Işık Özel

25 Eylül 2022

Yeşil dönüşüm derken kara kömüre geri dönmek

Retoriği yeşil, hareketi fosil olan finans sektörü. Bumerang olup bizi vuran Antroposende yolculuk. Umut veren gençler ve 'Gelecek için Cumalar'

Pakistan ve Porto Riko'yu sel aldı  

Pakistan'ın yaklaşık üçte biri ve en bereketli toprakları sular altında. 33 milyon Pakistanlı sel felaketinden etkilenmiş, 1.7 milyon ev yaşanamayacak halde. Can kaybı 1500 ve maalesef pek çoğu çocuk. Selin esir aldığı topraklarda minik adacıklara hapsolmuş insanlar, yoksulluk, hastalık ve çaresizlik fotoğraflardan aklımızda kalanlar.


Pakistan

Porto Riko, Pakistan'a (Karaçi-San Juan) tam 13 bin kilometre uzaklıkta ve orası da sel altında. Fiona Kasırgasının ardından hayat felç, milyonlarca insan perişan.

Porto Riko

BM Benel Sekreteri Guterres: Dünyamızın başı büyük dertte

Pakistan'da yaşanan insani felaketi yerinde görüp dehşete kapılan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, ayağının tozuyla bu hafta BM Genel Kurulunda bir konuşma yaptı. Sanki konuşan BM Genel Sekreteri değil de, genç iklim aktivisti Greta Thunberg idi!

Sözlerine "Dünyamızın başı büyük dertte" diye başlayan Guterres, "Fırtınalı denizlerde yüzüyoruz. Ufukta memnuniyetsizliğin kışı. Yaşam maliyeti yükselirken, eşitsizlikler tırmanıyor. Ve gezegenimiz yanıyor" diye adeta haykırdı. Dünya liderlerini acilen harekete geçmeye, toplu intiharın önünü kesmeye çağıran Guterres, kömüre, doğal gaza, petrole yapılan yeni yatırımı 'ahlaki ve iktisadi delilik' olarak tanımladı.

Desen: Selçuk Demirel

Petrol şirketleri ve beklenmedik kârlar

Bütün bu büyük cümleleri sarf ettikten sonra da, somut bir öneriyle geldi Guterres:

"Petrol ve doğal gaz şirketleri içinde bulunduğumuz savaş ve enerji krizi ortamında o kadar yüksek beklenmedik kârlar elde ettiler ki, gelin bunları hep beraber vergilendirelim."

Burada da bitmedi. "Bu vergi gelirinin önemli bir kısmını küresel ısınmayı katkıları az olsa da bunun olumsuz etkilerinden en çok nasibini alan gelişmekte olan ülkelere ve gıda ve enerji kriziyle cebelleşen yoksullara verelim" diye ekledi.

Neymiş bu beklenmedik kârlar, bir bakalım. Belli başlı petrol ve doğal gaz şirketleri Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden bu yana görülmemiş kârlar elde ettiler. Örneğin, 2022'nin ikinci çeyreğinde Chevron 11.6 milyar dolar, Exxon ise 17.9 milyar dolar net kâr (rekor) elde ettiklerini açıkladılar. Yani, Ukrayna'daki savaşın esas kazananları bu ve benzeri şirketler.

Guterres'in önerisi çok konuşulacak bile diyemiyorum. Muhtemelen fazlaca 'uçuk' gelecek pek çok kişinin, liderin, hükümetin kulağına. Nitekim, iklim politikası hep öncelikli gündem maddelerinin gölgesinde kalıyor.

İşin tuhaf tarafı, dünyanın pek çok yerinde iklim politikasına kamuoyu desteğinin oldukça yüksek olması. Çoğunlukçu siyasetin moda ve egemen olduğu günümüzde, popüler desteğe bağımlı, kamuoyu yoklamaya takıntılı, her gün anket yaptıran pek çok lider ve/ya hükümet, iklime gelince kamuoyunun talebini hiçe sayıveriyor.

Yeşil dönüşüm derken kara kömüre geri dönmek

Pakistan'daki selden Akdeniz havzasındaki kuraklığa pek çok aşırı iklim olayını, Ukrayna savaşını ve önayak olduğu enerji krizini eş zamanlı yaşadığımız bugünlerde kocaman bir paradoksla karşı karşıyayız. Yeşil dönüşüm derken, fosil yakıtların en karasına, yani kömüre dönüşün yolu açıldı. Adeta bu yol -yeniden- meşru (ve hatta elzem) görünüyor.

Nehirlerin kuruması, hidroelektrik santrallerinin üretimi duraklatması enerji krizini daha da ağırlaştırdı. Pakistan'da, Çin'de, Tuna Nehrinde olanların aklımızı başımıza getireceğini beklerken, birçok ülke yenilenebilir enerji yerine fosil yakıtlara tekrar sarılmaya başladı.

İklim kriziyle mücadeleye ilişkin peş peşe taahhütler veren başta Almanya, Avusturya ve küresel ısınmanın önüne geçilemezse sular altında kalması muhtemel Hollanda olmak üzere bazı Avrupa ülkeleri, Hindistan, Çin Halk Cumhuriyeti, Güney Afrika Cumhuriyeti, Meksika ve 2053'te net-sıfır taahhütü veren Türkiye gibi birçok ülke kömüre sarılmanın en bariz örneklerinden.

Kapanan kömür ocakları yeniden açılıyor, kömüre yeni –ve büyük – yatırımlar yapılıyor, kömür kullanımına dair sınırlar gevşetiliyor ya da toptan kaldırılıyor. Avustralya, Endonezya, Rusya, ABD ve Güney Afrika dünyada patlayan kömür talebine yetişemiyor. Almanya'da Şansölye Yardımcısı Yeşiller üyesi (eski Eş-Başkan, eski kömür düşmanı), Ekonomi ve İklim Koruma Bakanı Robert Habeck, "Çok acı, ama içinde bulunduğumuz durum bunu gerektiriyor" diye çıkıyor işin içinden.

Oysa bundan tam 120 yıl önce, İsveçli Profesör Svante Arrhenius (1903 Nobel Kimya ödülü sahibi), kömürün insan ırkını yok edebileceğine dair bizi uyarmıştı. Aşağıdaki 15 Ekim 1902 tarihli ve 'Kömür tüketenlere uyarı' başlıklı gazete kupürü Arrhenius'un kömürün atmosfere verdiği zarar ve bunun yaratacağı risklere ilişkin bulgularını özetliyor. Gelgelelim biz 2022'de hâlâ kömür kullanmaya devam ediyoruz.

İnsanoğluyla kızının gezegene verdiği zarar, bumerang olup geri dönüyor

Bu ay yayımlanan ve iklim değişikliğine dair son bilimsel gelişmeleri değerlendiren –BM liderliğindeki- United in Science'ın Raporu[1] 'gittiğimiz yol yanlış' diyor. Rapor, önümüzdeki yıllarda kuraklığı, seli, kasırgayı daha sık ve daha yoğun yaşama olasılığımızın çok yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Raporun en can sıkıcı uyarısı, bir mucize eseri bugün fosil yakıtları tamamen devre dışı bıraksak bile, yeryüzünü hâlihazırda girdiği girdaptan hemen çıkaramayacak olmamız.  

Raporda, +1.5°C üzerinde küresel ısınmanın yeryüzü iklim sisteminin dengesini değiştirecek çok ciddi olayları tetikleyebileceği öne sürülüyor. Bunlardan gelecek yazılarda bahsedeceğim. Şimdilik, bu hedefi aşma riskimizin çok yüksek olduğunu belirtmekle yetineyim. Eğer küresel ısınmayı Paris Anlaşması'nın iddialı olan hedefi olan 1.5°C'de sınırlamak istiyorsak, emisyonları azaltmaya dair taahhütleri tam yedi katına çıkarmamız gerekiyor.

Holosenden, bumerang çağı Antroposene yolculugumuz

Pek çok bilimsel çalışma, 11.500 yıl önce başlayan uygarlıkların yeşerdiği 'holosen' çağından  çıkıp iklim sisteminin insanın faaliyetleriyle biçimlendiği yeni bir jeolojik çağa, yani 'antroposen'e girdiğimizi tespit ediyor. [2]

Yeryüzünün insan için yaşanır bir yer haline geldiği, uygarlıkların yeşerdiği, insan oğluyla kızının yerleşik düzene geçip tarım yaptığı holosen çağı iklim sistemi açısından oldukça istikrarlı bir çağ idi. İnsan faaliyetinin şekillendirdiği antroposen ise istikrarsızlığa, doğrusal olmayan pek çok değişikliğe ve hatta hiç beklenmedik sürprizlere gebe.

Adeta bumerang çağı antroposen. Bizim yaptıklarımız, kararımız, hırsımızla dönüştürdüğümüz yeryüzü iklim sisteminin bileşenleri dönüp yine bizi vuruyor.

İnsan faaliyetinin iklim sistemi üzerindeki etkisi yoğunlaştıkça, Antroposen çağında karmaşık iklim sisteminin bileşenleri arasındaki yoğun ilişki daha da girift hale geliyor. Yani uzaklarda Grönland'da, Antartika'da olanların bizim iklimimizi, hayatlarımızı dönüşü olmayan biçimde etkileme ihtimali her geçen gün daha da artıyor. Nasıl oluyor da, küresel ısınmanın Grönland'da, Atlas Okyanusunda tetiklediği dönüşümler Pakistan'a, Porto Riko'ya, Avustralya'ya sel, bize de kuraklık olarak dönüyor? Daha sonraki yazılarda bu bağlantılardan bahsedeceğim.

Bütün bunlar olup biterken, biz iklim sistemi üzerindeki belirleyici etkimize, yani sera gazı salmaya devam ediyoruz. Hatta, enerji krizi ve jeopolitik çekişmenin orta yerinde (ve bu bahaneyle) sera gazı salımı açısından en karbon yoğun fosil yakıt olan kömüre geri dönüyoruz.  

Retoriği yeşil, hareketi fosil olan finans sektörü    

Özellikle bankalar yeni fosil yakıt projelerini finanse edip var olanları fonlamaya devam ettikçe, bizim karbonsuzlaşmadan bahsetmemiz nafile. Sadece ABD'nin dört büyük bankasının son üç yılda kömüre akıttığı miktar 40 milyar doların üzerinde. Bu bankalar, retoriği yeşil, hareketi fosil, hatta kara kömür olan aktörler kümesinin sadece dört elementi.

Ve ne tuhaftır ki, bu bankalar aynı zamanda geçen yıl kurulan Net-Sıfır Bankacılık Birliği'nin (NZBA) üyeleri. Kağıt üzerinde NZBA BM'nin Güçlendirilmiş Sıfıra Doğru Yarış inisiyatifinin resmen onayladığı bu oluşumun üyeleri (Türkiye dahil 41 ülkeden, küresel banka varlıklarının yüzde 39'unu temsil eden 116 banka) 2050'ye kadar kredi ve yatırım portföylerini sıfır emisyon hedefiyle uyumlandırmayı  taahhüt ediyorlar.

Geçen hafta pek çok sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu bir koalisyon ortak bir bildiri metnini BM Çevre Programının Finans İnsiyatifine (UNEP-FI) gönderdi. Bildiri, Net-Sıfır Bankacılık Birliği üyelerini fosil yakıt projelerini finanse etmeyi bırakmaları konusunda uyarıyor.

Tek sorumlu bankalar da değil. Dünyanın pek çok yerinde yatırım fonları, yüksek düzeyde sera gazı salımı içeren pek çok projeye yatırım yaparak fosil yakıtlara milyarlarca dolar akıtıyor. Bazen –özellikle küçük—yatırımcılarının haberi bile olmuyor.

Maalesef finans sektörü fosil yakıtları desteklemeye devam ettikçe biz daha çok yaklaşıyoruz iklim sisteminin kritik dengelerinin devrilmesine.

Kilit soru, buna daha ne kadar izin vereceğimiz

Eğer biz acilen harekete geçmezsek küresel ısınma tahayyülümüzün çok ötesinde bir tahribe yol açabilecek güçte. Hükümetlerin ve iş dünyasının pek çok bileşeninin süregiden kayıtsızlığı, yaptıklarıyla söylemleri arasındaki geniş aralık bizi Guterres'in, bilim insanlarının ısrarla vurguladığı intihara doğru sürüklüyor. 

Gezegenimizin ve insanlığın geleceği fosil yakıtlarla ilgili ne yapacağımıza, bankaların, şirketlerin, hükümetlerin taahhütlerinin takipçisi olup olmayacağımıza bağlı. Unutmayalım ki, Antartika'daki buzullar da, Atlas Okyanusundaki akıntılar da artık bizden çok uzak değil.

Umut veren gençler ve 'Gelecek için Cumalar'

Geçen Cuma günü, yani 23 Eylül'de gençlerin başını çektiği 'Gelecek için Cumalar' hareketi ('küresel iklim grevi hareketi')[3] bir günlük grev çağrısı yaptı. Hareketin amacı karar vericiler üzerinde ahlaki bir baskı oluşturmak, bilim insanlarına kulak vermelerini ve küresel ısınmayı dizginlemek için harekete geçmelerini sağlamak.

Gençler sarsıcı bir video hazırlamışlar, 'Seni seviyorum Kaliforniya'.

Niye mi Kaliforniya? Çünkü Kaliforniya yanıyor. 2022'nin başından beri tam 6473 orman yangını çıkmış Kaliforniya'da. 147,770 hektar orman arazisi kül olmuş, 9 kişi hayatını kaybetmiş. Tarihi rekor ise 9,917 yangının 1,779,730 hektarlık kayba yol açtığı 2020'de. Videoya eşlik eden şarkı, Kaliforniya eyaletinin marşı ve Kaliforniya'nın doğal güzelliklerine ve bereketine düzülen bir methiye.   

Muhtemelen içinizi daraltan karanlık yazım için affınıza sığınıyorum. Gelecek yazılarda aydınlık haberlerim de olacak.


[1] https://public.wmo.int/en/media/press-release/united-science-we-are-heading-wrong-direction

[2] Maslin, M.A. ve S.L. Lewis (2015) 'Anthropocene: Earth System, geological, philosophical and political paradigm shifts,' The Anthropocene Review. 2(2) 108-116.

[3] https://fridaysforfuture.org/

Işık Özel kimdir?

Işık Özel Urfa'da doğdu, Balıkesir'de büyüdü. Liseyi İstanbul Atatürk Fen Lisesi'nde bitirdikten sonra ODTÜ'de Ekonomi okudu. İstanbul'da özel sektörde pazar araştırması alanında çalışırken akademik hayatı özlediğini fark etti ve üniversiteye döndü. Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü'nde Ekonomi Tarihi yüksek lisansı yaptı. "Bir enkaz mı devraldık" sorusundan yola çıkarak, son dönem Osmanlı ve ilk dönem Cumhuriyet ekonomisi üzerine çalıştı.  

Doktorasını Washington Üniversitesi'nde (Seattle) Siyaset Bilimi Bölümünde, doktora sonrası çalışmalarını ise Barcelona Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü'nde (IBEI) tamamladı. Uluslararası ekonomi politik ve karşılaştırmalı siyaset alanlarında uzmanlaştı. 2007-2017 yılları arasında Sabancı Üniversitesi'nde öğretim üyesi olan Özel, farklı dönemlerde Hertie School of Governance (Berlin), Freie Universität Berlin, UNED (Madrid), Instituto de Empresa (Madrid), el Colegio de Mexico (COLMEX) ve CIDE (Mexico City)'de misafir öğretim üyesi ve araştırmacı olarak bulundu.

İktisadi ve siyasal kurumların dönüşümleri, devlet-piyasa ve devlet-toplum ilişkileri, piyasa düzenlemelerinin ekonomi politiği, eğitim politikaları ve sosyal politikalar alanlarında çalışmalar yaptı. Bu alanlar bağlamında gelişmekte olan ülkeler (özellikle Latin Amerika ve Türkiye) ve Güney Avrupa ülkeleri üzerine (özellikle İspanya) kafa yormaya devam ediyor. Bu ve benzer konulara odaklanan makale ve kitap bölümlerinin yanı sıra, Routledge Yayınevinden çıkan ‘State-Business Alliances and Economic Development: Turkey, Mexico and North Africa' (2014) başlıklı bir kitabı var.  

Işık Özel 2017'den bu yana Madrid III. Carlos Üniversitesi'nde (uc3m) Siyaset Bilimi Doçenti ve aynı üniversite bünyesindeki Juan March Enstitüsü'nde öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Aynı zamanda, bu üniversitede Sürdürülebilir Kalkınma ve Küresel Yönetişim Master Programının direktörlüğünü yürütüyor. 

2020'den beri T24 Haftalık'ta yazıyor.