Yalçın Doğan

10 Nisan 2020

Sağlıkta alkışlar... Sen devamını yerine getir!..

Virüs günlerinde bile, ara ki, muhalefetle uzlaşmayı bulasın!..

Öneri bir buçuk yıldır Meclis komisyonunda AKP tarafından bekletiliyor. Hangi öneri? "Sağlıkta şiddet yasası önerisi..."

Neden bekletiliyor?  Çünkü, yasayı öneren İyi Parti!.. Yani, muhalefet!.. Mümkün değil, AKP’nin bunu kabul etmesi...

Derken ve aniden Koronavirüs günleri... Alkış, alkış, alkış... Ve de her yerde, her makamdan, her kişiden övgü üstüne övgü... Kimlere? Her kademedeki, her görevdeki sağlık çalışanlarına... Çünkü, hak ediyorlar.

Sağlık çalışanlarına karşı şiddet kullananlara ceza getiren yasa önerisi bir buçuk yıldır komisyonda bekletilirken... Çeşitli görevlerdeki on bine yakın sağlık çalışanı şiddete maruz kalıyor...

Türk Tabipleri Birliği’ne göre, "son yedi yılda doksan bin sağlık çalışanı şiddet görüyor, cinayetler işleniyor".

Ama, ilgili yasa bir buçuk yıldır bekletiliyor.

Bir ret, ertesi gün aynısını getirmek

Üç gün önce, 7 Nisan... "Dünya Sağlık Günü..."

Cumhurbaşkanından bakanına, her kademedeki iktidar sahipleri madem sağlık çalışanlarını bu kadar alkışlıyor ve övüyor...

7 Nisan günü CHP bir jest yapıyor. "Dünya Sağlık Günü'nde" sağlık çalışanlarının şiddete karşı korunması ve o suçu işleyenlerin cezalandırılması için Meclis’e bir yasa önerisi getiriyor.

O kadar alkışlıyor ve övüyorlar ya...

Öneri görüşülürken, AKP Grup Başkan Vekili "Hekimlerimize, sağlık çalışanlarına yapılan bu şiddeti kabul etmemiz asla mümkün değildir" diyor.

Güzel!.. Nasıl olduysa, demek muhalefetten gelen bir öneriyi AKP kabul ediyor.

Bilemediniz!..

Öneri AKP ve MHP oylarıyla reddediliyor.

Ertesi gün, 8 Nisan, iki gün önce... Bu kez AKP benzer bir yasa önerisini Meclis’e getiriyor, Sağlıkta Şiddet Yasası!..

Bunun adı, "Türkiye’yi yönetmek mi?" Virüs günlerinde bile, ara ki, muhalefetle uzlaşmayı bulasın!..

Sonu gelmeyen bir inatlaşma, bitmeyen bir uzlaşmazlık...

Bitmeyen toplu sözleşme

Durun daha bitmiyor... Alkış, alkış, alkış ya... Sağlık çalışanlarına hani...

Sağlık Bakanlığı'nda çalışan sağlık işçilerinin toplu sözleşmesi 1 Ocak 2019 tarihinde sona eriyor. İşçileri temsil eden sendika, AKP’ye yakın Hak-İş’e bağlı Öz Sağlık - İş.

Yakın filan ama...

1 Ocak 2019... Bugün 10 Nisan 2020... Toplu sözleşme on beş ayı geçtiği halde, hâlâ imzalanmıyor.

İmzalanmadığı gibi...

"Koronavirüs nedeniyle toplu sözleşme görüşmelerinin dondurulduğu" açıklanıyor.

Haydi, şimdi sağlık çalışanlarına alkış, alkış, alkış... Aman, her türlü övgüyü ihmal etmeyin!..

Sahra hastaneleri

27 Mart... On üç gün önce... İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu öneriyor, "Atatürk Havaalanı sahra hastanesi olsun".

AKP oralı bile olmuyor.

6 Nisan... Tayyip Erdoğan çıkıyor, "Atatürk Havaalanı’na sahra hastanesi kuruyoruz".

Öyle diyor ama, iki gün sonra İmamoğlu açıklıyor, "Sahra hastanesi Atatürk Havaalanı'na değil, karşısındaki Milli Emlak’a ait araziye kuruluyor".

Bu nasıl iş?

Oysa, oraya kurmaya gerek yok, Erdoğan’ın söylediğinin aksine, fikir değiştirmiş olmalı, İmamoğlu önerdi ya orasını, ille Atatürk Havaalanı’na kurulmayacaksa...

Oraya yakın Beylikdüzü’nde TÜYAP fuar alanı, Yeşilköy’deki CNR fuar merkezi, ikisinin de her türlü alt yapısı, elektrik, ısınma, soğutma, otoparkı var...

Ya da Anadolu yakasında Sancaktepe yerine, Kurtköy’de hazır Crown Fuar Merkezi var. Her şeyi hazır.

Neden buralara yapılmıyor da, kırk beş gün bekleyerek, yeni bir hastane kuruluyor?

Her iki fuar alanının otuz bin yatak kapasitesi var.

Neden kırk beş gün beklemek ve neden hazır yer varken, sıfırdan hastane kurmak, neden?

Bir ülke bu kadar mı kötü yönetilir?

Kolonya, maske, işten çıkarma

Başka örnekler de var.

23 Mart... On yedi, on sekiz gün önce... CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu bir TV konuşmasında "işten çıkarmalar yasaklansın" yönünde bir öneriyi dile getiriyor.

AKP oralı bile olmuyor.

8 Nisan... AKP işten çıkarmaları üç ay süreyle yasaklıyor.

On sekiz gün önce yasaklamış olsaydı, kim bilir kaç çalışanı kurtarmış olur, onların işsiz kalmasını önleyebilirdi. Ama hayır!.. Ne de olsa, CHP öneriyor, olmaaaaz!..

Ama nasıl yasaklanıyor?.. Ücretsiz izne çıkarma yöntemi getiriliyor. 

Bu nasıl yasaklama?.. İşten çıkarmıyor, ama ücretini ödemiyor!.. "İşten çıkarma yasak" diyerek bir aldatmacaya gidiliyor.

Uzaklaştırma sırasında, aynı karara göre, işçiye günde 39 lira 24 kuruş ödenmesi söz konusu. O 39 lira 24 kuruşun nasıl hesaplandığını da, neye göre hesaplandığını da hepimiz merak ediyoruz.  

Ya da...

Şeker fabrikalarında şeker üretimi sırasında artan melas kolonya üretiminde kullanılıyor. O kadar itiraza rağmen, şeker fabrikaları özelleştiriliyor ve bir kısmı kapanıyor.

Şimdi Koronavirüs günlerinde, büyük derdimiz dezenfektan ürünü kolonya!..

Ya da...

Sümerbank kapatılıyor. Oysa, kapanmamış olsa, orada on binlerce maske üretmek mümkün.

Şimdi "maske de maske" avazeleriyle yer gök inliyor!..

AKP yönetiminde Koronavirüs günlerinde ilk anda akla gelen uygulamalar...

AKP yönetimindeki Türkiye’den fotoğraflar...