Osman Ulagay

23 Kasım 2015

Paris’te insanlığın zor zamanı

Sizden intikam alırken Paris’in tarihine geçtik; hayatta olmayabiliriz ama artık biz de Paris’in bir parçasıyız

İnsanlığın bugün içine sürüklendiği noktada her kafadan bir ses çıkıyor, Paris’teki korkunç saldırı sonrasında herkes kendi konumuna göre bir şeyler söylüyor.

Saldırıyı gerçekleştirenlerin ve onları yönlendirenlerin amaçları hakkında da farklı görüşler ileri sürülüyor.

Gerçekçi bir çıkış yolu bulmak istiyorsak bir an için kendimizi “onların” yerine koyarak düşünmeyi, “onların” yerine konuşmayı, yazmayı deneyebiliriz belki de.

13 Kasım 2015 gecesi dışlanmışlığın ve kıstırılmışlığın doğurduğu nefretle Paris’i cehenneme çevirdik. Sizden intikam alırken Paris’in tarihine geçtik. Hayatta olmayabiliriz ama artık biz de Paris’in bir parçasıyız.

Sizden, Batı’dan hesap sormaktı amacımız. Geçmişin günahlarının ve bugünün günahlarının hesabını sormaktı.

Aslında sizden öğrendik bütün yaptıklarımızı. Acımasızlığı, şiddeti, yakıp yıkmayı, rakipleri ve düşmanları yok etmeyi sizin tarih kitaplarınızı okuyarak, sizin TV dizilerinizi izleyerek öğrendik.

Sıradanlıktan kurtulmanın, kişilik sahibi olmanın, haddini bilmemenin, çarpıcı bir eylem yaparak gündeme damga vurmanın önemini siz öğrettiniz bize. Başkaldırıyı, cesareti, hedefe odaklanmayı ve sonuca varmak için her şeyi göze almayı sizin kurumlarınızda, sizin işyerlerinizde çalışırken öğrendik.

Başarının sırlarını ve yöntemlerini siz gösterdiniz bize.

Belki de en önemlisi romantizmi, aşk uğruna, inanç uğruna, kahraman ya da kurban olmanın yüceliğini de siz öğrettiniz bize. Sapıklığı ve çılgınlığı da sizden öğrendik.

Eşitsizliğin ne demek olduğunu sizin toplumunuzda yaşarken anladık. Eşitlik için savaşmanın önemini de sizden öğrendik.

Şimdi sizinle eşitlenmek için sizi öldürüyoruz ve kendimiz de ölüyoruz.

Niçin anlamıyorsunuz bizi, biz aslında sizin gibi olmak, sizin gibi yaşamak istiyoruz.

Yüz binlerce göçmen her türlü tehlikeyi göze alarak Avrupa rüyasının duvarlarını aşmaya çalışıyor aylardır.

Siz ise kendi ilkelerinizi inkâr ederek duvarlarınızı yükseltmeye, bizi durdurmak ve dışlamak için her yolu denemeye hazırlanıyorsunuz.

Artık çok geç. Küreselleşmeyi siz başlattınız. Şimdi duvarları yükselterek ve bizi dışlayarak bizden kurtulamazsınız. Kendi aranızdaki dayanışmayı güçlendirerek, aramıza yeni duvarlar örerek bizden kurtulamazsınız.

Bizim işimiz çok zor ama sizin işiniz daha da zor.

İnsanlığı yeniden öğrenmek zorundasınız.


Bu yazı Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmıştır.