Metin Münir

04 Ağustos 2015

IŞİD’e karşı savaşan koalisyonda Türkiye neden yok?

Satranç değil, tavla oyuncusu Ankara, Suriye Kürtlerinin otonomi kazanmalarına mani olamayacak

Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri’nin IŞİD’e karşı kurduğu koalisyonun üyesidir.

Ama geçen haftaya kadar ABD ve müttefiklerine hava alanlarını açmadı. IŞİD’e karşı düzenlenen 5.600 hava harekâtından hiçbirine katılmadı. Hâlâ da katılmıyor.

Nedeni bölgede Amerika ve diğer IŞİD’e karşı çarpışan devletlerin amaçlarıyla Türkiye’nin amaçlarının uyuşmamasıdır.

*ABD ve (Türkiye hariç) müttefiklerinin Suriye ve Irak’taki düşmanları IŞİD’dir;

* Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki düşmanı Kürtlerdir.

IŞİD’in diğer politikaları Ankara’nın hoşuna gitmeyebilir. Ama Kürtler konusunda (düşmanımın düşmanı dostumdur) Ankara ile IŞİD aynı saftadır.

IŞİD’in yakın zamana kadar Türkiye’de hareket serbestisine sahip olmasının nedeni bu uyum, yani bu korkunç örgütün Kürtlerin düşmanı olmasıdır.

Türkiye, daha doğrusu Erdoğan, neden birdenbire tutumunu değiştirip üsleri açtı?

Çünkü:

(1) PKK’ya karşı giriştiği harekâtta Erdoğan’ın, Washington’un desteğine ihtiyacı var. Nitekim aldı. ABD Dışişleri Sözcüsü bu konuda Ankara’ya tam destek verdi ve terörün yeniden başlamasından PKK’yı sorumlu tuttu.

(2) Kuzey Suriye Kürtlerinin Türkiye-Suriye hududunun güneyini tamamen ele geçirmesine ramak kalmıştı. Buna bir tek ABD mani olabilirdi. Washington Erdoğan’ın bu isteğini de yerine getirdi.

Suriye Kürtlerinin PKK’sı olan PYD’nin eline geçirmeyi planladığı son 100 kilometre uzunluğundaki bölgenin IŞİD’den temizlenmesini ve burada güvenli bir alan kurulmasını kabul etti.

Bu sakat bir projedir. Güvenli bölgeyi kimin kurup koruyacağı belli değil. Esad karşıtları arasında bu bölgeden IŞİD’i söküp atacak bir askeri güç yok.

Türk kuvvetleri devreye girmeden burada güvenli bir bölge kurulabilmesi imkânsız. Ama asker postallarının yere basması Suriye’nin bir parçasının istila edildiği anlamına gelecek, başta Esad’ın destekçisi olan İran, Rusya ve Çin olmak üzere dünya ayağa kalkacak.

Suriye ve Irak’taki askeri faaliyetini minimumda tutmak isteyen ABD’nin buna rıza göstermesi imkânsızdır. Özellikle Tahran ile ilişkilerini yola sokmaya başladığı bu dönemde.

Türkiye bu işe tek başına kalkışır mı? Çıldırdıysa, evet.

Sonuçta bu bölge, IŞİD’in elinde kalmaya devam edebilir. Türkiye’nin de istediği, belki de budur.

Ankara satranç değil, tavla oyuncusu olduğu için bu stratejide alt edilmesi kaçınılmazdır. Suriye Kürtlerinin bugün alamadıkları bölgeyi eninde sonunda ellerine geçirmesi kaçınılmazdır. Amerika’nın himayesinde olacakları için Ankara müdahale edemeyecek, Kuzey Irak Kürtlerinin otonom olmasını önleyemediği gibi, Suriye Kürtlerinin otonom olmasına mani olamayacak.

Suriye Kürtleri, IŞİD’e karşı çarpışan bütün güçler – PYD ile birlikte savaştıkları zaman PKK da buna dahildir – Amerikan’ın himayesi altındadır. Ve Ankara ne kadar “Yok öyle şey,” dese de İncirlik’ten kalkan müttefik savaş uçakları gerektiğinde IŞİD’e karşı PYD savaşçılarını koruyacaktır.

Müttefik Güçleri Genel Kurmay Başkanı Amerikalı Tuğgeneral Kevin J. Killea’ya göre, “Koalisyon güçleri, IŞİD’e karşı verdiğimiz mücadelede, bize inandırıcı, güvenilir partner olan güçleri desteklemektedir. Suriye Kürtleri buna dahildir.”

Bundan daha açık konuşabilir miydi?