Politika

CHP'li Salıcı, Öcalan'ın çağrısını değerlendirdi: Bu dönemin devamında bir demokratikleşmenin gelmesi gerekiyor

28 Şubat 2025 17:37

T24 Haber Merkezi 

CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın terör örgütüne yönelik silah bırakma ve kendisini feshetme çağrısının ardından başlayan sürece ilişkin olarak; “Umarım örgütü feshetme ve silah bırakma gerçekleşir ve yeni bir dönem açılır. Bu dönemin devamında bir demokratikleşmenin gelmesi gerekiyor ve bu demokratikleşmenin sadece Kürtler için değil, bütün Türkiye’de yaşayan 85 milyonun tamamı için gelmesi gerekiyor. Şöyle bir tercihte değiliz: Ya barış ya demokrasi. Hem barış olsun, hem demokrasi olsun” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "terör eylemlerine son vererek lağvedilmesi" çağrısı yaptığı PKK'nın lideri Abdullah Öcalan, aylardır beklenen çağrıyı yaparak, PKK'nın kendini feshetmesi ve tüm grupların silahları bırakması gerektiğini açıkladı. Öcalan'ın çağrısında "Sayın Devlet Bahçeli'nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanı'nın ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihî sorumluluğunu üstleniyorum" ifadeleri yer aldı. Öcalan, "Devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın" dedi. 

Öcalan'ın "Barış ve Demokratik Toplum" çağrısına ek olarak gönderdiği "Bu perspektifi ortaya koyarken, şüphesiz, pratikte silahların bırakılması ve PKK'nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir" notu da okundu. 

Öcalan'dan tarihî çağrı

Öcalan'dan tarihi çağrı: Tüm gruplar silahları bırakmalı, PKK kendini feshetmeli!

İşte Öcalan'ın "silah bırakma" ve "PKK'nın feshedilmesi" çağrısı yaptığı "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı" başlıklı açıklamanın tam metni

Sırrı Süreyya Önder: Bu ülkenin bütün evlatlarını; asker, polis ayırt etmeksizin saygıyla anıyoruz

İmralı heyetiyle görüşen Abdullah Öcalan'dan yıllar sonra ilk fotoğraf

Medya, Abdullah Öcalan'ın çağrısını nasıl gördü?

PKK lideri Abdullah Öcalan'ın silah bırakma ve örgütü lağvetme çağrısı, dünya basınında nasıl yankılandı?

HASAN CEMAL YAZDI - Silahlara veda zamanı... Hoş geldin barış!

MEHMET Y. YILMAZ YAZDI - PKK silah bırakacak, Saray da “baskı rejimini!”

GÖKÇER TAHİNCİOĞLU YAZDI - Öcalan’dan beklenen çağrı geldi, şimdi ne olacak?

Rudaw Araştırma Merkezi tarafından, Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetiminin başkenti Erbil’de bu yıl üçüncüsü düzenlenen Erbil Forumu’na konuk olarak katılan CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

Salıcı'nın açıklamasından öne çıkanlar şöyle:

“Bir yandan dünkü açıklamanın eşliğinde konuşuyoruz, yani silah bırakma ve PKK’nın kendisini lağvetmesinin ifade edilmesi..  Bu çok kıymetli bir şey. Silahın gölgesinde siyaset olmuyor. Silahın gölgesi siyaset olmadığı gibi, silahlı mücadele yoluyla hak arama dönemi uzun zaman önce bitti zaten. Umarım örgütü feshetme ve silah bırakma gerçekleşir ve yeni bir dönem açılır. Bu dönemin devamında bir demokratikleşmenin gelmesi gerekiyor ve bu demokratikleşmenin sadece Kürtler için değil, bütün Türkiye’de yaşayan 85 milyonun tamamı için gelmesi gerekiyor. Şöyle bir örnek vereyim: Bundan iki hafta önce Türkiye’de bir falcı tutuklandı, bazı siyasilerle ilgili bir şeyler söylediği için. Bu zaten Türkiye’deki demokratikleşme adımlarının çok büyük ihtiyaç olduğunu gösteren bir örnek.  Dolayısıyla Türkiye’deki ortalama demokratik standartların yukarıya çekilmesine ihtiyaç var. Yani herkesi kucaklayan bir demokratik standardın yukarıya çekilmesine ihtiyaç var.

Hem barış hem demokrasi olsun"

Şöyle bir tercihte değiliz; Ya barış ya demokrasi. Hem barış olsun, hem demokrasi olsun. Barış silahların bırakılması ile olabilir. Silahlı terör biter, dolayısıyla barış gerçekleşmiş olur. Peki yeterli midir? Demokrasi olmadan yeterli değildir. Aynı zamanda demokrasinin gelebilmesi için de, örneğin bizim bir başkanlık sistemi sorunumuz var. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi savunan siyasi partiyiz. Demokrasinin standartlarının yukarıya çekilebilmesi için de başkanlık sisteminin sona ermesi gerekir. 

"Anadil şereftir"

Bireylerin anadili kendi kimliği, anadili kendi şerefidir. Dolayısıyla kendi dilini, kültürünü geliştirmesinin önündeki engellerin kaldırılması gerekir. Kendi özlediği hayatı yaşamasının yollarından bir tanesi demokratik haklardır, öbürü de kendi kültürel imkanlarını kullanabiliyor olmasıdır. Bu kültürel imkanları kullanabilmesinin de önünü açmak gerekir. Bütün bunları da Türkiye’nin birliği bütünlüğü içinde yapmak gerekir. Yani üniter devlet yapısı içinde - açıkça söyleyeyim Cumhuriyet Halk Partisi  federasyona da özerkliğe de karşı duran bir parti- geleneksel duruşunu devam ettirecek, bireysel hakları güçlendirerek ve mümkün olduğunca  kültürel meselelerde kişilerin, toplumun ifade özgürlüğünü artıracak bir çaba içinde olması… 

"Erdoğan bu sürecin neresinde"

Cumhuriyet Halk Partisi, Kürt meselesinin çözümüne bir engel koymadı ama Cumhuriyet Halk Partisi her halükârda demokratik sistemin daha ileriye gitmesi için bir mücadele verdi. Bugün Türkiye’nin batısında da, Türkiye’nin doğusunda da Kürt seçmenin Cumhuriyet Halk Partisi‘ne yöneliyor olmasının temel nedenlerinden bir tanesi bu demokratik mücadele. Esas itibari ile ihtiyaç olan şey demokratik bir sistem. Türkiye’de zaten bu demokratik sistemin yeniden kurulmasına ihtiyaç var. Barış olmalı, kimse ölmemeli, Türkiye zenginleşmeli, refah içinde bir ülkeye dönüşmeli, bunun için de demokratik siyasetin önü açılmalı ama bunun aynı zamanda demokratik adımlarla devamının gelmesi sağlanmalı. Meseleye sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin Kürtlere ne vaat ettiği üzerinden bakmamayı tercih ediyoruz. Herkese ne vaat ettiği üzerinden bakıyoruz. Kürtleri sadece doğu ve güneydoğu da yaşayan vatandaşlarımız olarak görmüyoruz. Kürtler İstanbul’da da, İzmir’de de yaşıyorlar ve hatta Kürt seçmenin üçte biri batı illerinde yaşıyor. Dolayısıyla iç içe geçmiş toplum yapısı var. Bu iç içe geçmiş toplum yapısını daha ileri götürmek için herkesi kucaklayan bir iş yapmamız gerekiyor. Diyarbakır’da demokrasiden şikayeti olan bir vatandaşımız ile İstanbul’da demokrasiden şikayeti olan bir vatandaşımızın şikayetlerini ortaklaştırıp birlikte çözmemiz gerekiyor. Biz bu perspektiften bakıyoruz meseleye.  CHP, barış sürecine tıkaç olmayacaktır, ama önemli olan soru şu; Erdoğan bu sürecin neresinde, onu bilmek istiyorum.”