Erol Anar

10 Nisan 2013

Çerkes soykırımının gölgesinde Soçi Olimpiyatları

Türkiye ve diğer ülkelerde yaşayan diyaspora Çerkeslerinin ana gündemlerini Suriye’de yaşayan Çerkesler, Soçi Kış Olimpiyatları’na karşı yürütülen kampanyalar ile Çerkes Soykırım ve Sürgün Günü etkinliklerinin yapıldığı 21 Mayıs gününü organize etmek oluşturuyor

Türkiye ve diğer ülkelerde yaşayan diyaspora Çerkeslerinin ana gündemlerini Suriye’de yaşayan Çerkesler, Soçi Kış Olimpiyatları’na karşı yürütülen kampanyalar ile Çerkes Soykırım ve Sürgün Günü etkinliklerinin yapıldığı 21 Mayıs gününü organize etmek oluşturuyor. Bu, modern dünyanın yaşadığı en büyük soykırım, sürgün ve tragedyalardan birisidir.

Çerkesler bu konuda dünya kamuoyunun dikkatini çekmek için birçok ülkede çeşitli konferans, sempozyum düzenliyorlar. Sokakta ise Rusya Federasyonu elçilikleri önünde demokratik protesto eylemleri, açlık grevleri ve hatta tek kişilik eylemler organize ediyorlar. Bu çerçevede, “No Sochi 2014” platformları oluşturuldu. ABD’den Çerkesya’ya, Türkiye’den Avrupa’ya, Űrdün’e ve daha birçok ülkeye kadar bu doğrultuda eylem ve toplantılar yapılıyor.

 

Diyaspora Çerkeslerine kısa bir bakış

 

Diyaspora Çerkesleri içerisinde birçok grup var, özellikle de en büyük Çerkes nüfusunu barındıran Türkiye Çerkesleri içerisinde. Bu gruplar, çeşitli nedenlerle, çoğunlukla ortak amaçları olmasına karşın, farklı bakış açıları nedeniyle genelde bir arada hareket edemiyorlar. Ve gözlemlediğime göre de çoğu grubun, başka Çerkes grup ve hareketlerine karşı önyargısı ve tolerans yoksunluğu var.

Ȍnceden Kuzey Kafkasya Kültür Dernekleri Federasyonu çatısı altında bulunan bazı Çerkesler, Çeçenler ve Abhazlar buradan ayrıldılar. Çeçenler ve Abhazlar ayrı halklar olarak kendi dernek ve örgütlenmelerini gerçekleştirdiler. Ȍnceden “Kuzey Kafkasyalı” kimliğinin içine yerleştirilen Çerkeslerin bir kısmı, kendilerini artık “Çerkes” olarak ifade ediyorlar. Bunlar kendi aralarında bölünerek farklı yapı ve örgütlenmeler kurmayı tercih ettiler. İnternet bu grupların ortaya çıkmasını ve seslerini duyurmasını kolaylaştırdı. Çünkü yazılar ve bildirilerin artk kağıda basılıp insanlara tek tek ulaştırılması gerekmiyor. Bunlar internete ücretsiz bir şekilde konuluyor ve dünyanın dört bir yanındaki insanlara anında ulaşıyor. Sanalda kalarak boğulan ve dağılan gruplar da oldu. Sanal ortamda başlayıp gerçek hayatta karşılığını bulan, giderek büyüyen ve sokağa çıkan gruplar da var.

Farklı düşünceleri savunan irili ufaklı birçok grup var. Farklı düşünce ve eylem zenginliği açısından belki böylesi şimdilik daha iyi. En azından bu gruplar birbirlerini “acımasızca da olsa” eleştiriyor ve denetliyorlar. Belki bu ileride ortak hareket etmenin de yolunu tıkamayacak. Çerkesler artık salon kültüründen sonra sokak kültürünü ve demokratik protesto eylemlerini tanımaya ve gerçekleştirmeye başladılar.

Daha eskilerde Çerkes sürgünü ya da göçü ifadeleri kullanıyordu. Son zamanlarda Çerkesya ve soykırım kelimeleri de artık daha sık kullanılmaya ve giderek kamuoyunda da kabul görmeye başladı.

Şimdilik bu konuyu burada noktalayarak yazımın başlığındaki konuya dönmek istiyorum.

 

“Kızıl Çayır”da 2014 Soçi Kış Olimpiyatları

 

Soçi’ye 1993 yılında arkadaşım Paşa ile gitmiş, oradan Abhazya ile Adigey’e geçmiştik. O zamanlar Soçi’nin içinde ve çevresinde ormanlar ve doğal güzellikler mevcuttu. Bugün bölgedeki doğal çevrenin, olimpiyat tesisleri yapmak adına katledildiğini de tarafsız çevre örgütleri raporlarında açıklıyorlar.

Olimpiyatlar için Soçi’nin seçilmesi ise, Çerkesler için ayrı bir anlam taşıyor. Çünkü tarihsel olarak Soçi’nin sahibi Çerkesler. Burası,  Rus Çarlığı tarafından boşaltılmış, buradaki Çerkesler soykırıma uğratılmış, kalanlar ise sürgüne yollanmıştır. İşte bu yüzden Çerkesler, soykırıma uğratılmış atalarının kemikleri ve anıları üzerinde kendilerinden ve tarihsel gerçeklerden hiç söz edilmeden olimpiyat yapılmasına karşı çıkıyorlar.

Ayrıca olimpiyatların merkezi olarak seçilen Krasyana Polyana (gerçek adıyla Kbaada bölgesi) akıtılan Çerkes kanından dolayı “Kızıl Çayır” olarak biliniyor. Burası bazı kaynaklara göre, Çerkes nüfusunun yüzde ellisinin hayatını kaybettiği, katledildiği bir bölge olarak biliniyor.

Çerkesler, Soçi’de olimpiyat düzenlemenin Auschwitz’de olimpiyat yapmaktan farklı olmadığını savunuyorlar. Onlar, Rusya Federasyonu’ndan olimpiyat düzenlemesini değil, gerçek bir özür bekliyorlar.

Onlar bu soykırımın Rusya Federasyonu (RF) tarafından resmi olarak tanınmasını ve sürülen toplumun üyelerinin özgürce ana vatanlarına dönüşüne izin vermesini talep ediyorlar.

Ancak bu olumsuzlara rağmen, diğer bir bakış açısıyla bu Olimpiyat, aynı zamanda denildiği gibi, bu soykırımı dünyaya duyurabilmek için de bir fırsattır.

 

Şimdi adalet zamanı!

 

Rusya Federasyonu, Birleşmiş Milletler’in beş daimi üyesinden birisi ve dünyada etkili bir güç. Fakat Çerkesya dışındaki nüfusu milyonlara ulaşan Çerkes halkı da artık uyanıyor ve sesini çıkarmaya başlıyor. Bu ses, artık gerçekler ortaya çıkarılıp gereği yapılana dek de susmayacak.

Bu yazıda dile getirilen konuları Diyaspora Çerkesleri zaten biliyorlar, ama Türkiye kamuoyunca bu konular yeteri kadar bilinmiyor ve dile de getirilmiyor.

Bir Çerkes atasözü şöyle diyor: “Atı kaybolanın kulağından at sesi gitmez.” Tarihlerini, atalarını, dillerini yitiren ve diyasporada da asimile edilen Çerkeslerin kulaklarından bu acılı tarihin ağıtları eksik olmuyor.

Soykırımın gölgesinde ve Çerkeslerin kemiklerinin üzerinde yakılacak bir olimpiyat meşalesi hiçbir yeri aydınlatmayacaktır. Fakat yine de bir gün gerçekler ortaya çıkacak ve aydınlatılacaktır.

Şimdi intikam değil, ama adalet zamanı!