Oğuz Demiralp

10 Eylül 2021

Afganistan’da yeni bir işgal

Talibanlar ve diğer diktatoryalar fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür insanları istemez, dışlarlar. Çünkü özgür insanların yaşadığı bir ülkede Taliban gibi karanlık güçler egemen olamaz. Zihin ve ruh işgalcilerine hayır!

Bu sabah bir Fransız televizyonunda gösterdiler. Taliban'ın teki elindeki kırbacı gösterici kadınların sırtına acımasızca indiriyordu. Bunu yapan ne Müslümandır ne de insan, yaratıktır, yaratık. Afganistan’da göz göre göre bir dinselci diktatörlük kuruluyor, dünya da seyrediyor.

Neymiş efendim? Bölge istikrarıymış, Çin’miş, Rusya’ymış, güçler arası dengeler varmış... Bunların hepsi palavra... İnsanlığın üç bin yılda geliştirmeyi başardığı birkaç değer var, erkek - kadın eşitliği, demokrasi, ifade özgürlüğü gibi... Onlar, insanlık değerleri tehdit altında. Tehlikenin farkında mı dünya? Pek değil. Ya Müslüman dünya? Hiç değil.

Neymiş efendim? Afganistan’da Sovyet işgalinden sonra Amerikan işgali de son ermiş. ABD ile NATO’nun Afganistan’da bulunuşu uluslararası hukuk açısından işgal miydi, değil miydi, tartışılır. Haydi işgaldi, diyelim, hukuki inceliklerden bize ne (!). Yabancılar çıktı ülkeden ama bu kez yeni bir işgal başladı: Afganistan’da yaşayan insanların zihinlerinin ve ruhlarının Taliban tarafından işgali. Taliban, sultası altındaki herkese “Bizim gibi düşüneceksin, bizim gibi hissedeceksin, bizim gibi yaşayacaksın” diyor. Neye nasıl inanıyorsa onun mutlak doğru olduğuna da inanıyor Taliban, onu zorla dayatmaya çalışıyor. Diktatörlükler, dinselci olsun, olmasın, böyledir işte! İnsanların zihinlerini, ruhlarını ele geçirmeye çalışırlar. İnsanların iç dünyalarına yerleştikleri ölçüde kalıcı olacaklarını bilirler.

Ya zihnini, ruhunu özgür kılmak ya da tutmak isteyenler? Onlara yer olamaz Taliban rejiminde. Talibanlar ve diğer diktatoryalar fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür insanları istemez, dışlarlar. Çünkü özgür insanların yaşadığı bir ülkede Taliban gibi karanlık güçler egemen olamaz.

Afganistan’da olup bitenden ders alarak, ülkemizde demokrasiye, insan haklarına, Cumuhuriyetimizin en büyük kazanımlarından olan kadın – erkek eşitliği ilkesine sahip çıkmamız gerekiyor. Bu uygar değerlere ancak laiklik zemini üzerinde sahip çıkabiliriz. Laiklik bir yandan devlet - din işlerinin ayrılması, öbür yandan din ve vicdan özgürlüğü demektir. Laiklik toplum içinde çeşitlilik, karşılıklı saygı demektir. Laiklik olmadan demokrasi olmaz. Gel gör ki, ülkemizde laiklik karşıtlığı gittikçe daha yüksek sesle dile geliyor.

Neymiş? İnanç Tanrı ile kul arasında kalmamalı, hayatın bütün alanlarına yayılmalıymış. Herkesin inancı bir mi? Kâğıt üzerinde bir gözüken inancı da kişilerin, grupların, halkların yaşama biçimleri bir mi? İktidardaki bir zümrenin kutsal metinlere bakışını, getirdiği yorumu başkalarına dayatma hakkı nereden ileri geliyor? Böyle bir hak yoktur. Var derseniz, diktatoryaya yelken açarsınız.  İnanca göre hukuk, inanca göre kamu yönetimi olur mu? İnanca göre bilim olur mu? Ya insan hakları? İnsan hakları inançlar arasında ayırım yapılmaması demek değil mi? Kadın ile erkek eşit değil mi? Afganistan’da bir kadın voleybol takımı, dünya şampiyonu bir kadın güreşçi, olimpiyat şampiyonu bir kadın boksör düşünebiliyor musunuz? Siz bu kadınlarımızla iftihar etmiyor musunuz yoksa? Ülkemizde laikliğin zemin kaybetmesinin olumlu bir süreç olduğunu mu sanıyorsunuz? Yaşadığınız Cumhuriyetin değerini bilin. Elinizde kılıç, kimi korkutuyorsunuz? Laik cumhuriyeti din devletine dönüştürme heveslerinden vazgeçin. İnsanları birbirine düşüren ayırımcı söylemleri bırakın. İnsanları inançlarında, yaşama biçimlerinde rahat bırakın, yeter artık.

Afganistan’a iyi bakalım, hep birlikte söyleyelim: Zihin ve ruh işgalcilerine hayır!


Fotoğraf: Reuters
Görüntü gazeteci Zahra Rahimi’nin sosyal medya hesabından