Bilim / Teknoloji

Sosyal medya kullanıcılarının yeni merakı Clubhouse: Sohbet odaları, pandemide sınırlanan sosyal hayatın telafisi olabilir mi?

Clubhouse Mart 2020’de, Twitter’ın “sesli versiyonu” olarak piyasaya girdi

03 Şubat 2021 23:34
Melis Karaca

Sosyal medya platformu Clubhouse dijital platformları takip edenlerin “yeni gözdesi” olarak; siyasetten spora, magazinden yatırıma çeşitli konuların tartışıldığı popüler bir alana dönüştü. Şu an yalnızca iOS kullanıcılarının indirebildiği, davet aracılığıyla üye olunabilen sesli sohbet uygulaması, dijital yorgunluğun, Twitter’daki yankı odalarının ve pandemi kaynaklı içe kapanmanın tartışıldığı bu dönemde, farklı bir sosyal medya platformu olarak tartışmaların odağı oldu. 

Clubhouse, Koronavirüs salgınıyla geçen yıl içinde insanların sosyal kısıtlılığı telafi edecek yöntemlere başvurduğu Mart 2020’de, Twitter’ın “sesli versiyonu” olarak piyasaya girdi. Davetle üye olan ya da bekleme listesine giren kullanıcılar, sektör sohbetleri, güzellik, sağlık, politika, popüler kültür gibi alanlardaki odalarda tanımadıkları kişilerle sohbet edebiliyor.

Clubhouse’un Türkiye’deki serüveni ise, bir hafta önce Twitter üzerinden uygulamadan bahsedilmesiyle başladı. Uygulamanın ilk günü, pek çok kullanıcı için bu yepyeni sosyal mecranın keşfiyle geçerken kısa süre içinde özellikle pazarlama, dijital dünya, yatırım gibi alanlarda sohbet odaları açılmaya başladı. Bir hafta içinde kulaktan kulağa, “tweet’ten tweet’e” yayılan Clubhouse, kullanıcı yelpazesini ünlü isimlerden siyasetçilere kadar genişletti.

Pandeminin başlangıcından bu yana sosyal medyanın popüler isimleri hâline gelen, Instagram hesaplarında canlı yayınlar yapan ünlü isimler Clubhouse sohbet odalarında toplanmaya başlarken uygulamanın ilk siyasetçileri CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu oldu.

Uygulama popülerleşip sohbet odaları çeşitlenirken pazartesi günü Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin kampüsteki eylemine yönelik polis müdahalesi, Clubhouse Türkiye’ye yeni bir ivme kazandırdı. Eylemin gerçekleştiği alandan canlı aktarım yapanların başlattığı sohbet odası, sahadan canlı bilgi almak isteyen avukat, gazeteci, sanatçı ve binlerce vatandaşla doldu. Çarşamba günü açılan “Boğaziçi Direniyor” grubunda Clubhouse’un bir oda için belirlediği 5 bin 500 kişilik dinleyici sınırı doldu.

Farklı bir işletim sistemiyle hayatımıza giren Clubhouse’un popülerleşmesi beraberinde soru işaretlerini de getirdi. Kısıtlanan sosyal yaşamımızı dijital platformlarda sürdürebiliyor muyuz? Twitter’da birbirine benzeyen fikirlerin karşılaştığı yankı odaları bu kez Clubhouse’un sesli sohbet odalarında mı beliriyor? Sosyal medya sesli iletişime yönelir mi? Clubhouse, hayatımızda yeni bir anlık haber alma mecrası olarak mı yerini alacak? Her yeni uygulama insanlarda “gelişmeleri kaçırma korkusunu” mu tetikliyor?

Clubhouse’a dair T24’ün sorularını iletişimci Doç. Dr. Erkan Saka, gazeteci ve öğretim görevlisi Dr. Can Ertuna ve psikiyatr Dr. Cemal Dindar yanıtladı.

“iOS kullanıcılarına özel, yalnızca davetle girilebiliyor; Clubhouse bizi daha dar yankı odalarına mı sokuyor?”

Gazeteci ve Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Can Ertuna, Mart ayında Android sürümünün gelmesi beklenen Clubhouse’un şu an yalnızca belli sürümlere erişebilen iOS kullanıcıları için mümkün olmasının uygulamayı “kapsayıcılıktan uzak” kıldığını söyledi. Ertuna, davetiye sistemiyle ilerleyen uygulamanın kısa süre içinde kazandığı popülaritenin insanlarda bir “arzu nesnesi” etkisi yarattığı yorumunu yaptı.

Ertuna, Clubhouse’a dair değerlendirmelerine şu soruyla başladı: “Bu yeni “dijital mahalle” acaba kullanıcıları Twitter, Facebook, Instagram gibi uygulamalara göre daha da dar bir yankı odasına mı sokuyor?”

 Ertuna, “yankı odası etkisini” şu sözlerle açıkladı: Hem kendi tercihleriniz, hem de sizin bu tercihlerinizi hesaplayarak platformda daha fazla zaman geçirmeniz için, sizi hoşunuza gidecek seslerle çevreleyen algoritmalar nedeniyle hep benzer görüşleri duyma, benzer konulardan haberdar olma hâli. Yankı odaları, sosyal medya platformlarına dair en çok vurgulanan endişelerden. Mevcut hâliyle Clubhouse’un bu etkinin en fazla hissedildiği platformlardan biri olduğunu söyleyebilirim.  Ancak bunun yanında, mevcut kısıtlı hâlinde, süregelen sohbetlere katılım sağlama olanağının göreli olarak yüksek seviyede olduğu ortada. Ortam kalabalıklaşınca bu etkileşim olanağı da azalabilir gibi geliyor.

Neden popülerleşti?

Ertuna, pandemi önlemlerinin sonucu olan sosyal izolasyon sürecinin insanları Clubhouse gibi uygulamalara yönlendirdiğini söyledi. Ertuna, geleneksel medyanın aksine, samimi sohbetleri dinleme şansı sunan podcastlerden farklı olarak, Clubhouse’un kullanıcılara sohbetlere katılma olanağı da sunduğunu vurguladı. Ertuna’ya göre, kullanıcılar bu platformda el kaldırarak Twitter, Instagram, Facebook gibi platformlarda karşılık bulamadıkları yorumlarını “duyulur kılabiliyor”

Clubhouse’la Boğaziçi Üniversitesi’ndeki protestoları ve müdahaleden canlı haber almak için dâhil olduğunu söyleyen Ertuna uygulamanın toplumsal olaylardaki işlevi hakkında “Sohbetin üyeler haricinde dışa kapalı yapısı, Periscope gibi canlı bir görüntüyü yaygınlaştırmaktan çok farklı. Uygulama henüz emekleme çağını yeni geride bırakıyor. Onu geliştirenler nasıl bir yön çizecekler, belki henüz kendileri bile bilmiyor. Üstelik Twitter da benzer bir uygulama üzerinde uzun süredir çalışıyor ve rekabet yeni bir anlayış getirebilir. Ancak henüz şu anda habercilik krizine karşı yepyeni bir fırsat olarak değerlendirilebilecek noktada değil gibi gözüküyor“ yorumunu yaptı.

Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Doç. Dr. Erkan Saka ise T24 için yaptığı değerlendirmede, giderek daha fazla dinleyici bulan podcastleri hatırlatarak Instagram, Twitter gibi uygulamalardan sonra sesli iletişimin sosyal medyanın merkezine yerleşmeye başladığını söyledi.

“Sosyal medya platformlarında daha çok ‘pornografik iletişim’den söz edebiliriz"

Psikiyatrist Cemal Dindar,  Koronavirüs nedeniyle insanların evlere kapandığı bir yılın sonunda sosyal medya platformlarının yarattığı “sanal sosyallik” ve buna bağlı yaşanan dijital yorgunluk hakkında T24’e şu değerlendirmelerde bulundu:

“Dijital bir sosyal yaşantımız var mı? Sınır olmayan yerde toplumsallaşma olmaz. Dijital ortamın sınırı mekânsal değil daha çok zamansal. Bazı platformların ücretsiz kullanım için zaman sınırı koyması, bazılarının kullanım koşullarını yeniden belirlemeleri ve bunu deyim yerindeyse “dayatmaları” bir toplumsallık için yeterli olmuyor. Sosyal medya platformlarında daha çok pornografik iletişimden söz edebiliriz. Pornografi hep bir fazlasıdır.

İnsanlar özel yaşamlarıyla iş yaşamları, çalışan kimliğiyle örneğin eş ya da ebeveyn kimliği arasındaki sınırların hızla aşındığı çalışma koşullarına zorlandılar. Önce çekici gelen şeyin eziyete dönüşmesi de bu pornografik iletişimin bir parçası. İnsanlar özellikle zahmetli metropollerde yolun iptaliyle bir avantaj edindiklerini düşünüyorlar. Oysa yol, deneyimlerimizi birbirine bağlarken birbirinden ayırır, biriciklik kazandırır.

Kaçırma endişesi (FOMO) nedir?

Herkesin erişebildiği, ücretsiz bir şekilde çevresinde olan biteni takip edebildiği Instagram, Twitter, Facebook gibi uygulamaların ardından Clubhouse platformlar listesine “davetiye” koşuluyla girdi. Psikiyatrist Dindar, sınırlı erişilen bu platformu incelerken “FOMO” kavramını hatırlattı:

“Hayatın bulunduğunuz yerde değil de başka bir yerde olduğu hissi, epey karşılaştığımız bir ruhsal yaşantıydı. Bunu yaratan birçok sebep olabilir. Benim klinik deneyimim daha çok ebeveynlerden, aile romansından ayrışma güçlüklerinde belirginleştiği yönünde oldu. FOMO (Fear of missing out) olarak kısaltılan kaçırma korkusunda ise dışarıdan gelen ve bireyin ruhsallığını kendi sabitliklerinden uzaklaştıran bir yan var. Gerçekliği tehdit eden, aldatıcı görüntülerle dolu bir ruhsal mekân yarattığını söyleyebilirim. Artık normal kabul edilen 'nevrotikliği' aşan, günümüz insanını psikozun kıyısına savuran bir yaşantı bu. Teknoloji dışında bir yaratıcılık vaad edemeyen, üstelik mevcut araçlarıyla evimizi, yeryüzünü yaşanmaz hale getiren uygarlığımız hızla bu psikoza koşuyor gibi...”

Aktif bir kullanıcıdan: Clubhouse, Koronavirüs zamanında iyi geliyor

Clubhouse’ta bir süredir aktif olan ve çeşitli sohbet odalarını deneyimleyen Hasan Batın Özkurt, yurt dışındaki bir arkadaşından duyduğu uygulamanın 2020 sonlarından bu yana giderek popülerleştiğini söyledi. 

Londra’da finans analisti olarak çalışan Özkurt, Clubhouse’ta günün belirli saatlerinde farklı alanlarda sohbetlere katıldığını şöyle anlattı: “Gün içinde girişimcilik sektörü ve yurtdışı hakkında gruplar ilgimi çekiyor. Geceleri ve hafta sonları ise daha esprili ama yine de sohbetini kaliteli bulduğum insanların olduğu gruplara giriyorum.”

Özkurt, katıldığı sektör odaklı grupların mesleği için faydalı olduğunu, ABD ve İngiltere’den finansal teknolojiler alanında çeşitli görüşleri takip ettiğini söyledi.  Özkurt uygulamanın profesyonel faydası dışında da Londra’da yaşayan insanlarla tanışma fırsatı sağladığını belirtti ve ekledi: “Geri kalan zamanlarda sadece eğlence amaçlı, Korona zamanı iyi geliyor.”

TIKLAYIN - Clubhouse güvenli mi, kayıt olurken tüm kişi bilgilerine erişim izni risk oluşturuyor mu?