Nil Mutluer

19 Mart 2015

'Erdoğan döneminde Alevi düşmanlığı netti, Davutoğlu çok tehlikeli, bunu ustaca gizliyor'

Aleviler anlatıyor: Başbakan yeni ama değişen bir şey yok, hedef oy kazanmak

AKP döneminin yeni Başbakanı Ahmet Davutoğlu da Alevileri gündemine aldı. Çeşitli Alevi önderleriyle buluştu. Alevilerin kutsal mekânlarından Hacıbektaş ve Dersim'i ziyaret etti. Aleviler genelde ziyareti olumlu karşıladılar. Ancak, bu ziyaretlerin Alevilerde büyük bir heyecan yarattığını söylemek de mümkün değil. Davutoğlu'nun söylemleri Alevilerin yıllardır dillendirdikleri taleplerin çözümüne yönelik somut adımlar atmaktan uzak. Davutoğlu'nun Alevilik üzerine yaptığı konuşma ise farklı düzeylerde ele alınıyor. Bazıları Alevilerin somut talepleri karşılanmazken, Davutoğlu'nun Aleviliğin felsefesine hâkim olmasının yüzyıllardır zarar görmüş inanca ve mensuplarına daha da zarar vereceği kanaatinde. Ayrıca, ziyaretler sırasında görüşülen aktörlerin temsiliyetinin de kapsayıcı olmadığı da vurgulanıyor.

 

Hedef seçimde oy kazanmak!

 

Davutoğlu'nun ziyaretlerini oy kazanma çabası veya Alevilere "lütufkâr" davranıldığının göstergesi olarak değerlendirenler var. Bu tür girişimleri samimi bulmayan Antakya Mor Dayanışma'dan Selda Özgür'e göre hedef oy kazanmak:

“Kendini şirin gösterip seçim öncesi oy potansiyeli olarak gördüğü kitlenin sempatisini kazanma çalışmaları. Samimi bulmuyorum.”

Evrensel gazetesinden Serpil İlgün de benzer bir görüşü dile getiriyor:

"Bu ziyaretlerin benzerleri daha önce de yapıldı. Eski Cumhurbaşkanı Gül, Eski Başbakan Erdoğan da ziyaretlerini de anımsamak gerek. Ancak bu ziyaretler Alevilerin taleplerini yanıtlamak ve sorunlarını çözmek gibi bir işleve sahip olmadı. Seçimlere ve oy kazanmaya, biraz da CHP’yi sıkıştırmaya yönelik hesaplar üzerinden yapıldı. Bu gün hala Dersim ismi resmen kabul edilmiş değil. Alevi Bektaşi yurttaşların Serçeşme olarak değerlendirdikleri Hacı Bektaş'ın statüsü hâlâ tanınmadı örneğin. Ya da Madımak katliamının işlendiğii otel utanç müzesi değil. Ve din dersleri zorunlu."

Dersimli antropolog Yrd. Doç. Dr. Dilşa Deniz de bu tür ziyaretlerin somut sorunları çözmekten uzak ve Alevileri 'öteki' gören, seçim odaklı bir zihniyeti yansıttığını düşünüyor:

“Zaman zaman Alevi kurumları ve bölgeleri ziyaret edilerek, bir tür seçim ekonomisi işlettirilir ve bu yapılırken de o bölgeleri ziyaret etme bir tür “lütuf” olarak hatırlatılır. Çünkü çözülmeyen, yani resmi ideoloji/Türk-İslam sentezinin içine düşmeyen her türlü inanç, politika, kişi ve kurumlar devletin kabul ve hizmet sisteminin dışında tutulduğundan, bu ötekilik durumu zaman zaman bu 'lütufkar' davranışlarla hem tekrar hatırlatılır, aynı zamanda da kendi Türk/Müslüman kitle nezdinde 'ötekilik' bir kez daha güncellenir.”

 

Çözüm süreci tıkanınca

 

Alevi Bektaşi Federasyonu eski Genel Sekreteri ve Pir Sultan Abdal eski Başkanlarından Kemal Bülbül Başbakan'ın ziyaretinin Kobani direnişine denk gelmesine dikkat çekiyor ve Alevilerin kimlik olarak kabul edilmemesinin sorunları tetiklediğine dikkat çekiyor: "Başbakanın Hacıbektaş’a gitmesi, ardından Dersim’e gitmesi 6-7 Ekim Kobani direnişiyle Kürt meselesindeki çözüm sürecinin tıkanması ile ilgili. AKP bir nefes almak için ziyaretleri yaptı. Alevi Açılımını yeniden gündeme getireceği söyledi ama ortada somut bir şey yok. Ayrıca, Veliyettin Ulusoy şu anda Hacı Bektaşi postnişi. Hacı Bektaş’a gitmeyin, orada neye hizmet ettiği belli olmayan kişilere gidin. Dersim’e gittiğinizde Düzgün Baba'ya, Munzur Baba'ya, oradaki erenlere, velilere, ululara gitmeyin sizinle birlikte sizinle hareket edenlere gidin. Bu Aleviliğe nasıl bakıldığını gösteriyor. Türkiye’de Aleviler varlık yokluk arasında. Asıl sorun Alevi kimliğinin kabulü. Kimlik kabul edildikten sonra haklar tartışılabilir."

 

Davutoğlu daha tehlikeli!

 

Davutoğlu'nun ziyaretlerinde algılanan ikircikliğin yeni bir şey olmadığını, ancak kendisi bu ikircikliği daha ustaca gizleyebildiği için, onun selefinden daha tehlikeli olduğunu düşünenler de var. Bunlardan biri Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği Üyesi Sevim Yalıncakoğlu:

“Aşırı tehlikeli buldum Davutoğlu’nu. Hiç falso vermedi. Kafanızı yere indirseniz konuşanın müthiş bir Alevi filozofun olduğunu düşünürsünüz. İnanılmaz bir hatip, inanılmaz bir bilgi ve inanılmaz bir Alevi dili. Şok oldum ve korktum. İnandırıcılığı çok yüksek. Eski Başbakan Erdoğan öyle değildi. İnandırıcılığı en fazla on dakika sürüyor, sonra fikri çıkarıyordu ortaya. Karşımdaki tehlikenin dürüst olmasını istiyorum. AKP'yi bu konuda takdir de ediyordum. Çünkü düşmanlığı netti. Erdoğan çok net şekilde 'Bunlar Alevi değiller' diyebiliyordu mesela. Biz karşımızdakinin kim olduğunu biliyorduk. Davutoğlu beni bu noktada çok korkutuyor. Buluşmayı yapan Dersimlilere de kızgınım. Cemevi postuna Başbakanı oturttular. O posta dedeler, analar ve mürşitler dışında kimse oturamaz. Kırklar meclisine Peygamber olarak bile girilemeyen bir yolun sürücüsüyüz biz. Bir yoldur bu. Siz bir insanı sırf Başbakan diye oturtuğunuzda ilk başta yola, kendi inancınıza ihanet edersiniz. Sanki Lazkiye’deki, Humus’taki, Halep’teki, Suriye’deki Alevileri öfkeli çocuklarmış gibi gösterip, Alevi katliamlarını yapanları destekleyen kendisi değilmiş gibi. O yüzden Davutoğlu bana çok tehlikeli geldi.”

 

Ziyaretlerin ardından Maraş'ta Vali engeli

 

Çeşitli Alevi yayınlarında "Kıblesi İnsan Olanlar" başlığı altında yazan Hasan Kılavuz ise bir dede olarak ülkenin Başbakanının samimi duygularla kutsal mekanları ziyaret etmesini önemsiyor, ancak bu ziyaretten sonra Maraş anmalarının valilik kararı ile engellenmesi ve cemevlerinin ibadethane olarak tanınması yolunda somut adımlar atılmamasının bu samimiyete gölge düşürdüğünü söylüyor:

"Bir Başbakan Hacı Bektaş Veli Dergahı'nı ziyaret edip 'Talip olmaya geldim' diyorsa ve bu tarihten üç hafta sonra da Maraş'ta Aleviler 36 yıl önceki acılarından dolayı mezar ziyaretlerini yapmak isterken Vali'nin engellemesiyle karşı karşıya kalıyorlarsa bu samimiyet tartışılır. Davutoğlu'nun Dersim'i ve Dersim'de bulunan bir Cemevi'ni ziyaret etmesi marifet değil. Cemevlerinin yasal statüye kavuşturmak marifettir."

 

Olumlu bulanlar da somut adım bekliyor

 

Davutoğlu'nun ziyaretlerine daha olumlu yaklaşan bazı isimler de, bu tür sembolik jestlerin, çözüm yönünde atılan somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini vurguluyorlar. Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan'a göre:

"Bunların samimi davranması ancak Türkiye'de toplumsal barışın hukuk planında örgütlenmesini benimsemeleriyle bir anlam ifade eder. Eğer bunda samimi değilseler, yani bu ziyaretler bugün sadece seçimde Alevi oylarını kısmen de olsa alma amacına yönelikse bu büyük bir fayda getirmez. Ahmet Davutoğlu bir akademisyen olarak aslında umut veriyor. Yani Sayın Cumhurbaşkanıyla aynı üslupta olmayabilir, daha olgun, daha realist davranabilir diyorsunuz ama, siyaset öyle bir şey ki orada bile bakıyorsunuz boynuz kulağı geçiyor. Sayın Cumhurbaşkanının kongrelerinde ya da gezileri sırasındaki üsluplarını fazlasıyla aşan bir Davutoğlu var karşımızda. Osmanlı saatte 100 km ile gidiyorsa Davutoğlu’nun dilinde 500 km süratle gidip geliyor. Hemen hemen her konuşmasında Evlad-ı Fatihan'dan bahsediyor, Osmanlı hayranlığını anlatıyor. Onun da ötesinde, Alevilerin içinde tarihsel olarak birkaç kişinin kötü izlenimi vardır. Bunlardan birisi Yavuz Sultan Selim’dir. Ama getiriyorlar köprünün adını koyuyorlar."

Cem Vakfı Başkan Yardımcısı Doğan Bermek benzer bir görüşü dile getiriyor:

“Olumu ziyaretlerdir ama sorun arkasında somut adımların olmaması. Yani bir süreç başlatıyorsa o süreci başlatacak, o süreci kabul edecek adımlar da atıyor olması lazım”

 

Katılanlar umutlu değil

 

Davutoğlu'nun Başbakan olmasından sonra Alevi kanaat önderleriyle gerçekleştirilen yemeğe katılan bazı isimler de atılması gereken adımların neler olduğunun hükümet katında bilindiğini, ancak yine de bu yönde somut bir irade gösterilmediğini vurguluyor. Eski CHP milletvekili Kamil Ateşoğulları şöyle konuşuyor:

"Başbakanın yemeğine, eski milletvekilleri, dedeler, kanaat önderleri, akademisyenler (ilahiyatçı, sosyolog) ve danışmanları katıldı. Kendisine çözüm bekleyen sorunlar, Alevilerin uğradığı hak ihlalleri ve mağduriyetleriyle çözüm önerileri anlatıldı. Önceden hazırladığım 6 adet ayrıntılı raporu sundum. Diğerlerini bilmem ama eski milletvekilleri olarak gidelim, anlatalım, gerisi kendilerinin sorumluluğu diye düşünüyorum. Şayet gidilmezse bu kez de 'biz davet ettik, kendileri gelmediler' dedirtmek istemedik. Çünkü, demogojiyi çok iyi yapıyorlar. Sunduklarımızı bilmemeleri olanaksız. Alevilerle görüştük diyecekler. Seçim nedeniyle bir sonuç çözmeyecekler, çünkü oy tabanlarını kaçırmak istemiyorlar."

Benzer bir şekilde Başbakan Davutoğlu’nun Alevi gruplarıyla yaptığı toplantıya katılan Dede Garkın Ocağı’ndan dede Hüseyin Dedekargınoğlu ise Başbakan'a aktardıklarını şu şekilde özetliyor:

“AKP iktidarı döneminde Alevilik ile ilgili olarak açılım, çalıştay ve sempozyum gibi birçok çalışma yapılmasına rağmen hiçbir sonuç alınmadı, adeta havanda su dövüldü. Bu çalışmaların bazılarına katıldım. Bu toplantılara katılan Alevi temsilciler de Alevi tabana artık söyleyecek söz bulamıyorlar. Dolayısıyla kendilerini aldatılmış ve boş yere oyalanmış olarak hissediyorlar. Bugün her ne kadar at aynı at olsa da süvarisi değiştiği için ve bu süvari de Alevilerin sinir uçlarına dokunmak yerine, “Hak-Muhammed-Ali” gibi Aleviliğin temel kavramlarını kullanan birisi olarak bu sorunları çözmeye çalıştığını ifade ediyor. Bu söylemlerin samimi olduğuna inanıyor, geçmişe sünger değil, bir çizgi çekerek yeni bir başlangıç yapmak istiyoruz. Bu tavrımızı bugüne kadar olan aldatılmışlığımıza bir bahane bulmak olarak da düşünebiliriz. Ancak şunu utmayalım ki bu yeni başlangıçta hepimizin bir atımlık barutu vardır. Eğer bu soruna ivedi bir çözüm bulunmazsa gelecekte büyük sıkıntılarla karşılaşılabilir.”

 

Gerçek aktörlerle görüşme

 

AKP döneminde ilk kez Aleviler ile görüşülmesini önemli bulan Yol TV program yapımcısı Vedat Kara ise, çözüm yönünde somut adımlar atılması için öncelikle Aleviler'in gerçek aktörleriyle görüşülmesinin gerekliliğine dikkat çekiyor:

“Alevilerin bu konudaki mücadelesinin içinde önemli aktörleri var. Örneğin inancı buraya 800 yıldır getiren Hacıbektaş Dergâhı var. Başbakan Hacıbektaş ziyaretinde onunla görüşmüyor, orada 10-15 kişinin kurduğu Hacıbektaş Derneği ile görüşüyor. Bundan nasıl bir samimiyet bekleriz? Alevi Dernekleri açısından da öyle. Türkiye’de 60 bin üyesi olan derneği bir kenara bırakıyor yeni kurulmuş, 15–20 üyesi olan bir derneği muhatap alıyor. Böyle olunca burada bir ilerleme görmüyoruz. Hükümet meseleyi gerçekçi anlamda çözecekse Alevilerin gerçek aktörleriyle bir müzakere masası etrafında görüşmesi gerekiyor. Sorun sadece samimiyet meselesi de değil. Türkiye’de bir sorunun gerçekçi manada çözülme meselesi. Hükümetin samimiyeti varsa bunun yolu ortada.”

 

Tabela Açılımı

 

AKP döneminin Alevi yaklaşımını "tabela açılımı" olarak tanımlayan Postnişin Veliyettin Ulusoy'un şu sözleri Alevi topluluğunun çözüm yönündeki umutsuzluğunu özetleyebilecek nitelikte:

"Sonuçlar gülünç. Nevşehir Üniversitesi, Hacı Bektaş Veli Üniversitesi oldu. Bir tabelamız var artık. Dersim meselesinde de ikinci bir tabela aldık. Onun dışında en ufak bir iyi niyet yok. Müzeye, parasız girilip-girilmemesi veya cemevlerinin parasının verilip-verilmemesi; çok küçük şeyler. Mesele biz “Seküler” bir devlet olabiliyor muyuz? Bizim istediğimiz en azından eşit bir vatandaşlık; itilip-kakılmayalım. Devlet dairelerinde, hatta şimdi özel sektörde bile Alevilerin iş bulması zorlaştı. Bu şartlar altında söyleyecek hiçbir şeyimiz yok."