride kalan iki evladım ve eşim var. Aynı şekilde burada bulunan herkesin de bir ailesi var. Her sabah evden çıkarken, insanın en çok düşünmesi gereken şey ailesinin gözüdür. Eğer bu gözle bakılırsa, burada anlatmak istediğim şey çok daha iyi anlaşılacaktır. Sözlerimi bitirirken, bir ayet-i kerime ile tamamlamak istiyorum: Muhammed Suresi 35. ayette Cenab-ı Allah şöyle buyurur: 'Adil bir dava yolunda mücadele ederken gevşemeyin, korkuya kapılmayın. Barış için yalvarıp yakarmayın. Allah sizinledir; sonunda üstün gelecek olan siz olacaksınız ve Allah, güzel amellerinizi zayi etmeyecektir.' Ben bu davada adaletin tecelli edeceğine inanıyorum. Heyetinizin de bu adaleti sağlayacağına dair inancım tamdır. Ben Cenab-ı Allah’ın, doğrunun yanında olanların yanında olduğuna yürekten inanıyorum. Ben inançlı bir insanım ve bu inancımı koruyarak, adaletin yerini bulmasını bekliyorum."

Duruşma yarın saat 10.00'da devam edecek.

(ANKA)

"Örgüt üyeliği" iddiası bulunmayan tutukluların telefon sınırlaması kaldırılsın müzekkeresi 

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, haklarında "örgüt üyeliği" ve "örgüte yardım" suçlaması yöneltilmeyen tutuklular yönünden mevcut tedbir uygulamalarını yeniden değerlenirdi. Mahkeme heyetince, aralarında CHP eski milletvekili Aykut Erdoğdu, Ekrem İmamoğlu’nun korumalarından Çağlar Türkmen ve İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar’ın da bulunduğu toplam 27 kişi hakkında uygulanan "iletişim kısıtlaması"nın kaldırılması için ilgili ceza infaz kurumlarına müzekkere yazıldı.

Müzekkerede, "isimleri yazılı tutuklu sanıkların haklarında örgüt üyeliği veya örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme suçu kapsamında sevk bulunmadığından kurumunuzca uygulanan tedbirlerin bu husus gözetilerek değerlendirilmesi hususlarında gereği rica olunur" denildi. Böylelikle, bu kapsamdaki 27 tutuklunun telefon görüşmelerinde uygulanan süre sınırlamasında değişikliğe gidilecek.


İBB davasında gün gün neler yaşandı?

İBB davasında 21. gün | KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Kurt: "50 daireyi İBB personeline satın" demek suç değildir; SPK'nın ifadesi adamı ipe götürür!

İBB davasında 20. gün | İmamoğlu'nun danışmanı Necati Özkan: İddianamede bizlere "iki kere iki eşittir mor" deniyor, birinci sınıf hukuk öğrencisine versek daha iyi yazar

İBB davasında 19. gün | İmamoğlu'nun tutuklu danışmanı Necati Özkan: Demokrasilerde muhalefet partilerinin adaylarına profesyonel hizmet vermek suç değildir

İBB davasında 18. gün | Necati Özkan ve Ulaş Yılmaz'dan Hüseyin Gün savunması: Sunum için geldi; projesi tırttı, sepetledik

İBB davasında 17. gün | Duruşma savcısından İmamoğlu'na: Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz!

İBB davasında 16. gün | İmamoğlu: İddia makamı bu dosyadaki tek suç örgütüdür!

İBB davasının 15. gününde ilk ara karar: 18 sanık için tahliye, İmamoğlu dahil belediye başkanları için tutukluluğa devam kararı

İBB davasında 14. gün | Ara karar öncesi son duruşma tamamlandı: Etkin pişmanlık ifadesi veren bir sanığın avukatı "baskıyla verildi" diyerek müvekkilinin ifadesini geri çekti

İBB davasında 13. gün | Savcılık 7 ismin tahliyesini talep etti

İBB davasında 11. gün | İmamoğlu'ndan mahkeme başkanına: Ağır bir yükün altındasınız, bu iş ders notu satmaya benzemez

İBB davasında 10. gün | Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık: Uğur Güngör'ün sabıka kaydında 200'den aşağı kayıt varsa bütün suçlamaları kabul edeceğim!

İBB davasında dokuzuncu gün | Resul Emrah Şahan: İdari olarak gerekenleri yaptığım için tutukluyum, resmî işlemler bile suç gösteriliyor!

İBB davasında sekizinci gün: İmamoğlu "İddia makamını kınıyorum" dedi; tartışmalı Ağaç A.Ş. tablosu için MASAK'tan yeni rapor alındı

İBB davasında yedinci gün | İmamoğlu salona giriş kısıtlamasına tepki gösterdi, mahkeme başkanı siyasilere kısıtlama getirilmediğini söyledi; işte yaşananlar...

İBB davasında altıncı gün | Kısıtlama kararı nedeniyle bazı CHP'liler salona alınmadı, İmamoğlu gazetecilere seslendi; işte dakika dakika yaşananlar...

İBB davasında beşinci gün: Mahkeme başkanı ile hukukçu vekiller arasında kriz çıktı, duruşma başlamadan bitti!

İBB davasında dördüncü gün | Savcı "İftira makamı!" diyen İmamoğlu'nun salondan çıkarılmasını istedi; mahkeme başkanıyla basın arasında yer krizi çıktı, duruşma ertelendi!

İBB davasında üçüncü gün | İmamoğlu, TRT’ye "ahlâksızlar" diye yüklendi: Bir yıldır bize hakaret eden ama üç gündür bir kelime edemeyen basın utansın!

İBB davasında ikinci gün | İmamoğlu mahkeme heyetinin engellemelerine rağmen konuştu; duruşmada yapay zekâ polemiği yaşandı: İşte yaşananlar...

İBB davasında ilk duruşma gergin geçti, İmamoğlu'nun avukatlarının reddi hâkim talebi reddedildi: İşte dakika dakika yaşananlar...


414 sanık yargılanıyor

Beyoğlu Belediyesi'ne ilişkin olarak aralarında Başkan İnan Güney'in de olduğu, 3'ü tutuklu 7 kişi hakkındaki dosyanın bu davayla birleştirilmesi kararı sonrasında, davadaki sanık sayısı, 92'si tutuklu 414'e çıktı.

İddianamede; İmamoğlu hakkında "örgütün kurucusu ve lideri" ifadeleri kullanılarak 142 ayrı suçtan cezalandırılması talep edildi. İmamoğlu hakkında 142 ayrı eylemden, 828 ila 2 bin 352 yıla kadar hapsi istendi.

Duruşmalar nisan ayı sonuna kadar devam edecek

Duruşmada salonda yer alacak basın mensubu sayısı ile sanıklara müdafi sınırı getirilmişti. Duruşmalar nisan ayı sonuna kadar haftanın 4 günü olacak şekilde yapılacak ve ay sonuna kadar tutuklu sanıkların savunması alınacak. Mahkemenin nisan ayının sonuna kadar tutukluluklar yönünde de bir değerlendirmeler yapması bekleniyor.



T24'ün İBB iddianamesine ilişkin dosyası

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında yer aldığı 105 kişinin tutuklu bulunduğu, İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturmasını tamamladı.

3 bin 700 sayfayı aşan, 402 kişinin sanık olarak yer aldığı iddianamede, İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı'ndan itibaren "sistem" kurarak, bu sistem sayesinde, önce İstanbul Belediye Başkanı seçildiği, ardından CHP'yi ele geçirdiği, ardından da CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı olarak fon oluşturduğu belirtildi ve 142 ayrı eylemden, 828 ila 2 bin 352 yıla kadar hapsi istendi.

"Ekrem İmamoğlu suç örgütü" adı verilen yapıda yer aldığı öne sürülen örgüt yöneticileri, örgüt üyeleri ve örgüte yardım eden isimlerin, "suç örgütü kurma", "suç örgütü yönetme", "rüşvet alma", "rüşvet verme" suçlarını işledikleri öne sürüldü.

İddianamede, iş insanlarından para toplanmasına dayalı olduğu iddia edilen "sistem" için, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın da sıkça kullandığı "ahtapotun kolları gibi" ifadesi dört kez kullanıldı.

Özgür Özel'i CHP Genel Başkanı olarak seçen ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nu partiden uzaklaştıran ismin İmamoğlu olduğunun öne sürüldüğü iddianamede, CHP yönetiminin de suç yoluyla elde edilen gelirleri kullandığı ve bütün eylemlerden haberdar olduğu iddia edildi.

İki CHP'li vekil de İmamoğlu'nun örgütünde olmakla suçlandı ve dokunulmazlıklarının kaldırılması istemiyle fezleke hazırlandı. Başsavcılık, anayasadaki parti kapatma maddelerine atıf yaparak, söz konusu eylemleri "ihbar" yazısıyla Yargıtay Başsavcılığı'na da bildirdi.

İddianamede, oluşan kamu zararının 160 milyar TL ve 24 milyon dolar olduğu öne sürülerek, İmamoğlu ve oğlu ile çok sayıda kişinin şirketlerine, CHP İl Başkanlığı binasına el konulması talep edildi.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan iddianamede 15 gizli tanığın ifadeleri de yer alıyor. İddianamede "etkin pişmanlık"tan yararlananların sayısı 76 kişi olarak açıklandı. 

7 bölümden oluşan iddianamenin birinci bölümünde "suç örgütünün genel yapısı ve özellikleri" ikinci bölümde, "soruşturmanın genel özeti", üçüncü bölümde "örgüt lideri" olarak nitelendirilen İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde ilçedeki eylemleri yer aldı.

Dördüncü bölümde İmamoğlu'nun İBB Başkanı olduğu dönemde "örgütün tıpkı bir ahtapotun kolları gibi İstanbul geneline yayılan eylemlerinden" bahsedildiği belirtildi.

Beşinci bölümde İBB iştirakleriyle ilgili suçlamalar yer alırken, son bölümde de hakkında kamu davası açılan şüphelilerin üzerine atılı eylemlerle ilgili suç tasnifleri ve sevk maddelerine yer verildi.

İstanbul il binasının alınması sırasındaki para görüntüleri, "örgüt faaliyeti ile ilgili sızan ilk görüntüler" diye nitelendirildi. 

GÖKÇER TAHİNCİOĞLU'NUN ANALİZİ

CHP’nin "sistem"le mücadelesi: Henüz açılmamış İBB davasının açıklanması, Yargıtay’a ihbar ve CHP’yi bekleyen mücadele

İBB iddianamesinde "örgüt" çabası: Sadece İmamoğlu değil CHP de yargılanıyor!


İBB'ye yönelik "yolsuzluk" iddianamesinde İmamoğlu'na 2 bin 352 yıla kadar hapis istemi: İşte tüm detaylar, suçlamalar, istenen cezalar...


İBB iddianamesinde dört gazeteci hakkında "örgüte yardım" ve "halkı yanıltıcı bilgiyi yayma"dan hapis cezası istemi: Haberler, soruşturmayı itibarsızlaştırma amacıyla yapıldı


Kurultaydaki görüntüler "etkin pişmanlık" kanıtı sayıldı, İmamoğlu'nun A takımı tek tek işaretlendi,  fotoğraf kanıt sayıldı: İtirafçının ifadesini doğrular nitelikte


AKP milletvekilinin eşi, İBB iddianamesinde "mağdur" olarak yer aldı: Kreş karşılığı bağış istendi, uygun görmesem de kabul ettim


İBB ‘yolsuzluk’ iddianamesi: İmamoğlu, Özgür Özel’i Kılıçdaroğlu karşısında aday olarak belirledi, Rıza Akpolat ile belediye başkan adaylarını seçti


İBB’ye "yurt dışından para alındı" iddiası: Raylı sistem dahil farklı projeler için kredi çekildi, örgütü beslemek için kullanıldı


İBB iddianamesi: Soruşturma, 'para sayma görüntüleri' ile başladı: İmamoğlu CHP'yi ele geçirip cumhurbaşkanı olarak yolsuzluk çarkını büyütecekti

 

İlgili İçerikler