Candan Yıldız

11 Temmuz 2010

Hayat kısa hayallerini erteleme

19. yy’ın bilimkurgucusu, hayalperesti Jules Verne’nin hayalleri gerçeğe dönüştüğünde, insanlık, dünün hayallerinin bir adım ilerisinde hayaller kurmaya devam etti.

İnsan ufkunun sınırlarını bilmiyoruz.
Uzay gibi tanımlamak mümkün aslında; sınırlı sonsuzluk.   
19. yy’ın bilimkurgucusu, hayalperesti Jules Verne’nin hayalleri gerçeğe dönüştüğünde, insanlık, dünün hayallerinin bir adım ilerisinde hayaller kurmaya devam etti. Biteviye keşfediş bu. Verne’den ilham alanlar bugün o hayallerin sınırlarını zorluyor.
Tıpkı Erden Eruç gibi.
Erden Eruç kas gücüyle devr-i alem için yola çıkanlardan.
Meraklıları biliyordur; 312 gün tek başına, kas gücüyle okyanuslar aştı..Denizlerde kürek çekti, karada bisiklet sürdü, yürüdü ya da tırmandı.
2003 yılında tırmanırken çok yakın arkadaşını kaybettiğinde karar vermiş “hayatın kısa olduğuna, hayallerini ertelememeye.”  Çıkış o çıkış, hala yollarda.
Avustralya-Melbourne merkezi Turkplus televizyonunda Erdin Günçe’ye konuk olan Eruç, yolculuğunun Avustralya aşamasında şimdi. Avustralya’ya gelmek için Pasifik Okyanusunu, Akdeniz’i geçmiş. Papua Yeni Gine’yi kuzeyden güneye yerlilerin yardımıyla aşmış. Mercan Denizi’ni 33 günde geçerek bu kıtaya ulaşmış. Şimdi Güneybatı Avustralya’da. Oradan da hedefi Hint Okyanusu’nu aşarak Afrika kıtasına ulaşmak eğer mevsim şartları uygun olursa.  
Sabah işe kalkar gibi 8 de başlıyor kürek çekmeye, 8 saatlik iş gününü uygun olarak “çalıştıktan” sonra dinlenmeye çekiliyor. Günlük “mesaisini” şöyle anlatıyor Erden Eruç:”O sessizlikte, veri noksanlığında fikirlerim içinde yoğruluyorum. Geçmişimle hesaplaşıyorum. Geleceği planlıyorum. Bir yandanda pedal basar gibi o anı yaşıyorum. Bazen bir balık bir kuş geldiğinde ortamım renkleniyor. Onlar gidince yine yalnızlığıma gömülüyorum.”
Eruç düzenli olarak günlük tutuyor, kaptanın seyir defteri misali günlük yaşadıklarını haber olarak www.kaslagit.com <http://www.kaslagit.com/> adresine giriyor.
Sitesinde 9 temmuzlu günlüğüne göre şimdi Carnarvon’da:  “Kasabanın içine kadar pedal bastım, ta ufak balıkçı limanına kadar gittim. Orada Carnarvon Tackle & Marine dükkanının bahçesinde teknemin sarı gövdesi ben buradayım diye haykırıyordu. Bir önceki gün Kevin Horsley benim yanımdan teknemi römorkla arkasında çekerek geçmiş, dükkanın sahibi Darren ve Janice Baird’e tekneyi teslim etmişti. Nancy de aynı akşam oraya varmıştı. Bir iki telefonlaştıktan sonra balıkçı limanında buluştuk ve orada törenle ayakkabımın ucunu denize değdirdim ve Avustralya’da bisiklet faslı orada bitti.  Burası denize açılmak için ideal olacaktı. Belki bu limanın bulunduğu Dünya Mirası statüsünde olan ve humpback balinaların yavrularını emzirdiği Shark Bay <http://www.sharkbay.org/> adlı körfezi dolaşmak mümkün olabilir. Bu aylarda humpback balinalar Avustralya’nın batı kıyıları boyunca kuzeye göç edip, Kimberley sahillerine ulaşıyor, orada yavrulayıp emziriyorlar. Sonra yavrular biraz palazlanınca soğuk güney denizlerine geri dönüyorlar. Kimberley sahillerinde yapılsın mı diye epey tartışma kaldıran ve aborijin yerlilerin istemediği bir sıvı doğal gaz fabrikası kurulması fikri var. Buralarda daha vakit geçirirsem detaylı yazabilirim.   Western Australia’nın valisi, aborijinler anlaşmayı imzalamazsa o toprakları istimlak ederim, deyip işin içinden çıkmış durumda. Neden bu kadar acele ediyorlar diye merak ediyor insan! Bu havzadan çıkan doğal gazın borularla Port Hedland gibi zaten mevcut olan başka limanlara işlenmek üzere götürülmesi her zaman mümkün, ama bir yerlerde bir muhasebeci nereden bütçeyi kırparız diye kafa yormaya başlayınca nedense hep faturayı doğaya kesiyor, onu hırpalıyorlar. Tamamen kar için gözü dönmüş bu aç gözlü enerji şirketlerinin doğayı korumak için doğru olanı yapacaklarına hiçbir zaman güvenmemişimdir”
Sahi neden bütün bu “delilik”!
Küçük bir iz bırakmak için mi herşey?
Derdi var Erden Eruç’un kendisiyle, toplumla ve dünya ile.
Bu öyle bir dert ki paylaşılabilir, yayılabilir, virus gibi birinden birine geçirilebilir.
Zira başlangıçta kendisi için yola çıkarken, iş dönmüş toplumsal içerik kazanmış. Kar amacı gütmeyen bir vakıf kurmuşlar Seattele’da. Amaç ilkokul eğitimine destek vermek, para bulmak.
Kasla giderken kürekleri bu amaç için çekiyor. Bazen okullarla telekonferans kuruyor. Bütün derdi çocukları etkilemek ve onlara “hayat kısa hayallerini ertelemeyin” demek.
Yolu açık olsun.