Yalçın Doğan

17 Temmuz 2021

Bir işi de doğru yapın, nazar boncuğu olarak!..

Bir işi, hani tek bir işi kuralına göre yap, çiftçi zarar etmesin, Hazine zarar etmesin, kimse bizi aldatmasın, kurullar evrensel hukuk ve nesnel ölçülere göre düzenlensin, nazar boncuğu olarak, tek bir işi kuralına göre yap!..

Bunların yaptığı hesapsız, kitapsız, müteahhiti zenginleştiren "yatırımlardan (!)" söz edildiğinde, akla önce Kütahya - Afyon arasındaki "Zafer Havaalanı" geliyor.

Hani, şu 2012 ile 2020 arasında "8 milyon 915 bin 411 yolcu garantisi verilen ve fakat aynı sürede sadece 318 bin 935 yolcunun kullandığı" havaalanı.

Hani, 2021 yılında "1 milyon 317 bin yolcu garantisi verilen ve fakat Haziran ayına kadar sadece 61 yolcunun geçtiği" havaalanı.

Hani, şu verdiği yolcu garantisi tutmadığı için 2012 yılından bu yana "hepimizin cebinden müteahhite tam 48 milyon 891 bin Avro garanti ödenen" ve 2044 yılına kadar da ödenecek olan havaalanı.

Oysa, benzer başka har vurup harman savurmalar, Hazine'yi boşaltan, "hesapsız, kitapsız başka yatırımlar da (!)" var. Bunlar iktidardan düştüğünde, hepsinin hesabının tek tek sorulması gereken keyfi savurganlıklar!..

Balıkesir Havaalanı

Hangi hesaba dayandığı belli olmayan, hesapsız, kitapsız başka "işler(!)" de var.

Al sana "Balıkesir Havaalanı".

Çok gerekli olduğu zaman kullanılmak üzere, Balıkesir'de zaten askeri bir havaalanı var. Buna rağmen, oraya havaalanı yapılıyor.

Şimdi dikkat:

"10 Şubat 2020 tarihinde törenle açılıyor bu havaalanı".

Şimdi Temmuz 2021, aradan yaklaşık on yedi ay geçiyor.

"On yedi ayda bu havaalanına henüz inen tek bir uçak bile yok!.."

Havaalanı için harcanan para 76 milyon 521 bin lira. 99 personel çalışıyor, havaalanı atıl durumda bekliyor. Akla ziyan bir "yatırım(!)".

CHP Balıkesir milletvekili Fikret Şahin'in Meclis kürsüsünden yaptığı bu açıklamaya Ulaştırma Bakanı'nın söyleceği söz var mı?..

Elektrikler kesik, sulama yok

Bunlar ülkeyi yönettiklerini sanıyorlar ya...

Başka örnekler de var. Örneğin:

Kısa adı, "DEDAŞ", Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş., Güneydoğu'da bazı illere elektrik veriyor.

"Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt, Şırnak ve Diyarbakır'da borçlar ödenmediği" gerekçesiyle, DEDAŞ bu bölgelerde elektrik kesintisine gidiyor.

Elektrik kesildiği için sulama sistemleri çalışmıyor.

"Tarlalarda ekinler kurumak üzere".

Ekinler kururken, çiftçiler de kuruyor.

Elektrik dağıtım şirketi AKP'nin çıkardığı bir yasaya dayanarak, "çiftçinin borcuna karşılık, ona ödenen tarımsal destek parasına el koyuyor".

Tarım Bakanı mı, Enerji Bakanı mı, varsa ve artık kimse, CHP milletvekili Mahmut Tanal'ın Meclis kürsüsünden dile getirdiği bu duruma çözüm getirir mi?..

Adana Seyhan

Bir başka su kesintisi "Adana Seyhan'da".

Adı çok romantik, "Mavi Bulvar Sulama Kanalı".

Ne var ki, Seyhan'da hayat o kadar "mavi" ve romantik değil.

Bayram boyunca bu kanaldan su kesintisi yapılacağı duyuruluyor. O suyun tamamı "otuz köyün tarımsal faaliyetinde" kullanılıyor. Otuz köyün!..

Dört gün boyunca kesilecek su, yani susuzluk "bölgede tarım ürünlerinin çöpe gitmesi" anlamına geliyor.

Gübresi, tarımsal ilacı, elektriği, benzini ile zamlar altında zaten ezilen çiftçi, şimdi bir de, "ürününün çürüme tehlikesi" ile karşı karşıya.

Her iki esnaftan biri

Havaalanları, çiftçiler böyle de, "esnaf" daha mı iyi?..

2017 yılında Halkbank'a borçlu esnaf sayısı "448 bin".

Bugün?.. Tam iki buçuk katına yaklaşıyor.

"Borçlu esnaf sayısı 1 milyon 168 bine yükseliyor, her iki esnaftan biri borçlu".

Hangi ayda?.. Temmuz'da....

Hani, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun hiç işi olmadığı halde, "Temmuz'da ekonomi şahlanacak" dediği, o Temmuz'da!..

"Aldatıldık"

Bizi bazen Amerika aldatıyor, bazen Avrupa Birliği, bazen komşularımız... Ben söylemiyorum, "dünyaya örnek lider(!)" Tayyip Erdoğan söylüyor.

15 Temmuz darbe girişimini hatırlatmak nedeniyle düzenlenen törenlerde Erdoğan yine aynı konuya dönüyor:

"Zamanında görememişiz, FETÖ bizi aldattı, siz bizi affedin!.."

Ya da çözüm sürecinde...

"Çözüm sürecinde güvenlik güçlerimiz çatışmaya girmezken, bunlar silah stoklamış. Biz çözüm süreci dedik, bizi aldattılar".

Ya da yine Kürt Sorununda:

"Barzani'nin bağımsızlık referandumu kararı almasına biz ihtimal vermiyorduk, yanılmışız!.."

Ki, o Barzani'ye kırmızı pasaport veren, onu AKP Kongresinde alkışlarla karşılayan yine bunlar.

Ya da, aynı konuda...

"Amerika ile mutabakatımız vardı, PKK ve YPG'ye silah vermeyecekti, ama verdiler, biz aldandık".

Amerika'nın biz aldatması Suriye, Kuzey Irak, PKK, YPG derken herhalde artık "kalın bir dosya" haline gelmiş olmalı.

AKP Grubundan ya da artık toplama mitinglerden yükselen sesleri duyar gibiyim:

"Türkiye seninle gurur duyuyor".

Nazar boncuğu olsun

O "gururun" son örneği "Kamu Görevlileri Etik Kurulu".

Adı üstünde, kamuda görev yapanları "etik" açıdan denetlemekle yükümlü bir kurul. Erdoğan birkaç gün önce bu kurula atamalar yapıyor:

"Erdoğan'ın elini öpmek isteyen bir profesör, üç eski AKP milletvekili, bir eski AKP belediye başkanı, bir AKP milletvekili adayı, iki Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, bir de Erdoğan'la çay toplayan, hukukçu kızı iki gün içinde Ankara'ya atanan Danıştay eski Başkanı olan kadın".

Etik işinden anlarlar anlamazlar önemli değil, önemli olan kurula atadığı kişilerin doğrudan AKP'li ya da AKP sempatizanı olmaları.

Böylelikle, "Kamu Görevlileri Etik Kurulu" aniden "AKP Etik Kurulu" haline dönüşüyor. Bu yapısıyla, ne işe yarayacaksa...

Ya da TRT atamaları, AKP militanlarıyla dolduruyor orayı da. Kendin çal, kendin oyna faslında.

Bir işi, hani tek bir işi kuralına göre yap, çiftçi zarar etmesin, Hazine zarar etmesin, kimse bizi aldatmasın, kurullar evrensel hukuk ve nesnel ölçülere göre düzenlensin, nazar boncuğu olarak, tek bir işi kuralına göre yap!..

Kendine güvenin kalmadı artık, onun için böyle baştan kara gidiyor işler.