Mehmet Y. Yılmaz

27 Şubat 2025

PKK silah bırakacak, Saray da “baskı rejimini!”

Erdoğan yönetiminin PKK’nın silah bırakmasına karşılık olarak kayyum atamalarını durdurmak ve demokratik siyasetin önünü açmak isteyip istemeyeceğini göreceğiz

MHP Genel Başkanı’nın, TBMM’nin açılışında el sıkmasıyla başlayan adı konulmamış “süreç” ya da “yeni paradigma” Abdullah Öcalan’dan gelen mesaj ile yeni bir aşamaya geçti.

Öcalan “tarihi sorumluluğu üstlenerek silah bırakma” çağrısında bulunuyor.

Kuşkusuz ki çok önemli bir gelişme.

Böylece PKK, 41 yıllık bir şiddet döneminin ardından kendisini feshedecek. En azından Öcalan’ın beklentisi ve çağrısı bu.

Kürt silahlı hareketinin içinde bu çağrıya uymayarak, direneceklerin marjinal kalacaklarını da tahmin etmek mümkün.

Öcalan’ın çağrısına ek olarak gönderdiği “Bu perspektifi ortaya koyarken, şüphesiz, pratikte silahların bırakılması ve PKK'nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir” notunu da dikkate almakta yarar var.

Bunun, Türkiye’de en küçük bir itirazı bile ağır şekilde bastırmayı kendisine temel politika edinmiş Erdoğan rejiminde nasıl karşılık bulabileceğini ben bilmiyorum.

“Demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınması” koşulu, PKK’nın kendisini feshetmesinin ve silahlarını bırakmasının ön koşulu gibi görünüyor.

Erdoğan yönetiminin PKK’nın silah bırakmasına karşılık olarak kayyum atamalarını durdurmak ve demokratik siyasetin önünü açmak isteyip istemeyeceğini göreceğiz.

Doğrusunu isterseniz ben Erdoğan yönetiminden bu konuda pek ümitli değilim.

Dün Öcalan’ın mektubu okunurken AKP tarafından beslenen haber kanallarını özel olarak izledim.

Hemen hepsinin ekranında aynı mesaj vardı: “İmralı: PKK kendini feshetmeli.”

“İmralı” diye bir kişi varmış gibi!

Belli ki Saray, Öcalan’ın isminin anılmasındansa “İmralı” denmesini tercih ediyor.

Neden böyle istediklerini bilemiyorum tabii.

Geldiğimiz bu aşamada PKK’ya silah bırakma çağrısı çok önemli.

Dileyelim ki böyle gelişsin ve PKK da silah bıraksın, gencecik insanlarımızı kaybetmeye devam etmeyelim.

Ve dileyelim ki “demokratik siyasetin” önü açılsın, giderek bir Orta Asya diktatörlüğüne dönmeye meyil gösteren Türkiye, bu kritik dönemeçte yönünü demokrasiye çevirsin.