Çağnur Öztürk

03 Haziran 2017

Mizah neydi? Mizah emekti

Neden ekranlarımız dramdan geçilmiyor?

İnsanoğlu gülmek de istiyor ama bir yandan da başkalarının acılarından besleniyor.

Bu bir gerçek. Acıdan, kaostan beslenme gerçeği… ama daha çok başkalarının.

Kendinden daha kötü durumda olan karakterin -bu karakter gerçek hayatta da olabilir, bir filmde, dizide de olabilir- düştüğü durumlara bakıp, ahlanıp vahlanıp kendi haline şükrediyor, daha iyi hissediyor.

Instagramın yapılan araştırmalarda; başkalarının mutlu pozlarını, seyahat fotoğraflarını, gül cemalini stalklayan insanda, bunalım yarattığı gerçeği de ortaya çıktı.

Kiiii instagramda zaten herkes mutlu… mutlu, güçlü ve yenilmezler çetesinden…. Kaç kişi gerçeğini gözler önüne serecek şeffalıkta?

Aman yapma, aman paylaşma olumsuzluk, güçsüz sanmasınlar… aman da aman… derken hallerden hallere giriyoruz. Stratejiler kovalasın…

Peki gerçekten başkalarının mutluluğundan bunalıma girebilen insanoğlu, sinemada, televizyon ekranında komedi isteğinde samimi mi?

Peki, neden ekranlarımız dramdan geçilmiyor?

21 Şubat’ta Gani Müjde şöyle bir tweet atmıştı:

Recep İvedik'in 3 günde 2 milyon yaptığı ülkemdeki bir kanalın yöneticisi "Bu sene komedi istemiyoruz, sadece dram alıcaz Gani bey" dedi.

Çünkü gişe gerçekleri ile televizyon gerçekleri şu noktada ayrı işliyor: Komedi dizisini yurt dışında pazarlama ve satma ihtimaliniz çok düşük. Ama “iki kadın bir adam aşk çekilir aradan” minvalinde giden dramı %90 satıyorsunuz. Bir de 140 dakikalık bir komedi dizisini her hafta yazmak da daha zor.

Katharsis ile arınma etkisi, her zaman komediye galip gelir ve sadece tragedyada var. Yukarıda bahsettiğim başka acılar ve korkular ile yüzleşme sert gelir, arındırır, yüzleştirir, iyi hissettirir.

Gani Müjde aynı izleyicinin, benzer komedi dizisinin de alıcısı olacağı öngörüsünde haklı. Ki yeni görüyoruz bunu.

Her komedi filmi yapan, gişeye oynayan da Recep İvedik’ten feyz almasın. O ayrı bir karakter, bir şekilde her haliyle tutuyor ülkede. Recep İvedik 75’e kadar gider de.

Ama siz hikayesi olmayan başkalarının travmasından bile bir duygu yaratamayan bazı gişeciler, memleketçilik üzerinden espri üretmeye devam edebilirsiniz, tek seçeneğiniz bu çünkü hayatlarınızda. Her filme ayrı bir memleket, nothing else matters… (genelde gümleniyor bu art niyetli, durumlarda)

Şimdi bu konulara girmemin nedeni:  Ekranlarımızda, Star TV’de başlayan yeniden sürüm bir ‘Türk Malı’mız ve Fox TV’de yayınlanan, gişenin bağrından kopup gelen ‘Şevkat Yerimdar’ımızın olması.

Neden komedi dizimiz yok ki diye hayıflanırken, alın buyurun.

Gişe filmini alıp ekrana uyarlamak dahice değil elbette, ya tutarsa, ya tutar da reyting el verirse. Fox TV, zaten epey bekletti Şevkat Yerimdar’ı, yaz sezonuna geldi.

Baktığımız zaman her ikisi de reytinglerde başarılı şu an, ben de bekliyordum. Recep İvedik’in gişe başarısı ile bu iki dizinin başarısında izleyici profili açısından net bir korelasyon var. İçerikleri açısından bir sözüm yok, tükeniğim.

Devir de, Diriliş Ertuğrul, Savaşçı, Söz, İsimsizler, Vatanım Sensin’in tuttuğu devir…

***

Aslında son yıllara bakıp artık eşlerini benzerlerini göremediğimiz şöyle de güzel komedilerimiz vardı: Tatlı Hayat, Avrupa Yakası, Leyla ile Mecnun, Üsküdar’a Giderken, İşler Güçler…

Bir dönem ekranlar  pek daha güzeldi, özgürdü. Siyasi, toplumsal hicivin yapılabildiği zamanlar. Olacak O Kadar’lar. Plastip Showlar vb.

Gün sonunda, mizah tehlikeli, mizah yapmak zor (gerçeğini ama zevzeğini değil) mizahı anlamak zor, anlatmak da zor. Mizah neydi? Mizah emekti, mizah riskti. Penguen de kapandı…

Geçmişte, demokrasimiz daha ileri miymiş ki?