İBB Davası’nın 35’inci gününde savunma yapan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay, “Ben niçin buradayım, bilmiyoruz. ‘Genel’ dediler. Ben genel sekreter yardımcısıydım diye tutuklandım. Raporlarda ismim geçmiyor ama ben de genel sekreter yardımcısı değildim, bunlar bana bağlı değil ve tarihi de tutmuyor” dedi.
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 77’si tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın görülmesine İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda devam etti.
Sanıklardan Ekrem İmamoğlu ve siyasal iletişim danışmanı Necati Özkan, “casusluk” iddiasıyla da tutuklu yargılandıkları davanın İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki 4 No’lu Duruşma Salonu’nda yapılan ilk duruşmasına katıldıkları için bugünkü İBB Davası’nda hazır bulunmadı.
Duruşmada İBB Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay’ın savunması alındı.
“Gözaltına alındığım ve ifade verdiğim konular, tutuklama gerekçelerim için hazırlanan iddianamede tarafıma bir suç isnadı olarak yöneltilmemiştir ve eylemler bölümünde hiçbir şekilde yer almamaktadır” diyen Alpay, şunları söyledi:
“Adımın geçtiği eylemlerde 117 numaralı eylem haricinde hiçbir şekilde ifadem dahi alınmadı. 59 ve 139’uncu eylemlerle ilgili 8 gün gözaltı ve iddianame süresinde geçirdiğim 5,5 aylık tutukluluk süreme rağmen ilk kez size bir savunma ve cevap verebileceğim. Evvela şunu sormam gerekir. Ben niye tutukluyum diye bir soruyla başlayacağım. Kendi adıma bu savunmaları hazırlarken ben niye tutukluyum diye böyle bir vurgulayayım dedim ama sonra bir baktım ki buradaki birçok kişinin durumu aynı. Yani sadece bana özgü bir durum değilmiş. Ben oysa bana mı öyle, niye böyle oldu derken gördüm ki hemen hemen herkesin durumu aynı. Ben yine de kendi kişisel savunmamı yapacağım için bu konuyu bu şekilde söylemek istiyorum.
"Çift dikişle tutuklandım"
Benim eğitim hayatım başarılı geçmiştir. Bir sene kaybım olmadı, öyle teşekkür de almadım, hep takdirle geçmiştir. İlkokul, ortaokulu birincilikle Trabzon Merkez’de okudum ve liseyi de ikincilikle veya üçüncülükle bitirdim. 80’li, 90’lı yıllarda okuyanlar iyi bilir, o zaman bir argüman vardı, çift dikiş. Ben çift dikiş ile tutuklandım. 50 yaşından sonra nasip oldu bana, tutuklanarak attım. Yine aynı soruşturma numarası... Bu defa hesaplanması istenen, cevaplanması istenen sorular raylı sistemler ve yol bakım ihaleleriydi. Raylı sistemlere ilişkin Kirazlı-Halkalı ihaleleri soruldu bana. Bazı ifadeler ve bilirkişi raporlarına baktım şimdi ama herkes öncelikle bir bilirkişi raporunu okurken, bakarken içeriğine değil, nereye indiğine bakar. Baktım, içeriğinde de pek bir şey yok.
"Bu süreçte görevde değildim, başka bir dairenin başkanıydım"
Sonra bir daha okudum ve şöyle bir ifade kullandım. Raylı Sistemler Daire Başkanlığı’nın benim görev alanımda bulunmamasından dolayı bu iki ihale ile ilgili benim bir dahlim yoktur. Bilirkişi raporunda da doğal olarak benim hiçbir şekilde ismim ya da makamımla ilgili bir konu geçmemektedir diye yanıtladım. Ayrıca Yol Bakım Daire Başkanlığı’nın ihaleleri soruldu bana. Bu 2020 ihale kayıt numarasıyla başlayan ihalede, 4 Şubat 2020’de yaklaşık maliyeti yapılmıştı. 14 Nisan 2020 tarihinde ihale onay belgesi düzenlenmiş ve temmuz ayında da ihalesi yapılmış. Orada bilirkişi raporundaki yazan kısım ihalenin ilk süreciyle ilgili. Yani benimle ilgili bir konu yok, sözleşmeye dair bir şey yok. İhalenin yapıldığı zamana kadarki süreçle ilgiliydi ve benim Yol Bakım Dairesi’nin bağlı bulunduğu genel sekreter yardımcılığı görevine atanmamsa Eylül 2020. Yani bu süreçte ben görevde değildim, başka bir daire başkanıydım.
"Tarihler de tutmuyor"
‘Örgüt lideri ve yöneticisine bağlı olarak diğer örgüt üyeleriyle eylem birliği içerisinde hareket eden şüphelinin üzerine atılı suçları işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmaktadır’ denilerek tutukluluğa sevk edildim. Rüşvet almak... İddianameyi okurken rüşvet almak, suç işlemek, kamu kurum kuruluşuna ihaleye fesattan tutuklandım. Bizim tutuklama gerekçemiz diye okuduğum bu savcılığa sevk yazısı sonradan eklendi herhalde, o zaman değil. Ben de anlatmaya çalışıyorum; ben niçin buradayım, bunu da bilmiyoruz. ‘Genel’ dediler. Yani genel sekreter çünkü ben genel sekreter yardımcısıydım diye tutuklandım. Yani raporlarda ismim geçmiyor ama ben de genel sekreter yardımcısı değilim, bunlar bana bağlı değil ve tarihi de tutmuyor. Yani genel sekreter yardımcısı değilim.”
Duruşmaya öğle arası verildi.
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay’ın savunmasını tamamlamasının ardından avukatı Ahmet Kemal Kumkumoğlu söz aldı. Müvekkilinin bütün içtenliğiyle soruları yanıtladığını vurgulayan Kumkumoğlu, şunları dile getirdi:
“Etkin pişmanlık mı diyelim, itiraf mı diyelim, iftira mı? Çok fazla önem atfediyorsunuz. Şimdi o önemi atfetmeniz bazen çok trajik, bazen de trajikomik şeylere neden olabiliyor. Biz esasen müvekkil savunmaları çerçevesinde kalacağız bu beyanımızda. Burada bir esasa ilişkin savunma yapma niyetimiz yoktur. Maalesef bu dosya bizi biraz zorluyor, sizi de zorluyor ama sizin zorlanmanızın payı biraz da sizde, yani iddianamede. Gerekli eleştirileri biz daha sonradan yapacağız zaten. Biz savunmamızda neye değineceğiz? Müvekkilin anlattıklarıyla ister istemez esasa ilişkin bazı beyanlarda bulunmamız gerekiyor ama açık söyleyeyim. Temel amacımız müvekkilin beyanlarıyla paralel gitmek ve bu sorguyu bu şekilde sonlandırmak. Ne yapacağız, ne anlatacağız? Aşamalara ve sürece ilişkin genel bir değerlendirme yapacağız. Eylemlere, örgüte ilişkin değerlendirmelerimiz olacak. En sonunda da genel müvekkilin genel durumuna ilişkin esaslı bir beyanımız olacak.
Sözlü olarak tahliye talebi aldığınız zaman ben esasen bir giriş yapacağım. Müvekkil burada oldukça detaylı anlattı. Şimdi o nedenle ben oradaki bütün detayları tekrar tekrar anlatıp sizi boğmak istemiyorum fakat işin çarpıcı tarafı, yani bu iddianame kapsamında müvekkilin suçlanıyor olması gerçekten çok çarpıcı. Müvekkil Arif Gürkan Alpay, dosyada sevk yazısını alınca gördü dedik. Sevk yazısını almadı, daha önce de açıklamıştım. Biz soruyoruz sayın hakime çünkü bize verilmiyor. Sulh ceza hakimi önündeki kâğıttan okudu. Müvekkilin belirttiği gibi görevi nedeniyle, genel sekreter yardımcısı olması nedeniyle bu suçun işlendiğini ve milyarlarca TL kamu zararına neden olduğunu ifade ediyor. Sonra dedik ki ‘Peki eylem nedir, somut isnat nedir’; o da dedi ki ‘İşte avukat bey okuyorum’. Ben de sordum, ‘Somut yani özelde ne söyleniyor. Yok, özel bir şey, genel’. Gerçekten de bu çok çarpıcı. Yani hem bu dosyadaki durumunuza ilişkin hem de bu dosyanın aslında içeriğinde genel olarak tanık beyanlarında karşılaştığımız duruma ilişkin çok çarpıcı bir vakaydı.
“Gizlilik kararı varken çaresiz kaldık”
Burada da yine çok önemli bir husus daha var, ‘milyarlarca TL zarar’. Bence gerçekten bu ‘milyarlarca TL’ bir daha kullanılmamalı. Yani hoş, kullanılmayınca da ne olduğunu Cebeci dosyasında gördük. Yine milyarlarca gelebilecek sayılar havalarda uçuşuyor, en az onun kadar garip. Şimdi gelinen noktada bu eylemden sanık değiliz. İnsan şunu düşünmeden edemiyor. İki defa gözaltına alınmış. İlk eylemde iki farklı konu sorulmuş kendisine. Sonra bir sonraki dalgada dört farklı ihale sorulmuş, bir tanesinden tutuklanmış. Acaba şunu söyleyebilir miyiz; savunma şansı verilseydi bu eylemler olmayabilir miydi? Bilmiyorum. Çünkü savunma açısından biz bu anlamda, özellikle de gizlilik kararı varken çok çaresiz kaldık. Sonrasında da burada sizin sürecinizin uzaması nedeniyle başka bir çaresizlik yaşadık.
“Siyasi bir iddianame”
İddianameye ilişkin eleştirileri meslektaşlarım çok detaylı olarak yaptı. Ben de dediğim gibi burada olabildiğince az tekrara düşmek istiyorum. Bu nedenle şunu herhalde söylemeden geçemeyiz. Gerçekten bu siyasi bir iddianame. Bunu da ben söylemiyorum, iddianamenin kendisi söylüyor. Yani kullandığı ifadelerle, hedeflemesiyle... Gerçekten siyasete bu kadar temas eden ben açıkçası başka bir iddianame hiç hatırlamıyorum. Tabii ki siyasi yargılamalar olmuştur ama bu kadar siyasetin göbeğine oturan bir yargılamayı ilk defa bu davada görüyorum. Bir de şunu görüyoruz. Bu soruşturma sürecinin ve iddianamenin omurgasını etkin pişmanlıkçılar oluşturuyor. Onların beyanları oluşturuyor. Bunlara bu kadar değer atfetmeyin. Bu savrulmaların nedeni o. Bazı savrulmalar da bu arada savcılık makamı açısından da olabilir. Etkin pişmanlıkçıları bu anlamda birçok beyan dinledik, sorularıyla yönlendiriyor da olabilirler ama sonunda vardığımız yer gerçekten hem hukuken hem vicdanen ve maddi gerçeklik bakımından çok bir şey ifade etmiyor.”
Video dosyaya sunuldu
Avukat Kumkumoğlu, savunmasında dikkat çeken bir videoyu mahkeme salonuna yansıttı. Teknik nedenlerden dolayı video izletilemedi ancak slayt olarak gösterildi. Dosyaya sunulan videoya göre, İstanbul Valiliği’nin resmi sosyal medya hesaplarından paylaşılan videoda, 2023 yılında Vali Davut Gül, yardımcıları, kaymakam, ilçe emniyet müdürü, davanın firari sanığı Murat Gülibrahimoğlu ve Sultangazi Belediye Başkan Yardımcıları ile İBB Davası’nda suçlamalara konu Cebeci Maden Sahası’nı hafriyat alanını denetliyor. Kumkumoğlu’nun beyanlarının ardından duruşma yarına bırakıldı.
İBB davasında şu ana kadar neler oldu?15 kişi daha tahliye edildi; tutuklu sanık sayısı 77'ye düştüİstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti, tutuklu sanıklar Emrah Yüksel, İsmet Korkmaz, Mehmet Çağlar Kuru, Ulaş Yılmaz, Yusuf Utku Şahin, Çağlar Türkmen, Adem Soytekin, Seyhan Özcan, Nuri Cem Ceylan, Esma Bayrak, Murat Keleş, Fatih Özçelik, İsmail Akkaya, Harun Cengiz Beğenmez ve Mehmet Kaya hakkında tahliye kararı verdi. 414 kişinin yargılandığı dosyada önceki tutukluluk incelemesinde 18, son tutukluluk incelemesinde ise 15 kişinin tahliye edilmesiyle tutuklu sanık sayısı 77'ye düştü. Adem Soytekin'in savunması öne alındıMahkeme başkanı, "etkin pişmanlık" hükümlerinden yararlanan ancak tutukluluk hali devam eden ve savunmaların alınması için hazırlanan listede 105. sırada bulunan Adem Soytekin'in, savunmasının öne alınmasını kabul etti. Savunma yapacak son kişi olan Soytekin'in savunması, Pehlivan'dan sonraya alınmıştı. Soytekin, savunmasının alınmasının ardından yapılan tutukluluk incelemesinde tahliye edildi. Soytekin şu ana kadar 8 kez "etkin pişmanlık"tan yararlanmak üzere ifade vermişti. Bir kere tahliye edilen Soytekin, verdiği ifadeler tutarsız bulunduğu için yeniden tutuklanmıştı. Soytekin'in verdiği ifadeyle Pehlivan tutuklanmış; Pehlivan’ın avukat yönlendirmesi yapmasıyla "Soytekin'i 'etkin pişmanlık'tan vazgeçirmeye çalıştığı" iddia edilerek Pehlivan'a "örgüt üyeliği" iddiası yöneltilmişti. "Örgüt üyeliği" iddiası bulunmayan tutukluların telefon sınırlaması kaldırılsın müzekkeresiÖnceki gün İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, haklarında "örgüt üyeliği" ve "örgüte yardım" suçlaması yöneltilmeyen tutuklular yönünden mevcut tedbir uygulamalarını yeniden değerlenirdi. Mahkeme heyetince, aralarında CHP eski milletvekili Aykut Erdoğdu, Ekrem İmamoğlu’nun korumalarından Çağlar Türkmen ve İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar’ın da bulunduğu toplam 27 kişi hakkında uygulanan "iletişim kısıtlaması"nın kaldırılması için ilgili ceza infaz kurumlarına müzekkere yazıldı. Müzekkerede, "isimleri yazılı tutuklu sanıkların haklarında örgüt üyeliği veya örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme suçu kapsamında sevk bulunmadığından kurumunuzca uygulanan tedbirlerin bu husus gözetilerek değerlendirilmesi hususlarında gereği rica olunur" denildi. Böylelikle, bu kapsamdaki 27 tutuklunun telefon görüşmelerinde uygulanan süre sınırlamasında değişikliğe gidilecek. İnan Güney'in dosyası birleştirildi, sanık sayısı 414'e çıktıBeyoğlu Belediyesi'ne yönelik suçlamalara ilişkin olarak aralarında Başkan İnan Güney'in de olduğu, 3'ü tutuklu 7 kişi hakkındaki dosyanın bu davayla birleştirilmesi kararı sonrasında, davadaki sanık sayısı, 92'si tutuklu 414'e çıkmıştı. |
T24'ün İBB iddianamesine ilişkin dosyasıİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında yer aldığı 105 kişinin tutuklu bulunduğu, İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturmasını tamamladı. 3 bin 700 sayfayı aşan, 402 kişinin sanık olarak yer aldığı iddianamede, İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı'ndan itibaren "sistem" kurarak, bu sistem sayesinde, önce İstanbul Belediye Başkanı seçildiği, ardından CHP'yi ele geçirdiği, ardından da CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı olarak fon oluşturduğu belirtildi ve 142 ayrı eylemden, 828 ila 2 bin 352 yıla kadar hapsi istendi. "Ekrem İmamoğlu suç örgütü" adı verilen yapıda yer aldığı öne sürülen örgüt yöneticileri, örgüt üyeleri ve örgüte yardım eden isimlerin, "suç örgütü kurma", "suç örgütü yönetme", "rüşvet alma", "rüşvet verme" suçlarını işledikleri öne sürüldü. İddianamede, iş insanlarından para toplanmasına dayalı olduğu iddia edilen "sistem" için, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın da sıkça kullandığı "ahtapotun kolları gibi" ifadesi dört kez kullanıldı. Özgür Özel'i CHP Genel Başkanı olarak seçen ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nu partiden uzaklaştıran ismin İmamoğlu olduğunun öne sürüldüğü iddianamede, CHP yönetiminin de suç yoluyla elde edilen gelirleri kullandığı ve bütün eylemlerden haberdar olduğu iddia edildi. İki CHP'li vekil de İmamoğlu'nun örgütünde olmakla suçlandı ve dokunulmazlıklarının kaldırılması istemiyle fezleke hazırlandı. Başsavcılık, anayasadaki parti kapatma maddelerine atıf yaparak, söz konusu eylemleri "ihbar" yazısıyla Yargıtay Başsavcılığı'na da bildirdi. İddianamede, oluşan kamu zararının 160 milyar TL ve 24 milyon dolar olduğu öne sürülerek, İmamoğlu ve oğlu ile çok sayıda kişinin şirketlerine, CHP İl Başkanlığı binasına el konulması talep edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan iddianamede 15 gizli tanığın ifadeleri de yer alıyor. İddianamede "etkin pişmanlık"tan yararlananların sayısı 76 kişi olarak açıklandı. 7 bölümden oluşan iddianamenin birinci bölümünde "suç örgütünün genel yapısı ve özellikleri" ikinci bölümde, "soruşturmanın genel özeti", üçüncü bölümde "örgüt lideri" olarak nitelendirilen İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde ilçedeki eylemleri yer aldı. Dördüncü bölümde İmamoğlu'nun İBB Başkanı olduğu dönemde "örgütün tıpkı bir ahtapotun kolları gibi İstanbul geneline yayılan eylemlerinden" bahsedildiği belirtildi. Beşinci bölümde İBB iştirakleriyle ilgili suçlamalar yer alırken, son bölümde de hakkında kamu davası açılan şüphelilerin üzerine atılı eylemlerle ilgili suç tasnifleri ve sevk maddelerine yer verildi. İstanbul il binasının alınması sırasındaki para görüntüleri, "örgüt faaliyeti ile ilgili sızan ilk görüntüler" diye nitelendirildi. GÖKÇER TAHİNCİOĞLU'NUN ANALİZİ İBB iddianamesinde "örgüt" çabası: Sadece İmamoğlu değil CHP de yargılanıyor! İBB'ye yönelik "yolsuzluk" iddianamesinde İmamoğlu'na 2 bin 352 yıla kadar hapis istemi: İşte tüm detaylar, suçlamalar, istenen cezalar... |


