Yalçın Doğan

06 Mayıs 2018

“Milli İttifak”: Dostlar alışverişte görsün

Dört partinin bir araya gelmesi iyi de, o partilerin son seçimde aldıkları oylara bakılırsa, insanın aklına ister istemez, “kel alaka” lafı takılıyor

“Tayyip Erdoğan seçimi kazanmak için her şeyi yapıyor ancak, Muharrem İnce ve Meral Akşener’in adaylıklarından sonra işi zora girdi”. (Alman Die Welt Gazetesi, internet sitesi, 5 Mayıs 2018).

Aynı gazete okuyucularına anket düzenliyor, soru şu:

“Erdoğan’la Türkiye güvenilir bir ortak mıdır?”

Sonuç belli değil, çünkü anket henüz devam ediyor.

Bu aktarmayı neden yapıyorum?

Türkiye’de seçim havası ısınmaya başlarken, dış basın konuya ilgi göstermeye başlıyor. Muhtemeldir ki, bundan sonra daha sık işleyecekleri ortada.

HDP’siz demokrasi

HDP’yi dışlayarak, dört parti bir araya geliyor ve “milli ittifak” adıyla ortak bir şemsiyede buluşuyor. CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi (SP) ve Demokrat Parti (DP).

İttifak belli bir programa oturuyor. “Kuvvetler ayrılığı, demokrasi, adalet” gibi, kavramlardan söz ederek, son yıllarda iyice yıpranan bu kavramların yeniden düzene sokulmasını, aslında “normale dönülmesini” amaçlıyor.

Nelerden söz ediyor program?

“Demokrasiden...”

Çok güzel, harika, kim katılmaz ki böyle bir programa!

Ne var ki, o “demokraside” HDP’ye yer verilmiyor.

İttifakın özgül ağırlığı

Dört partinin bir araya gelmesi iyi de, o partilerin son seçimde aldıkları oylara bakılırsa, insanın aklına ister istemez, “kel alaka” lafı takılıyor.

Kasım 2015 seçimlerinde:

-İYİ Parti zaten yok, öyle bir parti yok, o tarihte. Dolayısıyla, oy oranı hakkında şu anda bir fikir yok. Sadece belli anketler var.

-Saadet Partisi yüzde 0.68, aldığı oy 325 bin 947.

-Demokrat Parti yüzde 0.15, aldığı oy 69 bin 370.

İttifakta görünmese de, DSP ile dirsek teması var. DSP’nin son seçimde aldığı oy 32 bin 29, oy oranı yüzde 0.07.

Oranlara bakıldığında, ittifakın özgül ağırlığı hiç parlak değil.

Şimdi bu dört parti bir araya geldiğinde, bir sinerji yaratabilir mi, 2015 oy oranlarını toplam olarak aşabilirler mi, emin değilim.

Tek bir nokta var, “‘işte muhalefet de bir araya gelmiş” oluyor ama, HDP yok.

Ki, o HDP’nin son seçimde oy oranı yüzde 10.76, aldığı oy 5 milyon 145 bin 688,

Yani, “milli ittifak’a” asıl su taşıyacak olan parti HDP.  O da, dışlanıyor.

Akşener: Hayal kırıklığı

Neden yok? Çünkü:

Meral Akşener HDP’nin bu ittifakta yer almasına karşı çıkıyor.

İYİ Parti kurulduğundan bu yana ve sonrasında ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı söz konusu olduğunda, Akşener’i sürekli destekliyorum. Tavrına ve sözlerine, çıkışlarına, eleştirilerine hep olumlu bakıyorum. Sempatiyle yaklaşıyorum. Hatta, zaman zaman “helal olsun” diyorum.

Ama...

Nereye kadar?

Buraya kadar.

Akşener bende tam bir hayal kırıklığı yaratıyor.

Bir yandan, “demokrasi” sözünü ağzından düşürmüyor, ama öte yandan, HDP’yi dışlıyor.

Meral Hanım, bu nasıl demokratlık?

Meral Hanım’da MHP kökeni ve ırkçılık bağımlılığı anlaşılan hala devam ediyor.

Meral Hanım MHP’de kök salan HDP takıntısından anlaşılan kendisi hala kurtaramıyor.

Meral Hanım o ideolojik tutsaklıkta anlaşılan hala ısrar ediyor.

O zaman da, Meral Hanımın “demokrasi” nutukları askıda kalıyor. İnandırıcılığı kayboluyor.

Hem demokrasi, hem HDP’yi dışlamak yan yana gelmiyor.

Her koyun kendi bacağından

Özetlersek:

-Dört partinin özgül ağırlığı ııhh, pek yok gibi.

-HDP’nin dışlanması ittifakı kötürüm hale getiriyor.

Bu durumda:

CHP kendi yoluna... Muharrem İnce gibi, müthiş ateşli ve tuttuğunu kopartan bir adayla...

İYİ Parti kendi yoluna...

Saadet Partisi ve Demokrat Parti, işte artık Allah kabul etsin...

HDP hapisteki Selahattin Demirtaş’ı aday gösteriyor.

Dolayısıyla:

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda her parti kendi bacağından asılacak.

Dolayısıyla:

“Milli İttifak” Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda bir işe yaramayacak.

Bununla birlikte, adaylara bakılırsa, yine de hepsi dişli.

Dış basının dediği gibi, “Erdoğan’ın işi bu sefer zor”.