Pandemiden sonra yayıncılık: krize karşı Türkiye’de ve dünyada çözüm arayışları

Türkiye Yayıncılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Kocatürk sorularımızı cevaplıyor, yayıncılığın ulusal ve uluslararası problemlerini anlatıyor. Bu krizin aşılması için dünyada neler yapılıyor, Türkiye’de neler yapılmalı, neler yapılabiliyor?

17 Mayıs 2020 15:42

•Türkiye Yayıncılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Kocatürk, yayıncılığın Türkiye'deki ve dünyadaki güncel problemlerini, salgınla alevlenen krizin nasıl aşılabileceğini, Yayıncılar Meslek Birliği'nin bu konudaki çalışmalarını anlattı...

Öncelikle 10 Mart itibariyle başlayan pandemi sürecinde yayıncıların aldığı kararları nasıl yorumluyorsunuz? 

Türkiye Yayıncılar Birliği olarak bizim de önerilerimiz içinde yer alan, zorunlu olmadıkça başta editöryal, kronik rahatsızlıkları olan ve risk grubundaki kadroların evden çalışmaya geçmesi kararını doğru buluyoruz. Dönüşümlü veya tam zamanlı çalışacak lojistik hizmet çalışanlarımızın da gerekli hijyen ve sağlık tedbirlerini aldıklarını, sosyal mesafe kurallarına uyduklarını gözledik. Zorunlu olarak kapanan kitabevlerinden dolayı yayınevleri yeni basılan ve dağıtıma çıkacak olan kitapların 7100’e yakın çeşidini ve toplam 5.2 milyon kitabı dağıtmamayı tercih etti. İstemeyerek de olsa birçok yayınevi zorunlu olarak yayın programlarını gözden geçirmek zorunda kaldı. Yaptığımız ankette yayımı ertelenen ya da yayın programından çıkarılan kitap sayısı 3.800 civarında. Bu yalnızca bizim ülkemizde böyle değil; tüm dünyada yayın sektörü benzer şeyleri yaşadı.

Pandemi sürecinin yayıncılık sektörüne ekonomik olarak nasıl yansıdığını ya da yansıyacağını düşünüyorsunuz?

Kâğıt, telif gibi dövize bağlı maliyetler en az %10 arttı. Yani ülkede yıllık enflasyon hedefi sadece 1 ay içinde çoktan aşılmış oldu. Hele hele ayakta kalmak için var olan kadrolarını kaybetmemeye özen gösteren yayıncıların kullanacağı kredi faizlerinin de işletme giderlerine eklenecek yükü düşünülürse, basılı kitapların satış fiyatları %10 - %15 civarında zorunlu olarak artacaktır ki hiçbir yayıncının isteyeceği bir durum değildir bu. Sonuç olarak yayıncılar çok satan tekrar baskılarının dışında az satan kitaplarını basmaktan uzun bir dönem imtina edebilir. Ayrıca, yeni kitapların basımında hem artan maliyetlerin yaratacağı ürküntü hem de pandemi sonrası oluşacak arz fazlasındaki çeşitlilik, okurun düşen satın alma gücü nedeniyle beklenen satışları yakalamamızı zorlaştıracaktır. Bu da kültürel çeşitliliğimizin sürdürülebilirliğini aksatacak ve zor günler geçirmesine rağmen büyüme trendindeki yayıncılığımızın –devlet ve yerel yönetimler tarafından anlamlı bir destek görmezse– gerilemesine neden olacaktır. Her yıl 68 bin yeni başlıkla toplam 400 milyonun üzerinde kitap üreten ve 8,850 milyar TL büyüklüğündeki bağımsız yayıncılığın  % 30 - % 40 küçüleceğini söyleyebilirim. 

Kitabevlerinin, zincir mağazaların, sahafların yani kitaba ulaşacak mekânların kapanması, insanları online kitap alabilecekleri sitelere yönlendirdi. İnternet satışlarında bir artış olsa bile, satış sitelerinin uyguladığı politikalar yayıncılar tarafından tepki alıyor. Bu dağıtım krizine neyin sebep olduğunu düşünüyorsunuz? Kriz nasıl aşılabilir?

Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de başta AVM’lerde bulunan zincir mağazaların, büyükşehirlerdeki kitabevlerinin ve sahafların kapanmış olması nedeniyle okurlar hem yayınevlerinin kendi online satış sitelerine hem de sektördeki online kitap satan web sitelerine yöneldiler. Anadolu’da birçok kitapçı dükkânı satışlarında %50-60’lara varan düşüş olmasına rağmen faaliyetlerine devam etti. Bazı şehirlerde çok yaratıcı uygulamalar da görüldü: “evde kal kitapsız kalma” sloganıyla evlere kadar kitap götürüldü. Online’da bir sipariş patlaması yaşandı. Yayınevleri evlerine gönderdiği kadrolarının her türlü sağlık tedbirlerini alarak ve özel araçlarla sosyal mesafeyi koruyarak dezenfektasyon ve hijyen koşullarını sağlayarak siparişleri hazırlayıp okurlara ulaştırma çabasına girdiler. Online satış sitelerinin bir kısmı beklemedikleri bu yoğun siparişler nedeniyle kapasitelerini geliştirmeyip yalnızca stoklarındaki ürünleri satma yoluna gittiklerini söylediler. Böyle söyleyenler pandeminin 1,5 ayı bulduğu şu günlerde hâlâ çok satanlar dışındaki kitapları satışa açmadılar; bu da kültürel çeşitliliğe oldukça zarar vermekte, okurun istediği kitaba erişimini engellemekte.

Pandemi öncesinde de online satış sitelerinden bazıları aynı zamanda yayıncılık yaptıklarından dolayı, rakibi olan kitaplar için çok yüksek indirim koşullarını dayatabiliyorlardı; bu koşulları kabul etmeyen yayıncıların kitaplarını satışa kapatmaları da yayıncılar arasında tepkilere neden oldu. Bu hem haksız bir rekabet oluşturmakta hem de yine az önce söylediğimiz gibi kültürel çeşitliliğe erişime zarar vermektedir.

Online satış sitelerinin, Avrupa Birliği müktesebatı sırasında değişen kanunlarımızın “tüketiciyi koruma” ve “rekabeti düzenleyici” kanunlarını da arkalarına alarak, birbirleriyle yüksek indirime dayanan ticaret savaşları pandemi öncesinde de vardı ve buradaki yıkıcı indirimler, kitabevlerinin satışlarını olumsuz yönde etkiliyordu. İndirimsiz ya da sembolik indirimlerle kitap satan kitapçılar online satış siteleriyle  rekabet edemez hale geldiler. Pandemi sonrası online satış siteleri talepleri karşılamakta zorlanmalarına rağmen okurlara uyguladıkları indirimleri daha da arttırarak neredeyse yayıncılardan aldıkları indirimlerin çok az altında fiyatlarla –hatta bazı siteler çok satan kitaplarda zararına– kitap sattılar ve satmaya devam ediyorlar. Hatta bu online sitelerine, büyükçe bir dağıtım şirketinin verdiği altyapı hizmetlerini kullanarak –ana faaliyet konularından olmamakla beraber– bazı büyükşehir belediyeleri de katıldı. Bu yüksek indirimli satışlar ayakta kalmaya çalışan (ve ne yazık ki hükümetten ve yerel yönetimlerden yurtdışındaki ülkelerdeki gibi ciddi mali destek alamayan) kitapçıların haklı tepkisine neden oldu. Kitap satışlarındaki yüksek indirimlerle tedarik zincirinin bozulması, gelecekte 6.000’nin üzerindeki kitapçıların bazılarının kapanmasına ve yayıncılık sektöründe 40 bine yakın çalışanın önemli bir kısmının işsiz kalmasına neden olabilir. Online satışların artması, birçok sektör durmuşken yayıncılık sektörüne bir hareket getirmekle beraber genel olarak sektördeki satışlarda % 60’a yakın kayıp bulunmaktadır.

Yukarıda saydığım problemlerin ana nedeni, birçok kıta Avrupası ülkelerinde var olan kültürü koruma kanunlarının bizim ülkemizde  olmayışıdır. Başta Almanya, İspanya, Hollanda, Fransa, Arjantin ve Güney Kore vb. gibi ülkelerde kültür endüstrisi, diğer sektörlerden farklı bir şekilde kamu hizmeti olarak görülüyor ve yasalarla koruma altına alınıyor. Dilimize sabit fiyat yasası olarak çevirebileceğimiz bu yasalar yayıncılık endüstrisini toparlayan, koruyan, yaratıcılığı destekleyen bir uygulamadır. Bu tür yasalar, eğitimde okuma kültürünü yaygınlaştırmayı, kütüphanelerin yaygın kullanılmasını, toplumun kitaba herhangi bir ücret ödemeden ulaşmasını sağlıyor. Yayıncılıktan para kazanan (editör, yazar, çizer vb.) kişilerin/kurumların başka iş yapmadan ayakta kalabilmeleri için devlet, kitapların satış fiyatlarını yayıncıların belirlemesine olanak sağlıyor. Bu fiyatlar dışında kitap satışları yasaklanıyor. Böylece ülkelerin her tarafında kitabevlerinin açılması ve fiyat rekabetiyle hırpalanmadan faaliyetlerini sürdürmeleri sağlanıyor. İndirimlerle ilgili istisnalar, devlet ve yerel yönetimlerin halk kütüphanesi gibi kurumlarına toplu kitap alımında ortaya çıkıyor; orada da % 9’luk % 10’luk indirimler söz konusu. Yayıncılar bu oranlarla toplu kitap satışı yaptığında, yayıncı tüm yaratıcı maliyetlerini çıkarabilir. Bu da kitap fiyatlarının düşmesini sağlar. Örneğin Almanya’da kitabın dağıtımcılara ve okurlara satacağı fiyatlar yasalarla korunuyor. Bu oranlar kitabevinde de online ortamlarda da aynı. Böylece bu ülkelerde küçük bölgelerde bile çok önemli kitabevleri bulunabiliyor. Ayrıca o bölgedeki kütüphanelere, okullara satılan kitaplar, yine yerel kitabevleri tarafından yapılıyor.

Tüm bu gelişmeler online’ı bitiriyor mu, hayır. Amazon, Almanya’daki toplam kitap satışından, indirim yapmadan,  % 19’luk bir pay alabiliyor. Bunu, yaptığı çeşitli hizmet ve pazarlama faaliyetleri sayesinde başarıyor. Fransa’da internetten kitap satışlarında en fazla % 5, İtalya’da % 10, İspanya’da % 15 indirim yapılır. Bu kültürel düzenlemeler rekabet kanunlarından muaf tutuluyor. Türkiye’de ise bu indirimler tamamen serbest durumdadır. İnternet siteleri tüketiciyi koruma ve rekabet kanunlarına da sırtını dayayıp birbirleri arasında yıkıcı indirim savaşlarına girişiyorlar. Biz Avrupa Birliği sürecinde tüketiciyi koruma ve rekabeti destekleyici kanunlarını uygulamaya alırken ne yazık ki yaratıcı kültürleri koruma kanunlarını adapte etmeyerek  yayıncılık endüstrisinin sağlıklı gelişimine fırsat tanımamışız. Şimdi Türkiye Yayıncılar Birliği olarak sektördeki diğer yayıncı ve meslek birliklerinin, kitapçıların ve kitap dağıtıcılarının hatta ve hatta bazı online satış sitelerinin mutabakatıyla hazırlıklarını bitirmek üzere olduğumuz kültürü koruma kanununu  hükümete sunmaya hazırlanıyoruz.

Bu süreç içerisinde Türkiye Yayıncılar Birliği olarak neler yaptığınızı anlatabilir misiniz?

• Öncelikle pandemi ilan edilir edilmez hükümetin açıkladığı en çok etkilenen ve mücbir sebeplerden faydalanacak olan sektörlerin arasında yer almayan “yayıncılık ve matbaa hizmetleri”nin de bu kapsama dahil edilmesini sağladık. 6 yayıncı örgütü birlikte davranarak taleplerimizi Cumhurbaşkanlığına ilettik.
• Kısa Çalışma Ödeneği ve devlet garantili kredilere üyelerimizin başvurmaları için bilgilendirmeler yaptık.
• Pandeminin ilk günlerinde acilen yönetim kurulumuz ve derneğimiz bünyesindeki Kültür, Çocuk ve İlk Gençlik, Eğitim, Akademik; İthal Yayıncılarımızın komisyon üyeleriyle toplantılar yaparak krizi ve krizden çıkış yollarını tartıştık.
• Yine pandemi başlar başlamaz üyelerimizle 5 adet ayrı online toplantı yaparak bir durum tespiti yaptık ve bu krizden çıkarken kısa vadede kritiuk konuları tespit edip yol haritasını belirledik.
• Paydaşlarımızdan telif ajansları ve kitapçılarla online toplantılar yapıp pandemi sürecini sağlıklı yürütme ve dayanışma konularını tartıştık.
• Dünyada yayıncılık sektöründeki tüm gelişmeleri haftada iki kere derleyip üyelerimizi bilgilendiriyoruz. (Tüm bilgilere web sitemizden ulaşabilirsiniz.)
• Yayıncılarla ve kitapçılarla yaptığımız anket çalışmalarının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştık.
• Kültür ve Turizm Bakanlığının halk kütüphanelerine kitap alımlarının bütçesinin arttırılarak Nisan ayında gerçekleşmesini talep ettik. İlk etapta talebimiz kabul gördü, Nisan ayında yayıncılarımız kitap başvurularını yaptılar. Mayıs ayında alımları ve ilgili ödemeleri bekliyoruz.
• TYB olarak Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Misbah Demircan’la ve Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ile yaptığımız ortak çalışma ile sesli kitapların 60 günlük süreyle toplumun ücretsiz erişimine açılmasını sağladık.
• CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun daveti ve İstanbul, Ankara, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlarının katılımıyla; yayın, müzik, sinema ve tiyatro dünyasıyla yapılan toplantıya da katılıp pandemi ve pandemi sonrası yerel yönetimlerin kültür sanat ve yayıncılık alanlarında yapması gerekenler konusunda önerilerimizi sunma fırsatı bulduk.
• TOBB Eğitim Meclisi toplantısına katılıp Milli Eğitim Bakanı sayın Ziya Selçuk’a okuma kültürünün geliştirilmesi amacıyla sınıf kitaplıkları ve okul kütüphanelerinin zenginleştirilmesi için bütçe ayrılarak yayınevlerinden kitap alınmasını talep ettik.
• TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu aracılığıyla Hazine ve Maliye Bakanlığına yazarlar, çevirmenler, çizerler ve serbest çalışan editörlerden kesilen %17 gelir vergisi ve %18 KDV’nin kaldırılmasını, yayıncıların devletten KDV alacaklarının bu dönemde herhangi bir incelemeye tabi olmadan ödenmesini veya vergi borçlarına karşılık bir kereliğe mahsus mahsup edilmesini, e-kitap ve sesli kitaptaki % 18 KDV’nin basılı kitaptaki gibi kaldırılmasını talep ettik. Başta Kültür Bakanlığı olmak üzere pandemi döneminde tüm kamu kurum ve kuruluşlarının kitap alımları sırasında zor durumda olan yayıncıların vergi borcu sorgulaması yapılmadan alacaklarının ödenmesine müsaade edilmesini talep ettik.
• İTO başkanı Şekip Avdagiç, başkan yardımcısı İsrafil Kuralay, yönetim kurulu üyesi Münir Üstün’ün katılımıyla yapılan Kültür Sanat Spor Komitesi toplantısına katılıp yayıncıların taleplerini dile getirip hükümet nezdinde  girişimlerde bulunulmasını talep ettik.
• Sektörümüzde acil çözüm bekleyen tahsilat aksamalarıyla ilgili üyelerimizin katılımıyla iki büyük toplantı yapıp sorunları ve aksamaları tespit ederek sektör adına diyalog yoluyla paydaşlarımızla yayıncıların nakit akışının kesintiye uğramadan sürmesini sağladık.
• Online satışlarda yaşanan sorunlarını ve çözüm yollarını konuşmak için üyelerimizle üç ayrı grup halinde toplantılar yaptık.
• Bu toplantılarda online satış sitelerinin bazılarında stok sağlanamaması nedeniyle satışa kapatılan birçok kitabın olduğu vb. sorunları tespit edip çözüm arama çabalarımızı arttırdık.
• Yayınevlerinin bozulan nakit dengelerini düzeltmek üzere, pandemi sırasında online satış sitelerinin ödemelerini daha erken yapmaları taleplerini tespit edip online satış sitelerine bu çağrıyı ilettik.
• Kriz sonrası yayıncılıkta yeni iş alanları ve iş modellerini konuşmak üzere dijital yayıncılık (e-kitap, sesli kitap vb.) alanında faaliyet gösteren kurumlarla işbirliği koşullarını görüşüp onları yayıncıların e-kitap, sesli kitap üretim ve satış koşullarını geliştirmek isteyenlerle buluşturduk.
• Türkiye Yayıncılar Birliği olarak editörlük ve ileri düzey editörlük sertifika programlarımızı açıp eğitimlere başladık. Bu eğitimlerin online olması nedeniyle Çin’den ve Almanya’dan katılımcılarımız oldu.
• Önümüzdeki günlerde de üyelerimizi alanındaki uzmanlarla buluşturup yeni dönemde konumlanmalarına ve strateji geliştirmelerine yarayacak seminer ve eğitim çalışmaları yapmak için planlamalar yaptık.
• AB Hibeler programı kapsamında yürüttüğümüz OKUYAY Platformunun okumayı yaygınlaştırmayı hedefleyen 4 pilot projesini açıklayarak hayata geçirmek için ilk adımlarımızı attık.
• Sosyal medyayı etkin kullanarak okuma kültürünü geliştirici gelişmeleri duyurduk.
• Üyesi olduğumuz Uluslararası Yayıncılar Birliğine ülkemizdeki durumla ilgili bilgi paylaşarak onların da desteğini istedik.

Aralık ayından bu yana dünyanın her yerinde yaşanan bu pandemi sürecinde dünyada yayıncılık sektörü için neler yapıldı, Türkiye’de neler yapılabilir?

• Dünyada yayıncılık sektörüyle ilgili çok kapsamlı ve detaylı bilgileri web sitemizden ilgi duyanlar izleyebilir, ben burada en önemli olanlarının birkaçını sıralayayım:
• Uluslararası Pen Uluslararası Yayıncılar Birliği Uluslararası Lisanslama Birliği Uluslararası Kütüphaneciler Birliği, Uluslararası Akademik Yayıncılar Birliği tüm ülke hükümetlerine yayıncılığı destekleme çağrısı yaptı.
• Alman hükümeti, kültür endüstrisine bu pandemi döneminde 50 milyar avro destek vereceğini açıkladı.
• Fransız Kültür Bakanı pandeminin ilk günlerinde yayın dünyasına ilk olarak 5 milyon avro destek verdi.
• Pek çok ülke kültür ve sanatı destekleyici hibe ve destek programlarını açıkladı. (Daha geniş bilgi için turkyaybir.org.tr ve İKSV raporu)
• ABD’de, Birleşik Krallık’ta, Güney Amerika’da bazı ülkelerde kapalı olan kitabevleri için bağış kampanyaları yapıldı.
• Avrupa Yayıncılar Federasyonu AB üyesi Kültür bakanlarıyla bir toplantı yapıp kitap endüstrisine –varolan fonlar dışında– yeni fonlar aktarılmasını talep etti.
• Birçok fuar, festival ve edebiyat günleri ertelendi, bazıları online olarak yapıldı.
• Bologna Çocuk Kitapları Fuarı online olarak yapıldı.

Uzun süre fuarlar, imza günleri yapılamayacak gibi görünüyor. Bu aşamada yeni tanıtım mecraları geliştirmek gerekecek. Ayrıca kâğıt krizi de e-kitap alternatifini akla getiriyor. Sizin yeni mecralar ve yeni formatlar hakkındaki tavrınız nedir?

Ümit ediyoruz ki bu pandemi süreci biter, hayat normale döner ve Eylül sonunda Diyarbakır, Ekim sonunda İstanbul ve Kasım sonunda İzmir Kitap Fuarını gerçekleştirmenin yollarını buluruz.

Yayın dünyamız sosyal medyayı etkin şekilde kullanıyor. Son dönemde canlı yayınların, yazar buluşmalarının ve söyleşilerin arttığına ve yeni formatların ortaya çıktığına şahit oluyoruz.

Döviz dalgalanmalarında sadece kâğıt krizi yaşamıyoruz, tüm üretim ve yurtdışı telif maliyetlerimizin artacak olmasıyla, yaşanan satış kayıpları ve bozulmuş nakit akış dengesiyle birlikte üretim aksayacak ve kitap fiyatları hiç istemesek de yükselecektir.

Yukarıda da aktardığım gibi e-kitap ve sesli kitap gibi yeni mecraların güvenlik sorunlarını çözmüş ve gelir getirici iş modellerini hayata geçirmekle ilgili yoğun çaba harcıyoruz. Özellikle üniversite, yerel yönetim ve halk kütüphanelerinde dijital abonelik yöntemleriyle satış yapan kurum ve kuruluşlarla iş geliştirme çalışmalarımızın sonuç vereceğini düşünüyoruz. Akademik yayıncılıkta ve eğitim alanında da ders dönemlerine uygun abonelik usulü e-kitap satışlarının yapılması için yayıncılarımız, iş ortakları adaylarıyla ve bizim kolaylaştırıcılığımızla en sağlıklı iş modellerini hayat geçirmek için yoğun çaba harcıyorlar.

Bu dönemde merkezi hükümetten ve yerel yönetimlerden ne gibi destekler bekliyorsunuz?

Merkezi hükümetin –yayıncılığın bir kamu hizmeti olduğu gerekçesiyle– yayıncılara, kitapçılara, yazarlara, çevirmenlere, çizerlere, serbest çalışan editörlere AB ülkelerindekine benzer kültür destek hibe programlarıyla destek olmasını bekliyoruz.

Yerel yönetimlerden beklediklerimiz;

• yerleşik ve gezici yetişkin/çocuk kütüphaneleri kurulmasını ve buralarda pandemi sonrası kültürel etkinliklere yer verilmesi,
• kreşlere resimli çocuk kitapları alınarak çocukların zihinsel gelişimine katkı sağlanması,
• çeşitli edebiyat günlerinin, festivallerin, söyleşilerin sosyal medya hesaplarında, TV’lerinde, online olarak yapılmasına öncülük etmeleri,
• bilboardlarında, metro istasyonlarında otobüs ve metrolardaki mecralarda kitap tanıtım ve okuma kültürüne destek vermeleri.

 İKSV'nin raporu için tıklayın...