Hasan Cemal

04 Haziran 2020

Benim ruhum o kadar güçlü değil mi, benim aklım o kadar özgür değil mi?..

Soruyorum: Bahçeli-Çakıcı fotoğrafını görünce hiç mi rahatsız olmadınız?..

Alaattin Çakıcı'nın Devlet Bahçeli'yi
ziyaret fotoğrafı...
Soruyorum:
Bu fotoğrafı görünce hiç mi rahatsız olmadınız?..

Soruyorum:
Bu kadarı da olmaz, diye eleştirel bir duygu
hiç mi kımıldamadı iç dünyanızda?..
Soruyorum:
Organize suç örgütü lideri olmaktan dolayı
hapis yatmış Çakıcı'nın ziyaret sırasında
Bahçeli'yi, "Türk dünyasının ve Türk
milletinin yaşayan efsanevi lideri
" diye
selamlaması hiç mi huzursuzluk
yaratmadı içinizde?..
Soruyorum:
Sevgili Oya Baydar'ın T24 yazısındaki şu
satırları sizi hiç mi düşündürmedi:

Boş bir mizansen değil bu.
80 öncesi ve 80 sonrasında birileri
adına iyi iş görmüş deneyimli
mafyacılara yeniden ihtiyaç
duyulduğunun ve baştacı
edileceklerinin ilanı...

Soruyorum:
Oya Baydar'ın aşağıdaki sorusu içinizde
hiç mi tedirginlik duygusu yaratmadı:

Sağduyusunu ve namusunu hâlâ
koruyabilen AKP'lilere ve MHP'lilere
soruyorum:
Cumhur İttifakı'nın ortağı Devlet
Bahçeli'nin kibarca "organize suç
Örgütü" denilen mafyanın sembol
kişilerinden biriyle verdiği bu fotoğrafı
hazmedebiliyor musunuz?

Ben de soruyorum:

Hazmedebiliyor musunuz?..

Soruyorum:
Bahçeli-Çakıcı fotoğrafının çekilmesi ve servis
edilmesinin görüntüyü aşan anlamları
konusunda hiç mi kuşku bulutu geçmedi
gözlerinizin önünden?
Soruyorum:
Çakıcı, Erdoğan-Bahçeli affından yararlanıp
dışarı çıkarken, demir parmaklık arkasında
kalan onca insan, söyleyin lütfen, hiç mi vicdan
sızısı
uyandırmadı iç dünyanızda?..
Soruyorum:
Çakıcı serbest, Osman Kavala hapis...
Söyleyin:
Adalet bunun neresinde?..
Soruyorum:
Çakıcı serbest, Ahmet Altan hapis...
Söyleyin:
Adalet bunun neresinde?
Soruyorum:
Çakıcı serbest, Selahattin Demirtaş hapis...
Söyleyin:
Adalet bunun neresinde?..


Soruyorum:
Organize suç örgütü liderliğinden dolayı hapis
yatmış bir kişi, bir devletin iktidar ortakları
tarafından makbul vatandaş sayılacak, buna
karşılık, onlarca, yüzlerce, binlerce kişi, hukuk
ayaklar altına alınarak hapiste çile doldurmaya
devam edecek...
Cevap verin Allah aşkına:
Bu adaletsizlik içinize siniyor mu?
Daha o kadar çok sorum var ki.
Bu memlekette "derin devlet"le ilgili sorular...
Bu memlekette faili meçhul cinayetlerle ilgili sorular...
Bu memlekette "mafya"nın, "mafya babaları"nın,
"yeraltı örgütleri"nin devlet
adına kullanılmasıyla ilgili sorular...
Bu memlekette "söz konusu vatansa gerisi
teferruattır
" zihniyetiyle devleti hukuk dışına 
çıkaranlarla ilgili sorular...
Size sorulacak daha o kadar çok soru
takılıyor ki kafama...
Ama kendimi tutuyorum.
Peki ama bu iç fren niye?
Neden sormuyorum, açıkça soramıyorum ki,
beni tutan nedir?
Ne kadar hazin...
Oysa, şimdi 1930'lar Almanyası'yla ilgili
sorular da düştü aklıma...
Hitler'in o korkunç iktidar yürüyüşünde sahne
alan SA'lar, SS'ler...
Bu konuyla ilgili kitaplardan, filmlerden
alıntılarla yazımı uzatabilirim.
Ama o rezil iç fren çalışıyor.
Andre Gide'in 1937'deki bir sözünü
hatırlıyorum:

Bir zaman gelir
şiddet akla boyun
eğdirmeye girişir...
Gerçek insan
işte o zaman rolünün
ne olduğunu kavrar.
Boyun eğmeyi reddederek,
kaba kuvvete
yenilmez bir kuvvetle,
ruhun
gücüyle karşı çıkar. (*)

Benim ruhum o kadar güçlü değil mi?
Benim aklım o kadar özgür değil mi?


* James D. Wilkinson, The Intellectual Resistance in Europa, Harvard College, 1981.