Yalçın Doğan

03 Ekim 2019

İnişin itirafı ya da “kara göründüüü...”

Bu sistemden kurtulmak için fırsat doğmak üzere. Özünde demokrasiye yeniden dönmenin fırsatı bu...

“On yedi yıl sonra AKP ilk kez yüzde 30’un altında.”

Bu tespit KONDA Araştırma’nın Genel Müdürü Bekir Ağardır’a ait. Hemen tüm seçimlerde en doğru tahmini yapan, hatta bazen bizim beklediğimiz sonucu vermediği için kızdığımız KONDA şirketinin genel müdürüne. T24’te Murat Sabuncu ile yaptığı söyleşide ki, söyleşiyi sonuna kadar mutlaka izlemek gerek, Ağardır’ın bir başka tespiti de, “on yedi yıllık AKP iktidarından sonra seçmenlerin büyük çoğunluğu ilk kez muhalefetin ne yapacağına bakıyor” cümlesinde yatıyor.

Bunlar hissiyata dayalı sözler değil, araştırmaların sonucu. O sonuç toplumdaki genel gözlemle, genel havayla örtüşüyor.

Büyük çoğunluk Tayyip Erdoğan’dan artık vazgeçiyor.

Aynı çoğunluk bu sinyali 31 Mart yerel seçimlerinde zaten veriyor.

Çeşitli anketlerde de öyle

Bekir Ağardır’ın Murat Sabuncu’ya aktardığı görüşler, çeşitli anket kuruluşlarının elde ettikleri sonuçlarla bütünleşiyor.

Toplumsal Etki Araştırmaları Merkezi tarafından yayınlanan altı ayrı araştırma şirketinin anketlerinde AKP en fazla yüzde 40.5 görünüyor ki, bu AKP’ye yakınlığı ile bilinen bir kuruluş.

Yüzde 37.5, yüzde 32.5, hatta birinde yüzde 29.9 gibi oranlar var, AKP’nin şu andaki durumunu gösteriyor.

Genellikle dile getirilen tez, iktidara gelmesiyle birlikte, Erdoğan’ın çekirdek oyunun zaman içinde yüzde 30’lara oturduğu yönünde iken, şimdi o sınır aşınmış görünüyor. Hele de, yüzde 30’lardan yüzde 49’lara tırmanan oy oranları çoktan hayal.

Bu oranlar, MHP ile beraber olsa da, Erdoğan’a artık iktidar getirmiyor.

Ekonomi ve ekonomi

Getirmiyor, çünkü temel etken ekonomi:

-Ekonomik kriz derinleşiyor, her geçen gün halk yeni bir zamla karşılaşıyor. Doğalgaz, benzin, elektrik gibi temel ürünlere yapılan zamların bütün ürünlere zincirleme etkisi günlük hayatı etkiliyor. Gidin pazarlara, bomboş!..

-Geçim sıkıntısı giderek artarken, ücretler yüzde 4 gibi komik oranlarda artıyor.

-Sarayın olağanüstü israfı halkta tepkinin bir başka kaynağı.

-Yolsuzluk iddiaları ayyuka çıkıyor ve fakat hiçbiri soruşturulmuyor, bu da ciddi tepki çeken ana başlıklardan biri.

Bu sıkıntılarla at başı giden bir diğer önemli etken yargıya güvensizlik.

Yargıya güven ortadan kalkıyor. Binlerce kişi çeşitli nedenlerle haksızlığa uğradığını düşünürken ve gerçek öyle iken, insanlar adalet beklerken, adalet yok. Bu korkunç bir gerçek.

Düşünce özgürlüğü askıda, hukuk devleti askıda, kuvvetler ayrılığı bitmiş, Meclis etkisiz kılınmış, iktidarı denetleyen hiçbir mekanizma yok, bunların toplamında demokrasi yok.

Erdoğan medyanın yüzde doksanına yakınını elinde tutuyor, emir - komuta zinciri içinde istediği manşeti attırıyor. “Gazeteci kılıklı” pek çok yandaşı TV’lerde, ama o medyanın artık hiçbir güvenirliği kalmıyor, halkta karşılığı yok. Bunu AKP’ye yakın, hatta AKP’li olanlar bile itiraf ediyor.

Buna rağmen, desteği azalıyor.

“Yüzde 40’a” yanaşmak

Bu verilerin ışığında, Erdoğan klasik yönteme başvuruyor. Kendisi söyleyemeyeceğine göre, kendine yakın birileri aracılığıyla ortaya bir öneri attırıyor:

“Cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk turda yüzde 40 artı 1 alan seçilsin.”

Bu laf ilk kez çıkıyor, ilk kez yüzde 50 artı 1’den vazgeçiyor, çünkü artık o oranı yakalaması hayal. Bu öneri üzerine şunu söylüyor:

“İktidar ve muhalefet el ele vererek, böyle bir şey gerçekleştirirse, olabilir.”

Halkın kendisine duyduğu güvenin azaldığını gösteren bir itiraf!..

Dolayısıyla, Bekir Ağardır ile birlikte, bazıları hariç, anketleri doğruluyor, yüzde 30’un altına indiğini kabul ediyor.

40 artı 1’e yanaşırken, o oran üstelik MHP ile birlikte almayı hesapladığı oran.

Seçimler ne zaman, bunu kestirmek güç, ama seçime daha zaman varken, 40 artı 1’e yanaşmak, önümüzdeki dönemde kendisine verilen desteğin daha da azalacağını gösteren bir işaret.

Ya muhalefet

Erdoğan’ın itirafı muhalefete şimdi daha fazla sorumluluk getiriyor. Üstelik, “çoğunluk ilk kez muhalefetin ne yapacağını beklerken”.

Erdoğan “muhalefetle el ele vererek” diyor. Muhalefetin bu konuda el vermesi diye, bir alternatifi yok. Muhalefetin ve Türkiye’de artık yüzde 60’ı aşan çoğunluğun tek derdi var:

Sürmekte olan demokrasi dışı rejimden vazgeçmek, bu rejimi sonlandırmak ve yeniden parlamenter sisteme geçmek, yüzde 40’larla, yarın bilmem yüzde kaçlarla filan pazarlık büyük çoğunluğun hesabı dışında. Tek çözüm var, parlamenter sistem.

Şimdi görünüyor ki, bu sistemden kurtulmak için fırsat doğmak üzere. Özünde demokrasiye yeniden dönmenin fırsatı bu.

Uzun ve cefalı bir deniz yolculuğu sonrasında, “kurtuluşun müjdesi”, gemi tayfası bağırır ya, “kara göründüüüü...”

Evet, tam da böyle.