Metin Duyar

20 Eylül 2011

Piyasalarda toparlanma beklentisi artıyor

Geçen cuma Polonya’da toplanan AB maliye ve ekonomi bakanları...


Geçen cuma Polonya’da toplanan AB maliye ve ekonomi bakanları borç  kriziyle mücadelede kararlılık göstermesine karşın, kararların hayata  geçmesinin biraz daha zaman alacağı ortaya çıktı.
Euro’nun istikrarlılığının sağlanması  ana hedef olarak korunurken, ortak tahvil uygulamasına geçilebilmesi için  öncelikle ekonomik yönetimin güçlenmesi gerekiyor. Tahvilin çıkarılabilmesi  için gerekli olan fizibilite çalışmasını yapacak komisyonun sonbaharda  oluşturulması planlanıyor.
Borç kriziyle  mücadele daha fazla kararlılık gösterilirse küresel  piyasalar da  bu hafta toparlanma gelebilir. Ancak, borç kriziyle mücadelede metodlar da  tam bir  görüş birliği oluşması, somut adımlar atılması  ve bunun bir an önce yapılması şart. 
Fed’in  kritik iki günlük faiz toplantısı ve IMF-Dünya Bankası yıllık toplantıları  çerçevesinde alınacak kararlar ani eğilim değişikliklerine neden olabilir
Büyüme görünümü ve borç kriziyle ilgili  gelişmeleri izlemede olan Fed, bu haftaki faiz toplantısında para politikası  desteğini genişletmede ne yönde kararlar aldığını açıklayacak. Fed’in  sadece tahvillerin vadesinin uzatılması kararıyla yetinmesi durumunda hayal  kırıklığı yaşanabilir. Bu kararın, Banka’nın daha önceden birçok kereler  ifade ettiği ve üzerinde görüştüğünü söylediği politika araçlarından  hangilerinin gündeme gelebileceğine dair daha yön gösterici bir yaklaşımla  desteklenmesi gerekiyor. 
Şu anda Kongre’de olan yeni istihdam  planının hangi kapsamda onaylanacağı da büyüme görünümü açısından oldukça önemli. 
Bu hafta yapılacak IMF-Dünya Bankası  toplantılarında, Euro birliği ve borç sorunu yaşayan ülkelerle ilgili  stratejilerin tartışılması ve çözüm önerilerinin daha kapsamlı olarak gündeme  gelmesi kaçınılmaz gözüküyor.
Yunanistan’da kredi diliminin serbest  bırakılmasıyla ilgili kararın Ekim ortası gibi verilmesi beklenirken, ülkenin  tüm hedefleri yerine getirmesi konusundaki kararlı tutum korunuyor. Bu karara  yönelik endişelerin belirmesi ve geçen hafta Avusturya’da olduğu gibi  kurtarma fonunun onaylanmasıyla ilgili olumsuzlukların yaşanması gibi  gelişmeler piyasalarda dalgalanmalara neden olabilecek.
AB komisyonundan ortak tahville ilgili  sunulabilecek seçenekler risk algılamasında iyileşme çabası yaratabilir.  Ancak, bu seçeneklerin hemen ortak tahvil ihracına imkan tanımasıyla ilgili  ciddi belirsizlik unsurları taşıyor. Özellikle, ortak maliye  politikası yaklaşımı sağlanmadan ve buna yönelik gerekli düzenlemeler  yapılmadan böyle bir kararın başarıya ulaşması zor. 

Merkez Bankası dikkatli izlemede

Merkez Bankası’nın her faiz toplantısı öncesinde olduğu gibi, bu ayki  toplantısı öncesinde de biraz daha temkinli bir duruşun hakim olduğunu görüyoruz. 
Küresel gelişmelere bağlı olarak ekonomik  büyümedeki aşağı yönlü risklerin artması durumunda tüm politika araçlarını  genişletici yönde kullanacağını ifade eden Merkez Bankası’nın, bu  haftaki toplantıda sürpriz bir faiz indirim kararı alabileceği endişesi  özelikle kur tarafında baskı yaratıyor.
Fed’in faiz toplantısı  öncesinde, TCMB’nin beklemede kalmaya devam etmesi şaşırtıcı olmaz.  Dolayısıyla, ne politika faiz oranında ne de zorunlu karşılık oranlarında bir  değişiklik gelmeyebilir.
Toplantı sonrası dönemde de, Merkez  Bankası’nın ekonomik aktiviteden gelen yavaşlama sinyallerine faiz  silahından ziyade TL zorunlu karşılık oranlarında indirimle cevap vermesi  daha olası görünüyor. Kur piyasasında devam eden baskı, politika faiz  oranında indirim konusunda Banka’yı daha dikkatli hareket etmeye  itebilir. 
Özellikle, kurdan enflasyona geçiş  etkisiyle ilgili olarak tam bir rahatlama sağlanana kadar. Mevsimsel olarak  yukarı yönlü fiyat düzenlemelerinin yapıldığı Eylül ayına ait enflasyon  oranı, TL’deki değer kaybının iç fiyatlara ne oranda yansıdığını  göstermesi açısından oldukça önemli.