Pınar Tremblay

29 Temmuz 2014

Kadının zamparası, erkeğin kahkahası...

Yaşasın kadın kahkasından ve zamparalıktan uzak duran ve mesir macununa çok ihtiyacı olan erkekler!

Yoksa karıştırdım mı? Nasıl olmalıydı doğrusu? Elmanın ısırılmamışı makbuldü onu hemen anlayabildim de, bu zampara, kahkaha, mesir macunu, içinde rakı geçen şarkılar… ne kadar derin zorluklar var…

Her konuda önemli kurallarımız var. Duble yollara hayran olurken, sokaklarda her gün bunu biraz daha iyi anlıyorum… sürekli kazılan fakat hiç onarılamayan sokaklar.  Bir kenarında çöplerin önce toplandığı, öğleden sonraları “çöpleri eşeleyenlerce” dağılıtıldığı sonra tekrar toplandığı sokaklar… çok çok kirli… ama bizler kapının önünde ayakkabılarımızı çıkartıp, her yağmurda evini şu basan “kadınlar” tarafından haftada bir temizlettirdiğimiz evlerde yaşıyoruz… Çok temiziz yani…  İnanın anlamak çok zor… Sokakları bu kadar pis, bu kadar delik deşik ve hatta kaldırımsız olan “çok pahalı semtler” de yaşayıp da nasıl evimizin temiz olduğunu iddia edebiliriz?

Diğer yandan pek de namusluyuz… Filistin Başkanı Abbas ülkemize geldiğinde, Gazze bombalar altındayken devletin en üst protokolü ile kolkola olan ünlülere bakalım mesela.. Evet evet hani şu kocaman gülümsemeler olan fotoğraf… Gazze’de çoluk çocuk kan ağlarken, bizler gençlere protestoya gidip de toma yemeyin evde oturun diye salık vermeye çalışırken, yüzündeki makyaja harcanan parayla kaç Gazzeli çocuğa antibiyotik bulunabilirdi acaba diye düşündüğümüz, neden öyle kocaman kocaman güldüklerini anlayamadığımız ünlüler… Namus anlayışımıza onları mı alsak acaba? Muhafazarlığın ölçüsü hangi ünlüye olan derin hayranlıkta gizli acaba?

Yok, kaygılanmayın… Namus belası da fakire işliyor bu ülkede… Hırsızlıktan hapis yatmakta… Zenginseniz hırsızlıklığın, yolsuzluluğun, ve hatta namusun kriterleri çok farklı…Haya, utanma, yalan söylememe… Evet önemli değerler bunlar…

Bütün bunların üstüne bir de bitmek tükenmek kibir var.. Pek çok dosta itiraf ettiğim üzere bu sadece benim başıma geliyor zannediyordum ben… Malum Amerikalı yaftası var boynumda.. Ama ne acıdır ki… Benim Amerikalılığım sorun değilmiş… Sorun siyasi gücüm olmaması ve hatta makul olmam imiş… Neyse ki Ekmeleddin Beye “Ekmek fiyatını bildin mi” şeklinde bir sukela soru geldi de ben de ferahladım…. Sonradan öğrendim ki meğer bu apansız “Bu ne demek”, “şunu tarif et” şeklinde Ortaokulda sözlüye kaldırılmış öğrenci tarzında dialoglar meğer bireysel dostluklardan, devletin en üst seviyesindeki gazeteci-siyasetçi ilişkilerine kadar bir tür güç göstergesi olmuş. Evet, benim gibi “acaba nerem yanlış” diye sorgulayanlara cevap veriyorum,  hiçbir yeriniz doğru değil. Konuşmasının ortasında sizi durdurup “hadi anlat bakalım sabah namazının kaç rekatı farzdır” diye soran kişi üstünüzde iktidar kurma çabasındaki kişidir. Ekmek fiyatı soran, akademik bilgi soran… Daha doğrusu sorgulayan kibir…

Hükümeti dinleyen erkeklerin polygamy ve zamparalık konusunda uyması gereken anlaşılmaz kurallar beni aşıyor. Kendilerine bu kural, kanun ve buyrukları anlama ve uygulamada bol şans diliyorum. Bir de elbette flört eden “kız”lardan çok uzak durmalarını diliyorum. “Isırılmış elma” kavramı korkarım uzun süre belediye otobüslerini donatacak. Kadın erkek otobüsleri ayrı olunca, sadece erkek otobüslerine mi konur sizce bu reklamlar? Tabii zamparalık yapmazlarsa, sanırım ısırılmış elma sayısı da düşer ve namus ölçerimiz daha yüksekleri gösterir.

Kadının kahkahası… evet dünyada pek çok kötülük elbette kahkahadan gelmiştir… Ve mutlaka uzak durmalısınız… Bu arada… Böyle düşünen tüm erkeklere “al al senin bu mesir macununa çok ihtiyacın var” diye kameralar önünde seslenen dostlar diliyorum… Bence fazlasıyla yakışıyorsunuz bu karmaşık fotoğrafın içine…Yaşasın kadın kahkasından ve zamparalıktan uzak duran ve mesir macununa çok ihtiyacı olan erkekler!