Tayfun Atay

11 Şubat 2019

Ergen erkeğin sorunu büyük boy’utta!

Yakında cinsel destek ürünlerinin tüketici kitlesi 10’lu yaşlara kadar inerse kimse şaşırmasın!

2000’lerin başında Britney Spears, Christina Aquilera gibi pop starlarla bağlantılanan bir sorunun çarpıcı tezahürü, The New York Times’ın bir haber-analizinde karşımıza gelmişti. Anneler ABD’de 10-12 yaşlarındaki ergen kızlarının okul giysilerini almak için yöneldikleri çocuk reyonlarında karşılarına çıkan mikro-mini eteklere, göğsü açık gömleklere, popoyu açıkta bırakan şortlara bakıyor ve dehşetli bir şaşkınlıkla soruyordu: “Peki, fahişeler ne giyecek?”

Aynı paralelde bir diğer sorun da ergen kızların rol-model aldığı şarkıcı, oyuncu, manken, şov yıldızı, vb. ünlü figürlerin neredeyse sıfır-beden görüntüleri karşısında kendilerini kötü hissetmeleriyle bağlantılı yeme bozuklukları (blumia, anoreksiya) içinde olmalarıydı.

Sonra bir yandan “güzellik ve imaj endüstrisi” ticari motivasyonlar doğrultusunda farklı bir yörüngeye girdi; sıfır-beden yerine büyük/iri bedeni estetik bir kültürel çerçeveye oturtan sunumlar öne çıktı. Diğer taraftan “beden-olumlama” söylem ve pratiği, kültürel-entelektüel, tıbbi-akademik ve politik-ideolojik (feminist) gündem oluşturdu. Tersi kültürel şartlandırmalar; yani beden memnuniyetsizliğine yol açan telkin, empoze ve güdümlemeler ise ayrımcı, eşitsizlikçi ve gayrı-etik bir biyo-politik yaklaşımın işaretleri sayılır oldu.

***

Yukarıdakiler, genç kadınların göreli olarak günümüzde neden artık eskisi kadar beden-vücut ölçüsü takıntısına kendilerini kaptırmadıklarını anlama yolunda sıralanabilecek noktalar. Evet, bu konuda elimizde istatistiksel veriler yok, ama uzman gözlem, izlenim ve tespitleri bu yönde önerileri karşımıza çıkarıyor.

Şimdi, hayli “büyük boyutlu” bir sorunun benzeri bir bağlamda ama bu defa ergen erkek çocuk dünyasında belirip sonra yetişkin erkekliğe taşındığına dair argümanlar var bir de...

Erkek bedeninde “iktidar” nosyonunun “cisimleştiği/uzuvlaştığı” noktaya dair memnuniyetsizliğe bağlı bir sorun bu.  

Ergenlikten yetişkinliğe taşınan bir “penis memnuniyetsizliği” almış başını gidiyor. Tabii bunu takviye ederek sorunu daha da katmerli hale getiren fit vücut görüntüsü, gözde kas yapısı, sportif imaj takıntıları da var.

***

Peki bu travmatik takıntıya ergenlikten itibaren yol açan neymiş dersiniz?.. Sormayın! Artık neredeyse 3-5 yaşından itibaren küçücük avuçları doldurmaya başlayan akıllı telefonlardan kolaylıkla erişilebilen ve 10 yaş civarından itibaren erkek ergenlerin yoğun bir “meşgalesi” olarak beliren pornografik materyaller; resim, video-klip, vs.

Özellikle de bu materyallerde karşılarına çıkan, bir dizi "farmakolojik" ve “teknolojik” uygulama ile “şov”un isterleri doğrultusunda abartılmış fallus seyrine “maruz kalan” ergenler, gördüklerinin bedenlerindeki karşılığına takılıp hayatı kendilerine dar etmeye başlıyorlarmış!.. Ardından da gelsin kronik yetişkinlik bunalımları.

Kızlar, karşılarındaki rol modellerin göbeklerini-popolarını açıkta bırakan giysilere bürünürken onların ölçülerini edinebilme yolunda ve arayışında da yediklerini kusuyordu.

Peki oğlanlar, karşılarındaki rol modellerin “ölçü”lerini edinebilme yolunda ne yapsın, nerelere gitsin, dertlerini kime, nasıl anlatsınlar?!..

Hele ki “serde erkeklik var”ken!..

***

Sorun gerçekten büyük mü büyük.

Yok, yanlış anlamayın, “büyük” derken kastettiğim o değil!.. Çok daha tarihsel, kültürel büyüklükte bir sorundan dem vuracağım.

Bugünün dijital-görsel kitle kültürü dünyasında, Fransız tarihçi Philip Ariés’in iddialı mı iddialı “Orta Çağ’da çocuk olsa da ‘çocukluk’ yoktu” tezinin, bambaşka dinamikler eşliğinde yeniden geçerlilik kazandığını düşünmeye kışkırtan veriler var.

Ariés, modern-öncesi zamanlarda bebeklik ile yetişkinlik arasında çok büyük bir çocuk(luk) mesafesi olmadığını, çocukların çok erken yaşlardan itibaren hayat şartlarının bir sonucu olarak yetişkin dünyasının parçası haline geldiğini söylüyordu.

Modern Çağ, çocukluğun keşfini ve çocukluk döneminin bebeklik ile yetişkinlikten ayrı, her ikisi arasında uzun ve oylumlu bir kültürel kategori olarak hayata geçmesinin önünü açtı.

Şimdi ise “kültür endüstrisi”nin işleyiş ve isterleri doğrultusunda çocukluk yeniden kısaldı, yetişkinlikle kaynaştı ve bir “yetişkinleştirilmiş çocukluk” hali içinde ergenle yetişkin aynı duyuda, duyguda, dürtü, beklenti ve sorunda; ardından da üzüntü ve travmada buluşur oldu.

O yüzden “Barbie Bebek”, bir bebek değil, yetişkin minyatürü.

O yüzden kız çocuklarda mensturasyon başlangıcı (tabii “medyatik” erken uyarılma yanı sıra beslenme tarzındaki değişmeyle de bağlantılı olarak) 8-9 yaşlarına kadar aşağıya indi.

O yüzden yetişkinlerin simge anti-depresanı Prozac’ın (ve diğer bir dizi aynı mahiyetli ilacın) çocuklar için üretilmiş versiyonu da var.

O yüzden boşluk, yalnızlık, umursanmazlık ve hiçleşmişlik hissi eşliğinde ergenlikte tanışılıyor artık intiharlarla…

Ve o yüzden, eskiden cinsel performans, ereksiyon derdi, “Boyut mu, fonksiyon mu” tartışması yetişkin erkeklerin meselesi iken artık ergen erkek çocukların meselesi haline geliyor.

İşte buralarda ergenlik yetişkinlikle buluşuyor.

***

Öğreniyoruz ki 10-12 yaşlarında porno erişimi mobil imkânlarla çok kolaylaşan ergen erkekler yetişkinlikte cinsel ilişkilerinde hep performans kaygısı yaşıyor, beden algıları genelde olumsuz yönde seyrediyor ve sürekli kilo alıp almama derdi eşliğinde vücut-geliştirme faaliyeti hayatlarında giderek merkezi hale geliyormuş.

Onlar ayrıca penis boyları kadar beden boylarını da kısa algılama sorunu yaşıyorlar. Medyada sunulan erkek temsillerinin etkisiyle tabii.

Sonuçta 1990’lı-2000’li yıllarda medya ve imaj endüstrisinin güdümleyici etkisi altında kadınların yaşadığına benzer bir beden-algılama ve memnuniyetsizlik sorununu şimdi erkekler yaşıyor.

Daha kötüsü, genç kadınların ergenlikten taşıdıkları bu bedensel takıntıları aşma yolunda feminist ideoloji, kadın hareketi büyük destek oluştururken, şimdi genç erkeklerin ergenlikten taşıyıp getirdikleri bu bedensel ve “boyutsal” sorunları aşma yolunda hiçbir destekleri, hiç kimseleri yok.

Aksine erkeğin kurdunun erkek olduğu kahhar ataerkil örüntü içerisinde karanlık bir sessizliğe, ser verip sır vermemeye gönüllü ve gömülü onların büyük çoğunluğu... Kimseden yardım istemeyi erkekliklerine yediremiyorlar; böylece de erkeklikleri onları yiyor!..

Dolayısıyla hep söylediğimiz, ha bire tekrarladığımız üzere burada da erkeklik, en çok erkeği eziyor.

Yakında şu cinsel destek ürünlerinin, özellikle de orada burada mahalli kanallarda ha bire reklam edilen penis geliştirici/büyütücü (krem, macun, şurup, vs.) ürünlerin tüketici kitlesi de 10’lu yaşlara kadar inerse kimse şaşırmasın!

Dedik ya, bu devirde çocukluk, buralarda buluşuyor/birleşiyor yetişkinlikle!..