T24 Haber Merkezi
Aralarında tutuklanarak İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 68’i tutuklu 414 kişinin yargılandığı İBB davasının 52’inci günü sona erdi. Bugünkü duruşmada tutuklu İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce'nin avukatının avunmasının ardından Kültür A.Ş. reklam şefi Metin Bal’ın savunması alındı.
Dün tutuklu İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce savunma yapmış, Valilik, 'Sorumluluğu yok' diyerek hakkımda soruşturma izni vermedi ama aynı konuda iddianamede sorumlu tutuldum. Encümene sevk ve encümen kararlarında imzam olduğu için 16 aydır tutukluyum. Oysa Valilik, tek başına sonuç doğurmayan bir işlem nedeniyle hakkımda soruşturma izni vermiyor. İstanbul Valisi Davut Gül imzalı kararda da görülüyor: sorumluluğum bulunmadığından izin verilmedi. Soruşturma makamı valilikten izin istemiş olsaydı, valilik bu izni vermeyecekti. İsterseniz valiyi tanık olarak çağırın. Ben, soruşturma izni dahi alınmayacak bir konu nedeniyle 16 aydır hapisteyim" demişti.
Ayrıca Gökce hakkındaki arama kararını öğrendiğinde İstanbul Vatan Emniyet Müdürlüğü'ne kendi isteğiyle giderek teslim olduğunu ancak buna rağmen kamuoyuna servis edilen gözaltı görüntülerinin "yakalandı" algısı için kurgulandığını söylemişti.
Tutuklu sanıklar, avukatları, gazeteciler, izleyiciler ve mahkeme heyeti yerini aldı, duruşma başladı. İzleyicilere seslenen İmamoğlu, “Gününüz aydın olsun, haftanız aydın olsun, önümüz açık olsun. Hepinizi çok seviyorum” dedi.
Gökce'nin avukatı: Bu dosyanın insani yükü bizleri biraz yordu
Tutuklu İPA Başkanı Gökce'nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan, savunmasına tutuklu sanıkların eşlerini selamlayarak başladı. Yazgan, "İnsan yaşlandıkça dejenere oluyor, ben de ağlama moduna giriyorum. Öyle olursa ayıplamayın. Çünkü bu dosyanın insani yükü bizleri biraz yordu" dedi. Yazgan, uzun yıllar İstanbul Barosu'nda Adil Yargılanma Merkezi Başkanlığı yaptığını belirtti ve "Adil yargılanma hakkı, kendi kendine kullanılabilen bir hak değildir. Canınız sıkılıyorsa intihar edebilirsiniz, malınızı mülkünüzü satabilirsiniz ama adil yargılanma hakkından isteseniz de vazgeçemiyorsunuz" ifadelerini kullandı.
"Bir sene sonra MASAK raporunun hakkımızda olmadığını öğrendik”
Avukat Yazgan, mahkemenin kaleminde tam 3 saat boyunca Buğra Gökce hakkında MASAK raporu aradıklarını ancak buldukları raporun kendileriyle ilgili olmadığını söyledi. Yazgan, 23 Mart 2025’te tutuklandık, bir sene sonra MASAK raporunun hakkımızda olmadığını öğrendik” dedi. Dosyadaki gizli tanık raporlarına değinen avukat Yazgan, “Bir tanesi bile Buğra Gökce’nin gözünün üstüne kaşı var demiyor” ifadelerini kullandı.
Ergenekon, Balyoz, şike, KCK gibi dosyalarda eski Ceza Kanunu'na dayanılarak proje bazlı çalışma yapıldığını ifade eden avukat Yazgan, bunun o dönemde de hukuksuz olduğunu, 2005'te yürürlükten kalktığını belirtti. Yazgan, İBB davasına değinerek, "İnşallah bu soruşturma da bir mevzuat artığı ve kötü uygulamalarının örneği olan bir proje değildir. Canıgönülden buna inanmak istiyorum" ifadelerini kullandı.
"Bu iddianame hukuk tanımaz bir ekibin eseri"
Yazgan, İBB davasının iddianamesinin kabul edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Bu iddianameyi kabul ettiniz. Bu iddianame hukuk tanımaz bir ekibin eseri. Geçmişte bu ekibin yaptığı işleri gördük" ifadelerini kullandı. Savcılığın dava açarken, Gökce ile aynı kararda imzası olan AK Partili encümen üyelerini ayırdığını, onların hiçbirinin bu dosyada şüpheli olmadığını belirten Yazgan, "İddianame ayrımcı davranıyor" ifadelerini kullandı. Yazgan, ne bilirkişi raporunda ne tevdi raporunda ne de iddianamede Gökce’nin ihaleyi iptal etmesinin gerektiğinin yazılmadığına değindi.
Mahkeme başkanı duruşmaya öğle arası verdi. Aradan sonra avukat Yazgan’ın savunması devam edecek.
Aranın sona ermesiyle Gökce'nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan savunmasına devam etti. Yazgan, "Müvekkilim ve buradaki hiç kimse dolandırıcılık suçunun faili olamaz" ifadelerini kullandı. Yazgan, Gökce'nin örgüt üyesi olup olmadığını varsayımlar üzerinden anlatmaya çalıştıklarını belirterek, "İddianame içinde Buğra Gökce'ye 'İPA yönetim kurulu başkanı olarak sen örgüt adına şu suçu işlemişsin' diye bir açıklama yok" ifadelerini kullandı. Yazgan, Buğra Gökce'nin tahliyesini ve beraatini talep etti.
Metin Bal: İddianamede aleyhimteki raporlar var ama lehime olan Sayıştay raporları yok
Kültür A.Ş.'nin reklam şefi Metin Bal savunmasına başladı. Bal, hakkındaki suçlamaların hiçbirini kabul etmedi, dosyada kendisine yöneltilen suçların hiçbirini işlemediğini söyledi. "Hakediş hesabı yapmadım, onayını vermedim, sözleşme imzalamadım, bana verilen görevleri yerine getirdim" diyen Bal, itirafçılardan Gökhan Köseoğlu'nun verdiği ifadedeki sözlerinin kendisinin lehine olduğunu, usulsüz işlem yapmadığını söylediğini ancak iddianamede aleyhineymiş gibi yorumlandığını belirtti.
Katıldığı ihalelerde hiçbir usulsüzlüğe şahit olmadığını, kimseden talimat almadığını, kimseye öncelik sağlamadığını belirten Bal, “İddianamede hakkımda hiçbir somut delil olmadığını belirtmek istiyorum” dedi. Bağlı olduğu müdürlüğün Sayıştay denetiminden geçtiğini ancak verilen lehe raporların dava dosyasında olmadığını ifade eden Metin Bal, "Benim için en önemli olan şey Sayıştay raporlarıydı ama dosyada bilirkişi raporları var. İddianamede aleyhteki raporlar var ama lehime olan Sayıştay raporlarının yer almaması dikkat çekici" diye konuştu.
"Zarar yoksa dolandırıcılık da yoktur, ben herhangi bir suç işlemedim"
Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve İBB Başkan Danışmanı Murat Ongun'dan hiçbir zaman talimat almadığını söyleyen Bal, Kültür A.Ş.'de çalıştığını ve iş gereği birçok kişiyle kurumsal faaliyetler kapsamında ilişkisi olduğunu belirtti. Bal, "Hiçbir zaman örgütsel bir faaliyetin parçası olmadım" dedi.
Suçlandığı eylemlerin hiçbirinde karar verici ve yetkili olmadığını ifade eden Bal, bilirkişi raporlarında zarar tespiti yapılmadığını belirtti ve "Zarar yoksa dolandırıcılık da yoktur. Ben herhangi bir suç işlemedim" dedi. Bal, tahliyesini talep etti.
Bal'ın savunmasının ardından mahkeme başkanı, duruşma savcısı ve sanık avukatlarının sorgusuna geçildi. Sorgunun sona ermesinin ardından mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.
Bal'ın avukatı: Gökhan Köseoğlu'nu tahliye ettiniz
Aradan sonra Metin Bal'ın avukatı Faruk Emre Akı savunmasına başladı. Akı, dosyadaki anlatımın karmakarışık olduğunu belirtti ve "Müvekkilimin suça ilişkin illiyet bağı açıklanmadan tevdi raporuna, MASAK raporuna atıf yapılmış, altına ifadeler yapıştırılmış ve sorumlu tutulmuş" ifadelerini kullandı.
Önceki tutukluluk incelemesinde müvekkiliyle aynı konumda olan Gökhan Köseoğlu'nun tahliye edildiğini ifade eden avukat Akı, "Onu tahliye ettiniz, büyük ihtimalle ikna oldunuz. Metin Bal da aynı pozisyonda ve tutuklu. Karar vericilerle uygulayıcıları ayırmanız lazım" dedi.
Müvekkiline emniyette Kartal ve Şahin adlı iki gizli tanığın sorulduğunu söyleyen avukat Akı, "İddianamede bu gizli tanıklar yoktu. Bizi bu gizli tanıklar üzerinden Murat Ongun ile ilişkilendirmeye çalıştılar" diye konuştu. Metin Bal'ın 14 aydır tutuklu olduğunu, delillerin toplandığını ve adli sicilinin tertemiz olduğunu ifade eden avukat Akı, müvekkilinin tahliyesini talep etti.
Gülten: Hayatım boyunca koruduğum kamu görevlisi kimliğim ve mesleki itibarım kirletilmeye çalışıldı
Akı'nın ardından İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ramazan Gülten'in savunması başladı.
Gözaltına alındığında eşinin hamile olduğunu hatırlatan Gülten, şimdi çocuklarının 11 aylık olduğunu belirtti ve "Hayatının tamamını kamu hizmetine adamış bir şehir plancısı ve bürokrat olarak yedi ayım ne ile suçlandığımı bilmeden geçti" dedi. Gülten, "Asıl acı olan, hayatım boyunca titizlikle koruduğum kamu görevlisi kimliğim ve mesleki itibarımın, gerçek dışı iddialarla yan yana getirilerek kirletilmeye çalışılmasıdır" ifadelerini kullandı.
"Tarafıma yöneltilen isnatların, görev, yetki ve sorumluluk sınırlarım, idari hiyerarşi içerisindeki konumum ve şahsıma atfedilebilecek somut bir işlem, talimat, müdahale veya kişisel tasarruf ortaya konulamadığından hukuki dayanaktan yoksun olduğu açıktır. Cevaplayamayacağım tek bir soru, hesap veremeyeceğim tek bir işlem, açıklayamayacağım tek bir karar ya da imza yoktur. Kamu gücünü kişilerin çıkarları için asla kullanmadım" diyen Gülten, krediyle aldığı evini ve arabasını tutuklandıktan sonra maaşı düştüğü için ödeyememesi nedeniyle satışa çıkarttığını ifade etti.
Gözaltına alındığında evine gelen polislerin yaptığı aramada 100 dolar ve 1 çeyrek altın bulduklarını, bunu tutanağa dahi geçirmediklerini söyleyen Gülten, tutuklandıktan sonra satışa çıkarttığı evine talip olan kişilerin, hakkında yapılan karalama kampanyası nedeniyle almaktan vazgeçtiğini söyledi.
Gülten, "Tutuklanmama gerekçe gösterilen beyana dayalı iddialar ne denli gerçeklikten uzaksa, iddianamedeki iddialar da aynı ölçüde gerçeklikten uzaktır. İdare hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmayan, tek bir somut delile dayanmayan, yalnızca sözde itirafçı ve diğer beyanlarla ayakta tutulmaya çalışılan iddialardan ibarettir. Bu itirafçı beyanları uydurma ve hayal ürünü, peşin cezalandırmadan kaçınmak için verilmiş; bizzat itirafçılar tarafından geri çekilmektedir" ifadelerini kullandı.
Gülten ayrıca, "Tarafıma irtikap suçu isnat ediliyor. Suçlamalara dayanak olarak gösterilen hususlar; müşteki beyanları, etkin pişmanlıktan yararlanan şüpheli ifadeleri ve gizli tanık anlatımlarından ibarettir. Bana yöneltilen sorular arasında bulunan ve iddianamede adeta buharlaşan gizli tanık Ladin’in savcılığa verdiği liste üzerinden, iddianamenin kurgusu gereği imar süreçlerinde ve Mimari Estetik Komisyonu’nda ‘bir şeyler vardır’ diyerek yola çıkıldı. Oysa bugün gizli tanık Ladin’in ifadesi, iddianamede yalnızca bir kez, o da benim savcılık ifademin olduğu bölümde geçmektedir. Bunun nedeni, söz konusu beyanların gerçeği yansıtmayan, dayanaksız iddialardan ibaret olduğunun ortaya çıkmasıdır. Savcılık, Ladin’in sunduğu listedeki projelere ilişkin dosyaları talep etmiş ve bu dosyaları incelenmek üzere İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne göndermiştir. İl Müdürlüğü tarafından yapılan inceleme sonucunda tüm işlemlerin mevzuata uygun olduğunu ortaya koyan rapor, iddianamenin düzenlenmesinden yalnızca bir gün önce savcılığa sunulmuştur. Bu raporla birlikte gizli tanık Ladin’in beyanlarının herhangi bir somut dayanağı olmadığı açıkça ortaya çıkmıştır" dedi.
Duruşma, yarın saat 10.00'da görülmeye devam edecek.
İBB davasında şu ana kadar neler oldu?İlk duruşmadan bugüne 42 sanık tahliye edildiMahkeme heyeti geçtiğimiz celselerde, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB'de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB'de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB'de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney'in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak’ın tahliyesine karar verildi. Tutuklu sanık sayısı 68'e düştü21 Mayıs'ta yapılan tutukluluk incelemesi sonucu Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Mustafa Keleş, Engin Ulusoy, Hakan Aplak ve Gökhan Köseoğlu hakkında tahliye kararı verildi. Böylelikle davadaki tutuklu sanık sayısı 68'e düştü. Adem Soytekin'in savunması öne alındıMahkeme başkanı, "etkin pişmanlık" hükümlerinden yararlanan ancak tutukluluk hali devam eden ve savunmaların alınması için hazırlanan listede 105. sırada bulunan Adem Soytekin'in, savunmasının öne alınmasını kabul etti. Savunma yapacak son kişi olan Soytekin'in savunması, Pehlivan'dan sonraya alınmıştı. Soytekin, savunmasının alınmasının ardından yapılan tutukluluk incelemesinde tahliye edildi. Soytekin şu ana kadar 8 kez "etkin pişmanlık"tan yararlanmak üzere ifade vermişti. Bir kere tahliye edilen Soytekin, verdiği ifadeler tutarsız bulunduğu için yeniden tutuklanmıştı. Soytekin'in verdiği ifadeyle Pehlivan tutuklanmış; Pehlivan’ın avukat yönlendirmesi yapmasıyla "Soytekin'i 'etkin pişmanlık'tan vazgeçirmeye çalıştığı" iddia edilerek Pehlivan'a "örgüt üyeliği" iddiası yöneltilmişti. "Örgüt üyeliği" iddiası bulunmayan tutukluların telefon sınırlaması kaldırılsın müzekkeresiÖnceki gün İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, haklarında "örgüt üyeliği" ve "örgüte yardım" suçlaması yöneltilmeyen tutuklular yönünden mevcut tedbir uygulamalarını yeniden değerlenirdi. Mahkeme heyetince, aralarında CHP eski milletvekili Aykut Erdoğdu, Ekrem İmamoğlu’nun korumalarından Çağlar Türkmen ve İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar’ın da bulunduğu toplam 27 kişi hakkında uygulanan "iletişim kısıtlaması"nın kaldırılması için ilgili ceza infaz kurumlarına müzekkere yazıldı. Müzekkerede, "isimleri yazılı tutuklu sanıkların haklarında örgüt üyeliği veya örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme suçu kapsamında sevk bulunmadığından kurumunuzca uygulanan tedbirlerin bu husus gözetilerek değerlendirilmesi hususlarında gereği rica olunur" denildi. Böylelikle, bu kapsamdaki 27 tutuklunun telefon görüşmelerinde uygulanan süre sınırlamasında değişikliğe gidilecek. İnan Güney'in dosyası birleştirildi, sanık sayısı 414'e çıktıBeyoğlu Belediyesi'ne yönelik suçlamalara ilişkin olarak aralarında Başkan İnan Güney'in de olduğu, 3'ü tutuklu 7 kişi hakkındaki dosyanın bu davayla birleştirilmesi kararı sonrasında, davadaki sanık sayısı, 92'si tutuklu 414'e çıkmıştı. |
T24'ün İBB iddianamesine ilişkin dosyasıİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında yer aldığı 105 kişinin tutuklu bulunduğu, İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturmasını tamamladı. 3 bin 700 sayfayı aşan, 402 kişinin sanık olarak yer aldığı iddianamede, İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı'ndan itibaren "sistem" kurarak, bu sistem sayesinde, önce İstanbul Belediye Başkanı seçildiği, ardından CHP'yi ele geçirdiği, ardından da CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı olarak fon oluşturduğu belirtildi ve 142 ayrı eylemden, 828 ila 2 bin 352 yıla kadar hapsi istendi. "Ekrem İmamoğlu suç örgütü" adı verilen yapıda yer aldığı öne sürülen örgüt yöneticileri, örgüt üyeleri ve örgüte yardım eden isimlerin, "suç örgütü kurma", "suç örgütü yönetme", "rüşvet alma", "rüşvet verme" suçlarını işledikleri öne sürüldü. İddianamede, iş insanlarından para toplanmasına dayalı olduğu iddia edilen "sistem" için, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın da sıkça kullandığı "ahtapotun kolları gibi" ifadesi dört kez kullanıldı. Özgür Özel'i CHP Genel Başkanı olarak seçen ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nu partiden uzaklaştıran ismin İmamoğlu olduğunun öne sürüldüğü iddianamede, CHP yönetiminin de suç yoluyla elde edilen gelirleri kullandığı ve bütün eylemlerden haberdar olduğu iddia edildi. İki CHP'li vekil de İmamoğlu'nun örgütünde olmakla suçlandı ve dokunulmazlıklarının kaldırılması istemiyle fezleke hazırlandı. Başsavcılık, anayasadaki parti kapatma maddelerine atıf yaparak, söz konusu eylemleri "ihbar" yazısıyla Yargıtay Başsavcılığı'na da bildirdi. İddianamede, oluşan kamu zararının 160 milyar TL ve 24 milyon dolar olduğu öne sürülerek, İmamoğlu ve oğlu ile çok sayıda kişinin şirketlerine, CHP İl Başkanlığı binasına el konulması talep edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan iddianamede 15 gizli tanığın ifadeleri de yer alıyor. İddianamede "etkin pişmanlık"tan yararlananların sayısı 76 kişi olarak açıklandı. 7 bölümden oluşan iddianamenin birinci bölümünde "suç örgütünün genel yapısı ve özellikleri" ikinci bölümde, "soruşturmanın genel özeti", üçüncü bölümde "örgüt lideri" olarak nitelendirilen İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde ilçedeki eylemleri yer aldı. Dördüncü bölümde İmamoğlu'nun İBB Başkanı olduğu dönemde "örgütün tıpkı bir ahtapotun kolları gibi İstanbul geneline yayılan eylemlerinden" bahsedildiği belirtildi. Beşinci bölümde İBB iştirakleriyle ilgili suçlamalar yer alırken, son bölümde de hakkında kamu davası açılan şüphelilerin üzerine atılı eylemlerle ilgili suç tasnifleri ve sevk maddelerine yer verildi. İstanbul il binasının alınması sırasındaki para görüntüleri, "örgüt faaliyeti ile ilgili sızan ilk görüntüler" diye nitelendirildi. GÖKÇER TAHİNCİOĞLU'NUN ANALİZİ İBB iddianamesinde "örgüt" çabası: Sadece İmamoğlu değil CHP de yargılanıyor! İBB'ye yönelik "yolsuzluk" iddianamesinde İmamoğlu'na 2 bin 352 yıla kadar hapis istemi: İşte tüm detaylar, suçlamalar, istenen cezalar... |


