Nurcan Baysal

27 Temmuz 2015

Barışa sahip çıkalım! Hemen, şimdi!

Kürtler yüzde 13 oyla 80 milletvekili aldıktan sonra savaş açtınız. Kimi nasıl ikna edebileceğinizi düşünüyorsunuz?

Geçici hükümet, geçiciliğine aldırmaksızın, 7 Haziran’da ortaya çıkan iradeyi yok sayarak, ülkeyi korkunç bir savaşa sürüklüyor. Her gün ölüm haberleri alıyoruz. Bu ölümleri durdurmak için aklıselim davranacaklarına, ağızlarından köpükler saçarak savaş naraları atıyorlar.

32 gencecik insanı katleden IŞİD’e karşı başlatıldığı söylenen savaş, bir yıldır IŞİD’e karşı en büyük mücadeleyi veren PKK’ye yönelmiş durumda. Uzun süredir ellerinde oyaladıkları, sık sık beyanlarında ağırlığından şikâyet ettikleri çözüm sürecini bitirdiler.

Twitterdan bir zat yazmış: “Operasyonlardan önce AK partinin oy oranı %30-35 civarındaydı, şimdi, %40-42 civarında, kararlılıkla devam ederse %45 i bulur” diye. Yani Kürtleri öldürmeye kararlılıkla devam ederse, AKP’nin oyları artar, Erdoğan Kürtler yüzünden bir türlü kavuşamadığı Başkanlığa kavuşur, demek istiyor. Tüm hesaplar bunun üzerine yapılıyor. O yüzde 5’lik artış için ne kadar ölüm, ne kadar acı, ne kadar öfke gerektiği planlanıyor.  Başka bir dengesiz ise “Jetler Kürtler için kalkmışken boş geçmesin Cihangir’e de şöyle bir birkaç bomba fena olmaz” diyebiliyor.

Bu tarafta ise sabır taşı çatlamak üzere. Bir yıldır Bölgenin şehirlerine gelen yüzlerce cenaze Bölgede büyük bir acının yanı sıra büyük bir öfke de yaratmış durumda. Kürt halkı IŞİD’le savaşarak ölen çocuklarının, AKP’nin IŞİD’e verdiği destekle öldüğünün farkında. Bölge cenaze ve yaralı dolu. Kürt hareketi son bir yıldır büyük bir özveri ve sabırla bu öfkeyi kontrol etmeye çalıştı. En son Suruç katliamını protesto etmek için DTK önünde yapılan basın toplantısında, Kürt siyasetçiler soğukkanlılık ve sağduyu içinde basın bildirisini okurken, Kürt gençler ise “şer şer şer” (savaş, savaş, savaş) diye bağırıyorlardı.

Topyekun bir savaşa doğru gidiyoruz.

Hükümet ise bir yandan Kürtleri vururken bir yandan da saçmalamaya devam ediyor.

Hükümet yetkilileri “muhatabımız Kürt halkıdır” diyor. Seçimle Bölgeden neredeyse silinmiş bir partinin bunu söylemesi komik. Hangi muhataptan bahsediyorsunuz! Kürt halkı zaten muhatabını oylarıyla belirlemiş, siz kimi muhatap alacaksınız?  Eğer Bölgede yanınızda duruyor görünen birkaç akademisyen, yazar ve işadamı ise bahsettikleriniz, benden söylemesi onların zaten kendi halkları ile muhataplıkları yok. Kısaca aklınızdaki bundan sonra nasıl bir “çözümse”,  bu tarafta bundan sonra bir muhatap bulamayacağınız açıktır! On yıllar boyu Kürtlere gelin Mecliste siyaset yapın dedikten sonra, bu siyaseti yapmamaları için de kotalardan bombalara kadar her türlü yolu kullandıktan sonra, tüm bunlara ve büyük bir yokluğa rağmen Kürtler  %13 oyla 80 milletvekili aldıktan sonra savaş açtınız. Kimi nasıl ikna edebileceğinizi düşünüyorsunuz?

Hiç kimse yaratmaya çalıştığınız “IŞİD=PKK” algısına inanmıyor ve inanmayacak! Tüm dünya, halklar IŞİD’le mücadele edenin, Ezidileri, Asurileri, Süryanileri, Türkmenleri… IŞİD’den kurtaranın kimler olduğunu biliyor. Bunu görmek için Şengal’e, Kobanê’ye, Cizîre’ye gitmeniz yeterli. Buralar uzak geliyorsa hemen evimin ilerisindeki Yeniköy mezarlığına davet edeyim sizleri. 90’lar doğumlu çocuklarımızın mezar taşlarına bir bakmanız bile anlamanız için yeterli!

Dünya olanı biteni Türkiye’deki kokuşmuş medyadan izlemiyor. Kürtlere saldırmanızın aslında IŞİD’i güçlendirmek olduğunu da herkes biliyor. Kısaca dünyayı değil sadece kendinizi kandırıyorsunuz!

Artık kelime oyunlarınızı bırakın! Savaşın her türlüsünü, acının her türlüsünü görmüş, devletin pisliklerinin, oyunlarının her türlüsünü bilen, insan onurunun nasıl çiğnendiğini bizzat deneyimlemiş  bir halk var karşınızda. Ve bu halk siz evlatlarını öldürürken hala “barış, barış” diye inliyor. Onuru uğruna,  dili uğruna, “Kürdüm” diyebilmek uğruna kaç nesli yok edilmiş bu halk, onların yaşadığı acıyı başkaları yaşamasın, başkalarının evlatları ölmesin diye inatla “barış” diye haykırıyor.

Ben bu satırları yazarken, evimin karşı caddesinde TOMA’lar duruyor, üzerimden jetler uçuyordu. Yaşamım boyunca uçan jetlerin, kalkan helikopterlerin dağda hangi arkadaşımı, hangi sevdiğimi vurduğunu düşünerek büyüdüm. Bu ses beni deli ediyor. 2 gündür evin içinde kulağımı kapatmış bu sesi duymamak için uğraşırken, aynı soru beynimde dönüp duruyor. Bizden alınan vergilerle kalkan bu jetler dağlarda kimi vuruyor, şuan hangi evladımız ölüyor!

Her yandan çocuklarımız ölüyor!

Durdurmalıyız!

Barışa verdiğimiz oyları gasp edenleri durdurmalıyız!

Başkanlık için ülkeyi ateşe atanları durdurmalıyız!

Barışa sahip çıkmalıyız!

Hemen, şimdi!