Hasan Cemal

12 Ağustos 2014

Hayal kırıklığı ve Gül’ün adı...

Erdoğan anayasal suç işlemeye alıştığı için hem cumhurbaşkanı, hem başbakan olmak isteyecek ama...

Seçime katılan ve kullandığı oyu geçerli sayılanların  Yüzde 51.8'inin oyuyla Türkiye’nin 12. Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’la kurmaylarının sonuçtan ne kadar memnun oldukları söylenebilir?
Beklenti çıtaları daha yüksekti.
Yüzde 55-60 arasındaydı.
Hayal kırıklığına uğradıklarını belirtmek gerçekçi bir tespittir.
Pazar günü almış oldukları oy miktarıyla, 30 Mart arasında bir fark yok gibi.
Seçime katılımın düşük olmasıdır, Erdoğan’ın oy oranını yükselten.
Bu da Erdoğan’a yetmiyor.
Erdoğan’ın beklentisi, 10 Ağustos’ta çok daha gümbür gümbür seçilmek ve bu rüzgârla genel seçimlerde tek başına anayasayı değiştirecek çoğunluğu elde edip ‘başkanlık sistemi’ni getirmekti.
Şimdi bu fırsat kaçtı gibi.

Erdoğansız AKP zorlanabilir

Erdoğan’la kurmaylarının sonuçtan ne kadar memnun oldukları söylenebilir? 

AKP’nin, 10 Ağustos’taki oy miktarıyla gelecek milletvekili seçimlerinde alabileceği en yüksek oy yüzde 45 olur.
Bu kadar oyla seçimi yine tek başına kazanabilir, ama tek başına anayasayı değiştirecek çoğunluğu yakalayamaz.
Zurnanın zırt dediği yer de burası.
Sanıyorum, şimdi bu konu Erdoğan’la kurmaylarını ciddi biçimde düşündürüyor olmalı.
AKP, 2002’den beri ilk kez başında Tayyip Erdoğan olmadan bir seçime gidecek.
Erdoğan’ın popülaritesi her zaman AKP’nin üzerinde seyretti.
Bu nokta akılda tutulursa, Erdoğan’sız bir AKP önümüzdeki genel seçimlerde epeyce zorlanabilir, 30 Mart’taki yüzde 45’e de kolay erişemeyebilir.

Bildiğini okumaya devam edecek

Bu durumun, demin belirttiğim gibi, Erdoğan’ın başkanlık umutlarını suya düşürmesi yakın ihtimaldir.
Ama şunu bir kenara yazın.
Erdoğan, bildiğini okumaya devam edecek. Mevcut anayasayla fiilen başkanlığı oynayacak.
Bu elbette bir anayasal suç olacak.
Ama bu olumsuzluk, Tayyip Erdoğan’ı durdurmayacak.
Bu konuda herhangi bir kuşkum yok.
Cumhurbaşkanlığı'nın resmen açıklanmasıyla birlikte Erdoğan’ın, anayasa uyarınca, AKP ile tüm bağlarını koparması gerekiyor.
Halefi olarak AKP Genel Başkanlığı’na kimin geleceğine de karışmaması lazım.
Ama anlaşılan o ki, bu gibi konular hep lafta kalacak.

Farkılılıklar olsa da Özal'ın 

Akbulut tecrübesini unutmayın

Seçime katılımın düşük olmasıdır, Erdoğan’ın oy oranını yükselten. Bu da Erdoğan’a yetmiyor

Ve Erdoğan tek adamlık yolundaki yürüyüşünü devam ettirmek için, anayasal suç da oluştursa, kendinden sonraki AKP’yi kendi kafasına göre şekillendirmek isteyecek.
İşte bu açıdan, 10 Ağustos’un yüzde 51.8’i hesapları zorlaştırabilecek.
Tayyip Erdoğan’ın AKP’de genel başkanlık koltuğuna oturtmak istediği siyasetçi kim olsa, parti tepelerinde, saflarında huzursuzluk yaşanabilecek.
Parti içinde, yeni başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri de benzer sıkıntılara neden olabilecek.
Bütün bunlar politikanın doğasında var.
Bu bakımdan ilginç örnek Özal’dır.

Başbakan Turgut Özal’ın 1989’da Yıldırım Akbulut’u Başbakanlık koltuğuna oturtup Çankaya Köşkü’ne çıktıktan sonra yaşananları şöyle bir hatırlamakta yarar var.
Farklılıklar söz konusu.
Erdoğan siyaseten çok daha güçlü.

Ayrıca, ‘halk oyu’yla seçilmiş durumda.
Ama yine de yüzde 51.8 oy ve siyasetin kolay değişemeyecek tabiatı göz önünde tutulursa, başkan babalık yolunda Erdoğan ve AKP’yi hiç de kolay günlerin beklemediği söylenebilir.

Erdoğan Gül'ü istemez, ama…

Bu çerçevede, ister istemez, Abdullah Gül adı siyasal denklemin içine giriyor.
Erdoğan, Gül’ü Başbakan olarak görmek ister mi?
Hiç sanmıyorum, çok uzak ihtimal.
Erdoğan’la Gül arasında, özellikle yakın dönemde yaşananlarla ilgili olarak bazıları derine giden görüş ayrılıkları sır değil.
Sözü uzatmak yersiz.
Erdoğan Gül’ü istemez.
Ama şu da bir gerçek:
Gül, aktif siyasetten elini eteğini çekecek gibi görünmüyor.
Son derece ihtiyatlı, eski deyişle aşırı müdebbir de olsa, siyaset meydanında kalacağı anlaşılıyor. Nitekim dün, aktif siyasete, partisi AKP'ye döneceğini açıkladı.
Ayrıca AKP kamuoyunda Gül’e, Erdoğan sonrası için değer biçenlerin ağırlığı gözardı edilecek gibi değil.

Gül faktörü devreye girdi

Erdoğan, Başbakan olarak görmek istemez ama AKP'ye döneceğini açıklayan Gül faktörü devreye girdi

Erdoğan 10 Ağustos’ta gümbür gümbür gelseydi, yüzde 55’le 60 arasını yakalasaydı, Gül konusunda durum daha farklı olurdu.
Ama şimdi AKP içinde bundan sonraki milletvekili seçimlerine bakış açısında bir değişimin yaşandığı, burada ‘
Gül faktörü’nün devreye girdiği rahatça söylenebilir.
Tekrar ediyorum:
Erdoğan elbette güçlü.
AKP’de istediğini yaptıracak.
Üstelik anayasal suç işlemeye alıştığı için de, eşzamanlı olarak hem cumhurbaşkanı, hem başbakan olarak yürümekte herhangi bir beis görmeyecek.
Ama Gül’ün adı da bundan böyle AKP içinde varlığını göstermeye devam edecek.