Mehmet Y. Yılmaz

18 Ocak 2019

Ben değilsem kim, şimdi değilse ne zaman?

Siyasetten memnun değilsek, onu değiştirmek de bizim elimizde, diğer her şeyi olduğu gibi...

T24 Yıllık’ta yayımlanan yazım şöyle bitiyor:

“Türkiye’nin çok sıkıntılı bir dönemden geçtiğini tartışmasız kabul ediyoruz.
Demokrasinin bizden giderek uzaklaşmakta olan bir tren olduğunu görüyoruz.
Geleneksel medya desen, artık bizim günlük meselelerimizle de ilgili değil, demokrasi-insan hakları gibi konularla da.
Bir ümitsizliğin bir sis bulutu gibi giderek yayıldığını görüyorum.
Birçok insan yurt dışına gitmekten söz ediyor. Türkler geçen yıl, 'emlak yatırımı yapıp, oturma izni alma' konusunda dünya rekoru kırdılar.
Oysa her şeyi değiştirmek bizim elimizde.
Siyasetten memnun değilsek, onu değiştirmek de.
Kim değiştirecek?
Bunu da yukarılardan birinin yapmasını mı bekleyeceksiniz, yoksa harekete mi geçeceksiniz?
Başlıktaki soruları Talmud’dan aktardım. Yanıtını siz vereceksiniz.”

***

Bu yıllık, 10 yıl önce yayına başlayan bağımsız internet gazetesi T24’ün kâğıda basılı ilk ürünü.
Genel Yayın Yönetmeni Doğan Akın ve küçük bir meslektaş grubunun 10 yıl önce çıktığı yol, bugün referans alınan bir internet gazetesine kadar ulaşmış durumda.
Bu başarı, hiçbir kişi, kurum, şirket, hareket, fon ile ilişki kurmadan, tamamen kendi ürettiği mütevazı olanaklarla sağlanabildi.
İktidar, her türlü yolu kullanarak medyanın önemli bölümünü kendisine bağladı.
Geri kalanlara da nefes aldırmamak için elinden geleni ardına koymuyor.
'T24 Yıllık' böyle bir ortamda, sadece “günü” değil, geleceği de anlamamıza yardım etmeyi amaçlıyor.
Birçoğunu tanıdığınız ama şimdi çoğunu düzenli olarak okuyamadığınız gazeteciler, kendi uzmanlık alanlarında sözü dinlenen değerli aydınlar ve öyküleriyle Oya Baydar, Ece Temelkuran, Sema Kaygusuz ve Seray Şahiner de T24 Yıllık’ta yer alıyorlar.

Değerli sanatçılar Selçuk Demirel, Tan Oral ve M. Kutlukhan Perker de çizgileriyle bu 'yıllık’ı zevkle okunur/bakılır hâle getirdiler.
2019’da Türkiye ekonomisini nelerin beklemekte olduğunu Uğur Gürses, Barış Soydan, Aziz Çelik, Emrah Akın yazdı.
Dış politika ve Dünya’daki olası gelişmeleri Soli Özel, Murat Belge, Semih İdiz, Murat Yetkin, Hakan Aksay, Fehim Taştekin, Süreyya Su, Akdoğan Özkan, Metin Münir, Sezin Öney değişik açılardan değerlendirdiler.
2019’a yönelik politika değerlendirmeleri Bekir Ağırdır’ın ilginç yazısıyla başlıyor.
Hasan Cemal, Kürt realitesinin 'yerine' nasıl oturtulabileceğini yazdı. Tayfun Atay, AKP’nin öncesi ve sonrası ile ilgili çok değişik bir bakış açısı sunuyor. Deniz Zeyrek, CHP’nin geleceğini, Kemal Can yükselen popülizm ile milliyetçilik arasındaki ilişkiyi, Erdem Gül HDP 2019’u yazdılar.
Metin Gürcan, 2019’da asker-sivil ilişkisinin izleyeceği rotayı, Tuğçe Erçetin kadınlara yönelik dışlayıcı tutumları, Rıza Türmen, AİHM-Türkiye ilişkilerini, yazdı.
Doç. Dr. Ceren Sözeri, Prof. Dr. Haluk Geray ve Yalçın Doğan 2019’da medyanın hâlini, Gökçer Tahincioğlu, Murat Sabuncu, Aydın Engin, Cihan Hüroğlu adalet sistemi ve adalet arayışımızın geleceğini tartışıyor.
Bağış ErtenFutbol izlemesek mi bir süre?” başlıklı yazısında Türkiye’de spor için bugünden geleceğe uzanan tespitler yapıyor.
Atilla Dorsay dün, bugün, yarın rotasında sinemamızı anlatıyor, Yasemin Çongar dünya ölçeğinden baktığı edebiyatta “samimiyet devrimi”ne doğru gelişen süreci ele alıyor.
Prof. Dr. Türkay Demir, bir 'iç muhasebe' daveti de içeren yazısında, 'duyarsızlık ve kaçınmalarımızın insanlığımızda yarattığı kayıplar'a vurgu yaparken, “Ben değilsem kim” sorusuna çarpıcı bir yanıt da veriyor.
Ahmet Örs ve Mehmet Yalçın da 'yıllık’ta 2019’a dair yeme-içme trendlerini değerlendiriyor.
146 sayfaya ulaşan T24 Yıllık’taki bütün yazıları bu köşeye sığdırmak zor.
Bugüne kadar dördünün kurucu genel yayın müdürü olduğum beş gazete yönettim, böyle bir kadroyu bir arada hayal bile edemezdim.
Gelecekte bir koleksiyon parçasına da dönüşebilecek çaptaki bu yıllığı büyük gazete bayileri ile D&R, Remzi Kitabevi, Arkadaş, Nezih ve Kitapsan mağazalarında bulabilirsiniz.  Ama en kolayı sanırım burayı tıklayıp, online sipariş vermeniz olacak.
Kendimizi çok övdüm gibi görünüyor, ama okuyunca bana hak vereceğinizden de eminim.

VİDEO: T24 Yıllık çıktı: 50 yazar ve çizer 2019'a bakıyor; ne oldu, ne oluyor, ne olacak?

***

Hepsi çirkin ama 'şampiyon' Bozdağ olmalı!

AKP’li politikacılar, Cumhurbaşkanı’nın bir talimatıyla yakışıyor-yakışmıyor demeden bıyık bıraktılar.
Dün Hürriyet’te Ahmet Hakan bir “bıyık değerlendirmesi” yapmış ve Süleyman Soylu’ya yakıştığını, Burhan Kuzu’ya ise hiç yakışmadığını yazmıştı.
Burhan Hoca’ya haksızlık ettiğini düşünüyorum, bence bu konudaki altın madalya Bekir Bozdağ’ın olmalı!
Bir insan kendisine bunu neden yapar, çevresinde onu düşünen ve uyaracak bir yakını hiç mi yoktur, bilemedim.


Öte yandan Reis’in bu talimatını hiç düşünmeden uyguluyor olmaları da ilginç.
Ondan izinsiz adım atamadıklarını, konuşamadıklarını, hatta düşünemediklerini biliyordum ama bu kadarı da fazla değil mi?
Bir insan suratındaki tüylerin miktarını kendi iradesiyle belirleyemez mi?
Buna bile kendisi karar veremeyen bir politikacı, ülkenin geleceği hakkında bir söz söylediğinde ciddiye alınabilir mi?

***

Bu ceza yeter mi?

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde araçlar arasında makas atarak sürat yaparken takla atan aracın sürücüsüne 2 bin lira para cezası verilmiş.
Bu sürücü, arasından geçmeye çalıştığı araçlardan birine de çarpmıştı.
Sürücüye verilen ceza 'tehlikeli şerit değiştirme' cezası.
İstanbul çevre yollarında ve köprülerinde her gün yüzlerce böyle 'makasçı' var ve takla atıp, çarptıkları araçlardaki insanları ölüm ile burun buruna getirmedikleri sürece ceza filan da almıyorlar.
Normal olarak otomobillerini bir tür silah gibi kullanan böyle sürücülerin cezası, 'kasten öldürmeye teşebbüs' olmalı.
2 bin liralık cezayla bunların önlenebilmesi de mümkün değil, çünkü zaten yakalanma riski son derece düşük.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’de 2017 yılında toplam 182 bin 669 ölümlü-yaralanmalı trafik kazası oldu.
7 bin 427 kişi öldü, 300 bin 383 kişi yaralandı.
Trafik ekipleri adeta pusu kurup ceza yazmayı trafiği denetlemek zannediyorlar.
Bu zihniyet değişmediği sürece Türkiye’de trafik kazaları her yıl binlerce insanımızın kaybına yol açmaya devam eder.