Gökçer Tahincioğlu

29 Eylül 2019

Paketler, dosyalar ve bitmeyen hikâyeler

Paketler, reformlar havada uçuşurken, yargının bir yanında “asıl FETÖ’cü kim” kavgası yaşanıyor, bir yanında harıl harıl dosyalar hazırlanıyor

Bir ülke ya da insan arasından çok fark yok, kendisine yapabileceği en büyük kötülük, gerçek olmadığını bildiği bir şeyi, gerçekmiş gibi sürdürmek.

Giderek yalanına aşık olduğu bu sürecin sonunda, gerçek mutlaka başını uzatıyor bir aralıktan.

Yalanın esiri olduğun, o yalana inandığın, gerçeğin ortaya çıktığı anda başına gelenle yıkıldığın ve yine yalandan vazgeçemediğin bir teslimiyet süreci.

Maskeli bir mahkûmiyet.

* * *

Annelerin oturduğu kapıya göre kutsallaştırıldığı, zaten her kapının önüne oturamadığı, yaşamını kaybeden çocuklara öldürenin kimliğine göre yas tutulan, adaletsizliğin üzerinin sürekli kutsallarla kapatıldığı bir büyük maske takmış coğrafya burası.

En sevdiği sözcüklerden biri de reform.

Aslında yapılan ne varsa aynı şekilde devam edeceğini bilenlerin, göz boyamak, birilerini kandırmak, bir de kendilerine karşı asla işlenmeyecek suçlardan içeride yatanları çıkartıp, sevmediği düşüncelerin sahiplerini içeriye atabilmek için sıkça başvurdukları kavram.

Aylardır üzerinde çalışılan ve hükümetin muhalefet partileriyle paylaştığı paketin adına da yargı reformu deniliyor.

Anayasaya göre zaten verilmesi gereken pasaport için pakette ayrı düzenleme var. Zaten hakkı olanların İçişleri Bakanlığı incelemesinden geçirileceği yazıyor.

Anayasaya göre zaten suç olmayan haber ve düşünce açıklamalarının suç olmadığını göstermek için ayrı düzenleme yapılmış.

Anayasaya göre zaten gerekçesiz ve uzun tutukluluk yasakken, bunun için de sınırlayıcı düzenleme konulmuş pakete.

Reform…

Garabet terör tanımlarından vazgeçilmeyen, istediğini hoşuna gitmeyen sözlerinden dolayı tutuklamaya engel olmayan, temel hakların şartlı olarak uygulanacağını müjdeleyen yargı paketi.

O paketi, yeşil pasaport alabileceği için alkışlayanlar, getirdiği, iş yükünü azaltan, adaleti de azaltacak sistem için destekleyenler, maskeyle yaşamayı alışmayı bırak, çok sevenler.

* * *

Bu paketle de bitmiyor. Üzerinde çalışılan başka “reform” çalışmaları da sürüyor bakanlıklarda.

Ceza sürelerini indiren, işlediğiniz suçun cezasını neredeyse yarı yarıya çekmenize yol açacak düzenlemelerle ilgili çalışmaların haberleri geliyor.

Zaten infaz süreleri neredeyse yarı yarıya indirilmişken, bir de bu sürenin indirilmesiyle binlerce kişinin cezaevinden çıkartılması tasarlanıyor.

Ama şu da eklenecek elbette, sosyal medyada tepki çekeceğimiz düzenlemeler olmasın içinde.

Kimse tepki göstermesin.

Bunun af anlamına geldiğini de kimse bilmesin. Fazla gürültüye gerek yok, sessiz sedasız halledelim.

* * *

Tüm bu paketler, reformlar, büyük hamleler sözleri havada uçuşurken, yargının bir yanında “asıl FETÖ’cü kim” kavgası yaşanıyor, bir yanında harıl harıl dosyalar hazırlanıyor.

HDP eski eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ, hummalı çalışma alanlarından biri.

Demirtaş’ın, Ankara’da yargılandığı ana davada AİHM kararına rağmen tahliye talebini reddeden mahkeme, AİHM Büyük Daire’deki duruşma öncesi aniden tahliye kararı veriyor.

Bu karar çıkana kadar Demirtaş, çoktan İstanbul’daki bir başka davasından 4 yıl 8 ay ceza almış, cezası kesinleştirilmiş durumda.

Ama hesapta hata var, Demirtaş’ın çıkma umudu doğuyor. Mahsuplaşma yapılıyor, denetimli serbestlikle bırakılması için başvuruda bulunuluyor.

Tam o sırada, zaten ana dosyada olan bir suçlamayla ilgili, daha önce isminin geçmediği bir dosya raftan iniyor, buradan ayrı bir tutuklama isteniyor. Demirtaş ve Yüksekdağ için bir tutuklama kararı daha çıkıyor.

Denetimli serbestlikle tahliyesi gerekse de tahliye olamamasının önü alınıyor. Daha önce hükümlü hale getirilerek ön alındığı gibi.

Milli ve yerli avukatlar dururken, yabancı avukatlarla Türkiye’nin hukuk devleti olduğu, yargının siyasi karar vermediği AİHM’de anlatılmaya çalışırken, “Bunları bırakamayız” mesajları geliyor yeniden.

Savcılıklar, yeminli açıklamalarla, Demirtaş’ın adının zaten dosyada bulunduğunu, dosyanın eski olduğunu bildiriyor.

Avukatlar, “inceleyelim” dediğinde ise “kısıtlama” kararı çıkartılıyor.

İnceleyemezsin.

Reform dedikleri, ezberin tekrarı ve kandırmadan ibaret, kendileri de biliyor da kimse bulurduğu pozisyondan bir adım uzaklaşmıyor.

Öyle büyük bir maske ki artık arkasındakileri de gizlemiyor, maske olduğunu anlamak için indirmek bile gerekmiyor.