Murat Bjeduğ

14 Şubat 2018

68 ve müzik; caz, rock, drug

Hem hakikatiyyun hem hayaliyyun cenahlarında en çok ortaklaşılan alan müzik, düzen karşıtlığı, savaş aleyhtarlığı ve eylemli varoluş ve kendini ifade ediştir

Uzun yıllar evvel bir yabancı dergide yayımlanan karikatür, hâlâ devam eden egemen – devlet ideolojilerinin 68 algısının çarpıklığını ve sığlığını aslına çok uygun anlatmıştı.

Arkasındaki kütüphanede Marks, Mao, Lenin kitapları; duvarda Che posteri, başında Che'nin yıldız armalı kasketi ve göğsünde Çin bayrağından esinlenilmiş kızıl yıldız bulunan uzun saçlı, sakallı - bu görüntü de hippi çağrıştırması amaçlandığı belliydi - koluna eroin şırınga eden bir tutunamayan, bir kaybeden erkek çizilmişti. Pikapta çalan plağın da rock müzik gruplarından birine ait olduğu anlaşılıyordu.

Her şeyi kaba bütüncülleştirerek görmeye teşne egemen bakış, iç çelişkileri, nüansları, farklı varyantları, bütünü oluşturan parçaların özgül ve kendi bağrında taşıdığı değişmez - uzlaşmaz varoluşunu ayrı kılan özgünlüğünü dikkate alamaz.

Diyalektik bakış ise tam da bu hususlara odaklanır. Oradan tümele ulaşmayı yöntem olarak benimser. Diyalektik düşünce sistematiği bu karikatürdeki temanın kaba anti-propaganda hedefini açığa vurur; kavrayış sığlığıyla, cehaletiyle elbette ki alay ederek ifşa eder. Benim yapacağım da bunun ta kendisi olacak.

Evet; Marks, Mao, Lenin, Che, Çin kültür devrimi, hippi, drug, rock... Bunlar 68' in harcında olan asli ve kurucu ögelerdi. Ama salt bunlarla sınırlı değildi. Caz, blues, folk, Bob Dylan, Beatles, Rolling Stones, Donovan, Janis Joplin, Pink Floyd; Marcuse, Guy Debord, Focault, ; Pasolini, Godard  Troçki, Giap, Ho Chi Minh, Vietnam, Rudi, Dany Cohn Bendit, Tarıq Ali, Mark Rudd, Abbie Hoffman, Jerry Rubin, Angela Davis; Jack Kerouac, Beat şairleri, Camus, Kafka; Paris, Prag, Katmandu, San Francisco... Bu da 68' in ilk çemberinden sonraki ikinci halkayı oluşturur. Ortalama bir okur, şayet 68'in gazete ve birkaç popüler ve daha ziyade kronolojik anlatımlı kitaba bakmış ise bu sayılanlara aşinadır. Ama 68 bu sınırlar içine de sığmaz. Daha derinlikli inceleme, irdeleme hem 68 devrimini verili koşullarda bütünüyle ve ayrıntılarıyla öğrenme arzusunu duyanlar için yeni bir söylem dilini, algı mekanizmasını kurma çabasını zaruri kılar. Söz konusu zarureti doyurucu bir tahkimatla karşılayabilecek görsel, işitsel, basılı doküman devasa bir külliyat mertebesine ulaşmış durumda; nicel ve nitel olarak sevindirici düzeydedir.

 

En netameli mevzuya geldik, drug; uyuşturucu. Sakal bıyık meselesi. Çünkü söylem telaffuz edildiği anda 68'in yeminli düşmanları, her şeyiyle köklerini kazımayı hayatının merkezine almış muhafazakârlarla aynı safa düşme riski taşıyor. “İyidir; yasaklamak yasaktır, serbest olsun, rakıyı şarabı boş verin. LSD, esrar, amfetamin, kokain... Hayatı katlanılır kılar” demeye de içiniz elvermiyorsa ve hele de en son tüttürdüğü Gitanes'i söndürmesinin üzerinden 36 yıl geçmiş üstelik hayatında esrarı bile görmemiş, benim gibi biri drug konusunda nasıl kelam edebilir ki ? Ama mevzu 68 olunca çaresiz dalacağız.

Tabii bu netameli dediğim kritik mevzuda tarafsızlık gibi hiç de sindiremeyeceğim bir tutum içinde değilim. John Lennon' la aynı görüşüşteyim.

John bir mülakatında şunu söylemişti:

“Bu akşam Zimmerman’la ( Bob Dylan ) yemek yiyeceğiz. Bu konularıda konuşuruz herhalde. Ben özellikle de o işlere heves duyan özenen genç insanlara şunu söylemek isterim. O yollardan hepimiz geçtik ama ayık kafa ile yaşamak en iyisi ''

Öncelikle doğru anlamak ve bir vukufiyet tesis etmek için 68'e neşter atılması gerekiyor. Hekim titizliğiyle hem de. 68 devriminin iki arter üzerinde seyr-ü seferinin olduğunu düşündüğümü daha önceki yazılarımda belirtmiştim. Aynı tespit üzerinden gideceğim.

Hakikatiyyun ve hayaliyyun arterleridir bunlar.

Hakikatiyyun: Quarter Latin – Paris menşelidir. 3M ile simgelenir; Marks – Mao – Marcuse. Devrimcidir. Düzene karşı sokak savaşı eylemleriyle varoluşunu tanıtlar, siyasallaşmış bilinçle hareket eder. Felsefe, psikanaliz, şiir, müzik, amansız savaş karşıtlığı düzen karşıtlığı ile iç içedir, hedefinde kapitalizm vardır, özlemi ve sevdası devrimdir.

Hayaliyyun: Haight ashbury – San Francisco çıkışlıdır. “No War Make Love” sloganıyla bilinir. Hippi'dir. Düzenden, komünler ve karşıt değerler üreten; beslenmeden giyime kadar her düzlemde empoze edilene tepki geliştirerek, özgürleşmeyi egemen yaşam tarzlarından kopma edimini hayata geçirir ve benimser. Müzik, dans, şiir, tiyatro iptilasıyla esrar-LSD – marihuana müptelasıdır, tavsiye de ikram da eder. Guy Debord, Timothy Lear totemleridir.  Nihilist ve reddiyecidir ama şiddete olan nefreti eylemlerini farklı kılar. Katmandu Kabe’sidir. Barışçıdır, Vietnam Savaşı’na en istikrarlı tavrı koyulması unutulmaz kılınmalarını sağlamıştır. Derin ama soyut bir romantizmle malul ve mücehhezdir.

Hem hakikatiyyun hem hayaliyyun cenahlarında en çok ortaklaşılan alan görüldüğü gibi müzik, düzen karşıtlığı, savaş aleyhtarlığı ve eylemli varoluş ve kendini ifade ediştir.

Burada uyuşturucuyu bir ortak payda olarak göremiyoruz, zaten değildir de. Devrimci 68 disiplini, enternasyonel bir adanmışlığı a-priori benimsediğinden uyuşturucu, alkol gibi alışkanlıkları tasvip etmez. Devrimci mücadelenin handikaplara tahammülü olmadığına dair kafası nettir. Ödün vermez. Bütün 68 pratiğinde uyuşturucu ithamını haklı çıkaracak bir eğilim ne söylem ne gündelik yaşam biçimlerinde ne de örgütsel faaliyetlerde görülmez; acziyet belirtisi olan uyuşturucuya karşı asla müsamahakâr değildir.

Her iki 68 arterinin eylemci ve kuramcı öncülleri ile geniş kitleleri oluşturan büyük çoğunluk, ülke, kültür sınırlarını aşan bir enternasyonalist hissiyat ile müzik tercihlerini de neredeyse kategorik düzeyde, bazen nüans bazen de ciddi farklılıklar halinde yapmışlardır. Her ne kadar iki arter metaforunu kullandıysam da ortaklaşılan müzikal zevk ve tercihler de ayrışmadan daha fazladır. Destinasyon Sultanahmet molasından sonra Katmandu olunca, Rene Barjavel tarafından yazılan ''Katmandu Yolları'' romanı ve 1969 yılında romanı sinemaya uyarlayan filmi Andre Cayatte'nin ''Les Chemins de Katmandou''  filmini de anacağımı belirterek derine inmeyi sonraki yazıya bırakalım.

***

Aşağıdaki şarkılar o derinlerin nağmelerini duymak isteyenlere ilk adım mahiyetindedir.

The Band: The Weight ( Take A Load Of Annie/Fanny ) 0.00

Canned Heat; Going Up The Country

Buffalo Springfiled: For What Its Worth

Barry McGuire: Eve Of Destruction

Neil Young: Heart Of Gold

Creedence Clearwater Revival: Have You Ever Seen The Rain

Scott Mckenzie: San Francissco

Norman Greenbaum: Spirit In The Sky

Tommy James And The Shondells: Crimson And Clover

Eric Burdon & The Animals: San Francisco Nights

Grateful Dead: Truckin

Janis Joplin: Me And Bobby McGee