T24 Haber Merkezi
İBB'ye yönelik "yolsuzluk" davasında aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 92 tutuklu 414 sanık hakim karşısına çıktı. Dün "etkin pişmanlık"tan yararlanan tutuklu iş insanı Adem Soytekin'in savunması alınmış, sorgusu yapılmıştı. Soytekin'in avukatlarının savunmalarıyla devam eden duruşmada Soytekin'e söz veren mahkeme başkanı, "Dosyada dilekçen var, olayı anlat" dedi. Soytekin, "Murat Kapki bana 'Film çekeceğiz, rolünü oynar mısın?' dedi. Buğra Gökce de, "O rolü oynayacak bilmem ne çocuğu buluruz' dedi" ifadelerini kullandı. Soytekin'in sözlerinin ardından İmamoğlu, "Çok ayıp, zan altında kalıyoruz. Kime ne saygısızlık yapmışız?" diyerek tepki gösterdi. Murat Kapki ise, "Adem yalan konuşuyor, siz de kabul ediyorsunuz" dedi. Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, duruşmayı izleyen M.G. isimli kişinin sosyal medya hesabından davaya ilişkin olarak yaptığı paylaşım gerekçesiyle gözaltına alındığını duyurdu.
İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB davasının ilk duruşması 29. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda görülmeye devam etti. Davanın ilk duruşmasından bugüne kadar 36 kişinin savunması alındı. Cuma günü duruşma görülmezken duruşmalara haftanın 4 günü devam ediliyor.
Soytekin'e ek savunma hakkı verildi
Tutuklu sanıklar, avukatları, gazeteciler, izleyiciler ve mahkeme heyeti yerini aldı. Duruşmada, Soytekin ek savunma hakkı talep etti. Mahkeme başkanı Soytekin'e ek savunma hakkı verildiğini belirtti. İBB Davası, Soytekin'in avukatı Ahmet Burak Bilgin'in savunmasıyla başladı.
"İddia makamının müvekkili konumlandırdığı pozisyonu kabul etmiyoruz; etkin pişmanlık cezalandırıldı"
Av. Bilgin, müvekkilinin Ekrem İmamoğlu belediye başkanı olduktan sonra KİPTAŞ'ın düzenlediği 43 ihaleden 2 tanesine girdiğini söyledi. Avukat Bilgin, müvekkilinin bu ihalelerin birini tek başına, birini ortaklı aldığını belirtti. "İddia makamının müvekkili konumlandırdığı pozisyonu kabul etmiyoruz" diyen Bilgin, "Bu durum, etkin pişmanlığın cezalandırılmasıdır" dedi.
"Örgütün iddia edilen amacından müvekkilim ve örgütün yöneticileri dahi habersiz"
Bilgin, müvekkilinin iddianamede örgüt lideri olduğu öne sürülen İmamoğlu'yla ilgili tek bir beyanı veya iddiası olmadığını belirtti. Avukat Bilgin, "Savcılığın liderden alınan bir talimat olduğuna dair bir iddiası veya delili de yoktur" dedi.
Ayrıca Bilgin, savcılığın İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı için finans sağlandığı iddiasına değindi. Bilgin, "Örgütün iddia edilen amacından müvekkilim ve örgütün yöneticileri dahi habersizdir" dedi.
"Mal varlığında sonradan ortaya çıkmış, izah edilemeyen bir durum yok"
Bilgin'in ardından Soytekin'in avukatlarından Simge Büyük savunma için söz aldı. Müvekkilinin ticari yapısının denetlenebilir olduğunu, mali hareketlerinin, şirket kayıtlarının sabit olduğunu ifade eden Büyük, "Müvekkilimin mal varlığında sonradan ortaya çıkmış, izah edilemeyen bir durum yoktur. Mal varlığı, müvekkilimin yıllara yayılan emeği ile oluşmuştur" dedi.
Müvekkilinin belediye tarafından yönlendirilerek cari alacağına karşılık daireleri aldığını ifade eden avukat Büyük, "İddia edilen menfaat pazarlığının taraflarının kimler olduğu tartışmalıdır. Taraflar arasında müvekkilim yoktur. Tarafı olmadığı bir pazarlığın aracısı olması da mantıken mümkün değildir" ifadelerini kullandı.
İmamoğlu: Zan altında kalıyoruz
Araya gidilmeden önce Soytekin'e söz veren mahkeme başkanı, "Dosyada dilekçen var, olayı anlat" dedi. Soytekin, "Murat Kapki bana 'Film çekeceğiz, rolünü oynar mısın?' dedi. Buğra Gökce de, "O rolü oynayacak bilmem ne çocuğu buluruz' dedi" ifadelerini kullandı.
Soytekin'in sözlerinin ardından İmamoğlu, "Çok ayıp, zan altında kalıyoruz. Kime ne saygısızlık yapmışız?" diyerek tepki gösterdi. Murat Kapki ise, "Adem yalan konuşuyor, siz de kabul ediyorsunuz" dedi.
Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.
Buğra Gökce'nin avukatının söz alma talebi reddedildi
Aranın ardından duruşma başladı. Adem Soytekin’e küfrettiği iddia edilen Buğra Gökce’nin avukatı söz istedi. Mahkeme başkanı bu talebi reddetti.
Soytekin'in avukatı Büyük: Aleyhteki beyanların husumet gölgesinde verildiğinin değerlendirilmesi zorunlu
Soytekin’in avukatı Büyük, Müvekkilinin "etkin pişmanlık"tan yararlanıp, belge sunduğunu söyleyerek suçtan elde edilen gelirin aklanması iddiasını kesin bir dille reddettiklerini ifade etti. Büyük, müvekkilinin hiçbir belgeyi gizlemediğini de söyledi.
Müvekkili aleyhine ifade veren Metin Gül'e ilişkin olarak konuşan Büyük, "Adem Soytekin, Gül ailesiyle ciddi bir husumet yaşadı. Aleyhteki beyanların bu husumet gölgesinde verildiğinin değerlendirilmesi zorunludur" ifadelerini kullandı.
Avukat Büyük ayrıca, Ekrem İmamoğlu'nun Seyfi Beyaz'a Adem Soytekin aracılığıyla talimat verdiği iddiasını reddetti ve İmamoğlu ile Beyaz'ın ortak olduğuna vurgu yaparak, Ekrem İmamoğlu’nun kendi projesine zarar verecek şekilde ortağına aracı üzerinden talimat vermesi hayatın olağan akışına aykırıdır" dedi.
"Masada, kamu görevi yapmış bir arkadaş da tehdit olmadığına şahittir" diyen Büyük ayrıca, KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt'a rüşvet verildiği iddiasına da değindi. Avukat Büyük, verildiği iddia edilen rüşvetin, hakediş alacağının zamanında ödenmesi için olduğunu ifade etti.
|
Soytekin, dün yaptığı savunmasında Ali Kurt'a rüşvet verdiği iddiasına yönelik olarak şunları söylemişti: "2022 yılının başlarında KİPTAŞ Yeşilpınar Evleri Yerinde Dönüşüm Projesi'nde müteahhit payına düşen 352 dairenin 300 tanesinin satışları yapıldı ve peşinatlar KİPTAŞ'ın hesabında toplandı. Her ne kadar bu daireler müteahhit payı olsa da bütün satışlar KİPTAŞ üzerinden yapılırdı ve KİPTAŞ'ın onayına tabiydi. Bu süreçte bu satışlardan toplanan paranın müteahhitlere aktarılması noktasında dönemin KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt, bizden 500 bin dolar para istemiştir. O süreçte benim kasamda bu miktarda hazır nakit bulunmaması sebebiyle şirket çalışanlarımdan Altan Gözcü'yü aynı projede ve birçok projede ortağım olan Erdal Tokmakçı'ya gönderdim. 400 bin dolar, 400 bin dolarını oradan aldırdım. Üstüne kendim tamamladım ve Murat Erenler aracılığıyla Ali Kurt'a ulaştırdım. İddiamın arkasındayım. Eğer istedikleri parayı vermeseydim hakkımız olan parayı vaktinde alamayacaktım. Çünkü istenilen o paranın verilmemesi halinde KİPTAŞ hesabında bulunan müteahhitlere aktarılması gereken paranın tarafımıza uzun süre aktarılmayacağı açıkça ifade edilmişti. Alacağımız miktar da oldukça yüksek olup ciddi bir finansal yük altındaydık. Bu sebeple işlerimizin aksamaması için Ali Kurt'un dediğini yapmaya mecbur kaldık." |
Büyük, müvekkilinin tahliyesini talep etti ve Soytekin’in diğer avukatı Salim Baki söz aldı.
Müvekkilinin kimseyi suçlamak için bir şey söylemediğini, amacının gerçeği ortaya çıkartmak olduğunu ifade eden avukat Baki, Soytekin’in tahliyesini ve beraatini talep etti. Soytekin’in avukatlarının savunmaları bitti.
Tutuklu sanık Adem Başer’in savunması başlamadan önce, savunması ve sorgusu biten Adem Soytekin, duruşma salonundan ayrıldı.
|
|
Cebeci maden sahasıyla ilgili suçlamalar nedeniyle cezaevinde olan Başer, savunmasına şirketteki mali sorumluluğun kendisinde olmadığını söyleyerek başladı.
Güney Cebeci şirketinde Genel Müdür olarak görev aldığını söyleyen Başer, Murat Gülibrahimoğlu'nun sahayı kendisinin yönettiğini, personelleriyle mesafeli bir patron olduğunu, 12 yıldır çalışmalarına rağmen aralarındaki iş ilişkisinin hiç değişmediğini söyledi. Başer, Cebeci'deki hisselerin toplanmasının Enerji Bakanlığı, İBB ve İstanbul Valiliği tarafından uygun görüldüğünü ifade etti.
Fatih Keleş ve Murat Gülibrahimoğlu'yla birlikte girdiği toplantıların örgüt toplantısı olarak nitelendirildiğini ancak o toplantılara çalışan olarak katıldığını kaydeden Başer, "Benim izinli olduğum zamanlarda da yerime başkaları katılmıştır" dedi. Başer, iddia edildiği gibi bir kaçak döküm sisteminin kurulmadığını, sistemde herhangi bir faturalı, faturasız, barkodlu, barkodsuz ayrımını gösteren yazılım bulunmadığını da sözlerine ekledi.
Cebeci'deki işin bir devlet projesi olduğunu, maden bölgesinde bir komisyon kurulduğunu söyleyen Başer, "Komisyonun başkanı İstanbul Valisi'dir. İbrahim Bülbüllü de İBB'yi temsilen komisyona üyedir" dedi. İSTAÇ'ın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın, Emniyet'in sık sık denetim yaptığını ifade eden Başer, sahadaki çalışmaları denetleyecek bir uzmanlığı olmadığını dile getirdi.
Sonrasında duruşmada, 2020-2025 yılları arasında Cebeci Maden Sahası bölgesinde 185 milyon ton kaçak hafriyat dökümü yapıldığı ve bu yolla kamu zararı oluşturulduğu iddiasını içeren “Eylem 59” kapsamındaki suçlamalara geçildi.
Soruşturmada, 560 milyar TL olarak ifade edilen toplam kamu zararı iddiasının daha sonra 160 milyar TL revize edilmişti. Bu tutarın yaklaşık 111 milyar TL’lik kısmı ise Cebeci Maden Sahası ve çevresinde yapıldığı öne sürülen kaçak hafriyat dökümünden kaynaklandığı ileri sürülüyor.
Eylem 59 kapsamında ise ilk savunmayı, dosyada firari sanık Murat Gülibrahimoğlu’nun sahibi olduğu Güney Cebeci Şirketinin Genel Müdür Yardımcısı Adem Başer yaptı.
“Şirketlerde tüm kararlar tek başına Murat Gülibrahimoğlu tarafından alınırdı. Ben sadece verilen görevleri yerine getiren bir çalışanım”
Başer, savunmasında şunları söyledi:
“Yaklaşık 7,5 aydır tutukluyum. Cebeci maden sahasındaki faaliyetlere ilişkin yöneltilen suçlamaları kabul etmiyorum. Benim görevim şirketlerde yalnızca finansla sınırlıydı; döküm faaliyetleri, izin süreçleri ve saha yönetimiyle ilgili hiçbir yetkim ve sorumluluğum bulunmamaktadır.
Cebeci bölgesindeki faaliyetler, devletin bilgisi ve onayı dahilinde yürütülen projelerdir. Şirketlerde tüm kararlar tek başına Murat Gülibrahimoğlu tarafından alınırdı. Ben sadece verilen görevleri yerine getiren bir çalışanım.
Kaçak döküm ve kamu zararı iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Döküm sistemi barkod ve ön ödeme esasına dayanır. Bu sistemde fişsiz ya da kayıtsız işlem yapılması teknik olarak mümkün değildir.
“Cebeci maden bölgesindeki faaliyetlerin kaçak döküm olarak nitelendirilmesini kabul etmiyorum. Burası bir devlet projesidir”
Sayın Başkanım, Cebeci maden bölgesindeki faaliyetlerin kaçak döküm olarak nitelendirilmesini kabul etmiyorum. Burası bir devlet projesidir. Maden bölgesinin komisyon başkanı İstanbul Valisi’dir; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni ve şirketleri temsilen üyeler bulunmaktadır. MAPEG, Orman Müdürlüğü, İSTAÇ, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ilçe belediyesi, İSFALT ve emniyet güçleri sahada denetim yapmaktadır. Bu kadar kamu kurumunun denetiminde olan bir alanda kaçak döküm yapılabileceğini düşünmüyorum. Eğer izinsiz bir döküm varsa, bundan tutanak tutmayan, işlem yapmayan kurumlar ile bu görüşmeleri birebir yürüten Murat Gülibrahimoğlu ve İbrahim Bülbüllü sorumlu olmalıdır. Ben yalnızca finans çalışanıyım; izinleri, kamu ilişkilerini veya sahadaki döküm faaliyetlerini takip eden kişi değilim.
Döküm sahasını yöneten kişi proje müdürü Orhan Akyıldız’dır. Benim kendisine görev verme yetkim yoktur; kendisi benim üstüm konumundadır. Sahada yapılan işlerin projeye uygun olup olmadığını denetleyecek teknik uzmanlığım da bulunmamaktadır. İddianamede fazla döküm yapıldığına ilişkin ölçümlerden söz edilmektedir; ancak sahada maden yolları, yol projeleri, tepe kaldırma, pasa malzemenin sahaya serilmesi gibi işlemler yapılmıştır. Eski madencilerin geçmişte yaptığı kaçak dökümlerin bu hesaplamalara dahil edilip edilmediğini de bilmiyorum. Bilirkişi raporlarını teknik olarak analiz edebilecek uzmanlığım yoktur.
“MAPEG izin verdiği ve işlem yapmadığı için burada kamu zararı oluştuğu iddiasını kabul etmiyorum”
Yaklaşık 80 milyar TL kamu zararı iddiası yönünden de suçlamayı kabul etmiyorum. Trafo merkezinin yanındaki maden çukurunun doldurulması TEİAŞ’ın talebi ve MAPEG’in onayıyla yapılmıştır. Bu alan maden projesinde rezervi alınmış, madeni kalmamış alan olarak gösterilmektedir. MAPEG, maden sahalarında denetim yapan yetkili kurumdur ve üç ayda bir sahaya gelir. Eğer burada rezerv kapatılmış ya da hukuka aykırı bir işlem yapılmış olsaydı MAPEG’in tutanak tutması ve işlem başlatması gerekirdi. MAPEG izin verdiği ve işlem yapmadığı için burada kamu zararı oluştuğu iddiasını kabul etmiyorum.
“Eğer bu kamu zararıysa, TMSF neden aynı uygulamaya devam etmiştir?”
İSTAÇ’a pay verilmemesi nedeniyle 30 milyar TL kamu zararı oluştuğu iddiası da doğru değildir. İSTAÇ ile Çiftalan, Şile ve Bolluca gibi hafriyat sahalarında hasılat paylaşımı sözleşmelerimiz vardır. Ancak Cebeci maden bölgesi İSTAÇ’a tahsis edilmiş bir hafriyat sahası değil, maden bölgesidir. Bu nedenle İSTAÇ’ın burada hasılat payı bulunmamaktadır. Buna rağmen İSTAÇ ile müşavirlik sözleşmesi yapılmış ve hatırladığım kadarıyla aylık yaklaşık 400 bin TL ödeme yapılmıştır. Kayyum döneminde de Cebeci’de döküm faaliyeti 3,5 ay devam etmiş, ancak kayyum da İSTAÇ’a hasılat paylaşımı kapsamında ödeme yapmamıştır. Eğer bu kamu zararıysa, TMSF neden aynı uygulamaya devam etmiştir?
Sahte fatura suçlamasını da kabul etmiyorum. Şirkette satın alma süreçleri Murat Gülibrahimoğlu’nun onayıyla yürürdü. Faturalar önce muhasebeye girer, cari hesap oluşur, finans biriminin görevi bundan sonra başlardı. Benim görevim, patronun onayladığı cari borçların ödemesini yapmaktı. Her ay şirkete yaklaşık 1500’den fazla fatura gelirdi. Hangi malın gerçekten gelip gelmediğini, hangi faturanın karşılığının olup olmadığını bilmem mümkün değildir. Ben sahada değil, Bahçelievler’deki ofiste çalışıyordum.
Kayyum döneminde bazı faturaların karşılığında mal gelip gelmediğini araştırmamız istendi. Ben de sahayı ve taşeronu aradım; kantarlardan böyle bir mal girişinin olmadığını öğrendim. Bunu ikinci ifademde savcıyla paylaştım. Ancak ifade tutanağında sanki bu bilgiyi en baştan beri biliyormuşum gibi bir algı oluşmuştur. Bu doğru değildir. Ben bu bilgiyi kayyumla çalıştığım dört aylık süreçte öğrendim.
“Benim 5 bin TL ödeme yapma yetkim bile yokken, milyonlarca liralık sahte fatura organizasyonu kurmam mümkün değildir”
Ahmet Güllü’nün çeklerle ilgili ifadesi doğrudur; ancak konu yanlış bağlanmıştır. Ona verdiğimiz çekler naylon faturalarla ilgili değildir. Bunlar Murat Gülibrahimoğlu’nun şahsi hesabından borç olarak gönderdiği paralar karşılığında aldığı şahsi çeklerdir. Vadesi geldiğinde bankadan tahsil edilir, Murat Bey’in talimatına göre işlem yapılırdı. Bahsedilen firmalara verilen çekler değildir. BDDK raporlarından da bunun görülebileceğini düşünüyorum.
Benim 5 bin TL ödeme yapma yetkim bile yokken, milyonlarca liralık sahte fatura organizasyonu kurmam mümkün değildir. Bu firmaları tanımıyorum, bu faturaları organize etmedim. Şirketin mali kayıtlarından sorumlu kişi yeminli mali müşavir ve yönetim kurulu üyesi Cem Çelik’tir. Ben sadece finans çalışanıyım.
“Zafer Keleş’in adını soruşturma kapsamında televizyondan duydum, Murat Keleş’in adını ise iddianamede okudum. Kendilerini tanımıyorum”
İddianamede Murat Gülibrahimoğlu’nun hesabından çekilen yaklaşık 2 milyon doların örgüte nakit akışı sağlamak amacıyla Murat Keleş ve Zafer Keleş’e elden teslim edildiği ileri sürülmektedir. Bu iddiayı kesinlikle reddediyorum. Zafer Keleş’in adını soruşturma kapsamında televizyondan duydum, Murat Keleş’in adını ise iddianamede okudum. Kendilerini tanımıyorum.
26 Haziran 2024’te Murat Gülibrahimoğlu’nun talimatıyla 1,5 milyon dolar çektim. Parayı Cevizli’deki ofise götürdüm. Orada Murat Gülibrahimoğlu, İbrahim Aköz ve Sultangazi Belediyesi’nden bir yetkili vardı. Cebeci sahası içindeki kaçak yapı ve iş yerlerinin tahliyesi için bazı kişilere ödeme yapılacaktı. Bu kişiler numaratajlarını iptal ettirmiş, evlerini boşaltmaları karşılığında ödeme almışlardı. Murat Bey’in talimatıyla bu kişilere ödeme yaptım ve tutanak tuttum. Tutanaklar avukatlarım tarafından mahkemeye sunulacaktır.
İfademde geçen “Murat Gülibrahimoğlu’nun söylediği kişilere teslim ettim” ifadesi, örgüt adına para götürdüğüm şeklinde yorumlanmıştır. Oysa ben Zafer Keleş’e ya da Murat Keleş’e hiçbir para teslim etmedim. Böyle bir anlatımım da yoktur. Kalan paranın bir kısmı İbrahim Akbertürk’e olan 300 bin dolarlık ödeme için verilmiş, yaklaşık 100 bin dolar da Murat Gülibrahimoğlu tarafından alınmıştır. Ben hiçbir koşulda örgüt kapsamında bir kişiye para teslim etmedim.
“Benim örgüt üyeliğiyle ilişkilendirilmemin temelinde, Zafer Keleş ve Murat Keleş’e para teslim ettiğim yönündeki hatalı değerlendirme ile Semih Bilgin’in ifadesi olduğunu düşünüyorum”
Murat Gülibrahimoğlu ile “müşterek fail” olduğum iddiasını da kabul etmiyorum. Onun görüştüğü bakan, milletvekili, vali, genel müdür veya belediye başkanı varsa, ben bu kişilerin hiçbirini tanımıyorum. İSTAÇ ile yıllardır çalışmamıza rağmen İSTAÇ’ın genel müdürünü bile tanımam. Kendime ait makamım, özel odam, ayrıcalıklı maaşım yoktur. Ağaçlı’daki ofiste diğer finans çalışanlarıyla birlikte çalışırdım. Murat Gülibrahimoğlu’nun sosyal çevresini tanımadan, maddi ya da manevi bir çıkar sağlamadan onunla nasıl müşterek fail olabileceğimi anlayamıyorum.
Örgüt üyeliği suçlaması da benim için çok ağırdır. 59. eylemde üst tarafta Murat Gülibrahimoğlu ve onunla ilgili tanımadığım kişilerin ifadeleri, alt tarafta ise şirket çalışanlarının Cebeci’de yapılan işleri anlatan ifadeleri vardır. Bu iki dünya birbirinden ayrıdır. Şirket çalışanları, Murat Gülibrahimoğlu’nun yaptığı iddia edilen görüşmelere katılmamış, bunlardan haberdar olmamıştır. Benim örgüt üyeliğiyle ilişkilendirilmemin temelinde, Zafer Keleş ve Murat Keleş’e para teslim ettiğim yönündeki hatalı değerlendirme ile Semih Bilgin’in ifadesi olduğunu düşünüyorum.
Kayyum atanmadan önce Murat Gülibrahimoğlu şirketin yasal temsilcisiydi. Bu nedenle çalışanların kendisiyle görüşmesi doğal ve yasaldı. Kayyum atandıktan sonra ise bazı konularda kayyım benden Murat Gülibrahimoğlu’ndan bilgi almamı istedi. Ben de kayyumun talebi üzerine kendisini arayıp bilgi aldım ve kayyuma ilettim. Bu, talimat almak değil, kayyumun istediği bilgiyi temin etmektir.
Semih Bilgin’in güvenlik kulübesinde gizli görüşme yapıldığı yönündeki iddiasını da reddediyorum. Burası şirket girişinde, kayyum ekibinin her gün geçtiği ve kamera kaydı altında olan bir yerdir. Kamera kayıtları incelenirse gerçek ortaya çıkar. Semih Bilgin’in cezaevi şartlarında zorlandığını, sürekli ağladığını eşinden duydum. Bu koşullar altında bana iftira atmış olabilir.
Sonuç olarak; ben kaçak döküm sistemi kurmadım, yönetmedim, kamu zararına yol açmadım, sahte fatura organizasyonu yapmadım, örgüt adına kimseye para teslim etmedim. Ben yalnızca finans biriminde çalışan, patronun talimatıyla ödeme süreçlerini yürüten bir çalışandım. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum.
"Oğlumu çok özledim, tahliyemi talep ediyorum"
Buradaki sahada çalışan personelin ve yeni yapılan tesisin, tesiste çalışan personellerin iş güvenliğiyle alakalı ekstradan önlemler aldım. Bunun sebebini de açıklayacağım. Burada Murat Bey ile konuşarak, Murat Gülibrahimoğlu ile konuşarak ekstra iş güvenliği uzmanı talep ettik ve sahada görevlendirdik. Sahadaki personeller genelde yatılıdır, yatakhane ve yemekhane mevcuttur. Özellikle buraları gezdim, personelin temiz ve rahat kalabilmesi için ne gerekiyorsa yaptım. Buradaki arkadaşların her zaman ihtiyaçlarını sorduk, yardımcı olduk. Buradaki taş ocağında çalışan kişilerle bu kadar ilgilenmemin sebebi, 4 yaşındayken babamı bir taş ocağında iş kazasında kaybetmiş olmak. Bu sebeple çalıştığım süre boyunca dürüst, kimseyi kırmadan, yalan söylemeden ve tırnaklarımla kazıyarak geldim. Zira 12 senedir finans elemanı olarak başladığım şirketten genel müdür yardımcısı olarak kovuldum. Ayrıca Cebeci maden bölgesinde yaptığımız işlerden dolayı, bunu şaka olarak söylemiyorum; Bakanlık’tan, Valilik’ten ya da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden bir teşekkür yazısı ya da bir plaket almayı umuyordum. Fakat şu anda burada bu işlerden yargılanıyorum.Öncelikle ben bir maaşlı çalışanım ve görevimi yerine getirdim. Herhangi bir suç örgütüne üye değilim. Oğlumu çok özledim, tahliyemi talep ediyorum.”
Başer'in savunması tamamlandı. Duruşma, bugünlük sona erdi. Yarın, Başer'in avukatlarının savunması alınacak.
Adem Soytekin'in savunması öne alınmıştı
Dün İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan savunmasını tamamlamıştı. Mahkeme başkanı, "etkin pişmanlık" hükümlerinden yararlanan ancak tutukluluk hali devam eden ve savunmaların alınması için hazırlanan listede 105. sırada bulunan Adem Soytekin'in, "savunmasının öne alınması" talebini kabul ettiklerini açıklamıştı. Savunma yapacak son kişi olan Soytekin'in savunması, Pehlivan'dan sonraya alınmıştı.
Soytekin şu ana kadar 8 kez "etkin pişmanlık"tan yararlanmak üzere ifade vermişti. Bir kere tahliye edilen Soytekin, verdiği ifadeler tutarsız bulunduğu için yeniden tutuklanmıştı. Soytekin'in verdiği ifadeyle Pehlivan tutuklanmıştı. Pehlivan’ın avukat yönlendirmesi yapmasıyla "Soytekin'i 'etkin pişmanlık'tan vazgeçirmeye çalıştığı" iddia edilerek Pehlivan'a "örgüt üyeliği" iddiası yöneltilmişti.
İBB davasında şu ana kadar neler oldu?"Örgüt üyeliği" iddiası bulunmayan tutukluların telefon sınırlaması kaldırılsın müzekkeresiÖnceki gün İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, haklarında "örgüt üyeliği" ve "örgüte yardım" suçlaması yöneltilmeyen tutuklular yönünden mevcut tedbir uygulamalarını yeniden değerlenirdi. Mahkeme heyetince, aralarında CHP eski milletvekili Aykut Erdoğdu, Ekrem İmamoğlu’nun korumalarından Çağlar Türkmen ve İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar’ın da bulunduğu toplam 27 kişi hakkında uygulanan "iletişim kısıtlaması"nın kaldırılması için ilgili ceza infaz kurumlarına müzekkere yazıldı. Müzekkerede, "isimleri yazılı tutuklu sanıkların haklarında örgüt üyeliği veya örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme suçu kapsamında sevk bulunmadığından kurumunuzca uygulanan tedbirlerin bu husus gözetilerek değerlendirilmesi hususlarında gereği rica olunur" denildi. Böylelikle, bu kapsamdaki 27 tutuklunun telefon görüşmelerinde uygulanan süre sınırlamasında değişikliğe gidilecek. 18 kişi tahliye edildiMahkeme heyeti, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli’nin tahliyesine karar verdi. İnan Güney'in dosyası birleştirildi, sanık sayısı 414'e çıktıBeyoğlu Belediyesi'ne yönelik suçlamalara ilişkin olarak aralarında Başkan İnan Güney'in de olduğu, 3'ü tutuklu 7 kişi hakkındaki dosyanın bu davayla birleştirilmesi kararı sonrasında, davadaki sanık sayısı, 92'si tutuklu 414'e çıkmıştı. |
414 sanık yargılanıyorBeyoğlu Belediyesi'ne ilişkin olarak aralarında Başkan İnan Güney'in de olduğu, 3'ü tutuklu 7 kişi hakkındaki dosyanın bu davayla birleştirilmesi kararı sonrasında, davadaki sanık sayısı, 92'si tutuklu 414'e çıktı. İddianamede; İmamoğlu hakkında "örgütün kurucusu ve lideri" ifadeleri kullanılarak 142 ayrı suçtan cezalandırılması talep edildi. İmamoğlu hakkında 142 ayrı eylemden, 828 ila 2 bin 352 yıla kadar hapsi istendi. Duruşmalar nisan ayı sonuna kadar devam edecekDuruşmada salonda yer alacak basın mensubu sayısı ile sanıklara müdafi sınırı getirilmişti. Duruşmalar nisan ayı sonuna kadar haftanın 4 günü olacak şekilde yapılacak ve ay sonuna kadar tutuklu sanıkların savunması alınacak. Mahkemenin nisan ayının sonuna kadar tutukluluklar yönünde de bir değerlendirmeler yapması bekleniyor. |
T24'ün İBB iddianamesine ilişkin dosyasıİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında yer aldığı 105 kişinin tutuklu bulunduğu, İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturmasını tamamladı. 3 bin 700 sayfayı aşan, 402 kişinin sanık olarak yer aldığı iddianamede, İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı'ndan itibaren "sistem" kurarak, bu sistem sayesinde, önce İstanbul Belediye Başkanı seçildiği, ardından CHP'yi ele geçirdiği, ardından da CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı olarak fon oluşturduğu belirtildi ve 142 ayrı eylemden, 828 ila 2 bin 352 yıla kadar hapsi istendi. "Ekrem İmamoğlu suç örgütü" adı verilen yapıda yer aldığı öne sürülen örgüt yöneticileri, örgüt üyeleri ve örgüte yardım eden isimlerin, "suç örgütü kurma", "suç örgütü yönetme", "rüşvet alma", "rüşvet verme" suçlarını işledikleri öne sürüldü. İddianamede, iş insanlarından para toplanmasına dayalı olduğu iddia edilen "sistem" için, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın da sıkça kullandığı "ahtapotun kolları gibi" ifadesi dört kez kullanıldı. Özgür Özel'i CHP Genel Başkanı olarak seçen ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nu partiden uzaklaştıran ismin İmamoğlu olduğunun öne sürüldüğü iddianamede, CHP yönetiminin de suç yoluyla elde edilen gelirleri kullandığı ve bütün eylemlerden haberdar olduğu iddia edildi. İki CHP'li vekil de İmamoğlu'nun örgütünde olmakla suçlandı ve dokunulmazlıklarının kaldırılması istemiyle fezleke hazırlandı. Başsavcılık, anayasadaki parti kapatma maddelerine atıf yaparak, söz konusu eylemleri "ihbar" yazısıyla Yargıtay Başsavcılığı'na da bildirdi. İddianamede, oluşan kamu zararının 160 milyar TL ve 24 milyon dolar olduğu öne sürülerek, İmamoğlu ve oğlu ile çok sayıda kişinin şirketlerine, CHP İl Başkanlığı binasına el konulması talep edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan iddianamede 15 gizli tanığın ifadeleri de yer alıyor. İddianamede "etkin pişmanlık"tan yararlananların sayısı 76 kişi olarak açıklandı. 7 bölümden oluşan iddianamenin birinci bölümünde "suç örgütünün genel yapısı ve özellikleri" ikinci bölümde, "soruşturmanın genel özeti", üçüncü bölümde "örgüt lideri" olarak nitelendirilen İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde ilçedeki eylemleri yer aldı. Dördüncü bölümde İmamoğlu'nun İBB Başkanı olduğu dönemde "örgütün tıpkı bir ahtapotun kolları gibi İstanbul geneline yayılan eylemlerinden" bahsedildiği belirtildi. Beşinci bölümde İBB iştirakleriyle ilgili suçlamalar yer alırken, son bölümde de hakkında kamu davası açılan şüphelilerin üzerine atılı eylemlerle ilgili suç tasnifleri ve sevk maddelerine yer verildi. İstanbul il binasının alınması sırasındaki para görüntüleri, "örgüt faaliyeti ile ilgili sızan ilk görüntüler" diye nitelendirildi. GÖKÇER TAHİNCİOĞLU'NUN ANALİZİ İBB iddianamesinde "örgüt" çabası: Sadece İmamoğlu değil CHP de yargılanıyor! İBB'ye yönelik "yolsuzluk" iddianamesinde İmamoğlu'na 2 bin 352 yıla kadar hapis istemi: İşte tüm detaylar, suçlamalar, istenen cezalar... |



