Metin Münir

05 Kasım 2015

Değişik ırk, din ve cemaatler konfederasyonu olan bir ülke

Atatürk başarılı olamadı, Erdoğan da olamayacak

Seçimler AKP’den korkan ve nefret eden arkadaşlarımın AKP’den daha fazla korkmasına ve nefret etmesine neden oldu.

Bu korku ve nefretin iki hedefi var: AKP’nin kendisi ve ona oy verenler.

Arkadaşlarım, AKP’yi, Türkiye’yi bir Orta Doğu diktatörlüğüne çevirmek isteyen, dinci, gerici, her ihaleden rüşvet alan, Batı düşmanı, kadını ikinci sınıf vatandaş sayan, ülkeyi savaşa sokmaya istidatlı bir parti olarak görüyorlar. Herhangi birinin bu partiye oy vermesini sindiremiyorlar.

Ortak kanaatleri, AKP’ye oy verenlerin “cahil” ve “beyinsiz” olduğudur.

Gerçekte AKP’ye oy verenlerin davranışı rasyoneldir. Herkes gibi onlar da çıkarlarına ve inançlarına en uygun partiyi destekliyorlar.

AKP büyük bir bölümü alt gelir grubuna mensup olan çoğunluğun kalbini kazanmayı başardı. Gelirlerini artırdı, hayatlarını kolaylaştırdı, adam yerine konmalarını sağladı. Sofuluk ve muhafazakârlık damarlarını okşadı.

Bu gruptaki insanlara “rüşvet ve yolsuzluk” derseniz, “doğru olduğu ne malum” derler. Otoriterleşme, kuvvetler ayrılığı,  yargı bağımsızlığı, hürriyetler falan ise gündemlerinde yoktur.

Avrupa’nın hiçbir ülkesinde Türkler kadar kamplara bölünmüş, birbirinden ölümüne nefret eden kitleler yoktur.

Neden Türkiye’de var?

Çünkü:

Türkiye’de değişik değişik ırk, din ve cemaatlere mensup insanlar var ve bunlar herkesin yan yana nasıl uyum ve mutluluk içinde yaşayacağına dair bir uzlaşmaya varmış değil.

Bu uzlaşmanın yokluğu Türkiye’yi kurumsallaşamamış, yerleşik demokratik kurallar edinemeyen, eşitlik ve adaletin egemen olmadığı, dinle devletin iç içe geçtiği, ahbap çavuş kapitalizminin hüküm sürdüğü, otoriter, oluşum halinde bir devlet yapıyor.

Uzlaşma yerine dayatma olması Türkiye’nin hamurundadır.

Atatürk ve arkadaşları dini zorla arka plana ittiler. Erdoğan ve arkadaşları Sünnilik dayatıyorlar. Atatürk başarılı olamadı. Erdoğan da olamayacak. Çünkü zorla güzellik olmaz. Bir süre olur gibi görünür ama sonunda su kendi mecrasını bulur.

Nasıl kadını erkek yapmak mümkün değilse Alevi’yi Sünni, Kürt’ü Türk, Hristiyan’ı Müslüman, Laz’ı Boşnak yapmak mümkün değildir. Ne zorla, ne güzellikle.

Hiçbir ırk, din, mezhep, cemaat diğerinden iyi veya kötü değildir.

Ne Allah, ne de Peygamber Sünni idi. Ve Kuran, Allah Arapçadan başka dil bilmiyor diye Arapça indirilmedi. Araplar Arapçadan başka dil bilmiyor diye Arapça indirildi.

Çözüm orta yoldadır: Herkes ne ise o olabilmelidir. Kimse kimseye karışmamalıdır. Devletin görevi bu özgürlüğü sağlamak olmalıdır.

Başka türlü huzur yoktur.

Bunu - bırakın elde etmek - anlamak neden bu kadar zor?

Empati eksikliği. Uzlaşma kültürü yokluğu. Kin. Akılsızlık. Kişilik bozukluğu. Sığlık. Cahillik. Ders almamak. Liderlik ve vizyon eksikliği.

Ve o zaafların en korkuncu: güç ve para hırsı.

Kendinize gelin, bu gidişin sonu kan ve gözyaşıdır demek istiyorum.

Ama kime?