Yalçın Doğan

22 Ocak 2016

Uygarlık farkı: Bizde 1.900, Batı'da 0

Vah benim ülkem, vah benim yurttaşlarım, Erdoğan’a hakaret iddiasıyla bir buçuk yılda 1.500 dava, bekleyen 400 dava da cabası

“Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı döneminde hakaret suçundan 1.359 dava talebi gelmiş, 545’i kabul edilmiş, hiç kimse tutuklanmamıştır.

Buna karşılık Tayyip Erdoğan’ın bir buçuk yıllık süresi içinde 1.500 kişi davalı olmuştur, şu anda 400 dava talebi de beklemektedir”. (Filiz Kerestecioğlu Demir, İstanbul HDP milletvekili, 20 Ocak 2016, TBMM Tutanakları, s.3-4).

Filiz Kerestecioğlu önceki gün Meclis kürsüsünden bu sözleri söylediği saatlerde, bir başka Filiz, Filiz Akıncı isimli bir yurttaş Tayyip Erdoğan’a el hareketiyle hakaret iddiasıyla on bir ay yirmi gün para cezasına çarptırılıyor. Ertelenmeyen ceza paraya çevriliyor, yedi bin seksen liraya.

Bırakın Abdullah Gül dönemini, Cumhuriyet döneminde hiçbir Cumhurbaşkanı kendi yurttaşlarına bu ölçüde dava açmıyor.

Son altı, yedi yılda pek çok alanda yaşanan kriz, terslik, hukuksuzluk, çelişki ve faciaların çoğunluğu gibi, bu kadar çok dava da, Cumhuriyet döneminde “bir ilk”.

Bırakın Türkiye’yi, dünyada kendi yurttaşları hakkında bu kadar dava açan başka bir Cumhurbaşkanı yok.

 

“Alçaklar, hainler”

 

Davalar hep “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiaları, ama sözle, ama pankartla, ama elle, kolla.

Davaların kaynağı Ceza Yasasının 299. maddesine muhalefet:

“Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”.

İlginç bir ayrıntı, 2005 yılında bu maddeye bir fıkra ekleniyor:

“Suçun alenen işlenmesi halinde, ceza altıda bir oranında arttırılır”.

“Alenen”, yani açıkça işlenmesi halinde. Açığı, kapalısı mı var, ama işte var.

Tayyip Erdoğan bu kadar çok dava açıyor, son olarak CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yüzer bin liralık iki dava,  hakaret iddiasıyla, buna karşılık kendisi, hem Kılıçdaroğlu’na, hem genel olarak ağzına geleni söylüyor:

“Alçaklar… Zalimler… Mert değil namert… Artistlik yapma…Cahil… Çirkef… Zavallı… Edepsiz…Mezarlık soyguncusu…Haddini bilmezler… Aydın müsveddeleri… Hainler…Ananı da al da git…Utanmazlar…Ulan…”

Bu sözler hakaret filan değil, Sayın Tayyip Erdoğan’ın olaylar karşısındaki görüş ve düşünceleri.

Sayın Tayyip Erdoğan’a bu sözleri nedeniyle dava açılması zaten mümkün değil, Anayasaya göre, kendisi ancak “vatana ihanetten” yargılanabiliyor.

 

Mondragon İspanya

 

Bizde “Cumhurbaşkanına hakaret” davaları yağmur gibi inerken, dünyada durum ne?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) giden üç örnek var, ikisi başka ülkelerden, biri bizden.

İspanya’da BASK’lı siyasetçi Mondragon İspanya Kralı Juan Carlos’u ağır sözlerle eleştirdikten sonra, Krala “işkencelerden sorumlu olan sensin” diyor.

Kral, Mondragon’u dava ediyor, mahkeme İspanya Anayasasında Kral ya da Devlet Başkanını koruyan madde gereğince, bizdeki 299 gibi, orada altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülüyor, Basklı siyasetçiyi bir yıl hapse mahkum ediyor.

Mondragon AİHM’e gidiyor, AİHM karar veriyor:

“Kral ya da Devlet Başkanı diğer yurttaşlara göre, daha fazla koruma göremez, Kralın ya da Devlet Başkanının bu anlamda ayrıcalığı yoktur”.

Ve kararın temel gerekçesi:

“Hakaret ettiği iddiasıyla ceza alan kişi ifade özgürlüğünü kullanmıştır”.

AİHM verdiği cezadan dolayı İspanya’yı mahkum ediyor, Mondragon’a 23 bin Avro tazminat ödenmesine karar veriyor.

Ben “evrensel hukuk” diye buna derim.

Olay çok taze, AİHM’in karar tarihi 14 Ekim 2015, üç ay önce.

 

Colombani Fransa

 

İkinci örnek Fransa’dan.

Fas Kralı Fransa’yı ziyaret ediyor. O sırada Colombani adında bir kişi Krala “insanlığından utan, halkını eziyorsun” diye bağırıyor.

Fransız Hükümeti, kendi Anayasasının Devlet Başkanını koruyan 36. maddesi gereğince Colombani’yi dava ediyor. Colombani hapse mahkum oluyor, ardından AİHM’e başvuruyor.

25 Haziran 2002’de AİHM karar veriyor:

“Devlet Başkanı ya da Kral koruma anlamında ayrıcalıklı değildir, bu anlamdaki ayrıcalık siyasetle bağdaşmaz”.

Ve kararın temel gerekçesi:

“İlgili kişi ifade özgürlüğünü kullanmıştır”.

AİHM, Colombani’ye ceza verdiği için Fransa’yı tazminat ödemeye mahkum ediyor.

Ben “evrensel hukuk” diye buna derim.

Devamı daha ilginç, devamı Fransa’dan geliyor.

AİHM’in bu kararı üzerine Fransa, Devlet Başkanını koruyan Anayasa maddesini yürürlükten kaldırıyor.

Ben “hukuk devleti” diye buna derim.

 

Demirel-Pakdemirli

 

Cumhurbaşkanına hakaret davalarında o kadar uzağa gitmeye gerek yok.

Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı.  ANAP’lı eski Bakanlardan Ekrem Pakdemirli Demirel’e hakaret ediyor, “siyasi özürlü, dar kafalı, yalancı” sözleriyle. Demirel’in açtığı dava sonucunda, Pakdemirli 125 bin dolar ödemeye mahkum oluyor.

Pakdemirli AİHM’e gidiyor. AİHM 22 Şubat 2005’te karar veriyor:

“Devlet Başkanı diğer yurttaşlardan daha fazla koruma göremez. Bu anlamda ayrıcalıklı değildir”.

Ve kararın temel gerekçesi:

“Davalı bu sözleriyle ifade özgürlüğünü kullanmıştır”.

Türkiye mahkum oluyor, Pakdemirli’ye 38 bin dolar ödemek zorunda kalıyor.

 

Batı'da başköşede

 

AİHM’nin bu kararları Avrupa’daki hukuk düzeninin aynası.

Biz içine düştüğümüz sefalet içinde debelenirken, Batı hukuk devletinde, hukukun üstünlüğünde yeni bir aşamaya ulaşıyor:

-İfade özgürlüğü en kutsal özgürlüklerden biri olarak, başköşede yerini alıyor.

-Avrupa Konseyine üye 47 ülke Devlet Başkanına hakaret maddesini Anayasalarından çıkartıyor.

-Bu 47 Batı ülkesinde artık hiç kimseye Devlet Başkanına hakaretten dava açılamıyor.

Selam sana evrensel hukuk, selam sizlere 47 ülke.

Vah benim ülkem, vah benim yurttaşlarım, Tayyip Erdoğan’a hakaret iddiasıyla bir buçuk yılda 1.500 dava, bekleyen 400 dava da cabası.

Bizde 1.500+400= 1.900, orada 0. Uygarlık farkı, hukuk devleti farkı olmak üzere kayıtlara geçiyor.