T24 Haber Merkezi
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında olduğu 407 sanıklı İBB davası beşinci haftada devam etti. Davanın 16. duruşması sona erdi. Geçen hafta verilen ilk ara kararla 18 kişinin tahliye edildiği davanın 16. duruşmasında söz alan İmamoğlu, "Merkez Bankası'nı dolandıranlar üç ayda serbest kaldı, hayatını devlete adamış insanlar burada hâlâ tutuklu. Ben iddia ediyorum ki, iddia makamıyla bilirkişi arasında menfaat ilişkisine dayalı bir düzen içerisinde yazılmış raporlar var. Bu kadar kasıtlı cümleler kurulmaz" dedi. Avukat Yağmur Kavak da davadaki "itirafçı" krizlerine değinerek, "İnsanların eşini gözaltına alıp yan odalarda ifadelerini aldılar. Dediler ki, 'Bizim dediklerimizi konuş, seni serbest bırakalım'. Geçen perşembe etkin pişmanlıktan faydalanmış birinin müdafisi, 'Bizi örgüt yönetici yazmayın diye savcılık ile konuştuk' dedi. İftiracı yaratma sürecini ortasından yakaladık, şu anda gerçeği konuşabiliyoruz. Yakalayamadığımız kaç kişi iftiracı olmaya zorlandı? Bunu ortaya çıkarmak mahkemenin görevi" diye konuştu. Tutuklu sanıklardan eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu'nun, “Aşağıda işkence başladı, ekmeğin arasında incecik kaşar peyniri koyuyorlardı onu da artık vermiyorlar. Aşağıda yemek yok, aşağıda etrafımız pislik içinde" iddiası ise duruşmaya damga vurdu. Duruşma sona erdikten sonra İmamoğlu, salondan ayrılırken izleyicilere seslendi ve “Bu dosya neden çöktü biliyor musunuz? Bu kadar vicdansız bir iddia makamı vardır. İddia makamı bu dosyadaki tek suç örgütüdür” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 89’su tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB Davası'nın duruşması beşinci haftada, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor.
Duruşma savcısı 31 Mart Salı günü açıkladığı mütalaasında 7 kişi hakkında tahliye talep etti. Sanık avukatları suçlamaların "kopyala-yapıştır" şeklinde yazıldığını belirterek, tepki gösterdi. Daha önce etkin pişmanlıktan yararlanmak amacıyla ifade veren tutuklu iş insanı Vedat Şahin’in avukatı Muhittin Arık, müvekkilinin 4 ifadesi bulunduğunu belirterek, "Bugün özellikle vurgulamak istediğimiz, en samimi ifade, 22 Mart tarihli ifadesidir. Daha sonraki ifadeler ise cezaevindeyken kendisine ziyarete gelen bazı avukatların baskısıyla verilmiştir" dedi, sanık ifadesini geri çekti.
Tutukluluk değerlendirmesi yapan mahkeme ise 2 Nisan'da, CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat'ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç AŞ Satın Alma Şefi Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, Altan Ertürk, Ebubekir Akın, Hüseyin Yurttaş, Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Mahir Gün, Ekrem İmamoğlu’nun özel kalem müdürü Kadriye Kasapoğlu, Başak Tatlı, Nazan Başelli, İSPER A.Ş. çalışanı Davut Bildik, Sabri Caner Kırcı, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Baran Gönül ve Esra Huri Bulduk olmak üzere 18 kişi hakkında tahliye kararı verdi.
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki 1 No'lu salonda devam eden duruşmanın bugün 16. celsesi görülüyor.
TIKLAYIN - DAVANIN 15. GÜNÜNDE NELER YAŞANDI?
16.59 - Duruşmaya ikinci ara verildi
Duruşma yaklaşık 1 saat sonra Zafer Keleş'in avukatının savunmasıyla kaldığı yerden devam edecek.
Avukat Mehmet Yıldırım müvekkili Yener Toruner'e 'Zafer Keleş'e zarf içinde 15 bin dolar götürdüğünü söyle, başka türlü seni içeriden çıkartamayız' diyor. Toruner kabul etmiyor. Müvekkilimizin evinde 15 bin dolar bulunuyor, dekontunu savcılığa kendisi veriyor. Mehmet Yıldırım bu parayı nereden biliyor? Bizim bile haberimiz yok, dosyada gizlilik var. İftiracı yaratma sürecini ortasından yakaladık, şu anda gerçeği konuşabiliyoruz. Yakalayamadığımız kaç kişi iftiracı olmaya zorlandı? Bunu ortaya çıkarmak mahkemenin görevi."
14.50 - Zafer Keleş: Belediyede başka adam mı kalmadı da 65 yaşında gidip ben para taşıyacağım?
Tutuklu İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in kardeşi tutuklu sanık Zafer Keleş savunmasında şunları kaydetti:
“Ailemizden 4 kişinin burada sanık olarak bulunmasının ben şahsen vicdanları yaraladığını düşünüyorum. Tutuklanmadan önce Kocaeli, Trabzon ve İstanbul arasında sık seyahat ediyordum. Kocaeli'de kardeşim Fatih tutuklu, Trabzon'da annem yatalak, İstanbul'da ailem. Düğünün 1 gün öncesinde gözaltına alındım ve 4 gün sonra tutuklandım. 11 aydır Silivri Cezaevi'ndeyim. 11 ayın sonunda ilk defa hakim karşısına çıkıyorum.
Bu suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Örgütle çok bağlıymışım, iş adamlarından para alırmışım, örgüte getirirmişim. Üzerime kayıtlı bir daire var, 2019 sonrası alınmış denilmiş. Ben belediyenin personeli değilim, 2019'da da alırım 2009'da da alırım. Örgüt üyeliği ile alakalı bazı kişilerle konuşmalarım varmış. 3-5 kişiyi hiç tanımıyorum. Bazları kardeşim, oğlum, Trabzon, Ordu, Rize, Giresun'dan arkadaşlarım, aile dostlarım. Benim ne İBB'de ne de başka bir kamu kurumunda işim yoktur. Belediyelerden delikli 25 kuruş alan adam değilim.
Bir beyanla tutuklandım. Neymiş, Bakırköy'den Florya'ya para taşırmışım. Belediyede başka adam mı kalmadı da 65 yaşında gidip ben para taşıyacağım? Bankadan 1 milyon çeksem 3 kişi ile gidiyorum. Otobüste şoförü kollŁyorum bir yere çarpmasın diye, şimdi de pilotu kollamaya başladım. Pirpirikli adamım ben. Baz kaydı var deniyor, hiçbir şey yok. Hayatımda öyle bir şey yapmadım. Bir ifade üzerine 2 eylemden suçlandım. Ben, kardeşim, çocuklar 11 aydır tutukluyuz. 11 aydır cezaevinde tutuluyorum. Benim burada olmam aslında Fatih Keleş'le alakalı. Onun da olayı İmamoğlu ile yol arkadaşı olması. Ben tutuklanırken sadece 1 kişi beyan vermiş."
Bir tane baz kaydı çıkarmışlar. 25 Aralık 2023, 10:46-10:49 bir baz var. Bazlar da bir tuhaf, benden 7 km uzakta duruyor. Muhtemelen ya Fatih'in yanına uğramışım ya spor yapıyorum ya da bir yerde kahve içiyorum. Bana parayı ertesi gün vermiş ya? Bu baz kaydı 1 ay sonra. Olmayan şeyi anlatmak da insanı perişan ediyor. Beylikdüzü tarafında oturuyormuşum demiş. Ben hiç orada oturmadım ki, adam başlarken yalan söylüyor. Bunun beyanı kabul edilir mi?”
İki kişi sözde konuşmuş. Biri hemşehri, bir de hemşehri kıyağı yapmış Selim. Selim tam kapıdan çıkarken Fatih buna 'Sen kaç pay vereceksin?' diye sormuş. O da 'Ben kimseye vermedim, size de vermem' demiş. Ne güzel anlatmış kendini. Peki ben bu konuşmanın neresindeyim? Ben kenarda bekliyorum, ne zaman bana bir rol verecekler diye. Beni sonra eklemiş bu Selim. 11 aydır buradayım, perişan olduk. Her yerimiz yara bere oldu. Şimdi de ağzımda kitle çıktı. Uyku apnesi var, gidiyorum KOAH diyorlar. Benim oğlum takım tutmaz, gidip örgüt üyeliği yazmışlar. Önce yeğenimin ve oğlumun, daha sonra kardeşimin, en son ben kendi tahliyemi talep ediyorum.”
14.40 - "Bilirkişi ve savcılık arasında doğal bir bağlantı olmadığını kim söyleyebilecektir?"
Avukat İnci Demirel'in beyanları şu şekilde:
“Müvekkilim mayıs ayında şafak operasyonu ile evden alındı. Emniyette asfalt ihaleleri ile ilgili kuvvetli suç şüphesi var denilerek tutuklandı. Kuvvetli suç denilenlerin suç olmadığını iddianame ile öğrendik. İddianamede asfalt değilmiş, pardon, kışla mücadeleden suçlusun denildi. Bu konu ile ilgili ifadesi alınmadı. Neden tutuklu? İtirazlarımız kabul edilmedi, genel geçer ifadeler ile reddedildi. Savcılık makamı gizli kalması gereken verileri 3. şahıslara aktardığı sonucuna hangi veriden ulaşmıştır? Kamu İhale Kanunu'nun tariflediği şekilde ihale şartnameleri düzenlenmiştir. Kış şartları ile mücadele işi şartnamesidir, katı atık toplama işi ya da araç bakımı işi değildir. Bilirkişi bütün bunları bir arada ihaleye çıktın demektedir. Eriyen karların temizlenmesi ancak mazgalların temizlenmesi ile mümkündür. Bilirkişi ve savcılık arasında doğal bir bağlantı olmadığını kim söyleyebilecektir?
İhalelere kışa yakın dönemlerde çıkılıyor, İSFALT'ın ihale yapmasına zemin hazırlanıyor denilmiş. 2008'de 10. ay, 2009'da 11. ay, 2010'da 10. ay, 2011'de 11. ay — bu ihaleleri de İSFALT almış. Bu dönemler içinde de aynı şeyler söylenecek mi? Sadece ihale tarihine bakılarak müvekkilim için ihaleye fesat karıştırdığı söylenemeyecektir. İhalenin kısmi teklife açılmamasının rekabeti engellediği söylenmiş. 2005'ten itibaren kış şartları ile mücadele ihaleleri kapalı yapılmıştı. 2025'te iş hacmini küçülterek kısımlara bölünerek ihaleye girildi, yine 2 firma girdi.”
14.05 - İmamoğlu: İddia makamıyla bilirkişi arasında menfaat ilişkisine dayalı düzen var
Verillen aranın ardından duruşmaya devam edildi. Söz alan Ekrem İmamoğlu, şunları söyledi:
“Bilirkişi tespitlerinin iyi incelenmesi lazım. Gerekirse suç duyurusunda bulunulması gerektiğini düşünüyorum. Başka bir salonda başka bir bilirkişi davasıyla yargılandım. Az önce çok değerli bir soru sordunuz: 'Bilirkişi niye böyle yazsın?' dediniz. Haklısınız. Ama ben iddia ediyorum ki, iddia makamıyla bilirkişi arasında menfaat ilişkisine dayalı bir düzen içerisinde yazılmış raporlar var. Bu kadar kasıtlı cümleler kurulmaz.”
12.56 - Duruşmaya ara verildi: Balığı rüyada yiyoruz
İmamoğlu araya giderken izleyicilerin geçmiş olsun dileğine, "Biraz boğazımda kızarıklık var ama iyiyim" yanıtı verdi. İzleyicilerin "Balık yiyin başkanım" demesi üzerine gülen İmamoğlu, "Balığı rüyada yiyoruz" dedi.
12.49 - Mahkeme Başkanı'ndan Demirel'e: Bir insan bilirkişi olarak bunu niye yazar?
Mahkeme Başkanı, Seyfullah Demirel'e şu soruları yöneltti:
“2019'da göreve başladınız, 2022 Temmuz'a kadar görev yaptınız. 2022 Kasım ihale onay tarihi olarak gözüküyor, 'Ben o tarihte görevde değildim' diyorsunuz. Bu bilirkişiler niye çarpıtıyorlar bunu? Sizin anlatımınıza göre kendi yaptıkları ihalelerde ve Danıştay'daki savunmalarında farklı tutum sergiliyorlar. Bilirkişinin bundan bir menfaati olmaz. Kendileri de aynı ihaleyi aynı şekilde yapıyorsa aynı sorumluluk onları da bağlar. Bir insan bilirkişi olarak bunu niye yazar? 134'teki alt ihalelere bölünme meselesi: ana ihalede niye yapmadılar diyor, ama aslında aynı işin devamı niteliğinde, farklı bir ihale değil. Sizden öncekiler de aynı sistemde mi yapılıyordu? Yeni getirdiğiniz bir sistem yok yani.”
Demirel ise şu yanıtları verdi:
“Evet, görevde değilim. Karayolları bu hususları savunmuş, birebir öyle. Ben de aynı şeyi söylüyorum: bizi bağlayan ne var? Savcılık ya da emniyet beni dinlemiş olsaydı, bunları anlatsaydım inanıyorum ki bu dosya bu hâliyle oluşmazdı. İhalemize giren HiKA İnşaat ve Aytaçlar İnşaat Ankara'dan İstanbul'a kadar Karayolları'nın kışla mücadelesini yapmış. İSFALT işi bizden aldıktan sonra alt ihalelerine çıkıyor, onlar da aynı ihaleye çıkmış, ayrı ayrı ihaleye çıkmamışlar. Yeni getirdiğim bir sistem yok, kesinlikle. Küçükçekmece Belediyesi'nde 10 yıl Fen İşleri Müdürlüğü yaptım, aynı şekilde yapılıyordu. Benden öncekiler de aynı sistemi uyguluyordu.
Eylem 134'te yağmur suyu kanalları temizliği ile karla mücadele işlerinin birlikte ihaleye çıkılması suçlanma konusu yapılıyor. Bu iki iş teknik olarak birbirinden ayrılamaz, kış şartlarında drenaj sistemlerinin çalışması hayati önemde. Aynı işler daha sonra alt yükleniciler tarafından yine birlikte ihale edilmiş, buna rağmen biz ayrı ihale yapmadığımız için suçlanıyoruz. O bilirkişiler adına utandım. Hem Karayolları'nda müdürlük yapıp bilirkişi olarak görevlendirileceksiniz, hem de her gün yaptığınız işi İBB söz konusu olunca farklı anlamlar yükleyeceksiniz. Danıştay 13. Dairesi'nin bu tür işlerin kısmi teklife açılması zorunluluğu olmadığına dair kararlarını görmezden gelmişler."
12.00 - Demirel'den İmamoğlu'na: Hiçbir gayrimeşru teklif almadım
Demirel'in savunması sona erdi. İmamoğlu, Seyfullah Demirel'e "Sizinle tanışıklığımız, ideolojik işbirliğimiz oldu mu?" diye sordu. Demirel "Yoktur" yanıtını verdi ve "Hiçbir gayrimeşru teklif almadım" dedi.
11.00 - "CHP'li olmayan biriyle çalışsaydık, inanın karşınıza gelmeyecektik"
Duruşmada savunma yapan tutuklu İBB Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı Seyfullah Demirel:
"Bana emniyette sorulanlar ile tutuklanma gerekçem farklı. Tutuklu olduğum için ifademin alınamadığı bile yazılmış. 1994 yılında Avcılar Belediyesi'nde belediyecilik faaliyetlerime başladım. 200 binden fazla sosyal hizmet vücuda getirdim. İBB'de göreve gelirken hemşeri, akrabacılık, kayırmacılıkla gelmedim, liyakatimla geldim. Daha önceki belediyelerde tutuklanmayıp bu belediyede tutuklanmamı çok manidar buluyorum. CHP'li olmayan birisiyle çalışsaydık, inanın biz sizin karşınıza gelmeyecekti. Eylem 137 ile ilgili söyleyebileceğim bir şey yok. O dönem görevde değildim. Bu da iddianamenin ifademiz alınmadan önce yazıldığını gösteriyor. 11 aydır cezaevindeyim. Ben neden tutukluyum, hâlâ bilmiyorum. Özgürlüğün bu kadar kolay alınmaması gerekir! Utandım o raporu yazan bilirkişiler adına... Utandım. İBB'ye gelince farklı anlamlar kazandıracaksınız! Utandım.
İddianamedeki maddeyi yanlış yorumlayarak bizi yargılıyorlar. 11 aydır tutukluyum, iddianame 8. ayda çıktı. 8 ay boyunca neden tutuklu olduğumu bilmiyordum. Yaptığımız ihaleyi 2003 yılından beri İSFALT alıyordu. Diğer yıllarda İSFALT alınca ihaleye fesat karıştırma olmuyor da biz yapınca mı oluyor? Eylem 133'te ihaleyi kısmi teklife açmadığımızdan dolayı rekabeti engellediğimiz iddia ediliyor. Bilirkişi ve iddia makamı maddeyi cımbızla çekip almış. İhale yetkilisi olarak belediye şirketinin benim ihaleme gireceğini önceden nasıl bilebilirim? Eğer o şirket bana gelip 'ihaleni ona göre kısmi teklife aç' derse ve ben de işi ona göre organize edersem, işte ihaleye fesat karıştırmak budur. Bilirkişinin dediği gibi yapsaydım o zaman ihaleye fesat karıştırırdım.
Ekrem İmamoğlu Başkanımız bir toplantıda ilginç bir talimat verdi: 'Ben Beylikdüzü belediye başkanlığı yaparken Büyükşehir'den 1 kamyon istedim, bana 1 kamyon tuz vermediler. Hangi belediye, hangi partiden olursa olsun ne kadar tuz isterse vereceksiniz' dedi. Biz tabii talimatını yerine getirmedik. Herkese istediği kadar tuz vermedik, herkese ne kadar gerekiyorsa o kadar tuz verdik.
Bakırköy Başsavcılığı'ndan İBB davasındaki "yemek işkencesi" iddialarına yanıt
10.45 - Mahkeme Başkanı'ndan İmamoğlu'na: Yapılabilecek bir şeyler varsa, bir çözüm yolu bulmaya çalışırız
Mahkeme Başkanı, İmamoğlu'nun sorularına şu yanıtı verdi:
"Savunmaya başlamadan önce, Ekrem Bey'in belirtmiş olduğu hususlarla ilgili, zaten tutukluluk değerlendirmelerimizin süreç içerisinde devam edeceğini zaten belirtmiştik o hususla ilgili. Konutu terk edemeyen hiç kimse yok diye biliyoruz dosyada. Çünkü biz duruşma başlamadan önce, konutu terk etmeme tedbirlerinin hepsini kaldırdık dosyada. Bu kumanya konusunu biz daha önce ilettik. Bunun bir tek akşam yemeği için buraya bir servis imkanı sunulabildiğini söylediler. Mevzuat olarak aslında onun uygun olmadığını ama bu yönde bir inisiyatif kullanıldığını, çünkü duruşmaların uzun sürmesi nedeniyle bu yönde bir uygulama yapabildiklerini belirttiler. Yiyecek konusunu bilmiyorum, o cezaevinden getirilen hususu. Normalde bizim o anlamda bir müdahale şansımız yok. Ancak ben, şifahi olarak görüşürüm. Gerekirse yapılabilecek bir şeyler varsa, bir çözüm yolu bulmaya çalışırız ona da."
10.40 - İmamoğlu: Hazır paket ürünlerini getirenler bu sabah getirememişler, bu uygulamaya katkınız olabilir mi?
Duruşmada söz alan Ekrem İmamoğlu, "Yargılamanın bundan sonraki süreci herkesin katkıları ile hayırlara vesile olsun. Arkadaşlarımızda yoğun şikayet var. Hazır paket ürünlerini getirenler bu sabah getirememişler. Bu uygulama hapishane ile ilgili mi, yoksa sizin de katkınız olabilir mi? Öğlen yemek arzumuz vardı, katkı talep etmiştik. Burada Bakırköy CBS ve buradaki yürütme tarafından idare ediliyor" dedi. İmamoğlu, beyanına şöyle devam etti:
"Perşembe günü 18 kişinin tahliye edilmesi hepimizi sevindirdi, kıymetli bir başlangıçtır. Ancak onlarca mağdur kişinin her gün özgürlüğünden alınan bir gün telafi edilmesi mümkün olmayan bir zaman dilimine dönüşüyor. Burada yalnızca tutuklular değil, adli tedbirlerle ilgili süreçlerde de mağduriyetler mevcut. Bazı insanların gelirleri tamamen ortadan kalkmış, kurumlarına, şirketlerine el konulmuş. Hala babalarından dolayı tutuklu olan evlatlar, akrabası olduğu için tutuklu kalanlar var. Büyük ıstırap içinde olan kadınlar, hayatını devlete adamış insanlar var. Bana göre birçok insan burada masumdur ve tutuksuz yargılanmalıdır. Ağır ameliyat geçirip hapiste tedavi olmaya çalışan bürokrat arkadaşlarımız var. Etkin pişmanlık üzerinden ödüllendirilmiş gibi hareket eden bazı uygulamalar ciddi kul hakkı doğuruyor.
Merkez Bankası'nı dolandıran insanlar üç ayda serbest bırakılmış, dışarıda geziyorlar. Burada hayatını devlete adamış masum insanlar tutuklu yargılanıyor. İyi ve adil yargılama sürecinde attığınız her olumlu adımda yanınızda olacağız, aksi takdirde gereken tepkiyi göstereceğiz. İnşallah arkadaşlarıma hayırlara vesile olan adil bir yargılama süreci yaşatırsınız."
10.35 - Tutuklu Aykut Erdoğdu: Aşağıda işkence başladı, yemek yok
Tutuklu isimlerin mahkeme salonuna getirilmesinin ardından heyete seslenen Aykut Erdoğdu, “Aşağıda işkence başladı, ekmeğin arasında incecik kaşar peyniri koyuyorlardı onu da artık vermiyorlar. Aşağıda yemek yok, aşağıda etrafımız pislik içinde. Bu kadar olur mu? Ben milletvekiliyim. Benden kimseye zarar gelmez" dedi.
10.30 - Duruşma salonunda "En büyük başkan bizim başkan" sesleri
İBB davasının 16. gününde tutuklu sanıkların savunmaları alınacak. Duruşmaya İBB Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı Seyfullah Demirel'in savunmasıyla devam edecek. Demirel'e, "ihaleye fesat karıştırma" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlaması yöneltiliyor.
Öte yandan duruşmada bazı gazeteciler salona alınmayarak izleyicilerin bulunduğu alana yönlendirilirken, tutuklu sanıklar salona alkışlarla girdi. Salonda, "Baba harika görünüyorsun", "Aşkım seni seviyorum", "En büyük başkan bizim başkan", "Ekrem Başkanım her şey çok güzel olacak" sesleri yükseldi. İzleyici sıralarından tutuklu avukat Mehmet Pehlivan'a, "Avukatlar günün kutlu olsun Pehlivan" diye seslenildi.
Sanıklara 143 eylem ve 17 suçlamaya yöneltiliyorİstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında açılan ve 107’si tutuklu 407 sanığın yer aldığı davada yargılama bugün yedinci gününde. Sanıklara 143 eylem ve 17 suçlamaya yöneltilirken, davanın merkezinde belediyedeki bazı ihaleler, kamu görevlileriyle ilişkiler ve çeşitli usulsüzlük iddiaları bulunuyor. İddianamede; İmamoğlu hakkında "örgütün kurucusu ve lideri" ifadeleri kullanılarak 142 ayrı suçtan cezalandırılması talep edildi. İmamoğlu hakkında 142 ayrı eylemden, 828 ila 2 bin 352 yıla kadar hapsi istendi. Duruşmalar nisan ayı sonuna kadar devam edecekDuruşmada salonda yer alacak basın mensubu sayısı ile sanıklara müdafi sınırı getirilmişti. Duruşmalar nisan ayı sonuna kadar haftanın 4 günü olacak şekilde yapılacak ve ay sonuna kadar tutuklu sanıkların savunması alınacak. Mahkemenin nisan ayının sonuna kadar tutukluluklar yönünde de bir değerlendirme yapması bekleniyor. |


