Mavide gezinti: Bir kitap denemesi

Tinsellik rengidir mavi. O yüzden sonsuzluğu ve yaratıcılığı içerir. Mavi benim için hayal gücünün rengidir. Mutluluğun rengidir

03 Ağustos 2017 14:28

A’dan Z’ye mavide bir gezinti öneriyorum size, mavi rengine bir güzelleme sözlüğü, böyle bir kitap yazmayı hayal ettim, onun kısa provası olacak, tadımlık denemesi. Fransızlar “dictionnaire amoureuse” adını vermiş bu janra. Sevda sözlüğü. Kişisel ansiklopedi. Philippe Sollers’in Venedik üzerine yazdığı, en sevdiğim örneğidir.

Tinsellik rengidir mavi. O yüzden sonsuzluğu ve yaratıcılığı içerir. Mavi benim için hayal gücünün rengidir. Mutluluğun rengidir. İçinde biraz melankoli olması ona derinlik katıyor. Özlemin, ulaşamadığım şeylerin rengi de diyebilirim. Yalnız değilim bu duygularımda. Birçok başka yazar ve sanatçı için aynı titreşimler sözkonusu. Tanpınar’ın “Ne İçindeyim Zamanın” şiirini düşünün. “Kökü bende bir sarmaşık/ Olmuş dünya sezmekteyim./ Mavi, masmavi bir ışık/ Ortasında yüzmekteyim.”

Zamanın “yekpare” akışıyla ilişkilendirdiği bu sembolizm, Tanpınar için yaratıcılığın tanımı. Rüyalar ve hayaller, dış âleme yansıtılıyor. Kökü içimizde olan bir dünyayı, yani gerçekliği yeniden kurmak, kendine göre şekillendirmek, şiirle ve imgelemle özdeşleştirmek, Kandinsky gibi ressamlardan Novalis ve Wallace Stevens gibi şairlere kadar, sanatçıların sürekli çevresinde dolaştıkları bir felsefi düşünce. Bu düşüncenin peşine düşerek mavide gezinti sözlüğümü kurmayı tasarlıyorum. Öyleyse, başlayabiliriz yolculuğa.

A – Azur başlangıç noktamız. Mavinin diğer adı. Arapça “Al Azaward” kelimesinden, o da aslen Farsça “Lajward” isminden geliyormuş, ki bu İran Türkistan’ında lapis lazuli taşının çıkartıldığı yer. Marco Polo, seyahatnamesinde söz ediyor.

Gökmavisi lapis lazuli, beş bin yıl boyunca sonsuzluğu temsil etmiş. Gök tanrılarının rengi. Mısır’da Amun, Yunan’da Zeus. Budizmde saflığın rengi. Tibet’in ulusal taşı. Tanrıça Tara’nın saçları mavi. Keltler ve Druidler için şairlerin ve ozanların rengi.

Muhteşem Gatsby, F. Scott Fitzgerald, Çeviri: Fadime Kâhya, İş Kültür YayınlarıMavinin yaratıcılıkla ve hayal gücüyle olan ilişkisini, Paul Valéry’nin ünlü “Palmiye” şiirinde buluyoruz. Burada gene Tanpınar’a dönüyoruz, bu sefer Huzur romanında bir sahneye. Mümtaz, hayalindeki büyük eseri bir türlü yaratamadığı için acı çekmektedir, baba gibi sevdiği İhsan, “Sabır” diyor ona, teselli için. Mümtaz cevap veriyor: “Evet sabır…Patience dans l’azur !..” Romanda tümce Fransızca zikredilmiş. İhsan’ın yorumu: “Tam o…Patience dans l’azur !...Unutma ki daha kapısındasın.”

Nedir bu azur, bu mavideki sabır? Sanatçının, arzu ettiği gibi yaratamadığı, acı çektiği, sabırsızlanıp ümitsizlendiği anlarda hatırlaması gereken üretici bekleyiş, Valéry’ye göre. Şiirin anlamı o kadar açık ki, neredeyse saydam. “Sabır, sabır/ gökmavide sabır/ sessizliğin her atomu/ olgun bir meyvenin şansıdır.”

A harfini terk etmeden bir dipnot: Aşk mavidir bence. Mavideki esrar ve bilinmezlik boyutu, en lezzetli hâliyle aşkta yaşanır.

B – Elbette blues. Mavi aynı zamanda melankoli simgesi olduğu için, Afrikalı kölelerin Amerika’da çektikleri acıyı dile getirdikleri bu evrensel müzik, bu yürekten haykırış, maviyle sonsuza dek özdeşleşti.

Mavi, melankoli ve mutluluğu birleştiriyor. Amerikalı düşünür Ralph Ellison da aynı fikirde. Sert deneyimleri neredeyse trajik, neredeyse komik bir sesle dile getirerek, yaşama gücünüzü pekiştirmek, diye tanımlıyor blues ruhunu. Şair Langston Hughes ise, ağlamamak için gülmek de var, demiş. Blues müziğinde derin acı yanında mutluluk, ironi ve komedi de var.

Öneri: Muddy Waters’dan “That Same Thing” şarkısını dinlemek.

Not: Bach ve Barok müzik. Bach’ın “partita” denilen solo keman eserleri ve solo viyolonsel sonatları. Bu da bir başka blues.

Bizdeki saz âşıklarını, ağıtları, bozlakları ele alsam bir kitap bile yetmez.

C – Cesaret. “Mavi gökyüzü cesaret.” Bir romanıma epigraf olarak aldığım, John Cheever’ın bu cümlesinden daha güzel cesaret tanımı bilmiyorum. Paraşütsüz atlamak gibi düşünün. Mavi, cesurdur.

Ç- Elbette çini. Porselen ve fayans Çin’den geldiği için çini. Osmanlı çinileri, İznik çinileri, Sultanahmet Camii, mavi- beyaz Çin porselenleri. Cam da giriyor işin içine, bizdeki çeşm-i bülbül mesela.

Porselenin çağdaş kahramanı Edmund de Waal’ın Beyaz Yol adlı enfes kitabı geliyor aklıma. Tamamen beyaz porselene adadığı kitapta, mavi kısa bir role çıkıyor. İngiltere’de porselen üretiminin mucidi William Cookworthy’nin madenden kobalt mavisi çıkartma macerası: “demek ki mavi bu yarı- metalden geliyor, bu küçük keşif bütün kobalt işini kolaylaştırıyor, Almanların yanılgısıyla ortaya çıkan esrar perdesini dağıtıyor. […] Kobalt, 'Kobold' kelimesinden geliyor, Almanların yeraltı ruhlarına verdiği isim.”

İnsanlığın taştan renk çıkartmasının, renkleri hem işlevsel kullanıma hem de güzelliğe çevirmesinin hikâyesi nasıl da heyecan verici.

D – Direniş. Kırmızıyı unutun, bence devrim mavidir. Bilinmeyeni, sonsuzluğu, cesareti, dayanışmayı ve hayal gücünü kucakladığı için mavidir. Tıpkı blues müziğini icat eden zencilerin haksızlığa, adaletsizliğe karşı direnişinde mavi bir haykırış olması gibi. Ayrıca, bütün devrimci sanatçılar maviyle boy ölçüşmüş, Matisse, Picasso, Kandinsky, Yves Klein, Hokusai, David Hockney, saymakla bitmez. Edebiyatçılar da öyle. Arada örneklerini göreceğiz.

Can Yayınları’ndan, Mavi: Bir Rengin Tarihi adıyla çıkan kitabında Michel Pastoureau, mavi için dünyada bütün anketlerde en çok sevilen renk diyor. Kraliyet, ilahiyat, polis, devlet, asker, üniforma gibi lacivert türevlerinden ve otorite çağrışımından da söz ederek, soğuk renkler arasına koymuş. “Mavi şaşırtmaz, yaralamaz, başkaldırmaz” diyor. Bence tamamen yanlış. Ama bu tartışmayı başka zamana bırakıyorum.

Genç Werther'in Acıları, Johann Wolfgang von Goethe, Çeviri: Nihat Ülner, Can YayınlarıE – Edebiyata geldik bile. Masmavidir edebiyat. Ç maddesine de koyabilirdim, ama Novalis’in “Mavi Çiçek” sembolünden burada söz edeyim. Alman romantizm akımında mavi ilk defa modern anlamda sahneye çıkıyor: Hayal gücünün, özlemlerin ve hayallerin, gerçekliği yeniden tanımlamanın mavisi.

Goethe’nin Genç Werther’in Acıları romanında, aşkta hüsrana uğrayıp intihar eden şair Werther mavi bir palto giyer. Bu roman nedeniyle Avrupa’da çılgın bir mavi modası başlamış. Ama asıl Friedrcih von Hardenberg’in, yani Novalis’in “Mavi Çiçek” sembolüyle mavi renk, yaratıcılığın ve hayal gücünün rengi olarak dünyayı fethediyor.

Novalis’e göre, asıl gerçeklik, şiirsellikte. Onun ünlü kahramanı için yazdığı satırlar: “Heinrich şair olur. Dünya da bir düş olur.” Gerçek dünya ile hayal dünyanın birleşmesi mavi çiçekte vücut buluyor. İngiliz romancı Penelope Fitzgerald, Mavi Çiçek adlı romanıyla, haklı olarak Booker Ödülü'nü kazanmıştı. Novalis’in gençlik aşkını ve mavi çiçeği arayışını hikâye ederken, edebiyatta mavinin gücünü, on dokuzuncu yüzyıldan günümüze taşıyordu. Edebiyat mavidir!

F – Felsefenin mavi olduğu kendiliğinden ortaya çıktı sanırım. Astrofizikçi Hubert Reeves, Kozmosun Evrimi adlı ilk kitabına, Valéry’nin “patience dans l’azure”/ mavide sabır deyişini boşuna başlık yapmamıştı.

Mavideki sonsuzluk arayışı, hayal gücü ve yaratıcılık, bilimde de var. Maviyi modernliğin leitmotif’i, yani sürekli tekrar eden teması olarak da tanımlayabiliriz bence. Müzikte ve edebiyatta lirik bir aşkınlık, acıları aşmak ifadesiyle ses bulurken, bilimde hayal gücünü ve meydan okumayı, cahilliğimizi aşmayı çağrıştırıyor; Einstein’ın sözleriyle, uçsuz bucaksız bir okyanusun kıyısında taş toplamaya benzetebiliriz. Bilinmeyene doğru kararlı bir yolculuk.

Felsefede en sevdiğim akımı, varoluşçuluğu, mavisiz düşünemiyorum.

G – Gatsby mavinin baş kahramanı. Scott Fitzgerald’ın Muhteşem Gatsby romanında, karakterden daha çok mavi simgeler dolaşır ortalıkta. Hangi birini sayayım? Elbette Jay Gatsby’nin kaybettiği kızı tekrar bulma hayalidir mavi. Yitirilmiş ama hâlâ özlenen mutluluğun rengi. Hem gelecek için umut hem acı yanılsama.

Gatsby’nin “mavi bahçelerinde” kadınlar ve erkekler fısıltılar, şampanya ve yıldızlar arasında kelebekler gibi gidip geliyorlar. İlerleyen öğleden sonranın gökyüzü, Akdeniz'in “mavi balı” gibi çiçekleniyor. Ama en önemlisi, Daisy’nin yanağında ıslak bir saç teli bir fırça darbesiyle konmuş mavi boya gibi duruyor. Hayalin erişilmezliği, melankoli ve umutsuz aşk burada bir kez daha mavi rengiyle edebiyat tarihine geçiyor.

H – Homeros konusuna geldik böylece. İlyada ve Odysseia’da maviyi kullanmadığı yanlış. Yunanlıların mavi rengi tanımadığı yahut görmediği de yanlış.

Mavi Gitar, John Banville, Çeviri: Işıl Özbek, Kırmızı Kedi YayıneviElbette, “açık renk”/glaukos ve “koyu renk”/ melanos onlar için en önemli tanımlar, ama Homeros zamanında “kianos” sözcüğü de var ve mavi demek. Homeros’ta deniz tanrısı Poseidon’un (Neptün) kaşları mavidir, mesela. Tıpkı Tibet’te tanrıların saçlarının mavi olması gibi. Homeros’ta Hector’un saçları da mavidir, ama sadece öldükten sonra. Demek ki sonsuzluk çağrışımı ve mavi, daha o zamandan birleşmişler.

Homeros denize şarap rengi demiş, doğru, ama Ege’ye gittiğinizde hemen görürsünüz, gün doğumunda ve özellikle gün batımına doğru, deniz gerçekten de bordo, şarap rengidir.

I ve İ – Bu iki dikey harfi birlikte ele almak istiyorum. Mavinin kraliçesi indigo’nun i’si, bana hep maviyi çağrıştıran ıslak, ırak (uzak) ve ırmak sözcüklerinin ı’sı.

Catherine McKinley’in İndigo- Dünyaya Hükmeden Rengin Peşinde adlı kitabı, mavi boyanın bir dönem nasıl paradan bile üstün olduğunu, insandan çok değer verildiğini, Afrika köle ticaretinde döviz yerine geçtiğini, mavi çılgınlığının insanlığı nasıl baştan çıkarttığını çok güzel anlatıyor. Bir nevi ıtır otu diyebiliriz indigo için. Lapis ile birlikte, dünyada mavinin en eski kaynağı, en kök boyası.

Bir romanıma “İstanbul Mavisi” adını vermeyi düşünmüştüm, sonra vazgeçtim. Mavide gezinti kitabına kısmet olur belki. İstanbul mavisi ayrı bir aşktır.

J- Elbette Japonya. O esrarengiz ülkeye gittiğimde, ilk satın aldığım şey, mavi- beyaz baskı kumaştan yapılmış “yukata” denilen yaz kimonosuydu. Japon dilinde mavi/ ao, bir tür gençlik, toyluk, tazelik eki olmuş. Her tür tazelik simgesi. İndigo kökünden bildikleri mavi ise, Japonlar için çevrelerindeki okyanusları temsil ediyor. Hayat, saflık, barış, huzur, dinginlik ve en önemlisi de sadakat rengi.

Melankoli ve hüzün çağrışımı sonradan, batıdan gelmiş Japonya’ya. Mavi Japonya’yı tekrar görmek, en büyük düşlerimden birisi.

K – Mavi denildi mi, Kandinsky’nin rakibi yok. Blaue Reiter/ Mavi Atlı ismindeki sanat akımını kurduğu Paul Klee, Auguste Macke gibi ressamlarla birlikte, Kandinsky için mavi tinselliğin rengi, tinsellik de onun sanattaki asıl hedefi. İnsanlığın sonsuzluk arzusu ve özlemi mavi renkle can buluyor. Kandinsky’nin mavi üzerine sözlerini aktarıp uzatmayacağım. O, mavinin ruhudur.

Not: Yves Klein’ın 1940’lardan itibaren yarattığı ve patentini aldığı ultramarin mavisi (Uluslararası Klein Mavisi IKB) ve tek renkli tabloları da, burada not düşmeye değer.

L – Lapis lazuli’ye bir kez daha uğrayarak, yazıyı kısa tutmaya çalışıyorum. Geçerken, not edelim. Mısırlılarda en değerli taş. Zamanla, hükümdar makyajının da baş malzemesi olmuş. Kleopatra’nın mavi göz farı.

Benim maviye olan aşkım da belki anneme olan hayranlığımla başladı. Kehribar siyahı saçları, duru beyaz teni vardı, gözleri de koyuydu, makyaj olarak bir tek göz kapaklarına lapis rengi mavi kalem çekerdi. O güzelliği bir daha hiçbir yerde, hiç kimsede görmedim. Mavi giymek ona çok yakışırdı. Muhteşem Gatsby romanında mavi elbiselerin de çok önemli rolü olduğunu hatırlatarak noktalıyorum.

M- Burada çaremiz yok, Matisse ustaya uğruyoruz. Mavinin ikinci kralı. Issy-les Moulineaux’de 1911’de boyadığı Mavi Pencere, bir şaheser. 1952’deki Mavi Çıplaklar, kâğıttan kestiği o mavi kadın figürleri, başyapıt.

Benim üç M’li kahramanlarım, Matisse, Modigliani ve Morandi arasında, en çok Matisse için mavi önemli. Perspektifi ve çizgiyi, renkle ortadan kaldıran devrimci sanatçı. Matisse üzerine kitap yazabilirim. Başka Hayatlar kitabımdan, “Matisse: Bizi Şark Kurtardı” adlı denemeye bir dokunup, şimdilik geçiyorum.

N – Şair Neruda. Hem büyük bir aşk ve direniş şairi olduğu için hem de son kitabı, Sorular Kitabı için. “El Libro de las Preguntas.” 74 şiirde, 316 yanıtlanamaz soru soruyor. Bir tanesi: “Kim sevinçle haykırdı, mavi renk doğduğu zaman?”

Çok sevdiğim yazar Christa Wolf’un cevabı mükemmel: Mavi, gezegenin, dünyanın doğuşunu seyreden bir uzaylı, demiş. Almanya’da bir editör bu soruyu birçok yazara anket gibi göndererek kitap yayımlamış. Henüz alıp okuyamadım, ilk yakın hedeflerimden birisi. (Wolf’un “Assoziatonen in Blau/ Mavi Çağrışımlar” yazısının 2003’te yayımlandığı Neruda Mavisi: Renklerin En Güzeliyle Şiirsel Bir Oyun adlı kitap, İngilizceye veya Türkçeye çevrildi mi bilmiyorum, çevrilse harika olur.)

Joseph von Sternberg'in Heinrich Mann'ın romanından beyazperdeye aktardığı 1930 yapımı Mavi Melek filminden bir kare O – Okeanos, deniz tanrısı. Titan tanrıların en güçlüsü. Gaia- yeryüzü ve Uranus- gökyüzü evlenince doğan çocuklardan birisi. Bir zamanlar dünyayı çevrelediği sanılan büyük nehirin adı. Sonradan okyanus olmuş tabii.

Bir de orka var, katil balina diye biliniyor ama yunus türünün en büyüğü, insandan sonra dünyada en yaygın memeli. Anaerkil düzende yaşıyor bu balıklar. Ütopya da mavidir bu arada!

Ö – Ölüm mavi midir? En büyük bilinmezlik olduğu için, belki. Ama ben buna ölçü diyorum, hayatın ölçüsü. Sonsuzluğun tadı, kokusu, sesi, dokusu ve rengi maviyse, ölçüsü neden mavi olmasın?

P – Picasso’suz yapamayız. Canavar yaratıcı. Buraya tek nedenle giriyor. 1903 yılında çok sevdiği arkadaşı intihar edince mavi resimler yapmaya başlamış. En ünlüsü, Yaşlı Gitarcı. Mavi Gitar diye bilinen bir resmi de var. Blues müziğinden esinlendiği şüphesiz.

Şimdi, mavinin büyüsüne bakın ki, 1930’larda Wallace Stevens, “Mavi Gitarlı Adam” diye uzun bir şiir yazıyor. Ana fikir: Dünya, şairin hayalinde yıkandığı zaman mavi oluyor. Hayal gücünün gerçeklikten yansıması, tek gerçeklik. Dinleyiciler sorguluyor mavi gitarlı adamı: Mavi gitarın var, gerçekleri olduğu gibi çalmıyorsun. Gitarcı, yani şair, yani sanatçı, cevap veriyor: Gerçekler mavi gitarda çalınınca değişiyor.

Novalis, Mavi Çiçek, Stevens, mavi gitar. Sonuç aynı. Derken, David Hockney, 1970’lerde Stevens’dan esinlenerek, bir dizi resim yapıyor, Mavi Gitar diye. O da yetmedi, 2010’larda çok sevdiğim yazar John Banville, Mavi Gitar diye bir roman yayımlıyor. Başına epigraf olarak, Stevens’dan yukarıdaki mısraları alıyor. Romanın kahramanı ressam, bir resmi de mavi gitar, pencere, neredeyse İssy- les –Moulineaux, gene döndük Matisse ustaya, sanatın mavi döngüsünde dolaşıyoruz. Hedef, sonsuzluk. Picasso bahane.

R – Rüya. Evet, rüyalarımızın mavi olduğu tartışma götürmez, sonsuza dek tartışabiliriz, çok da güzel olur.

S- Sonsuzluk. Mavi döngüler ne güzel, değil mi? Sonsuzluğu tanımlamak için, maviyi tanımlamak gerekiyor, böylece sonsuza kadar gidiyoruz. Kocaman bir kitap ister.

Ş – Şiir. Elbette şiir. Sadece Valéry değil elbette. Tanıdığımız ve sevdiğimiz bütün şairlerde, mavi temeldir. Lirik aşkınlık demiştik daha önce. Felsefi aşkınlık. Bilimsel aşkınlık. Müzik. Matematik. Şiirde hepsi var. Brecht’in “Erinnerung an die Marie A.” şiirini hatırlayın. “An jenem Tag im blauen Mond September...” O mavi Eylül ayında bir gün... Ah, ne özlemdir o ve ne ironi. Bestesi de var. Birazdan bir örnek daha geliyor.

T- Tanpınar. Evet, bir kez daha.

“Mavi, maviydi gökyüzü/ bulutlar beyaz, beyazdı/ Boşluğu ve üzüntüsü/ içinde ne garip yazdı.” Bir yerlerde bir de “mor aydınlıkta bir çınar” vardı galiba. Ya şuna ne denir? “Bendedir korkusu biten şeylerin/ çelik gagasında fecri taşıyan mavi kartal benim.” Tanpınar, zaman, sonsuzluk, hayal gücü ve sanat. Gerçeklik? Şaka ediyorsunuz galiba!

Tanpınar dedik, turkuazı da unutmayalım. Adı üstünde, Türk rengi. Mavi boyanın en erken kaynaklarından birisi, batıya ilk Türk illerinden gittiği için bu adı almış. Turkuaz çok uzun ve çok güzel bir konu. Kitaba bırakıyorum.

U – Hayır, Halit Ziya Uşaklıgil’in Mai se Siyah romanından söz etmeyeceğim, ki güzel örnektir mavi için. Uyku diyeceğim, şaşırmayın. En güzel uyku mavidir. Mavi alacakaranlık rengidir. Gök ve deniz aynı renk olduğu zaman. Uykuyu ve hayali çağrıştırır. Bazı uykular kâbusa dönüşebilir.

Uyku ve düşler, gerçeküstücülük akımı, sonra bir de korkunç şeyler var: Mavi Melek filmi, Marlene Dietrich, erkek yiyen kadın, kabare yıldızı Lola Lola rolünde. David Lynch’in Blue Velvet filmi, Isabella Rossellini sado-mazoşizm kurbanı. Mavi karanlıklaşıp koyulaştıkça, yeni şeyler söyler bize. Tehlikeli şeyler. Ama onları da bilmemiz lazım. Hüsrana uğramış aşk şarkılarından birisidir Blue Velvet. Tony Bennett 1951’de, Bobby Vinton 1963’te söyledi. Seçim sizin.

Tabii, U için umut da diyebilirdim, çünkü umudun da mavi olduğunu sanıyorum. Pembe düşler yerine, mavi umutlar beslemeyi öğrendik artık.

Ü- Üzüntü diyeceğim, melankolinin kızkardeşi. Akşam oldu, hüzünlendim ben yine, şarkısındaki gibi. Dürer’in Melankoli -1 gravüründeki tombul, sevimli, sıkkın melek gibi üzüntü. Sonradan, “üzünç” diye bir türevi çıktı. Ekşi sözlüğe bakınca, şiir sözcüğü olduğunu öğrendim. Lâle Müldür’den “üzünç sevgilim ya da nane otları” mısraı çıkıyor karşıma. Ece Ayhan’a da gönderme var. Gerisini siz tamamlayın.

V- Tamamen Venedik. Venedik’le ilgili her şey. Titian’ın Baküs ve Ariadne adlı tablosunda geri plan ve gökyüzü. Titian mavisi diye bir renk var. Venedikte mavi, ayrı bir ansiklopedi faslı olur. İstanbul ve Atina’dan sonra en çok sevdiğim üçüncü şehir.

Philippe Sollers’in Dictionnaire Amoureuse du Venise kitabını tekrar, hararetle tavsiye ediyorum.

Y- Yol ve yaz. Mavi yolculuk demeyeceğim, korkmayın. Cevat Şakir ve şürekâsının, mavi ışıklarda yatsınlar, “Mavi Anadolu” tipi Akdenizli, Likyalı, Lidyalı, antik kültürden kökenli bir Türk uygarlık şeceresi kurma girişimi öylesine yenilgiye uğradı, öylesine yanılsama doluydu ki, denizler bile kirlendi artık. Fakat gerçek mavi asla kirlenmez.

Benim burada kastettiğim, Camus’nün kışın ortasında bağrında mevcudiyetini fark ettiği yaz gibi bir yaz. İçimizde, çocukluğumuzdan kalan sahici yaz, Daisy’nin yanağındaki mavi iz gibi, mavi yaz.

Öteki de, Dalai Lama’nın, her yıl daha önce hiç gitmediğiniz bir yere gidin dediği gibi bir yol. Asıl mavi yolculuk budur. Amin.

Z- Zaman tabii ki. Zaman mavidir. Mavi zaman. Sadece akşamları, efkâr saati, vakt-i kerahat, blues zamanı falan değil. Değerli her zaman dilimi mavidir bence. Sonsuzluktan bir iz taşıdığı için.

Spektrumda mavinin dalga frekans titreşimleri en kısa olduğu için, atmosferde en çabuk kırıldığı için gökyüzünü mavi görüyormuşuz ya, o manada mavidir zaman. Onu istediğiniz renge boyayabildiğiniz için mavidir.

 

Ana görsel: Henri Matisse'in 1913 tarihli tuval üzeri yağlı boya Mavi Pencere adlı tablosundan kesit