Mehmet Tezkan

28 Haziran 2021

Krizle geldiler, buhranla gidiyorlar!

İktidar gidici… Cumhurbaşkanı Kanal İstanbul projesi kapsamında (ama değilmiş!) yapılması gereken köprünün temelini atarken gidici olduklarını itiraf etti!..

Ekonomik kriz 1995'te su üstüne çıktı, iktidar krizi öteledi. 1999 depremiyle ağır yara aldı, 2001 finans kriziyle patladı.

Türkiye'nin gördüğü en büyük ekonomik krizlerden biriydi.

AKP kriz nedeniyle iktidarı geldi. Yüzde 34 oyla Meclis'in yüzde 65 çoğunluğunu sağladı. 2007 seçimlerine kadar ülkeyi fena yönetmediler.

Aslında iyi yönettiler.

Çünkü kurumlar vardı, devlet aklı devredeydi. 2007 - 2011 arası iktidarın kurumları doğrama dönemi. Kurumlara savaş açtığı yıllar. Kendi düzenini kurma hamleleri…

Siyaseti, seçmeni hafif hafif yoklama, alıştırmaya çabaları…

Dört yıl böyle geçti.

2011 seçimiyle "şahsım devleti' kulvarına adım atıldı. O kulvarda koşar adım gidiyoruz.

Sonuç?

Ekonomik buhran!

Büyük hayal kırıklığı…

2001'den daha büyük ekonomik çöküş içindeyiz.

İspatı?

Dolarizasyon!.. Bankalardaki mevduatın yüzde 56'si dövizdeymiş, 18 Haziran raporuyla bankalardaki döviz miktarı ne kadar biliyor musunuz?

225.9 milyar dolar!

Faiz yüksek, enflasyon yüksek, kur yüksek, cari açık yüksek Türkiye'nin buradan çıkışı var mı?

Bu iktidarla yok…

Varsa bu işlerle meşgul olan bir bakanı çıkıp açıklasın. Kuru da, faizi de, enflasyonu da şu politikayla, şu yöntemle indireceğiz desin.

Diyorlar mı?

Hayır. Ağızlarını bıçak açmıyor.

Merkez Bankası Başkanı, dolardan TL'ye geçişi sağlamak için bankalara zorunlu karşılık faizlerini gündeme getirdi.

Tercümesi şu:

Faizi artıramıyorum, Saray izin vermiyor. Siz gizli faiz uygulayın, yerleşik kişiler dolarını çözsün TL'ye geçsin. Ben kıyak yaparak açığınızı kapatırım.

İşe yarar mı?

Zannetmiyorum. Çünkü bu iktidara güven sıfır seviyesinde.

Bir de Katar meselesi var. Katar Emiri Cumhurbaşkanlığına 400 milyon dolar değerinde uçak hediye etti diye yapmadığımız kıyak kalmadı.

Tank Palet Fabrikası'nı bile 50 milyon dolar yatırım karşılığında 25 yıllığına verdik, gerisini düşünün…

Şimdi Katarlı gençleri sınavsız tıp fakültesine alacağız. Kimileri yalan diye yazılar yazıyor ama haber yalan değil, doğru. Katar ordusuna bağlı asker ve sivil kişileri sınavsız tıp fakültelerine dolduracağız. Sivil sözcüğünün ucu açık!..

Katakulli var.

Peki ne karşılığında?

Borsa İstanbul'un yüzde 10'nun neden verdiysek onun karşılığında, Kanal İstanbul projesi içinde 44 dönüm araziyi neden sattıksa onun karşılığında, Finansbank'ı, ABank 'ı neden aldılarsa onun karşılığında, Ataköy'de 125 dönüm araziyi neden aldılarsa onun karşılığında, Digitürk'ü neden satın oldularsa onun karşılığında…

Karşılığında deyince aklıma geldi:

Afganistan'dan ABD ve NATO çekilirken Kabil'i koruma gücünü neden Türkiye üstleniyor?

Neyin karşılığında?

İktidar gidici… Cumhurbaşkanı Kanal İstanbul projesi kapsamında (ama değilmiş!) yapılması gereken köprünün temelini atarken gidici olduklarını itiraf etti!..

Nasıl mı?

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Kanal İstanbul projesine girmeyin, girenleri uyarıyorum biz iktidar olunca beş kuruş ödemeyeceğiz" dedi ya...

AKP Genel Başkanı yanıt verdi; Tahkim var söke söke ödeyeceksin.

Görünen o ki gideceğini o da anlamış.

Galiba kabul de etmiş!..

Eee, bu iş böyledir. Ekonomik krizle gelen ekonomik buhranla gider!

Bu arada ülkenin Devlet Başkanı söke söke ödeyeceksiniz diyor? Kime diyor?

Bize diyor.

Sana, bana, ona... Vergi veren herkese söke söke ödeyeceksiniz dedi.

Kime söke söke ödeyeceğiz?

Yerli ve yabancı müteahhitlere…