Mehmet Tezkan

04 Mayıs 2021

Keyfi yönetimin buyurgan tavrı!

İçişleri Bakanı 'Buyruğumdur' diyerek tam kapanma günlerinde içki satışını yasakladı. Bu ülkede Anayasa var, yasa var, hak ve özgürlükler var diye karşı çıkanlara çok kızdı, çok öfkelendi

Buyurgan devlet, buyurgan yönetim tam da buna denir. Ülkeyi yönetenler artık Anayasa'ya, yasalara bakmıyor. Buyruklarının yasa kabul edilmesini istiyorlar.

Başrolde İçişleri Bakanı var. Buyruğunun itirazsız uygulanmasını talep ediyor.

'Buyruğumdur' diyerek tam kapanma günlerinde içki satışını yasakladı.

Bu ülkede Anayasa var, yasa var, hak ve özgürlükler var diye karşı çıkanlara çok kızdı, çok öfkelendi.

Talimatını emir olarak kabul etmeyenlere karşı emrindeki polis gücünü devreye soktu. Para cezaları kestirdi. (Allahtan gözaltına aldırmadı, aklına gelmedi herhalde) Ama gördü ki, alkışlayanı yok, tepki göstereni çok. İçki içse de içmese de 'buyurgan' anlayışı kabul etmeyen önemli bir kitle var.

'Madem öyle yetki bende, güç bende buyruğuma yasal kılıf mı istiyorsunuz onu da bulurum' dedi ve valilere emir verdi.

Valiler, hıfzıssıhha kurullarını topladı, içki yasağı kararı aldırdı.

Gerekçe; gerekçe yok, yasak işte!..

Peki bu konu hıfzıssıhha kurulunun görev alanına giriyor mu? Böyle bir yetkisi var mı?

Yok…

Çünkü içki satışıyla korona salgınının uzaktan yatkından ilgisi yok. Virüsün içki kullananı daha çok sevdiğine dair bir çalışma yok. Koronanın içkiyi sevdiği, dolaysıyla alkol kullanana yanaştığı dair kanıt da yok.

Korona ile içkinin ilişkisi yok.

O halde hıfzıssıhha kurulları bu kararı nasıl aldı?

Emirle, talimatla…

Ne yapsınlar hepsi devlet memuru…

CHP'nin yönetimde oldukları illerde belediye başkanları karara katılmadı. Ama bazı valiler oybirliğiyle karar alınmış gibi sundular, internet sitelerinde böyle ilan ettiler, sonra utandılar geri çektiler.

Bakan Beyin keyfi olsun buyruğu yerine getirilsin diye hıfzıssıhha kurulları da siyasallaştırıldı.

İnandırıcılıklarını yitirdiler, güven erozyonuna uğradılar.

Artık, grip salgını var diye de yasak koyabilirler, öbür gün kanserle musibeti ortadan kalkana kadar içki satışı yasak diyebilirler.

Abarttın demeyin. Korona için içki yasağı koyan zihniyet, grip salgını için neden koymasın?!.

İçleri Bakanı'nın bir huyu daha var. Kendi koyduğu kurallara kendi uymuyor. Kendi koyduğu kurallara bazen uyulmasını istiyor bazen göz yumuyor.

Tamamen keyfi… İşine nasıl gelirse…

Pandemi süresince cenazelere katılımı 30 kişiyle sınırladı, kendi binlerce kişinin katıldığı cenaze töreninde en ön safta yer tuttu. Kendi koyduğu kuralı çiğnedi.

Pazar günü Ümraniye Belediye Başkanı'nın babasının cenaze namazı vardı. Genelge sokağa çıkma yasaklarında cenaze törenlerine en fazla 9 kişinin katılmasına izin veriyor. Ama o cenazeye yüzlerce kişi katıldı.

Ses çıkaran olmadı!

Demek ki bu ülkede yasalar da, genelgeler de, kurallar da kişiye göre değişiyor. Yasaklar iktidara yakın olanlara, gücü elinde bulunduranlara farklı uygulanıyor vatandaşa farklı!..

Bakan buyruklarını yasa gibi kabul edilmesini isterse kendine bağlı birimler farklı davranır mı? Emniyet Genel Müdürlüğü öyle bir genelge yayınladı ki, Anayasa'yı da yasaları da yok saydı.

Anayasa ve yasalarda düzenleme yapılarak olabilecek bir uygulamayı, bir yasağı genelgeyle halletmeye kalktı.

Uygulamaya da koydu… Toplumsal ve adlı olaylarda polisin görüntü ve ses kaydı alınamayacak. Almak isteyenlere polis müdahale edecek.

Gerekçe; özel hayatın gizliliği, kişisel verilerin korunmasıymış. Bu gerekçede koronayla içki bağlantı gibi olmuş.

Kılıf uymamış...

Genelgenin amacı belli. Polis toplumsal olaylara müdahale ederken kimse cep telefonuyla kayıt almasın, polis rahat rahat müdahale etsin isteniyor. Gerekirse orantısız güç kullansın ama bu kayda geçmesin.

O anı çeken kişilere polis müdahale edebilecekmiş.

Ne yapacak? Cep telefonuna el mi koyacak, başında durup zor kullanarak görüntüleri mi sildirecek? Ne yapacak?

Polis toplumsal olaylara hukukun sınırları içinde müdahale ediyorsa çekim olsa ne olur olmasa ne olur?

Genel Müdürün neyin tedbirini alıyor?

Sadece polisle vatandaşlar toplumsal olaylarda karşılaşmıyor ki… Ne bileyim bir çevirme sırasında kötü muamele yapan polisin bu davranışını kayıt altına alan kişi suçlu mu sayılacak?

O çekim hukuka aykırılığın tek kanıtı değil mi?

Genelge polise o kanıtı yok etme, ortadan kaldırma hakkı getiriyor.

Keyfi davranma izni veriyor.

İktidara destekleyenler bile (bir iki trol hariç) genelge çok isabetli, hukuka, Anayasa'ya, yasalara fevkalade uygun diyemedi.

Bu da ötekiler gibi keyfi yönetimin buyurgan anlayışın örneklerinden biri olarak kayda geçti.