Yalçın Doğan

04 Mart 2021

Erzurum Karaçoban sabah saat 05!..

27 yıl sonra aynı yerde... Meclis'te... Üstelik... "İnsan Hakları Eylem Planı" gibi, "kağıt üstünde göz boyayan, demokratik" görünen bir dizi kararın açıklandığı günlerde... Üstelik... "Bu 27 yılın 19'unda sen varsın!.."

Karaçoban ilçesi, Erzurum'a bağlı.

Belediye Başkanı Halit Ugun, HDP'den seçiliyor.

Salı günü, yani önceki gün, sabah saat 05...

O saatte eve polis geliyor.

"Belediye Başkanı Halit Ugun'u gözaltına alıyor."

Aynı gün, yani önceki gün, salı gün saat 13.30...

Tayyip Erdoğan "İnsan Hakları Eylem Planı"nı açıklıyor.

Halit Ugun'un sabah 05'te gözaltına alınmasından yaklaşık sekiz saat sonra...

Erdoğan:

"- Gece yarısı gözaltına almaya son veriyoruz.

- Mesai saatinden sonra kimse gözaltına alınmayacak.

- Sadece ifade almaya yönelik gözaltı uygulamasına son veriyoruz."

Yok ama doğru, ben yanılıyorum!..

Erdoğan bu ilkeleri öğle saatinde açıklıyor oysa Belediye Başkanı Ugun'un "mesai saati dışında, sabaha karşı" gözaltına alınması, o açıklamadan önce!..

O planın yürürlük kazanacağı gün ve saate kadar, her şey eskisi gibi "serbest!.."

Ankara saat 13.30

Salı saat 13.30...

Her salı günü saat 13.30'te ne var?..

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun haftalık grup konuşması var. Haber kanalları her salı saat 13.30'da Kılıçdaroğlu'nun o konuşmasını canlı yayınlıyor.

Salı saat 13.30...

Kılıçdaroğlu tam kürsüye çıktığı anda, tam haftalık konuşması haber kanallarında canlı yayınlanacağı sırada...

Ne oluyor?..

"Tayyip Erdoğan tam da, aynı saatte şu uluslararası pek çok bildirgede yer alan maddelerden oluşan ve bir anlamda 'AKP'nin itiraf belgesi' niteliğindeki İnsan Hakları Eylem Planı'nı açıklamak üzere kürsüye geliyor!.."

Şu "tesadüfe' bakın ki, tam da Kılıçdaroğlu'nun haftalık grup konuşmasını yapacağı saatte Erdoğan eylem planını açıklıyor!..

"Aziz medya kanalları" acele otomatik reflekse sahip ya, yıllardır alışmışlar ya, zaten sıkıysa aksini yapsınlar ya...

"Kılıçdaroğlu'nu ekranlardan acele indir, yerine "şahsımı" çıkar!..

Bunun adı kurnazlık mı, ne?..

Bari, bunu millete  "İnsan Hakları Eylem Planı" filan diyerek, daha çok demokrasi vadettiğin günde yapma!..

Bol bol "demokrasi" lafının geçtiği o planı açıklarken bile, daha o anda, Türkiye'nin en az üçte birinin dinlemeye hazır olduğu bir konuşmayı "otomatik olarak sansürlüyor", daha o anda bile, halkın haber alma, bilgi edinme özgürlüğü bir kez daha yara alıyor.

27 yıl sonra aynı yerde

"Türkiye'de toplumsal uzlaşmayı ve iç barışı istemeyen güçlerin başlattıkları psikolojik savaş kampanyalarıyla devletin resmi televizyonlarında günlerce teşhir edildik, inanılması mümkün olmayan komplo ve senaryolarla kamuoyuna suçlu olarak sunulduk. Mitinglerde, meydanlarda linç edilmesi gereken insanlar olarak tanıtıldık, hedef gösterildik. Yanı başımızda bombalar patladı, arkadaşlarımız öldürüldü, hakaretlere maruz kaldık. Düşüncelerimiz çok aykırı, çok uç ve ötesinde tahammül edilmez de olabilir, ancak bunların doğruluğu ya da yanlışlığı ellere kelepçe vurularak değil, burada tartışılarak anlaşılabilir. Bizim, Kürt sorununun çözümüne ilişkin görüş ve düşüncelerimiz farklı olduğu için sanık sandalyesine oturmak üzereyiz."

Bu sözler Meclis kürsüsünden söyleniyor.

Bugünlerde HDP'li dokuz milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin bir hazırlık var ya...

Yok hayır, bu sözler o milletvekillerinden birine ait değil.

Ya?..

"Bu sözler tam 27 yıl önce, 2 Mart 1994 günü söyleniyor, DEP milletvekili Orhan Doğan'a ait."

Hani, aynı gün polis tarafından Meclis merdivenlerinde yaka paça gözaltına alınan Orhan Doğan'a...

Ahmet Türk, Leyla Zana, Hatip Dicle, Sırrı Sakık ve Mahmut Alınak'ın dokunulmazlıklarının kaldırılarak, gözaltına alındıkları, sonra da tutuklandıkları gün Orhan Doğan'ın sözleri.

Aradan 27 yıl geçiyor...

27 yıl...

27 yılın 19'unda sen varsın

Bugün hâlâ HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve belki de tutuklanması peşinde koşan bir iktidar ve o tutuklamalara, hatta partilerinin kapatılmasına can atan ortağı var!..

Ortak çok daha hevesli, canla başla HDP'nin kapatılmasını söylüyor da, Kürt sorunu ile ilgili başka bir çözüm getirmiyor. Sadece hamaset, sadece nutuk, sadece hakaret.

27 yıl sonra aynı yerde... Meclis'te...

Üstelik...

"İnsan Hakları Eylem Planı" gibi, "kağıt üstünde göz boyayan, demokratik" görünen bir dizi kararın açıklandığı günlerde...

Üstelik...

"Bu 27 yılın 19'unda sen varsın!.."

27 yıl sonra yeniden dokunulmazlıklar...

Bunun dışında, ne yaptın Kürt sorunu çözümü için 19 yılda ne yaptın, ne?..

Açın Adalet Bakanlığı sitesini...

"İnsan Hakları Eylem Planı" tanıtılıyor... Tanıtımın girişinde şu yazıyor:

"Özgür Birey, Güçlü Toplum, Demokratik Türkiye."

Erzurum Karaçoban'dan Ankara TBMM'ye, oradan tüm Türkiye'ye kadar...

19 yıldır bitmeyen nakarat!..