Omurgalılar, yaklaşık 530 milyon yıl önce, Kambriyen Dönemi’nde ortaya çıkmıştır. Bu dönemin çenesiz balıkları, beyin ve omurilik sistemine sahip olup kıkırdak iskeletleriyle modern omurgalıların ataları olarak kabul edilir.
300 milyon yıl öncesinden itibaren önce amfibiler ve sürüngenler gelişerek karasal ekosistemlerde baskın hale gelmiş, Mezozoik Çağ’da ise (252-66 milyon yıl önce) dinozorlar, memeliler ve kuşlar evrimleşmiştir.
55-65 milyon yıl önce, Mozaik Çağ’ın sonunda ağaçlarda yaşayan küçük, böcekçil memelilerin evrimleşmesiyle ortaya yeni bir tür çıkar: Primatlar.
Tropikal ormanların kanopilerinde yaşadıkları 50-60 milyon yılda bulundukları coğrafya ve iklim koşullarına bağlı olarak goriller, orangutanlar, bonobolar, gibonlar ve şempanzeler gibi türlere evrimleştiler. Yaklaşık 7 milyon yıl önce ise şempanzelerden ayrılarak ağaçlardan yere inmek zorunda kalan bir kol, zamanla iki ayaklılaşarak ilk insanımsıların yoluna girdiler.
1.9 milyon yıl önce beyin büyümesine de sebep olan bu sürecin sonunda, gezegenin, iki ayak üzerinde yürüyen ve omurgası dikleşmiş olan yegâne canlısı, insan ortaya çıkmış oldu.
* * *
Ağaçtan yere inip ayağa kalkma süresince, 350cc’den 1000-1200 cc’ye büyüyen beyin hacmiyle gezegenin tartışmasız en zeki canlısı olan insanın, akıllı canlı olma özelliğini iki ana yönde evrimleştirdiği görünüyor.
Birincisi, içine doğduğu gezegene meydan okuyan; doğaya ve diğer canlılara karşı büyük üstünlük sağlayan, yeri geldiğinde acımasız bir yok ediciye dönüşen kötülüğe evrimleşmiş insan zekâsı.
Diğeri, tuttuğu baltanın sapına gül resmi çizmeyi akıl eden, sevgi, tutku, empati, dostluk, dürüstlük, erdem, dayanışma ve paylaşma gibi kavramları geliştiren iyiliğe doğru evrimleşmiş zekâ.
Omurgalı olmak deyimi, iyiliğe evrimleşmiş Homosapiens’e özgü bir kavram. Dik duran anlamındaki insana ait; dirayetli, ilkeli, tutarlı anlamında kullanılıyor. Omurgasız ise duruşu olmayan, tutarsız, ilkesiz davrananlar için…
* * *
Önceki gün CHP’nin ittifak politikaları sonucu milletvekili seçilen biri daha partisinden istifa ederek AKP’ye katıldı. Ben buna CHP kontenjanından seçilen vekil AKP’ye geçti diye yorumluyorum.
Bu vekil, Gelecek Partisi’nden istifa eden Serap Yazıcı Özbudun. Kendisi saygın bir anayasa hukukçusu olarak biliniyor. Yazıcı, 2007 tarihindeki AKP’ye, sonradan çöpe atılacak olan sivil anayasa taslağını hazırlayan Prof. Dr. Ergun Özbudun başkanlığındaki altı kişilik bilim heyetinin de içindeydi.
Aradan yıllar geçti. Dile kolay tam 18 yıl. Ergun Özbudun Hoca’yı kaybettik. 2020'de Gelecek Partisi'ne katılan Yazıcı, İnsan Hakları Başkanı olarak görev yaptı, 2023 seçimlerinde Antalya'da CHP listesinden Gelecek Partisi'ne vekil oldu.
Geriye dönüp Serap Hoca’nın akademik/siyasal serüvenine göz gezdirdim. Bakın neler çıktı:
"Sayın Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş arzusunu hiçbir zaman anlayabilmiş değilim." "Eğer o gün bizlere konuşma hakkı tanınsaydı, bütün bu olasılıkları anlatma imkânını bulurduk. Ama bizlere ekran yasağı konmuştu."
"Burhan Kuzu dışında hiçbir ciddi akademisyen başkanlık sistemini savunmadı."
"Cumhurbaşkanı hükümet sistemi, darbe koşullarından daha ağır koşullarda kabul edilmiştir."
"Bugünkü ortamın 12 Eylül askeri rejiminin yarattığı ortamdan ben hiçbir farkını görmüyorum."
"Ama bugünkü ortamda eğer ‘Yeni bir anayasa yapacağız’ diye yola çıkacaksak bunun da sivil ve demokratik olacağı iddiasındaysak ve onu da ‘Askeri yönetimin vesayetçi anayasasından kurtulalım’ gibi sloganlarla birleştiriyorsak, ben bunu hiç samimi bulmam."
"Can Atalay aslında resmi seçim sonuçları açıklandığında serbest bırakılmalı, Meclis'e gelip yeminini edebilmeliydi."
"Can Atalay'ın durumuyla ilgili olarak anayasa ihlal edilmektedir."
"Ben diyorum ki Can Atalay derhal serbest bırakılmalıdır."
Can Atalay'ın içerde tutulmasına gerekçe gösterilen “14. maddeyi 12 Eylül generalleri başımıza bela etti.”
Yargıtay Ceza Dairesi'nin Anayasa Mahkemesi kararı üzerine temyiz mahkemesiymiş gibi söz söyleyemez, "kesinlikle, Yargıtay'ın böyle bir yetkisi yok."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz bu tartışmada taraf değiliz ama hakem konumundayız" diyor. "Anayasanın hiçbir hükmü cumhurbaşkanına iki yargı kuruluşu arasındaki ihtilafı çözme yetkisi vermemiştir."
"Bir anayasa hukukçusuyum ve bir anayasa hukukçusu olarak bugüne kadar akademik çalışmalarımda ne savundumsa şu ana kadar parlamento çatısı altında da hep onu savundum, bundan sonra da farklı bir şey olmayacak."
"Mühürsüz oy pusulaları bizim seçim mevzuatımıza aykırı olarak geçerli kabul edildi. 2017 referandumu üzerinde ciddi bir gayrimeşruluk gölgesi vardır."
"Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişten sonra biz süratle fakirleşmişiz."
"Tek bir kişinin elinde sınırsız yetki toplayan, hukuk devletini askıya alan, yönetimde keyfiliğe sebep olan bu sistemin yarattığı çok ağır sonuçlar var."
"Türkiye 2016'dan beri, yani olağanüstü halde otoriterizme sürüklendiği andan itibaren ve cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle bu otoriterizmi kurumsallaştırdığı andan itibaren çok ciddi anlamda yoksullaştı."
"Yerli ve yabancı sermaye Türkiye'den kaçtı gitti. Siz onu kapı kapı dilenerek geri getiremezsiniz. Bugün Türkiye güvenilmeyen bir ülke."
"Herkes biliyor ki Türkiye yürürlükteki anayasasını çiğneyen bir ülke."
"Sadece Can Atalay tartışması, Osman Kavala tartışması bile Türkiye'nin hukuk devleti olmadığını bütün dünyaya deklare ediyor."
"Türkiye'nin artık başörtüsü diye bir sorunu kalmadı. Kadınların artık bu siyasi tartışmalara, bu kör dövüşüne malzeme edilmemesi gerektiğini düşünüyorum."
"Erdoğan... seçim meydanlarında başörtüsünü bitmek tükenmek bilmeyen bir propaganda malzemesi haline getirmek istiyor. O yüzden, bu tuzaklara düşmemek gerekiyor."
"Kayyum yetkisi de 12 Eylül anayasasının ürünüdür, demokratik bir anayasa İçişleri Bakanı'na böyle bir yetki vermez"
"İçişleri Bakanı'na kayyım atama yetkisini veren 1982 anayasasıdır. Samimiyseniz hadi gelin bu 12 Eylül kıskacından kurtulalım."
"Başörtüsü konusunu toplumun belli bir kesimini nefret süjesi haline getirecek bir formülle birleştirmelerine ben Serap Yazıcı Özbudun olarak destek vermem."
"Anayasa hukuku alanında duayen hocam ve aynı zamanda eşim Ergun Özbudun hocamızın kemiklerini sızlatacak hiçbir adım atmam. Ayrıca parlamenter sistem benim için kırmızı çizgi”
* * *
İşte böyle. Başka birinin sabah ayazında kapısının çalınarak derdest edilmesine sebep olabilecek bir dolu sözün sahibi, önceki gün AKP’ye geçti.
Bir söyleşisinde, "Ben bir hukuk insanıyım ve temel özelliğim de asla adaletten taviz vermememdir." demiş, eşi Ergun Özbudun için şu aktarımı yapmıştı:
"Vefatından önce, 28 Mayıs seçiminden sonra bana şunu söyledi: 'Serap artık benim Türkiye'de yeniden demokrasiye dönüşü, hukuk devletine dönüşü, insan haklarına dönüşü görmeye ömrüm vefa etmeyecek. Seninki eder mi bilmiyorum, tereddütteyim. Ama sen mücadeleci bir insansın. Bu yöndeki mücadelene devam et.'
Doktorasını “Otoriter Sistemlerden Demokrasiye Geçiş” konusunda tamamlayan Serap Hoca, öyle görülüyor ki mücadelesine, eşinin söylediği "Türkiye'de yeniden demokrasiye, hukuk devletine dönüş" mücadelesine bundan böyle AKP saflarında devam edecekmiş.
Serap Hanım, partisinden ayrılıp tüm söylediklerine rağmen “otoriterizmi kurumsallaştıran” bir partiye geçerken iyimserliğini hâlâ koruyor mu, bilemem.
Belki de Ergun Özbudun'un dediği gibi "mükemmeli ararken mümkün olanı kaçırmamak" için verdi kararını.
Şimdi artık yeni partisinde o. Ya ülkeyi zifiri bir karanlığa sürükleyen kurumsallaşmış otoriterizm koşullarında "içinde bulunduğumuz karanlık tünelde bize ışık sunacak" adımlar atacak ya da aynı otoriterizme boyun eğerek bunca kötülüğe ortak olacak.
Yolun açık olsun Serap Hoca.
Not: Aktarımların çoğu Cansu Çamlıbel’in Serap Yazıcı Özbudun’la 11 Aralık 2023’te yaptığı söyleşiden alıntılanmıştır.